18 Kasım 2014 Salı

Murat Dalkılıç: "Bogdanovic'i Keyifle İzledim"


Dün akşam, Fenerbahçe Ülker - Galatasaray Liv Hospital derbisinin oynandığı Fenerbahçe Ülker Sports Arena tribünleri, ünlü isimleri de ağırladı. Sarı-Lacivertli taraftarın yoğun ilgi gösterdiği karşılaşmayı izleyenler arasında Fenerbahçeliliği ile bilinen müzisyen Murat Dalkılıç ve oyuncu Merve Boluğur da vardı.

Büyük heyecana sahne olan derbi mücadelesinde kazanan taraf Fenerbahçe Ülker oldu. Basketbolu profesyonel olarak oynamış olan sanatçı, takımı ve maç ile ilgili görüşlerini Türkiye Basketbol Ligi (TBL) resmi sitesi tbl.org.tr'ye anlattı.

Bu sezon ilk olarak derbi maça geldiğini belirten Dalkılıç, “Uzun zamandan beri basketbolu takip etme fırsatı bulamıyordum ama Fenerbahçe Ülker gerçekten çok iyi bir takım kurdu. Ben de özellikle gelip izlemek istedim.” şeklinde konuştu.

Fenerbahçe taraftarı olarak, takımın performansından memnun olduğunu belirten sanatçı, derbi ilgili şunları söyledi;

“Galatasaray gerçekten çok iyi bir takım. Açıkçası daha başa baş bir mücadele izlemeyi bekliyordum, ancak fark beklediğimden de çabuk açıldı. Bunda, hem kendi sahamızda oynamamızın hem de takım olarak çok iyi performans göstermiş olmamızın etkisi var. Özellikle de Emir ve Bogdanovic'i çok başarılı buldum. Bu akşam gerçekten formundan hiç ödün vermeyen bir Fenerbahçe Ülker vardı sahada. Bu nedenle mücadeleyi büyük bir keyifle izledim, çok güzel bir maç oldu.”

6 Ocak 2012 Cuma

Fenerbahçe üzerinde oynanan oyunlar

Öncelikle dün yaşanan süreci, en başından beri dikkatle takip ettim. Bu yazıyı dün akşam yazmak istiyordum fakat kafamda o kadar çok karmaşık olay vardı ki, onları bir araya getirip toparlayamadım. Dün akşam kafamı yastığa koyduğumda, o kafamdaki karma karışık olan tüm olayları teker teker analiz etme ve bunlardan bir sonuç çıkarmaya çalıştım. Bugün de kendi analizlerimi sizlerle paylaşmak için bu yazıyı yazmaya karar verdim. Yazı biraz uzun olabilir. Bunun için öncelikle sizden özür diliyorum.

