27 Haziran 2012 Çarşamba

Kemal Dinçer: "Mirsad'a görkemli bir jübile önerdik"


Fenerbahçe Basketbol Şubesi Genel Koordinatörü Kemal Dinçer, Basketfaul.com sitesine takımla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Kemal Dinçer’in açıklamaları şu şekilde:

‘Dün (Salı) Mirsad’ı arayarak konuştum, Fenerbahçe ve Türk basketbolu adına şükranlarımı ilettim ve kendisine Türk basketbol tarihinin en görkemli jübilesini vaad ettim. Kabul ettiği taktirde Avrupa’nın dev takımlarından birini İstanbul’a getirerek jübilesini yapacağız. Ayrıca Fenerbahçe’de bir gelenek başlatarak 6 numaralı formasını salonumuza asacağız. Mirsad teşekkür etti ve karar vermek için süre istedi.

Kaya Peker’in sözleşmesini fesh etme opsiyonumuzu kullanmayacağız. Yani Kaya Peker gelecek sezon da bizimle olacak. Alt yapıda bulunduğu günlerden beri tanıdığım Kaya Peker’in bize katkı vermeye devam edeceğinden kuşkum yok. Hem saha içinde, hem saha dışında bize çok yardımcı olacak.

Engin Atsür ile konuştum ve tutmak istediğimizi söyledim. Engin çok karakterli ve Fenerbahçe’ye çok yakışan bir isim. Parayı ön planda tutmadığını ancak daha fazla oynamak istediğini söyledi. Ben de onun bu düşüncesine saygı duydum. Gelişmelere bağlı olarak temaslarımızı sürdüreceğiz. Kalabilir de, gidebilir de..

Coach Pianigiani İtalya Milli Takımı ile birlikte olacağından kampın ilk 15 gününü kaçıracak. Bu da çok önemli değil. Bu sırada yardımcısı Ertuğrul Erdoğan, İtalya’da kendisiyle bir araya gelerek gerekli bilgileri aktaracak. Bizim için Ertuğrul Erdoğan, olmazsa olmazlardan biri. Bizim için çok değerli.’
 
Öncelikle Mirsad konusuna değinelim. Dün Mirsad'ın yapmış olduğu açıklamalarıda sizlerle paylaşmıştık. Mirsad yönetimin alacağı her karara saygı duyacağını iletmişti. Benim kendi düşüncelerime göre Mirsad daha bir sezon 10-15 dakika süre alsa bu takıma ciddi katkı sağlayabilirdi. Ciddi bir sakatlıktan çıkmasına rağmen, sakatlık dönüşü TOP 16'da oynadığı 5 maçta takıma verdiği ribaund katkısı ile TOP 16'nın ribaund kralı olmuştu. Sahada gösterdiği hırs, azim ve kazanma arzusuyla takım için kritik bir rol üstlenmişti. Açıkçası Mirsad'ın bu sezon basketbolu bırakması beni fazlasıyla üzer. Çünkü bizim jenerasyona basketbolu sevdiren isimlerin başında geliyor Mirsad Türkcan. Fakat basketbolu bırakma fikrine olumlu yaklaşırsa önerilen jübile teklifide bizde bir çığır açacak nitelikte. Özellikle 6 numaralı formasını emekliye ayırıp salona asmak Mirsad'a verilecek en büyük gurur ve mutluluk olacaktır. Mirsad bu gururu taşımayı fazlasıyla hak eden bir oyuncu. İyi bir Fenerbahçeli. Formayı emekliye ayırma fikri çok anlamlı. Mirsad'ın kabul etmesi durumunda yeni bir tarih yazılacak Türk Basketbolunda. Mirsad, bundan önce defalarca olduğu gibi yine bir ilki başaracak. 

