29 Haziran 2015 Pazartesi

Türkiye, Euroleague'de bir ilki yaşayacak


Turkish Airlines Euroleague'de 2015/2016 sezonunda mücadele edecek olan takımlar açıklandı. Euroleague yönetimi bugün gerçekleştirdiği son görüşme ile yeni sezonda ligde mücadele edecek olan 24 takımı açıkladı.

Açıklanan listede ülkemizden A Lisansına sahip Fenerbahçe Ülker ve Anadolu Efes'in yanı sıra, TBL'nin son şampiyonu Pınar Karşıyaka B Lisansı ile; TBL çeyrek finalisti Darüşşafaka Doğuş ise Wild Card ile yer aldı. Bu sonuçla Türkiye tarihinde ilk kez 4 takımıyla Avrupa'nın en prestijli liginde temsil edilecek.

2015/2016 Turkish Airlines Euroleague'de mücadele edecek takımlar şöyle:

TAKIM (ÜLKE) LİSANS YEREL LİG DURUMU
Anadolu Efes (TUR) A Lisansı Finalist
BC Khimki Moskova (RUS) B Lisansı Finalist
Brose Basket (ALM) B Lisansı Şampiyon
Cedevita Zagreb (HIR) B Lisansı ABA Ligi Finalist
Kızıl Yıldız (SIR) B Lisansı ABA Ligi Şampiyonu
CSKA Moskova (RUS) A Lisansı Şampiyon
Darüşşafaka Doğuş (TUR) Wild Card Çeyrek Finalist
Dinamo Sassari (İTA) B Lisansı Şampiyon
EA7 E.Armani Milan (ITA) A Lisansı Yarı Finalist
FC Barcelona (İSP) A Lisansı Finalist
Fenerbahçe (TUR) A Lisansı Yarı Finalist
FC Bayern Münih (ALM) Wild Card Finalist
Laboral Kutxa (İSP) A Lisansı Çeyrek Final
Limoges CSP (FRA) B Lisansı Şampiyon
Lokomotiv Kuban (RUS) Wild Card Yarı Finalist
Maccabi Electra (İSR) A Lisansı Yarı Finalist
Olympiacos (YUN) A Lisansı Şampiyon
Panathinaikos (YUN) A Lisansı Finalist
Pınar Karşıyaka (TUR) B Lisansı Şampiyon
Real Madrid (İSP) A Lisansı Şampiyon
Stelmet Zielona Gora (POL) B Lisansı Şampiyon
Strasbourg (FRA) Wild Card Finalist
Unicaja Malaga (İSP) B Lisansı Yarı Finalist
Zalgiris Kaunas (LİT) A Lisansı Şampiyon
Yeni Euroleague sezonuyla ilgili bilgi notları:
  • Türkiye, yeni sezonda İspanya ile birlikte Turkish Airlines Euroleague'de en fazla takımla temsil edilecek ülke olacak. (4 takım)
  • Darüşşafaka Doğuş dışında 1 yıllık Wild Card ile Euroleague'e davet edilen diğer takımlar; Bayern Münih, Lokomotiv Kuban ve Strasbourg oldu.
  • Euroleague yönetimi İngiltere'den boşalan bir Wild Card'ı B Lisansına dönüştürerek, Türkiye Ligi şampiyonu Pınar Karşıyaka'yı yeni sezonda lige dahil etti.
  • Geçtiğimiz yıllarda düzenlenen Euroleague ön eleme turu bu sene oynanmayacak. Yeni sezon açıklanan 24 takım ile başlayacak.
  • 2015/16 sezonu Euroleague ve EuroCup grup kuraları 9 Temmuz Perşembe günü, İispanya'nın Barselona şehrindeki Mediapro Auditorium'da çekilecek.
Türkiye, EuroCup'ta da 4 takımla temsil edilecek

Euroleague Yönetimi, THY Euroleague'in yanı sıra EuroCup'a da katılacak takımları açıkladı. EuroCup'ta da yeni sezonda ülkemiz 4 takım ile temsil edilecek. Bu takımlar; Banvit, Beşiktaş (Wild Card), Galatasaray (Wild Card) ve Trabzonspor olarak açıklandı.