Öncelikle dün TBF'nin internet sitesinden saat 13:55'te "TBF Disiplin Kurulu kararları" başlığı altında, disiplin kurulunun kendisine verilen raporlar doğrultusunda almış olduğu kararlar açıklandı. Alınan kararlardan biri de geçtiğimiz hafta Sinan Erdem'de oynanan Galatasaray maçında yaşanan olaylarla ilgili karardı. Bu maçtan dolayı Disiplin Kuruluna 14 maddelik bir rapor sunulmuş. Şimdi sırasıyla bu verilen kararları değerlendrelim.
a-Rakip takım sporcuları ısınmak için sahaya çıktıklarında, Fenerbahçe Ülker taraftarları tarafından rakip takım yarı sahasına yabancı madde atılması ve sporcuların ısınmalarının engellenmesi,
Bu ilk madde. Burada asla taraftarın yaptıklarını savunmayacağım. Yapılan yanlış bir hareket. Her ne durumda olursa olsun sahaya yabancı madde atımı ve küfür yapılmamalıydı.. Yapılmamalıydı ama bu ülkemizde oynanan ve branş farketmeksizin tüm derbilerde yaşanan bir olaydır. Bu sezon Sinan Erdem'de oynadığımız Beşiktaş maçında da, geçen sene final serisinde oynadığımız Galatasaray maçında da tüm deplasmanlarımızda oyuncularımız sahaya çıkarken toplu halde küfür yemişler, bunun yanı sıra sahaya bozuk paradan çakmağa kadar birçok yabancı madde atılmıştı. Diyeceğim şudur ki bu istenmeyen olaylar her derbi maçta yaşanmaktadır. Ancak federasyon bu zamana kadar, bu olayların yaşandığı hiçbir maça saha kapatma cezası vermemiştir.
b-Yine müsabaka öncesinde Fenerbahçe Ülker taraftarları tarafından toplu olarak küfürlü tezahüratlarda bulunulması, bu eylemler nedeniyle 1. anonsun yapılması,
c-Hava atışından hemen önce Fenerbahçe Ülker taraftarlarının sahaya yabancı madde atmaları neticesinde 2. kez anons yapılması,
Bu zamana kadar hiçbir Avrupa Ligi'nde ve ülkemizdeki liglerde ben maç başlamadan önce 2 defa "resmi" anons yaptırıldığını görmedim. Göreniniz, duyanınız varsa lütfen yorum bölümüne yazsın. Bilmiyorsam bende öğrenmiş olayım. Yine bir örnek vermemiz gerekirse, bu zamana kadar oynanmış tüm derbileri göz önüne alalım. Hangisinde maç başlamadan önce küfür edilmedi? Maç öncesi küfürün sadece rakiplerimizin sahasında yapıldığını söylemiyorum. Geçen sezon final serisinde Sinan Erdem'de ev sahibi olduğumuz maçlara da gittim. Onlarda da maçtan önce küfür edildi. Ama hiçbir şekilde böyle bir anons yaptırılmadı. Ne oldu da bu maçta Teknik Komiser ve hakemlerin anons yaptıracağı tuttu? İnanın yapılan 2 "resmi" anonstan o salondaki taraftarın haberi bile yoktu. Yani oradaki federasyon görevlileri ve hakemler adeta taraftarı uyutarak maçı daha başlamadan gerilim hattına çevireceklerinin işaretini verdi.
d-Müsabaka sırasında, üçüncü periyotta yine Fenerbahçe Ülker taraftarları tarafından sahaya yabancı maddeler atılması neticesinde 3. kez anons yapılması,
e-Hakemlerin 3. anonsu takiben müsabakaya ara vererek soyunma odasına gittikleri sırada atılan maddenin müsabakanın yardımcı hakemine isabet etmesi,
f-Hakemlerin olaylar nedeniyle sahayı terk etmeleri ve müsabakanın 15 dakika duraksaması,
g-Hakemler oyunu devam ettirmek için sahaya döndüklerinde Fenerbahçe Ülker
taraftarlarının toplu olarak müsabaka hakemleri aleyhinde küfürlü tezahüratlarda bulunmaları,
Yukarıda dedim ya, maç başlamadan önce gerilimin arttırılacağının sinyallerini verdiler diye. İşte buyrun. Patlama noktası burası. Şu yukarıda 3. anons deniliyor. Anlamıyorum; ilk iki anonsu oyunun içerisinde ne zaman yaptırdınız? Geçtiğimiz sene Trabzon'da oynanan Trabzon Basket-Fenerbahçe Ülker maçının ilk dakikasından son dakikasına kadar hem oyuncularımız, hem başkanımız hemde sahadaki hakemler aleyhine "aralıksız" küfürlü tezahürat yapıldı. Sonuç; sadece 1 kez anons yaptırıldı. Düşünebiliyor musunuz; 40 dakika boyunca aralıksız edilen küfürlere sadece 1 anons yaptırıldı. Şimdi soruyorum, Trabzon'da bu kurallar geçerli değilmiydi? İstanbul'da küfür yasak, Trabzon'da serbest miydi? Orada hakemlere ana avrat sövülürken federasyon hakemlerini korumuyormuydu? Yşne birçok bilinmezlikle bu maddeleride yutturdular.
h-Fenerbahçe Ülker Takımı’nın görevlendirdiği anons yetkilisinin, anons sistemini
yönergelere aykırı olarak tamamıyla seyirciyi yönlendirmek amaçlı kullanması,
Evet bu olay ilk defa bu maçta oldu. O nedenle bu raporu hazırlayan kişiyi tebrik ediyorum. Üzerinde fazla yorum yapılacak bir konu değil. Taraftara sadece "ıslık" diye anons yaparak çok büyük bir suç işledi!!
ı-Müsabaka öncesinde, basın tribününün arkasındaki boş alana seyirci alınmaması yönündeki karara rağmen, bu bölüme biletsiz ve bu müsabakaya ait olmayan biletler ile seyirci alınması, müsabakada görevli özel güvenlik görevlilerinin, müsabakanın teknik komiserinin ve lig komiserinin tüm uyarılarına rağmen gerekli güvenlik önlemlerini almamakta ısrar etmeleri,
j-Özel güvenlik görevlilerinin üst aramalarını özensiz yaparak salona çok sayıda yabancı maddenin sokulmasına sebep olmaları,
Basın Tribününün arkasına sadece bu maçta değil, tüm içerde oynadığımız maçlarda taraftar alınır. Orası zaten taraftar tribünü olarak geçiyor. Ama maçtan önce oraya taraftar alınmayacak diye bir karar neden alındı onu anlamış değilim. Eğer salona o maça ait olmayan biletlerle yahut biletsiz seyirci alınmışsa ona diyecek sözüm yok. Bu büyük bir yanlıştır. Fakat burada sorgulanması gereken özel güvenlik görevlilerinin işlerini ne kadar ciddiye alıp, yaptığıdır. Bunun hiçbir savunulacak tarafı yok.
k-Salon koridorlarında sigara içilmesi,
l-Müsabaka öncesinde Fenerbahçe Ülker Takımı tarafından ısınma süresince “lig sponsoru” Molten’in haklarına aykırı olarak farklı marka top torbasının sahanın ortasında bulundurulması,
m-Fenerbahçe Ülker Takımı Yetkilisi olarak bildirilen Cenk Renda’nın, kendisine yapılan uyarılara rağmen müsabakanın teknik komiserine yardımcı olmaması,
n-Fenerbahçe Ülker Takımı’nda görevli kondisyoner Radoman Skecic ve malzemeci Erkan Karaca’nın kurallara rağmen akreditasyon kartı takmamaları,
Yukarıdaki gerekçelere ise hiçbir itirazım yok. Eğer raporda belirtildiği gibi olmuşsa ceza kaçınılmazdır. Bunlara verilecek olan ceza; maddi para cezası olmalıdır.