Kaya konusuna gelecek olursak açıkçası bizde geçirdiği 2 sezon boyunca Efes Pilsen günlerinden çok uzakta bir görüntü çizdi. Oyunun savunma kısmında takıma katkı vermediğini söylersem Kaya'ya haksızlık etmiş olurum. Ama günümüz basketbolunda oyunu tek yönüyle oynayan oyuncularla da başarı ne yazıkki çok zor. Kaya hücumda kendi geliştirdiği çok enteresan bir atış stilini kullanıyor. Bunda pek başarılı olduğunu da söyleyemeyiz. Uzak mesafeden de şut yüzdesi oldukça düştü. Yani sadece savunmada sertlik kazandırmak için takımda tutulacaksa bence büyük b,r hata olur. Ama coach Pianigiani'nin sisteminde Kaya'ya da bir rol verilecekse ve bu rolün hakkını vereceğine inanılıyorsa o zaman söylenecek çok fazla şey yok. Hocanın kendi insiyatifinde olan birşeydir.
 
Engin Atsür ile daha önce görüşüldüğünün açıklanması oldukça sevindirici bir haber. Bu zamana kadar Engin konusunda hiçbir bilgi verilmemişti. Haliyle taraftarda Engin ile iplerin koptuğunu düşümeye başlamıştı. Engin yaşadığı sakatlıktan dolayı neredeyse 1,5 sezon oynama şansı bulamadı. Bu sezon takıma kazandırılan Barış Ermiş ile Engin'in takımda kalacak olması demek şu an ligimizdeki en iyi iki yerli oyun kurucunun Fenerbahçe bünyesinde bulunduğu anlamına gelecek. Alınacak yabancı bir guard ile de bu mevki de Fenerbahçe Ülker çok daha güçlü olacak. Ancak Engin daha fazla süre almak istediğini belirtmiş. Üst düzey üç oyun kurucunun olduğu bir takımda haliyle sürelerde belli bir dengede olacaktır. Engin belki o çok beklediği 20-25 dakikalık süreleri alamayacak ama kalması halinde kendisinin en verimli şekilde katkıda bulunması sağlanacak. Engin, karakterli ve düzgün bir sporcu. Fenerbahçe formasını da hakkıyla taşıyacaktır. Ama son karar Engin'in. Kalırsa iyi bir sezon geçireceğine yürekten inanıyorum.
 
Ertuğrul Erdoğan ise Fenerbahçe'nin emektar antrenörü. Bu zamana kadar Aydın Örs, Bogdan Tanjevic, Neven Spahija ve şimdi de Simone Pianigiani ile birlikte çalışacak.  Birlikte çalıştığı her coachtan hep birşeyler kaptığına inandığım bir isim. Tanjevic'in sağlık problemleri nedeniyle takımın başında olamadığı Efes final serisinde takımı şampiyonluğa taşımış bir isim. Kemal Dinçer'in de dediği gibi bizim için çok değerli. Ben ileride Fenerbahçe Ülker'de Baş Antrenörlük görevine getirileceğine yürekten inanıyorum. Bu sezonda takımı yeni sezona ilk o hazırlayacak. Pianigiani'nin yokluğunda onun yerine takımı idare edecek. İleride çok başarılı bir antrenör olacağına inandığım bir isim. Çünkü bu zamana kadar çok değerli coachların yanında staj yapma fırsatı buldu. Onların bilgi ve birikimlerinden fazlasıyla yararlandı. Bu da Ertuğrul hoca için en büyük şans olsa gerek.

1 Ocak 2012 Pazar

Fener bitti demeden hiçbir maç bitmez!!


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin 13. Haftasında 30 Aralık Cuma günü ezeli rakibi Galatasaray Medical Park ile karşılaştı. Sinan Erdem Spor Salonu'nda kapalı gişe oynanan mücadeleyi dördüncü periyodun son 5 dakikasındaki etkili oyunuyla 80-79'luk skorla Sarı-Lacivertli Ekibimiz kazandı. Bu skor ile yeni yıla Galatasaray galibiyeti ile giren takımımız, ayrıca bizlere de en güzel yeni yıl hediyesini vermiş oldu.