5 Eylül 2013 Perşembe

Genç oyuncularda yaprak dökümü başladı


Fenerbahçe Ülker; Nedim Buza, Kerem Sipahi gibi geleceğin en önemli basketbol yıldızları arasında gösterilen gençleri kadrosuna katarken altyapısından yetişen, genç takım oyuncularından da kadro düşünülmeyenler ile yollarını ayırıyor. Baş antrenör Zeljko Obradovic'in EuroBasket'te yer alan oyuncular nedeniyle eksik başlanan sezon öncesi hazırlık kampında denediği genç oyunculardan kadroda düşünmedikleri birinci lig ve ikinci lig takımlarına gönderildi. Takımdan ayrılan oyuncular arasında Can Maxim Mutaf, Erbil Eroğlu, Berkay Candan, Mehmet Şanlı, Mert Çiner ve Ayberk Güleryüz yer alıyor.

Fenerbahçe Ülker Altyapısının ürünü olan Can Maxim Mutaf, 2006/2007 sezonu itibariyle A Takım kadrosunda yer almaya başlamıştı. Türk basketbolu için gelecek vadedilen oyunculardan biri olarak gösterilmesine rağmen bir türlü istenen sıçramayı yapamaması sahada süre almasını da kısıtladı. 4 sezon boyunca Fenerbahçe Ülker bençinin gediklisi olarak kadroda yer aldıktan sonra 2011/2012 sezonunda Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne kiralık olarak gönderildi. Sezon boyu uzun süreler alsa da istenen düzeye bir türlü ulaşamadı. Mersin'de geçen bir sezonun ardından tekrar Fenerbahçe Ülker'e dönen Mutaf, geçtiğimiz sezonun devre arasında Pınar Karşıyaka takımına kiralanmıştı. Bu sezon için takımda kalıp kalmayacağı merak edilen oyuncu, Obradovic'le görüşerek uzun süreler alabileceği bir takıma gitmek istediğini iletti. Obradovic'te kendisini kadroda düşünmediğini belirterek oyuncunun transferine onay verdi. Can, bu sezon Beko Basketbol Ligi'ne yükselen Trabzonspor Basket ile anlaştı ve Karadeniz'in yolunu tuttu.

Can gibi bir başka gelecek vadeden oyuncu olan Erbil de Fenerbahçe Ülker de kalıcı olabilecek seviyeye bir türlü ulaşamadı. 2000 yılında girdiği Fenerbahçe Ülker altyapısından 2009/2010 sezonunda A Takıma yükseldi. Basketbol otoriteleri tarafından geleceğin önemli oyun kurucularından biri olarak gösterilen Erbil, Fenerbahçe'de süre bulmakta zorlandı. Tecrübe kazanması ve uzun süre bulması için geçtiğimiz sezon Erdemirspor'a kiralandı. Erdemir'de geçirdiği bir sezonda 13 dakikada 2.1 sayı, 1.7 ribaund, 1.5 asist ortalaması yakalamıştı. Sezon başı Obradovic tarafından denemeye alınan oyunculardan olan Erbil için de "kalabilir" kararı çıkmayınca genç oyuncu ile olan sözleşme karşılıklı olarak feshedildi. Erbil de 2. Lig takımlarından Darüşşafaka&Doğuş'a transfer oldu.

Erbil ile birlikte 95 jenerasyonunun takımda kalan iki oyuncusundan biri olan Berkay Candan'da takımdan ayrılan oyuncular arasında yerini aldı. Fenerbahçe Ülker altyapısından yetişen ve zaman zaman A Takımında formasını giyen genç oyuncu 2011/2012 sezonu itibariyle hem tecrübe kazanması hem de uzun süreler alması için Beko Basketbol Ligi takımlarından Olin Edirne'ye kiralanmıştı. Edirne'de geçirdiği iki sezon boyunca önemli süreler alan ancak bir türlü devamlılığını sağlayamayan genç oyuncu geçtiğimiz sezonu 17 dakika, 4.3 sayı, 2.8 ribaund ortalaması ile tamamlamıştı. Obradovic tarafından denemeye alınan oyunculardan olan Berkay'da göze giremeyince takımdan ayrılmak durumunda kaldı. Obradovic'ten izin alarak Beko Basketbol Ligi takımlarından TED Ankara Kolejliler'e transfer oldu. Erbil ve Berkay'ın takımdan ayrılmasıyla Fenerbahçe altyapısından yetişen 93 jenerasyonundan hiçbir oyuncu kalmadı.