Burada asla cezaya karşı olduğum anlaşılmasın. Galatasaray maçında yaşanan olaylar elbetteki cezasız asla geçiştirilemez. Verilen ceza kimine göre doğrudur da. Ama şu var; bu cezalar verilirken "ADİL" bir şekilde verilmelidir. Geçen sezonki final serisinde Abdi İpekçi'de oynanan 3 maçın toplamına sadece 2 maç saha kapatma cezası verilirken, Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımıza sadece tek maçta çıkan seyirci olayları nedeniyle 2 maç seyircisiz oynama cezası verilmesi bana pekte adil bir ceza gibi gelmiyor. Üstelik son zamanlarda önce Emir'e verilen "ŞOK" ceza, ardından da bu. Bana pek tesadüf gibi gelmiyor. Fenerbahçe üzerinde branş farketmeksizin oynanan oyunları artık hepimizin görmesi lazım.

Sezon başı Fenerbahçe Universal Bayan Voleybol Takımımızın en önemli oyuncusu olan Naz Aydemir'e Milli Takım Kampına sakat olduğu için gitmemişken, Fenerbahçe'nin antrenman tesislerine gelmesinden dolayı verilen ceza sonucu Fenerbahçe sezon başında Süper Kupa'yı kaybetti. Keza aynı şey Futbol, geçen sezon Bayan Basketbol ve bu sezonda Erkek Basketbol Takımı üzerinde devam ediyor. Artık buna yönetimimizinde bir el atması, onca sporcunun emeğini, alın terini bazı kendini bilmezlere ezdirmemesi lazım. Dün de ilk tepki kulüpten geldi ve gereken açıklama yapıldı. Buna oldukça fazla sevindim. Umarım artık yönetimimiz bu olaylara tepki vermede, geri adım atmazlar.

Bu arada yarın oynanacak olan Fenerbahçe Ülker-Anadolu Efes maçı, Fenerbahçe Ülker Arena'dan, Caferağa Spor Salonu'na alındı. Bu maçın saatide daha önce açıklanan 20:00'de değil, saat 13:00'e alındı. Ayrıca yarın oynanacak maça Basketbol Federasyonu'nun almış olduğu karar gereği 14 yaşını doldurmamış çocuklar ve yanlarında bir refakatçi bayan ücretsiz olarak izleyebilecek. Maçın biletleri tahminime göre yarın Caferağa Spor Salonu'ndaki gişeden satışa sunulacaktır.

Ayrıca Anadolu Efes maçı için alınmış olan biletlerde 25 Ocak'ta oynayacağımız Turkish Airlines Euroleague Top 16 G Grubu ikinci maçı olacak olan EA7 Emporio Armani Milano maçında geçerli olacak. Bu maça gitmek istemeyen taraftarlar, biletlerini Biletix'e iade edip paralarını geri alabilecekler. Bu cezadan dolayı, Anadolu Efes maçıyla açılması planlanan Fenerbahçe Uluslarası Spor Kompleksi Ülker Sports Arena, bir Euroleague maçıyla açılmış olacak.

1 Ocak 2012 Pazar

Fener bitti demeden hiçbir maç bitmez!!


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin 13. Haftasında 30 Aralık Cuma günü ezeli rakibi Galatasaray Medical Park ile karşılaştı. Sinan Erdem Spor Salonu'nda kapalı gişe oynanan mücadeleyi dördüncü periyodun son 5 dakikasındaki etkili oyunuyla 80-79'luk skorla Sarı-Lacivertli Ekibimiz kazandı. Bu skor ile yeni yıla Galatasaray galibiyeti ile giren takımımız, ayrıca bizlere de en güzel yeni yıl hediyesini vermiş oldu.

Her saniyesi büyük bir heyecan fırtınasına sahne olan 2011'in son derbisi, adına yakışır gibi geçti. İki takımda maça çok tempolu başladı. Galatasaray bu sezon çok kullandığı hızlı hücumu bize karşıda iyi uygulayarak başladı. Biz ise Ukic ve Emir gibi iki yaratıcı oyuncumuzun olmadığı maça savunma sertliğiyle başlamayı tercih ettik. Rakibi zorlayacağımız top kayıplarıyla hücum etmeyi düşündük. Çünkü Ukic'in sakatlığından dolayı takımın birinci guardı konumuna gelen Curtis'in ne yazıkki hücumda takımı organize etme gibi bir özelliği yok. Bu nedenle onun oyunda kaldığı sürede savunma özelliğinden yararlanmak hücum etmeyi tercih ettik. Bunda maçın büyük bir bölümünde de başarılı olduk diyebilirim. Ancak aynı şekilde kaptırdığımız toplarda ise çok kolay sayılar yemeye başladık ki bu savunma anlayışıyla sahaya çıkmış bir takım için en büyük dezavantajdır. Bunun eksilerini de skor ve oyun anlamında ne yazıkki sahada aldık. İlk periyodu dört sayı farkla geride tamamladık.

İkinci periyotta da aynı senaryo değişmedi. Üstüne üç sayılık atışlardaki inanılmaz düşük yüzdemiz de devam etti. Devreyi 1/11 üç sayı isabet ile bitirmiş olmamız bunun en açık göstergesiydi. Ki bu tek basketimizde ikinci periyotta Ömer Onan'dan gelmişti. Son haftalarda çok fazla sayı yediğimiz boyalı alandan bu maçta da çok rahat sayılar verdik Galatasaray'a. Ancak Kaya Peker'in ilk ve ikinci periyottaki muazzam oyununu göz ardı etmemekte fayda var. Kaya bu zamana kadar önemli maçlarda özellikle de bu maçlar derbi maçlarsa çok ayrı bir konsantrasyonla oynayan bir oyuncuydu. Ancak Galatasaray maçına nasıl hazırlanmışsa hem mental olarak hemde fiziksel olarak muazzam bir maç çıkardı. Her topa atladı. Hücum ribaundlarını zorladı. Savunmada çok büyük katkı yaptı. Kısacası Kaya, bu sezonki en iyi basketbolunu oynadı. İkinci periyotta da doğru hücum edemedik ama savunmadaki direncimiz sayesinde farkın açılmasına da izin vermedik ve soyunma odasına dört sayı geride girdik.