Her saniyesi büyük bir heyecan fırtınasına sahne olan 2011'in son derbisi, adına yakışır gibi geçti. İki takımda maça çok tempolu başladı. Galatasaray bu sezon çok kullandığı hızlı hücumu bize karşıda iyi uygulayarak başladı. Biz ise Ukic ve Emir gibi iki yaratıcı oyuncumuzun olmadığı maça savunma sertliğiyle başlamayı tercih ettik. Rakibi zorlayacağımız top kayıplarıyla hücum etmeyi düşündük. Çünkü Ukic'in sakatlığından dolayı takımın birinci guardı konumuna gelen Curtis'in ne yazıkki hücumda takımı organize etme gibi bir özelliği yok. Bu nedenle onun oyunda kaldığı sürede savunma özelliğinden yararlanmak hücum etmeyi tercih ettik. Bunda maçın büyük bir bölümünde de başarılı olduk diyebilirim. Ancak aynı şekilde kaptırdığımız toplarda ise çok kolay sayılar yemeye başladık ki bu savunma anlayışıyla sahaya çıkmış bir takım için en büyük dezavantajdır. Bunun eksilerini de skor ve oyun anlamında ne yazıkki sahada aldık. İlk periyodu dört sayı farkla geride tamamladık.

İkinci periyotta da aynı senaryo değişmedi. Üstüne üç sayılık atışlardaki inanılmaz düşük yüzdemiz de devam etti. Devreyi 1/11 üç sayı isabet ile bitirmiş olmamız bunun en açık göstergesiydi. Ki bu tek basketimizde ikinci periyotta Ömer Onan'dan gelmişti. Son haftalarda çok fazla sayı yediğimiz boyalı alandan bu maçta da çok rahat sayılar verdik Galatasaray'a. Ancak Kaya Peker'in ilk ve ikinci periyottaki muazzam oyununu göz ardı etmemekte fayda var. Kaya bu zamana kadar önemli maçlarda özellikle de bu maçlar derbi maçlarsa çok ayrı bir konsantrasyonla oynayan bir oyuncuydu. Ancak Galatasaray maçına nasıl hazırlanmışsa hem mental olarak hemde fiziksel olarak muazzam bir maç çıkardı. Her topa atladı. Hücum ribaundlarını zorladı. Savunmada çok büyük katkı yaptı. Kısacası Kaya, bu sezonki en iyi basketbolunu oynadı. İkinci periyotta da doğru hücum edemedik ama savunmadaki direncimiz sayesinde farkın açılmasına da izin vermedik ve soyunma odasına dört sayı geride girdik.

Maçın ikinci yarısına ise adeta Engin Atsür mucizesiyle başladık. Çok zor bir sakatlık dönemini atlatan ve yeni yeni form tutan Engin'in sazı eline alması ve ard arda bulduğu 5 sayı ile mücadelede uzun bir aradan sonra öne geçtik. Ancak pota altında Darius Songaila ile Luksa Andric'i yine tutamamamız ve ilk yarıda üç sayı çizgisinden potaları döven iki takımında ikinci yarıya ard arda gelen üç sayılık basketlerle başlaması skor olarak iki takımından farkı açmasını engelledi. Bu arada bir pozisyonda ard arda iki Galatasaraylı oyuncunun açık bir şekilde yaptığı stepsleri görmeyen ve ardından üç sayı yememize neden olan hakemlere taraftarlardan büyük tepki geldi. Salonda değildim ancak televizyondan izlediğim kadarıyla sahaya yabancı maddeler atılmış. Bunun neticesinde de hakem üçlüsü soyunma odasına gitti ve salonda aonos yaptırıldı. Oyun yaklaşık 10 dakika durduktan sonra taraftarların yatıştırılmasıyla birlikte tekrardan başladı. Ancak şunu belirtmeden geçmek istiyorum. Geçen sezon Abdi İpekçi'de oynanan final serisi son maçının son 2 dakikasında sahaya aralıksız atılan yabancı maddelerde de hakemlerin aynı tutumu sergileyip soyunma odasına gitmelerini beklerdim. Tamam taraftarın yaptığı yanlış olabilir. Basketbol salonlarında asla görmek istemediğimiz olaylar ama hakemlerinde bu maçlara ayrı bir konsantrasyon olması gerekiyor. Salonda 15000 kişinin gördüğü iki steps'i de sen göremiyorsan burada bir sorun var demektir. Neyse biz maça dönelim. Çok dağınık hücum ettiğimiz ilk üç periyotta Galatasaray'ın farkı açmasına izin vermememiz bu ilk üç periyot için belkide tek artı yönümüzdü. Bu periyodu da Sarı-Kırmızılılar altı sayılık üstünlükle tamamladılar.