Zeljko Obradovic yönetiminde gerçekleştirilen deneme antrenmanlarına katılan genç takım oyunculardan Mert Çiner ile Ayberk Güleryüz'de, Fenerbahçe Ülker ile olan sözleşmelerini karşılıklı olarak feshederek Banvit’in pilot takımı olan Bandırma Kırmızı ile anlaşmaya vardılar. Mert Çiner ile 2, Ayberk Güleryüz'le ise 3 senelik kontrat imzalandı. Takımdan ayrılan bir başka genç takım oyuncusu ise Mehmet Şanlı oldu. Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe Ülker Genç Takımının formasını giyen Mehmet, Beşiktaş'a transfer oldu.


Takımdan ayrılan tüm genç oyuncuların yolları açık olsun...

*** Fenerbahçe Ülker Basket tarafından derlenmiş bir haberdir....

29 Ocak 2012 Pazar

Trabzon'a, Bogdanovic'ten sevgilerle...


2011-2012 sezonu Beko Basketbol Ligi'nin ikinci yarısı dün oynanan maçlarla başladı. İkinci yarının açılış maçında Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, deplasmanda Trabzonspor ile karşılaştı. Maç boyu geride götürdüğü maçı, son periyottaki etkili oyunuyla uzatmalara taşıyan Sarı-Lacivertli Ekibimiz, uzatma dakikalarında da iyi oyununu devam ettirip maçı on sayılık farkla 74-84 kazandı. Takımımız bu galibiyet ile ligin ikinci yarısına iyi bir başlangıç yapmış oldu.

Bu sezona istediği gibi başlayamayan takımımız, ligin ilk yarısında 10 galibiyet ve 5 mağlubiyet alarak puan sıralamasında 6. sırada yer alıyordu. Ligin ikinci yarısına yeni salonun verdiği moralle başlayacak olan takımımızdan elbette ki en büyük beklentimiz sezonun ilk yarısındaki, o her maç birbirini tutmayan, devamlılığı olmayan görüntüsünden kurtulup artık her maç bir önceki maçta gösterdiği performansı sergileyebilen hatta onunda üzerine çıkan bir Fenerbahçe Ülker. Ancak dün gördük ki bu şu an için gerçekleşmiş değil. Trabzonspor basketbol olarak ligimizdeki 2. hatta 3. sınıf bir takım. Bizim dün bu takıma karşı rahat bir şekilde kazanmamız gerekiyordu. Rakibin kurduğu taraftar baskısı belki oyuncularımızda bir konsantrasyon eksikliğine yol açmış olabilir ancak kadromuzdaki her oyuncunun bu tür atmosferleri oynama tecrübesi ve yeteneği var. Bizi en çok endişelendiren noktada bu aslında. Bu sene bir türlü oyuncularımızın gerçek performanslarını izleyemedik. Son haftalarda Bojan, Oğuz, Tomas ve özellikle Fenerbahçe'ye geldiğinden beri belkide en başarılı sezonunu geçiren Kaya iyi durumda olsalarda bu oyuncularımızın dışındaki diğer oyuncular şu anda gerçek performanslarının çok çok altında. Sadece oyuncularımız değil coach Spahija'da kendi performansına bir türlü ulaşamadı. Her maç hatalar yapmaya devam ediyor.

Dediğim gibi Trabzona karşı maçı çok erkenden koparmalıydık. Ancak bu olmadı. Maçın son periyoduna kadar hep gerideydik. Hatta üçüncü periyotta Trabzon farkı 13 sayıya kadar çıkarmıştı. Bu takım karşısında maçın içerisinde 13 sayı geriye düşmek oldukça düşündürücü. Bu duruma gelmenin birçok nedeni vardır elbet. Ama ben tek bir nedenden bahsedeceğim. "Pota Altı Savunması" Dün oynanan maçta pota altımızı özellikle Elton Brown çok etkili kullandı. Topu pota aldığımızda her aldığında sayıyla döndü. Birde bu yetmezmiş gibi birçokta basket faul kazandırdık rakibe. Eğer pota altında faul yapmaya karar verdiysen o top o potaya girmeyecek arkadaş. Dün bu zaafımızdan çok sayı buldu Trabzon. Bir de üstüne hücumda bitirici olamayışımız eklenince sahada herşey gittikçe zorlaştı. Maçın ilk üç periyodunda hiç bir varlık gösteremememizin en büyük nedeni bana göre bunlardı. Ancak bu dakikalarda takım adına savaşan kahramanlarada değinmeden olmaz; Bojan Bogdanovic, Kaya Peker, Marko Tomas ve Mirsad Türkcan!! Bu dört isim sahada herşey kötü giderken sorumluluk almaktan kaçınmadı. Savunma ve hücum hattında tıkandığımız anlarda hep ilk imdadımıza koşan bu dört isim oldu. Sorumluluk aldılar, şut kullandılar, savunmada çok fazla efor sarfettiler. Maçı kazandıysak bu dört oyuncunun çok büyük emek ve özverisi ile kazandık.