Maçın ikinci yarısına ise adeta Engin Atsür mucizesiyle başladık. Çok zor bir sakatlık dönemini atlatan ve yeni yeni form tutan Engin'in sazı eline alması ve ard arda bulduğu 5 sayı ile mücadelede uzun bir aradan sonra öne geçtik. Ancak pota altında Darius Songaila ile Luksa Andric'i yine tutamamamız ve ilk yarıda üç sayı çizgisinden potaları döven iki takımında ikinci yarıya ard arda gelen üç sayılık basketlerle başlaması skor olarak iki takımından farkı açmasını engelledi. Bu arada bir pozisyonda ard arda iki Galatasaraylı oyuncunun açık bir şekilde yaptığı stepsleri görmeyen ve ardından üç sayı yememize neden olan hakemlere taraftarlardan büyük tepki geldi. Salonda değildim ancak televizyondan izlediğim kadarıyla sahaya yabancı maddeler atılmış. Bunun neticesinde de hakem üçlüsü soyunma odasına gitti ve salonda aonos yaptırıldı. Oyun yaklaşık 10 dakika durduktan sonra taraftarların yatıştırılmasıyla birlikte tekrardan başladı. Ancak şunu belirtmeden geçmek istiyorum. Geçen sezon Abdi İpekçi'de oynanan final serisi son maçının son 2 dakikasında sahaya aralıksız atılan yabancı maddelerde de hakemlerin aynı tutumu sergileyip soyunma odasına gitmelerini beklerdim. Tamam taraftarın yaptığı yanlış olabilir. Basketbol salonlarında asla görmek istemediğimiz olaylar ama hakemlerinde bu maçlara ayrı bir konsantrasyon olması gerekiyor. Salonda 15000 kişinin gördüğü iki steps'i de sen göremiyorsan burada bir sorun var demektir. Neyse biz maça dönelim. Çok dağınık hücum ettiğimiz ilk üç periyotta Galatasaray'ın farkı açmasına izin vermememiz bu ilk üç periyot için belkide tek artı yönümüzdü. Bu periyodu da Sarı-Kırmızılılar altı sayılık üstünlükle tamamladılar.

Ve o herşeyin değişeceği son periyoda geldik. Final periyoduna da çok iyi başladığımız söylenemez. Peiyodun ilk dakikalarında gelen karşılıklı üç sayılık hücumların ardından ardarda iki takımdan da top kayıpları geldi. Ancak maçın başından beri Galatasaray'ın ikili hücumlarına bir türlü çare bulamamış olmamızdan dolayı yine Andric'den sayılar yemeye başladık. Farkta bu arada 11 sayıya kadar çıkmıştı. Ancak o dakikadan itibaren tribünlerin müthiş desteğini arkasına alan takımımız maça tutunmaya başladı. Galatasaray'a 15000 kişiyle birlikte savunma yapan Sarı-Lacivertli oyuncularımız hücumda da 15000 kişiyle rakibinin üzerine gider oldu. Sayı farkı her hücumda kapanmaya başladıki, Marko Tomas'ın arka arkaya bulduğu iki üçlük isabetle skor eşitlendi. İşte o anda maç adeta tekrardan başladı. Spahija'nın molası dönüşünde iyi savunma yapan takımımız potasında sayı görmeden Engin'le hücumda sayı buldu ve skorda öne geçti. Ardından Galatasaray hücumunda Lakovic'in topun kontrolünü kaybetmesi sonucunda yine Engin'in kaptığı top ile Curtis boş smacı vurdu ve bir anda skorda 80-76'lık üstünlüğü yakaladık. Galatasaray, coach Mahmudi'nin molasından sonra Lakovic ile üç sayılık basket buldu. Son hücum şansımızda ise Engin'in turnikesi son anda potadan dönünce hücum sırası Galatasaray'a geçmişti. Hücumda Tutku'nun Oğuz'a yaptığı açık ve net faulü de görmeyen hakemler sayesinde Galatasaray bomboş bir üçlük fırsatı buldu. Ancak kullanılan atışın basket olmaması bizim maçı kazanmamızdan çok, hakemler açısından büyük bir şans oldu. Çünkü bir gerginliği daha o salonun kaldıracağını zannetmiyorum. Neyse ki maçı kazasız belasız kazandık ve Sinan Erdem'e de galibiyet ile veda ettik.

Bu maçta takımımız adına en büyük kazanç şüphesiz ki Engin Atsür oldu. Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilir. Bana göre Engin, Ukic'ten de üst düzey bir basketbolcu. Bu maçta bunu herkes görmüştür sanırım. Ukic'in yaptıklarının yanı sıra yapamadığı şeyleri de yaptı. Bulduğu 16 sayı ile takımımızın ve maçın en skorer ismi oldu. Türk basketbolu ve Fenerbahçe Ülker için Engin çok ama çok önemli biz kazanç.

Karşılaşmayı Profesyonel Futbol Takımımızın oyuncularından Emre Belözoğlu, Serdar Kesimal, Selçuk Şahin ve Özer Hurmacı ile Fenerbahçe Universal Bayan Voleybol Takımımızın oyuncularından Yağmur Koçyiğit'te salondan takip etti. Bu belkide çok gereksiz gibi gözükse de aslında bir "Spor Kulübü" kimliği taşıyan camianın nasıl kenetlendiğinin, branş farketmeksizin sporcuların birbirlerine ne oranda destek verdiklerinin en güzel kanıtı.