Ve o herşeyin değişeceği son periyoda geldik. Final periyoduna da çok iyi başladığımız söylenemez. Peiyodun ilk dakikalarında gelen karşılıklı üç sayılık hücumların ardından ardarda iki takımdan da top kayıpları geldi. Ancak maçın başından beri Galatasaray'ın ikili hücumlarına bir türlü çare bulamamış olmamızdan dolayı yine Andric'den sayılar yemeye başladık. Farkta bu arada 11 sayıya kadar çıkmıştı. Ancak o dakikadan itibaren tribünlerin müthiş desteğini arkasına alan takımımız maça tutunmaya başladı. Galatasaray'a 15000 kişiyle birlikte savunma yapan Sarı-Lacivertli oyuncularımız hücumda da 15000 kişiyle rakibinin üzerine gider oldu. Sayı farkı her hücumda kapanmaya başladıki, Marko Tomas'ın arka arkaya bulduğu iki üçlük isabetle skor eşitlendi. İşte o anda maç adeta tekrardan başladı. Spahija'nın molası dönüşünde iyi savunma yapan takımımız potasında sayı görmeden Engin'le hücumda sayı buldu ve skorda öne geçti. Ardından Galatasaray hücumunda Lakovic'in topun kontrolünü kaybetmesi sonucunda yine Engin'in kaptığı top ile Curtis boş smacı vurdu ve bir anda skorda 80-76'lık üstünlüğü yakaladık. Galatasaray, coach Mahmudi'nin molasından sonra Lakovic ile üç sayılık basket buldu. Son hücum şansımızda ise Engin'in turnikesi son anda potadan dönünce hücum sırası Galatasaray'a geçmişti. Hücumda Tutku'nun Oğuz'a yaptığı açık ve net faulü de görmeyen hakemler sayesinde Galatasaray bomboş bir üçlük fırsatı buldu. Ancak kullanılan atışın basket olmaması bizim maçı kazanmamızdan çok, hakemler açısından büyük bir şans oldu. Çünkü bir gerginliği daha o salonun kaldıracağını zannetmiyorum. Neyse ki maçı kazasız belasız kazandık ve Sinan Erdem'e de galibiyet ile veda ettik.

Bu maçta takımımız adına en büyük kazanç şüphesiz ki Engin Atsür oldu. Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilir. Bana göre Engin, Ukic'ten de üst düzey bir basketbolcu. Bu maçta bunu herkes görmüştür sanırım. Ukic'in yaptıklarının yanı sıra yapamadığı şeyleri de yaptı. Bulduğu 16 sayı ile takımımızın ve maçın en skorer ismi oldu. Türk basketbolu ve Fenerbahçe Ülker için Engin çok ama çok önemli biz kazanç.