Gelelim maçın krılma dakikalarına. Yani dördüncü periyoda. Bu ana kadar hücumda takımımızı sırtlayan isimlerin başında olan Bojan Bogdanovic'in arka arkaya bir üç sayı, birde smaç ile bitirdiği hücumlara Marko Tomas'ta katkı yapınca bir anda son periyada 9-0'lık bir seriyle başladık. On sayı geride girdiğimiz son periyotta farkı bir anda bir sayıya düşürdük. Takımımızın üst üste bulduğu sayılar karşısında Trabzonspor mola almak durumunda kaldı. Mola Trabzon'a yaramış olacak ki, dönüşünde Jonathan Gibson ile periyottaki ilk sayılarını buldular. Ardından boş döndüğümüz hücumda potamızda Jonathan Gibson'ın üçlüğünü de görünce maçın bitimine 6 dakika kala yeniden 6 sayı geriye düştük. Bojan, Emir ve Tomas'ın arka arkaya bulduğu üçlüklerle uzun bir aradan sonra öne geçmeyi başardık. Bu dakikadan itibaren karşılıklı basketlerle geçilen maçta kırılma noktası ise; bitime son 20 saniye kala 66-68 öndeyken Emir'in kullandığı iki serbest atışıda kaçırması oldu. Bu atışlardan biri sayı olsaydı maç uzatmaya kalmayacaktı. Ardından sayı çizgisine giden Jonathan Gibson iki atışıda baskete çevirince maç uzatmaya gitti.

Son periyotta on sayılık farktan geri dönen Sarı-Lacivertli Ekibimiz bunun vermiş olduğu moral ile uzatma periyodunada fırtına gibi başladı. Bojan Bogdanovic ve Mirsad Türkcan'ın etkili oyunuyla farkı 7 sayıya çıkardık. Hücumda Bojan ve Mirsad'ın etkili oyununa, savunmada da Kaya kritik anlarda yaptığı 2 blok ile destek verdi. Bu skor avantajını arttırarak koruyan takımımız sahadan da 74-84 galip ayrılmasını bildi.

Maçta 27 sayıyla oynayan Bojan Bogdanovic maçın ve takımımızın en skorer ismi oldu. Son haftalardaki çıkışını sürdüren genç oyuncu artık ben bu takımın en büyük skor opsiyonuyum mesajınıda herkese vermeye başladı. Kritik anlarda sorumluluk alması ve geldiği günden beri en büyük dezavantajı olarak görülen oyunun savunma yönünü de çok geliştirmesi Bojan'ın geleceği için ve takımımız için büyük bir kazanç. Kendine bulmaya başladı. Avrupa'nın en genç skorerlerinden biri olduğunu şimdilerde bizlere de ispatlıyor. Fenerbahçe Ülker'e hoşgeldin Bojan!

Mirsad Türkcan.. Aslında bu ismi duyduğumuzda söyleyecek o kadar çok şey var ki, onları anlatmaya sayfalar yetmez. Tartışmasız Türk Basketbolunun en önemli yıldızlarından biri. "winner" özelliğiyle çok fazla dikat çeken bir isim. Sahada bulunduğu dakikalarda o hırsıyla sadece kendisini değil, takım arkadaşlarını ve taraftarları da ateşleyebilme özelliğine sahip. Sahada hiç skor katkısı vermese bile mutlaka olması gereken bir oyuncu.. Belki hücumda bulacağı sayıları değil ama takım arkadaşlarını hırslandırıp, ateşlemesi bize çok maç kazandırır. Avrupa Basketbolunda da efsane olmuş bir isim. Euroleague'in gelmiş geçmiş en iyi ribaundcusu olmak her babayiğidin harcı değildir. Bu onur Mirsad Türkcan'ın..

Gelelim Kaya Peker'e. Fenerbahçe'ye geldiği günden beri en etkili oyununu oynuyor. Belkide hücumda çok fazla üretkenlik sağlamıyor ama savunmada ortaya koyduğu yürek ve mücadele ayakta alkışlanacak cinsten. Panathinaikos maçı öncesi savunmamızda en çok güven veren isim konumunda. Gerçek Kaya'yı bizlere izlettirmeye başladı.