Son olarakta yazıyı geç yazdığım için sizlerin yeni yılını da kutlayamadım. Gecikmeli de olsa hepinizin yeni yılını kutlar, 2012'nin herkese sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu bir yıl olmasını dilerim. Yeni yılda herşey gönlünüzce olsun..

30 Aralık 2011 Cuma

Fenerbahçe sevgisi engel tanımaz!!


Tarih, 30.12.2011
Yer, Sinan Erdem Spor Salonu
Fenerbahçe Ülker - Galatasaray Medical Park maç sonu
Sarı-Lacivert'e gönül verenler tribünde seviniyor, zıplıyor, galibiyeti kutluyor
Ama sahada bir kardeşimiz, ağabeyimiz, renkdaşımız...
Belki de 15.000 kişiden daha fazla atıyor o an kalbi,
15.000 kişiden daha çcşkuyla kutluyor bu derbi galibiyetini
Ama nasıl?
Resmin sağında boş duran bir tekerlekli sandalye
Sol tarafta ise engelleri kaldırmış, yüreğindeki Fenerbahçe sevgisini ortaya çıkarmış bir insan
İşte bu şekilde kutluyor derbi galibiyetini,
Curtis'le omuz omuza vermiş, Fenerbahçesi için tek ayağı üzerinde zıplayarak kutluyor
Biz boşuna demiyoruz; Fenerbahçe sevgisi Engel Tanımaz! diye..

15 Ekim 2011 Cumartesi

Bu (Hamsi) sezon(-u) bereketli geçecek


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin ilk hafta mücadelesinde Abdi İpekçi Spor Salonu'nda Trabzonspor ile karşılaştı. Taraftarının desteğini arkasına alan takımımız, maçın başından sonuna kadar üstün bir oyun sergileyerek sahadan 25 sayılık fark ile 88-63 galip ayrıldı. Sarı-Lacivertli Ekibimiz bu skorla lige, galibiyet ile başlamış oldu.

Maçın ilk periyodunda savunmamızı oturtamadık. Geçtiğimiz sezona oranla bu sezon, savunmamızda istenilen düzeye gelemediğimiz için ilk çeyrek 20 sayı yedik. Hücum alternatifi çok yüksek olan bir takımız. Hücumda tıkanma yaşadığımız zaman devreye girecek çok fazla oyuncuya sahibiz. Fakat bu sene geçtiğimiz sezona oranla savunmada biraz esnek kalıyoruz. İlk periyot bunun dezavantajını yaşadık. Ama hücumdaki performansımız sayesinde ilk periyodu 3 sayı farkla önde kapatmayı bildik.

İkinci periyodun başlarında savunmamızı bir kademe arttırdık fakat bu sefer hücumda dengesiz ve oyun planımız dışında atışlar yapmak zorunda kaldık. Fakat savunmamızın oturmaya başlaması skorda geriye düşmemizi engelledi. Çeyreğin ortalarına doğru hücum ritmimizide bularak Trabzonspor potasında sayılar bulmaya başladık. Curtis ve Hakan'dan gelen iki üçlük biraz olsun bize moral aşılamıştı. Ama savunmada Bojan, Curtis ve James Gist ilk yarıda istenilen seviyeye bir türlü gelemedi. Roko Ukic'in ilk yarının bitimine bir saniye kala potaya yolladığı üç sayılık top çemberden geçince takımımızda soyunma odasına 10 sayılık fark ile gitmeyi başardı.

Üçüncü periyot tam anlamıyla muazzam geçti. Savunma sertliğimizi Euroleague seviyesine çıkarttık. Hücumdaki silahlarımızı en etkili bir şekilde kullandık. Birde ön alanda tam saha baskı yapınca Trabzon'u adeta Abdi İpekçi'nin parkelerinde perişan ettik. Trabzon bizim bu oyunumuz karşısında 6 küsur dakika sayı üretemezken biz bu süre boyunca 22-0'lık inanılmaz bir seriye imza attık. İlk yarının savunmada ve hücumda eksik kalan isimlerinden Curtis'ın inanılmaz savunması ve bu savunmaya Kaya Peker'in de destek olmasıyla Trabzon'a nefes aldırmadık. Periyodun son üç dakikası neredeyse top bizim sahamıza bile gelmedi. Yarım sahada basketbol oynadık. Özellikle bu periyotta taraftarın olağanüstü desteğide takımımıza bir itici güç oldu. Takımımız, 61. sayısını bulduğunda ise salon adeta yıkıldı. Bu skor boyunca Trabzonspor aleyhinde tezahüratlar başladı salonda. Temmuz ayı başından bu yana, Fenerbahçe Taraftarının sinirlerini bozan, uykularını kaçıran olayların hıncını çıkartırcasına taraftar adeta deşarj ediyordu kendini. Bu duygu yoğunluğu fazla olan anlarda bile taraftarlarımızın en ufak bir taşkınlık dahi yapmaması, Büyük Fenerbahçe Taraftarının "Büyüklüğünü" birkez daha dosta düşmana gösterdi. Salonda bende o dakikalarda kendimden geçmişim. Omuzlarımdan kuzenim tutmasa kendimi iki sıra önce bulabilirmişim. :) Uzun süre unutulmayacak olan bu periyotta sadece 5 sayı yedik. Bu olağanüstü bir rakam.