Karşılaşmayı Profesyonel Futbol Takımımızın oyuncularından Emre Belözoğlu, Serdar Kesimal, Selçuk Şahin ve Özer Hurmacı ile Fenerbahçe Universal Bayan Voleybol Takımımızın oyuncularından Yağmur Koçyiğit'te salondan takip etti. Bu belkide çok gereksiz gibi gözükse de aslında bir "Spor Kulübü" kimliği taşıyan camianın nasıl kenetlendiğinin, branş farketmeksizin sporcuların birbirlerine ne oranda destek verdiklerinin en güzel kanıtı.

Son olarakta yazıyı geç yazdığım için sizlerin yeni yılını da kutlayamadım. Gecikmeli de olsa hepinizin yeni yılını kutlar, 2012'nin herkese sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu bir yıl olmasını dilerim. Yeni yılda herşey gönlünüzce olsun..

30 Ekim 2011 Pazar

Hoşgeldin Engin!!


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin 3. haftasında Bandırma Kırmızı'yı ağırladı. Abdi İpekçi Spor Salonu'nda, dün oynanan mücadeleyi Sarı-Lacivertli Ekibimiz rahat bir oyunla 93-60 kazandı ve ligde 3'te 3 yaptı. Takımımız ile Bandırma Kırmızı arasında çok büyük bir kalite ve tecrübe farkı vardı. O nedenle bu maçın teknik analizini yapmak pek doğru olmaz. Maç sonu koç Spahija'nın da dediği gibi antrenman havasında geçen bir mücadele oldu. Bu yüzden bu maçla ilgili kısa kısa notlar paylaşacağım sizlerle.

İlk önce Kaptanımızla başlamamız lazım. Dün oynanan maçta harika bir oyun sergiledi. Bu sezonki en iyi mücadelesini ortaya koydu. Rakip her ne kadar bizim seviyemizde olmasada rakibi küçümsemeden bir derbi maçı oynuyormuşçasına konsantre ve rakibine saygı duyan bir oyun ortaya koydu. Fenerbahçe taraftarının baştacı olan Ömer, dünde takımının en skoreri oldu. 4/4 2 sayı, 4/5 3 sayı isabetle oynayıp 20 sayı ile takımımızın en skoreri oldu. Fenerbahçe taraftarlarının her maça çıkmadan önce aman sakatlanmasın diye dua ettiği bir isim Ömer. Bu sezon form tutması biraz geç oldu ama önemli olan bu formu geç tutup, sezon sonuna kadar sürdürmesi. O tecrübeye fazlasıyla sahip bir oyuncu.

Sezon fırtına gibi başlayan ama son 3 maçta yokları oynayan Bojan Bogdanovic için bu maç çok önemliydi. Kolay rakip karşısında ortaya koyacağı iyi oyun ve bulacağı sayılar kendine olan özgüvenini tekrardan geri kazandıracaktı ona. Maça da Koç ilk beşte başlattı. Bundan önce oynanan Antalya Bşb ve Caja Laboral maçlarını 0, Olympiacos maçında da serbest atışlardan bulduğu 2 sayıyla tamamlamıştı. Bu maçta eski kimliğine yakın bir oyun sergiledi. 5/7 2 sayı, 1/3 3 sayı 5/5 serbest atış isabetiyle oynayıp, 18 sayı kaydederek takımımızın en skorer ikinci oyuncusu oldu. Hafta içi oynayacağımız kritik Nancy maçı öncesi bu performans ve moral Bojan için çok iyi oldu.

Bir ufak parantezde James Gist için açmak lazım. Sezonun ilk başlarında çok eleştirildi. Ama benim bu yeni transferler arasında Bojan ile birlikte koruduğum ve sahip çıktığım oyuncuydu Gist. Çünkü potansiyali olan bir oyuncu. Yeterki potansiyalinin farkına varsın. Son iki maçta üç sayı çizgisinin dışındaki inadından vazgeçmeyi başardı. Pota altından hücumları tercih etmesi onun adına bir fayda. Ama çok hareketli olduğu için bazen kolay atışları kaçırabiliyor. Oyunun şov yönünü daha çok seven bir oyuncu. Bir özelliği varki hepiniz farketmişsinizdir: Tam bir ribaund canavarı.. Ribaundları çok yüksekten alabiliyor. Olympiacos maçında olduğu gibi dün de 11 sayı, 12 ribaund ile double-double yaptı. Bu performansının artarak devam etmesi en büyük temennimiz.