Bir dipnotta Trabzon taraftarına.. Maçta, Başkanımıza ve oyuncularımıza toplu halde etmedikleri küfür ve hakaret kalmadı. Ancak gelin görünki sadece maçta bir tane anons yaptırıldı. Bunu neden yazdığımı hepiniz anlamışsınızdır. Bunun üzerinde fazla durmak istemiyorum çünkü herşeyin ne olduğu açıkça ortada. Sadece verilecek cezayı çok merak ediyorum. Trabzon taraftarına son olarakta yazımda kullandığım yukarıdaki fotoğrafı hatırlatmak istiyorum. Kendi evinizde sizi susturmak bizim için büyük bir zevkti. Yukarıdaki fotoğrafı hediye kartpostal olarak Trabzonlu dostlarımıza(!) göndermek isterseniz kartın arkasına; "Trabzon taraftarına, Bojan Bogdanovic’ten sevgilerle…" yazmayı unutmayın.

Şimdi önümüzde kritik bir Panathinaikos maçı var. 2 Şubat Perşembe akşamı 20:30'da, Fenerbahçe Ülker Sports Arena'da oynanacak olan bu maçta yine salonu doldurup, takımımıza en büyük desteği vermemiz gerekiyor. Panathinaikos kendi evimizde yenebileceğimiz bir takım. Yeter ki oyuncular ve taraftarlar buna inansın. Mücadelenin biletleri biletix'ten satışa sunuldu. Zaman kaybetmeden almanızı öneririm.

16 Ekim 2011 Pazar

Takımın yeni lideri; Emir Preldzic!


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın dün oynadığı Trabzonspor maçını 88-63'lük skorla kazanmış ve lige farklı galibiyetle başlamıştı. Dün maçın ardından, takımımızın performansının genel değerlendirmesini yapmıştım. Bugün ise teker teker oyuncularımızın performanslarını değerlendireceğim. Ve ilk olarakta yazımın başlığında da bahsettiğim isimden, Emir Preldzic'ten başlıyorum.

Emir Preldzic
Emir, ilk geldiği günden bu yana, her maç üstüne koyan bir oyuncu görüntüsü verdi. Başarı basamaklarını bir kerede değil, teker teker çıktı ve çıkmaya devam edecekte. İlk önce lig şampiyonluğunu tattı, ardından Türkiye Kupası, sonra Cumhurbaşkanlığı Kupası sevinci. Kulüp kariyerindeki ilk MVP'liği geçtiğimiz yıl Türkiye Kupası Finalinin ardından kazandı. Bu yazda Eurobasket'te Ay-Yıldızlı formayı giydi ve A Milli Takımımızın en önemli silahlarından biri haline geldi. Milli Takımdan diğer oyuncularımızla beraber yorgun geldi. Bu yorgunluğu tam olarak üzerinden attığını söyleyemeyiz ama şu haliyle bile takıma en çok katkı veren oyuncuların arasında. Dünde takımın bana göre beyniydi. Oyunun iki yönünüde gayet başarılı bir şekilde oynadı. Oyunda olduğu süreler boyunca takımı çok iyi yönetti. Belki bu maçta istatistik kağıdında asist kısmını boş bıraktı ama inkar edemeyeceğimiz bir gerçek varki o da; İstatistik kağıdının her kısmını doldurabilen ender oyunculardan biri. Tartışmasız takımımızın en büyük hücum ve savunma silahı. Dün hücumda 12 sayılık bir katkı sağladı. Guardlarımızın zorlandığı anlarda oyunuda iyi yönetti. Bu sezon takımımızın lider oyuncularından biri olacak.

Roko Leni Ukic
Ukic, Milli Takım Kampında yaşadığı sakatlığın izlerini henüz atlatamadı. Sahada biraz çekingen kaldı. Koç, guard rotasyonunu gayet dengeli bir şekilde kullandı. Ukic'i çok fazla zorlamadı. Ama form tutması içinde max. sürede, sahada olmasına özen gösterdi. Trabzon maçında üç sayı yüzdesi ve serbest atış yüzdesi çok düşüktü. Henüz tam olarak hazır değil ama Euroleague maçlarınında başlayacağını göz önüne alırsak takımımızın 1 numaralı guardının form seviyesinin daha iyi olması gerekiyor. Maçın bazı anlarında topu yine çok fazla elinde tuttu ve hücumu sete setle yavaşlattı. Bu tercihlerinin hiçbirinden sayıyla dönemedik. Topu daha erken elinden çıkarması lazım. Formunu yakalamak için bazen bencilleşti. Bunu şu durumda yapması çok yanlış. Potadan geri gelen her top saha içerisindeki direncini etkiliyor. Form tutana kadar garanti oynaması lazım. Şu anda tam hazır olmasada takımımızın 1 numaralı guardı ve en önemli silahlarından biri. Kısa zamanda geçtiğimiz sezonki formuna kavuşmasını umut ediyorum.