Son periyoda farkın 30'a çıkmış olmasının verdiği rahatlıkla başladık. Tribünler maçın gerginliğini atmış, galibiyet şarkıları söylemeye başlamıştı. Sahada da farkı giderek açan bir takım vardı. Trabzon, üçüncü periyodun verdiği moral bozukluğuyla son periyoda gardı düşmüş bir şekilde başladı. Farkı azaltmak için zorlama üç sayılık atışlara yöneldi. Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız ise maç disiplininden kopmamış bir şekilde maçı ciddi bir şekilde oynadı. Sadece son 3 dakikaya girildiğinde galibiyetin kesinleşmesinden sonra oyun direncimiz düştü ve Trabzon'dan arka arkaya birkaç sayı yedik. Maçın sonlarına doğru Erbil ve Berkay gibi genç oyuncularımızda süre aldılar. Taraftarımızla-Takımımızın İstanbul'daki ilk buluşmasında (Daha önce oynanan Two Nations Cup'ta taraftar ilgisi çok düşüktü.) güzel bir oyun ve unutulmayacak bir akşam yaşadık.

Trabzon karşısında, maçın başından sonuna kadar hep üstün oynadık. Oyunun tüm hakimiyeti bizim elimizdeydi. İlk yarı savunmamızda istenilen sertliğe ulaşamamış olsakta, ikinci yarıda özellikle üçüncü periyottaki savunma performansıyla farkı 30 sayıya kadar çıkarttık. Bu takımın hücumda sıkıntı yaşamayacağı zaten görülüyor. Bir oyuncumuz hücumda sıkıntı yaşamaya başlasa hemen bir başka skorerimiz devreye girer ve takıma sayı katkısı sağlar. O nedenle biz bu senede savunmamızı Euroleague seviyesinde yapmaya devam edelim, geçen sezonki sertliğimize ulaşalım, hücumda işimiz kolay. Bu yazımda, oyuncular üzerinden bir değerlendirme fazla yapmadım, çünkü onu yarın bir başka yazımda sizlere sunacağım.

Bugün salonun bazı kesimlerinde büyük boşluklar olsada sevdasını haykırmaya salona gelmiş taraftar gruplarımıza ve münferit taraftarlarımıza sonsuz teşekkürler. Ben uzun zamandır basketbol maçlarına gidiyorum, ilk kez bu kadar bağıran, tezahürat yapma isteği içinde barınan bir topluluk gördüm. Salona gelmiş olan münferit taraftarlarımıza da bizlere bu duyguyu yaşattıkları için ayrıca teşekkür ederim. Tüm salonun tezahürat yaptığı az maç izleriz, işte bu da, o maçlardan biri oldu. Bu maça imkanı olupta gelmeyenler çok şey kaçırdı diyebilirim. Neticeye dönecek olursak; lige farklı bir galibiyetle başladık. Bu bizim için büyük moral oldu. Şimdi çarşamba akşamı yine Abdi İpekçi'de Caja Laboral ile Euroleague sezonunu açıyoruz. O maçta tribünlerin daha dolu olması dileğiyle..

15 Haziran 2011 Çarşamba

Bu maçtan çok ders çıkarmalıyız!!


Dün gece herşey hazırlanmıştı. Taraftar şampiyonluk moduna girmiş, salon şampiyonluk için süslenmişti. Ama bunların hepsi de ne yazıkki oyuncularımızın üzerinde ters tepki yarattı. Burda en büyüksuç kesinlikle taraftarındı. Maç boyunca rakip hucumlarda ıslık yerine şampiyonluk besteleri söyleyen, maçın en kritik anlarında oturduğu koltuktan kalkmaya tenezzül etmeyen ve bu duruma tepki olarak kendi içinde bölünmeler yaşayan bir taraftar topluluğu önünde kazanmak ne kadar mümkün olabilirdi ki? Olmadı da. Bu yanlış yönlendirmeler sahada oyuncularımıza da yansıdı. Maçı erken koparmak için herbirinin elleri titredi, en kritik atışları ardarda kaçırdılar. Hızlı sonuca gidebilmek için mantıklı düşünmeden hareket ettiler ve olmaması gereken hücumlar yaptılar.

Bugün maçın detaylarından bahsetmek istemiyorum. Bu maçın hangi nedenlerle kaçtığından, yapılan yanlışlardan bahsetmek istiyorum. İlk olarak Spahija'nın kadro seçimi beni şaşırttı. Uzun süredir sakat olan Kinsey'i kadroya alıp, final serisinde takımımızın en iyilerinden olan May'i tribüne yollamıştı. May'in yokluğunda pota altımız ve ribaundlarımız adeta çöktü. Sonra belkide maçı kaybettiğimiz son 48 saniyede 1 sayı önde olmamıza rağmen verdiği taktik tam anlamıyla felaketti. Spahija düzeyindeki bir koçun bu hatayı yapması beni gerçekten çok şaşırttı. Son 48 saniyede 1 sayı öndeyken ettiğimiz hücumda topu son saniyeye kadar kullanmadık. Son saniyeyi bekledik ve atışımızda girmedi. Bu yapılan hücumda 24 saniye süresi eksilince sadece geriye 1 hücumluk 24 saniye kaldı. Bu hücumda topu hızlı kullanıp sayı bulma yoluna girsek son top bize kalacaktı. Hadi kullanmadın tamam. Son hücumda savunmana güvenip neden topu kullanmalarını bekledik. Neden faul yapıp son hücumu kendimiz kullanmayı denemedik?? Şansa veya değil sonuçta o yaptığımız hata maçı kaybettirdi. Son hücumda pota altına topu indirmek için tek uzunla değil, bençte oturan Oğuz yada Kaya'dan birini oyunu alarak kullanmalıydık. Topu pota altına indirip, orda her iki oyuncumuzdan birine atış fırsatı yakalatmalıydık. Ama koç tek uzunla bunu yapmayı deneyince Lavrinovic'te içerde sıkı markajdan kurtulamadı.