Dün oynanan maçta birde ilk yaşandı. Dile kolay tam 15 ay sonra Milli Oyuncumuz Engin Atsür sakatlığını tamamen atlatıp, ilk kez Fenerbahçe Ülker formasıyla sahaya çıktı. Engin'e sahaya girmek için oturduğu değişiklik sandalyesinde başlayan taraftar desteği, oyunda olduğu her dakika artarak devam etti. Taraftarın kendisini sıcak bir şekilde karşılaması ve oyuna ısınmasının ardından ilk maçı olmasına rağmen iyi bir performans sergiledi. Maçta 17 dakika 24 saniye süre aldı ve 8 sayı, 3 asist ile tamamladı. 15 ay sonra ilk kez oynadığı maç için bu performans gayet iyi. Tam hazır olmasına maksimum 1 ay daha var. Ama maçlarda süre aldıkça bu hazır hale gelme aşaması dahada kısalacaktır. Engin, tam hazır olduğu zaman Curtis'e ihtiyaç kalmaz. Tek dileğim, Engin'in bir daha bu kadar zor bir sakatlıkla karşılaşmaması. Çünkü, Türk Basketbolunun ve Fenerbahçe Ülker'in ona çok ihtiyacı var.

Kaya dünkü maçta iyi bir oyun sergiledi. Oyunda olduğu anlarda neredeyse Bandırma Kırmızı pota altından hiç sayı üretemedi. Ama Efes'teki yıllarını hala mumla arıyoruz. Oğuz'un sahada olduğu bölümde pota altımız en yumuşak karnımız oldu. Bandırma'da Jerome McGhee o bölgeden çok sayı buldu. Oğuz kalıbına göre bir savunmacı değil. O kalıba sahip bir oyuncunun o kadar kolay geçilmesi anlaşılır gibi değil. Eğer düzelmezse bu sene Oğuz'dan çok çekeceğimiz var..

Son olarakta koça değinmek istiyorum. Dün maç boyunca oyuncularına eşit süreler vermeye çalıştı. Fakat, çok erken kopan bir maçta Metecan Birsen ve Berkay Candan gibi gelecek vaad eden gençlere 3 dakika gibi kısa bir süre sahada yer vermesini anlamış değilim. Bu çocuklar bu tür maçlarda süre alarak tecrübe kazanacaklar. Bu maçta oynatmayıp, hangi maçta oynatacağını açıkçası ben bilmiyorum koçun. Umarım bir daha böyle erken kopan maçlarda daha uzun süreler verir bu iki genç yeteneğe.

Şimdi önümüzde çok kritik bir Nancy maçı var. O maçta en azından salonun yarısının dolması lazım. Bu takımda umut var.. Hemen karamsarlığa kapılmayalım. İki kötü sonuç alındı diye takıma sırt çevirmeyelim. Bunu yazıp, söylemekten dilimde tüğ bitti ama sezona nasıl başladığından çok nasıl bitirdiğin önemlidir. Taraftar takıma olan güvenini göstermeli ki takımda havaya girsin. Yoksa "yok ben takıma kırgınım, bunlarda ruh kalmamış" gibi düşünceler takımı ateşlemez. Salona gidip destek olan taraftar takımı ateşler. Bunu unutmayalım lütfen. Buradan da herkesi 3 Kasım Perşembe akşamı Abdi İpekçi Spor Salonu'nda oynanacak olan SLUC Nancy maçına bekliyorum.