Ömer Onan
Geçtiğimiz sezon Final serisinin ardından sadece 10 gün tatil yapma imkanı buldu ve ardından Milli Takım kampına katıldı. Milli Takımda çok zorlu maçlara ve antrenmanlara çıktı. Milli Takım dönüşünden sonra ise sadece 5 gün sonra takımımızın kampına katıldı. Ömer'in hırsına, savunma azmine diyecek birşey yok ama yaşınında ilerlediğini inkar edemeyiz. Dünkü maçtada oyunun iki yönünü çok iyi oynadı. Hücumda takımımızın atış yüzdeleri en yüksek olan oyuncumuz oldu. Takımımızda çift haneli sayılara ulaşan 5 oyuncumuzdan biri oldu. Yaşına rağmen sahaya koyduğu yüreği, hırsı şapka çıkartılacak cinsten. Maçın sonunda taraftarlarımızın, takımı toplu olarak tribüne çağırmalarının ardından Kaptanı ayrı olarak çağırmaları ve ekrana yansımamış olsada Kaptanın formasındaki armayı öpmesi dünkü maçın en güzel anlarından biriydi.

Curtis Jerrells
Maçın ilk yarısında adeta saç baş yoldurdu. Hücumda kaptırdığı toplar, yanlış tercihleri taraftarlar arasında "curtis acaba bu takımın oyuncusu mu?" sorularını akıllara getirmiştir. İlk yarı gerçektende tam bir hayal kırıklığıydı. Sete set savunmalarda çok kolay geçiliyor. Rakip biraz top çevirdimi, tuttuğu adamı kaybediyor. Hücumda da çok istikrarlı bir oyuncu değil. İstikrarlı olduğu tek yer serbest atışlar diyebilirim. Çok yüzdeli kullanıyor fakat serbest atış noktasına gidebilecek hamleleri çok fazla yapmıyor. Hücumu hep dış bölgede düşünen, pota altını çok fazla kullanmayan bir stili var. Maçın ikinci yarısında ise bambaşka bir kimliğe büründü. Takımımızın, taraftarın desteğinide arkasına almasıyla birlikte ön alanda baskı yapması Curtis'in savunmasınıda bizlere gösterdi. Özellikle üçüncü periyotta savunmada inanılmaz oynadı. Kaya'nın da destek vermesiyle Trabzonu kendi sahasına hapseden iki oyuncudan biri oldu. Bu maç boyunca çok değişken bir performans sergiledi. Tam olarak nasıl bir performans sergileyebileceğini, takıma nasıl katkı vereceğini anlamadık. Ama bizim görmek istediğimiz Curtis, maçın üçüncü çeyreğindeki Curtis..

James Gist
Atletik meziyetleri inanılmaz olan bir oyuncu. Çıplak gözle izleyince bunu daha iyi gördüm. Sıçrama özelliği, tam sahayı geçme hızı gerçekten muazzam. Birde kendine güveni yerinde olsa tam aradığımız uzun diyebiliriz. Mirsad'ın da takıma dahil olmasıyla ribaund alma sayımız çom daha fazla artacaktır. Gist'ten tek birşey istiyorum, kendini üç sayı çizgisinin gerisinde kitlemesin. Pota altını ve birebir hücumları tercih etse adım gibi eminim çok daha etkili olacak hücumda. Taraftarla bambaşka oynayan bir oyuncu. dün 11 sayı 8 ribaund ile oynadı. Double-double'ın kıyısından döndü. Yeni transferlerimiz içerisinde Bojan'dan sonra takıma en çok katkı verecek potansiyali barındıran bir oyuncu. Ama hala zamana ihtiyacı var.

Hakan Demirel
İlk geldiğinde kafamda soru işaretleri vardı. Dün salonda izleyince bu fikrim biraz değişti. Fenerbahçe'den ayrıldığı dönemde kendini biraz olsun geliştirmiş. Özellikle boş atışlarda üçlük sokma yüzdesini oldukça yükseltmiş. Alan savunmalarına karşı doğru kullanılırsa tehlikeli olabilir. Savunma yönünü için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Çok kolay fauller yapıyor. Bu beni en çok endişelendiren nokta.