Dün geceki maçta, hem biz taraftarlar hem de oyuncular tam anlamıyla bocaladık. Şimdi yapmamız gereken bu maçtan hem oyuncular hem de biz taraftarlar gerekli dersleri alıp, Abdi İpekçi'de ki maçı kazanıp şampiyonluğa bir an önce uzanmak. Eğer şampiyonluk son maça kalırsa rakibinde konsantrasyonu artmış, isteği tavan yapmış olacak. Buna imkan vermeden, cuma akşamı deplasmanda kazanmalı ve şampiyon olmalıyız..

13 Haziran 2011 Pazartesi

Bugün Şampiyonluk günü


Bu yılla beraber son 5 yılın finalisti, bu 5 yılda 3 kez mutlu sona ulaşmış ve 1 kez de elindeki şampiyonluğu çok tahlihsiz bir şekilde kaçırmış bir takımız. Şimdi ardarda gelen beşinci yılda 4. Şampiyonluk için sahaya çıkacak bu takım. Bu akşam Sinan Erdem öyle bir hale gelecek ki; Fenerbahçe karnavalı oluşacak 17.000 kişilik bu dev salonda. Taraftar daha günler öncesinden maçın biletlerini tüketti. Takım, son maçın verdiği rehavete kapılmadan tüm çalışmalarını aynı ciddiiyetle sürdürdü ve şu anda kampta. Salon, bir gelin edasıyla süslendi. Herşey hazırlandı. Sadece saatlerin 20:00'yi göstermesi bekleniyor. O saatte ne mi olucak; Fenerbahçe Ülker Şampiyonluk maçına çıkacak. Rakip ise ezeli rakibimiz Galatasaray Cafe Crown.

Bu akşam ki çok farklı bir atmosferde oynanacak. Çünkü Fenerbahçe Ülker taraftarının desteğiyle artı motivasyonla, Galatasaray Cafe Crown ise hem yenilirlerse serinin biteceğinin bilincinde ve serinin ilk iki maçında toplam 43 sayı fark yedikleri bir salonda, coşkulu bir taraftarın önünde oynamanın verdiği tedirginlik, stres ve gerilim ile sahaya çıkacak. Bizim oyuncularımız sene başından beri gösterdiler ki; bu maça son maç havasıyla çıkmayacaklar. Bu maçın derbi olduğunun ve en önemliside final serisinde olduğumuzun bilincindeler. Buralarda yapılacak en ufak laubaliliğin şampiyonluğu geciktireceğinin bilincindeler. O nedenle bu akşamda son dakikaya kada savaşan, topu kapmak için elinden gelen mücadeleyi gösteren, rakibini asla küçüğmsemeyen bir Fenerbahçe Ülker izleyeceğiz.

Vee bizler.. Salondaki 17000 kişi.. Sonuç her ne olursa olsun.. 20 sayı önde de olsak, 20 sayı geride de olsak takımımıza, maçın sonuna kadar tüm desteğimizi vereceğiz. Şunu unutmayalım, taraftar maçı bırakırsa, sahadaki oyuncuda oyunu bırakır. Bu psikoloji böyledir. Bizler Fenerbahçe taraftarı olarak maçı alacak ve takımımızla bu kupayı bu akşam kaldıracağımıza inanıyoruz.

O zaman uzun lafın kısası; Haydi, Sarı-Lacivert için atan kalpler! 5'te 5 için sizler televizyon başında bizler salonda bu coşkuyu hep beraber yaşamaya... "Şampiyon Fener" sesleriyle bir kez daha coşmaya, yaşadığımız ili, ilçeyi, mahalleyi sabaha kadar uyutmamaya.. Bir SPOR KULÜBÜ'nün tarihi başarısıyla coşmaya.. Son 5 yılda 4. Şampiyonluğu kutlamaya Hazır olun!

6 Haziran 2011 Pazartesi

İlk maçta eze eze...


Maç başlamadan önce kazanacağımızı biliyordum ama bu kadar fark olacağını tahmin etmiyordum. Tahmin etmememin nedeni; Galatasaray Cafe Crown'un bizle baş edebilecek güçte olması değil, bizim oyuncularımızın 2. maçı düşünerek sayı farkı açıldığında oyunu rölantiye alacaklarını düşünmemdi.