Oğuz Savaş
Milli Takımda olduğu gibi takımımızda da formsuzluğu devam ediyor. Oğuz, kalıbına oranla çok zayıf bir oyuncu görüntüsü veriyor. O kalıpta bir oyuncunun savunmada bu kadar kolay geçilmesi inanılır gibi değil. Çok yumuşak bir savunması var. Henüz form tutamadığındanmıdır bilinmez ama bu sene o alışkın olduğumuz 1-1'leride yapamıyor. Koçta bunun farkında ve Oğzu'u kenara aldıktan sonra bir daha oyuna sokmadı. Bu aslında Oğuz'a bir uyarıydı. "İyi oynamazsan burada oturursun" mesajıydı. Dünkü maçta sadece 5 dk süre alabildi. Sahada olduğu süre içerisinde çok kolay demoralize oluyor. Buda oyununa yansıyor. Bir an önce kendini toparlamalı. 5 numarada ona yine çok ihtiyacımız olacak.

Kaya Peker
Geçen sezona oranla daha iyi oynuyor. Savunma sertliği üst düzey bir oyuncu. Ayak çabukluğunu savunmada çok iyi kullanıyor. Geçtiğimiz sezona oranla bu sezon hücumda da gayet yüzdeli oynuyor. Bu kendine has stili ola tek el atışını bu sene daha yüzdeli sokuyor. Faul problemine girmediği sürece sahada takıma büyük katkı veriyor. Bir çok kişi eleştiriyor ama dün akşamki maçta meşhur üçüncü çeyreğin mimarlarındandı. Oyun içerisinde çok hırslıydı. Bu sezon bize özlediğimiz, o bildiğimiz Kaya'yı izlettireceğine inanıyorum.

Gasper Vidmar
Çok zor bir sakatlığı atlattı. Sezon başınada gayet iyi girdi. Dünkü maçta fazla etkili gözükmedi. Bunda yaşadığı sakatlığın, çekingenliğinin olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz yıl sakatlanmadan önceki performansını gösterse bize bu sezonda çok fazla katkı sağlar. Tek sorunu serbest atış yüzdesinin çok kötü olması. Bu uzun oyuncular için en büyük sorun ama bunu şut çalışmalarıyla biraz düzeltebilir. Vidmar bu sezon 5 numarada sıkıntı yaşamamamız için çok önemli olacak. Belki Oğuz kadar yapılı değil, size avantajıda yok ama tartışmasız ondan daha kuvvetli ve daha sert bir savunma yapıyor. Onun savunmasına Euroleague'de çok ihtiyacımız olacak bu sene çook.. En kısa sürede form tutması takımımızın yararına olacak.

15 Ekim 2011 Cumartesi

Bu (Hamsi) sezon(-u) bereketli geçecek


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin ilk hafta mücadelesinde Abdi İpekçi Spor Salonu'nda Trabzonspor ile karşılaştı. Taraftarının desteğini arkasına alan takımımız, maçın başından sonuna kadar üstün bir oyun sergileyerek sahadan 25 sayılık fark ile 88-63 galip ayrıldı. Sarı-Lacivertli Ekibimiz bu skorla lige, galibiyet ile başlamış oldu.

Maçın ilk periyodunda savunmamızı oturtamadık. Geçtiğimiz sezona oranla bu sezon, savunmamızda istenilen düzeye gelemediğimiz için ilk çeyrek 20 sayı yedik. Hücum alternatifi çok yüksek olan bir takımız. Hücumda tıkanma yaşadığımız zaman devreye girecek çok fazla oyuncuya sahibiz. Fakat bu sene geçtiğimiz sezona oranla savunmada biraz esnek kalıyoruz. İlk periyot bunun dezavantajını yaşadık. Ama hücumdaki performansımız sayesinde ilk periyodu 3 sayı farkla önde kapatmayı bildik.

İkinci periyodun başlarında savunmamızı bir kademe arttırdık fakat bu sefer hücumda dengesiz ve oyun planımız dışında atışlar yapmak zorunda kaldık. Fakat savunmamızın oturmaya başlaması skorda geriye düşmemizi engelledi. Çeyreğin ortalarına doğru hücum ritmimizide bularak Trabzonspor potasında sayılar bulmaya başladık. Curtis ve Hakan'dan gelen iki üçlük biraz olsun bize moral aşılamıştı. Ama savunmada Bojan, Curtis ve James Gist ilk yarıda istenilen seviyeye bir türlü gelemedi. Roko Ukic'in ilk yarının bitimine bir saniye kala potaya yolladığı üç sayılık top çemberden geçince takımımızda soyunma odasına 10 sayılık fark ile gitmeyi başardı.