Maçı değerlendirmeye geçersek, Mücadele kısaca şunu söyledi bize; Fenerbahçe Ülker, Galatasaray Cafe Crown'dan kat ve kat daha tecrübeli ve daha kaliteli bir takım. Bunu zaten biz biliyorduk ama 21 sene sonra finale çıkan rakip takımın taraftarları bu görüşün tam tersini iddaa ediyorlardı. Onlara göre hala Galatasaray bu seriyi 4-1 kazanabilirmiş.. Neyse biz kendimize bakalım. Şu anda elimizdeki bu kadronun (Kinsey, Mirsad, Vidmar ve Engin gibi çok rahat ilk 5 başlayabilecek ve ayrı bir takımla ligimizde şampiyonluğa oynayabilecek güce sahip sakatlarımız olmasına rağmen) Türkiye Ligi'nin üstünde olduğunu bir kez daha kanıtladık dosta düşmana. Maçta 9 kişilik bir rotasyonla oynadık. Buna Oğuz'un 2 dakikada 3 faul ile uzun süre kenarda kalmasıda eklenince uzun rotasyonunda elimizde sadece Kaya, Lavrinovic ve geldiği günden beri hep eleştirilen May kaldı. İlk yarının geri kalan 18 dakikasında hep bu 3 uzunu rotasyonda kullandık. Bu dezavantaja rağmen Emir'in pota altını harika beslemesiyle May bu maçta takımın en iyilerinde biri oldu. Ömer, gıcık olduğum Tutku'ya yaptığı savunma ve hücumdaki başarısı ile yine sayı yükümüzü çeken isim oldu. Kaya bu maçta topu kazanmak için kendini yerlere attı ve belkide Fenerbahçe kariyerindeki en istekli maçını oynadı, Tomas, en kritik dakikaların adamı olduğunu bir kez daha gösterdi. Lavrinovic, gs'lı oyuncuların yüzünde patlattığı bloklarına birde hücumda, özlediğimiz bitiriciliğini de ekledi...

Sonuç olarak; Biz dün sahada sadece yapmamız gerekeni yaptık. Kendimizi fazla zorlamadan alışık olduğumuz oyunu oynadık. Ve özelliklede bu sene alıştığımız galibiyetlerden birini aldık. Şimdi 2. maçıda kazanmamız durumunda çok büyük bir avantaj yakalıycaz. Bu maç bu serinin max. 5 maçtan fazla sürmeyeceğini gösterdi.

Taraftarlara da muhteşem desteği için ayrı bir teşekkür etmek istiyorum. Fenerbahçe Taraftarının büyülküğünü bir kez daha gösterdik.

3 Haziran 2011 Cuma

Final serisinin ilk maçı "Kapalı Gişe!"


Final serisinin ilk maçı için satışa sunulan biletler 2 gün gibi kısa bir sürede tamamen tükendi. Fenerbahçe taraftarı her zamanki gibi yine üzerine düşen görevi en iyi şekilde yapmak için salondaki yerini alacak ve 15.000 kişi oyuncularımızı motive edip, galibiyet için onlara en büyük desteği sağlayacak.

Büyük Fenerbahçe taraftarı branş ayırt etmeden her zamanki gibi Fenerbahçe Formasının mücadele ettiği her yerde olduğu gibi yarın akşamda Sinan Erdem'deki yerini alacak. Bizleri 5'te 5 hedefimize götürecek son halkayı oluşturan Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımıza, bu maçta başarılar diliyor, Büyük Taraftarlarımıza da takımımızı yalnız bırakmadıkları için kendi adıma teşekkür ediyorum.


Hep beraber Sinan Erdem'deyiz..

Finalin basın toplantısı yapıldı


Beko Basketbol Ligi’nde Final Serisi öncesi Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız ile Galatasaray Cafe Crown’un antrenör ve oyuncuları Ataköy Sheraton Otel'de düzenlenen basın toplantısında bir araya geldi. Toplantıda her iki takım oyuncuları ve koçları sağduyu mesajları verdiler. Bu kritik seri öncesi verilecek mesajlarda bir o kadar önemliydi. İki ezeli rakibin finalinde en büyük temennimiz tabiki de üzücü olayların yaşanmaması olacak. Deplasmana rakip takım taraftarları alınmıyacak ama, ev sahibi oynayan takımın taraftarlarına burda büyük iş düşüyor.

Bizler Fenerbahçe taraftarları olarak son yıllarda bu tür olayların yaşanmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Salonlarda küfür etmemeye, sahaya yabancı madde atmama konusunda çok fazla yol katettik. Elbetteki bu bir DERBİ. Sinirler gerilebilir, fakat bu durumlarda sadece takımımızı desteklemeli ve rakibi ıslıklarla etki altına almalıyız. Sahaya yabancı madde atarak değil. Ben sinirlerin gerildiği zamanlarda Sinan Erdem'de kötü olayların yaşanacağını tahmin etmiyorum. Fakat aynı durum ne yazıkki Abdi İpekçi için geçerli değil gibi duruyor. Umarım Galatasaray Cafe Crown taraftarlarıda ortamı germeye yol açmadan sadece kendi takımlarını desteklerler.

Toplantıda Baş Antrenörümüz Neven Spahija ve Takım Kaptanımız Ömer Onan açıklamalar yaptılar.

Neven Spahija: "İyi bir antrenöre sahip takıma karşı oynayacağız. Ancak bütün zorlukların farkındayız ve takımımıza güveniyoruz. Özellikle final serisinde en üst seviyede oynamaya devam edeceğiz. Bir kez daha şampiyon olabilmek için en iyi oyunumuzu ortaya koyacağız” diye konuştu.

Ömer Onan: "Biz basketbol ailesinin mensupları olarak mutluyuz. Bu senenin hak eden iki takımı final oynuyor. Biz iyi bir seri yakaladık ve az maç kaybettik. Galatasaray Cafe Crown’da sezon boyunca iyi bir performans sergiledi. Final serisinde güzel maçlar izlettirmeye çalışacağız. Son yıllarda şampiyonluğun en büyük adayıyız. Sanki ilk kez şampiyon olacak gibi iyi oynamaya istekli olmaya çalışacağız. Sezon içerisinde büyük sakatlık sorunları yaşadık. Ancak biz elimizden geleni yapacağız. Rakibimiz Galatasaray Cafe Crown’a da başarılar diliyorum. Basketbolseverlere iyi maçlar izlettireceğiz” diye konuştu.