Üçüncü periyot tam anlamıyla muazzam geçti. Savunma sertliğimizi Euroleague seviyesine çıkarttık. Hücumdaki silahlarımızı en etkili bir şekilde kullandık. Birde ön alanda tam saha baskı yapınca Trabzon'u adeta Abdi İpekçi'nin parkelerinde perişan ettik. Trabzon bizim bu oyunumuz karşısında 6 küsur dakika sayı üretemezken biz bu süre boyunca 22-0'lık inanılmaz bir seriye imza attık. İlk yarının savunmada ve hücumda eksik kalan isimlerinden Curtis'ın inanılmaz savunması ve bu savunmaya Kaya Peker'in de destek olmasıyla Trabzon'a nefes aldırmadık. Periyodun son üç dakikası neredeyse top bizim sahamıza bile gelmedi. Yarım sahada basketbol oynadık. Özellikle bu periyotta taraftarın olağanüstü desteğide takımımıza bir itici güç oldu. Takımımız, 61. sayısını bulduğunda ise salon adeta yıkıldı. Bu skor boyunca Trabzonspor aleyhinde tezahüratlar başladı salonda. Temmuz ayı başından bu yana, Fenerbahçe Taraftarının sinirlerini bozan, uykularını kaçıran olayların hıncını çıkartırcasına taraftar adeta deşarj ediyordu kendini. Bu duygu yoğunluğu fazla olan anlarda bile taraftarlarımızın en ufak bir taşkınlık dahi yapmaması, Büyük Fenerbahçe Taraftarının "Büyüklüğünü" birkez daha dosta düşmana gösterdi. Salonda bende o dakikalarda kendimden geçmişim. Omuzlarımdan kuzenim tutmasa kendimi iki sıra önce bulabilirmişim. :) Uzun süre unutulmayacak olan bu periyotta sadece 5 sayı yedik. Bu olağanüstü bir rakam.

Son periyoda farkın 30'a çıkmış olmasının verdiği rahatlıkla başladık. Tribünler maçın gerginliğini atmış, galibiyet şarkıları söylemeye başlamıştı. Sahada da farkı giderek açan bir takım vardı. Trabzon, üçüncü periyodun verdiği moral bozukluğuyla son periyoda gardı düşmüş bir şekilde başladı. Farkı azaltmak için zorlama üç sayılık atışlara yöneldi. Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız ise maç disiplininden kopmamış bir şekilde maçı ciddi bir şekilde oynadı. Sadece son 3 dakikaya girildiğinde galibiyetin kesinleşmesinden sonra oyun direncimiz düştü ve Trabzon'dan arka arkaya birkaç sayı yedik. Maçın sonlarına doğru Erbil ve Berkay gibi genç oyuncularımızda süre aldılar. Taraftarımızla-Takımımızın İstanbul'daki ilk buluşmasında (Daha önce oynanan Two Nations Cup'ta taraftar ilgisi çok düşüktü.) güzel bir oyun ve unutulmayacak bir akşam yaşadık.

Trabzon karşısında, maçın başından sonuna kadar hep üstün oynadık. Oyunun tüm hakimiyeti bizim elimizdeydi. İlk yarı savunmamızda istenilen sertliğe ulaşamamış olsakta, ikinci yarıda özellikle üçüncü periyottaki savunma performansıyla farkı 30 sayıya kadar çıkarttık. Bu takımın hücumda sıkıntı yaşamayacağı zaten görülüyor. Bir oyuncumuz hücumda sıkıntı yaşamaya başlasa hemen bir başka skorerimiz devreye girer ve takıma sayı katkısı sağlar. O nedenle biz bu senede savunmamızı Euroleague seviyesinde yapmaya devam edelim, geçen sezonki sertliğimize ulaşalım, hücumda işimiz kolay. Bu yazımda, oyuncular üzerinden bir değerlendirme fazla yapmadım, çünkü onu yarın bir başka yazımda sizlere sunacağım.

Bugün salonun bazı kesimlerinde büyük boşluklar olsada sevdasını haykırmaya salona gelmiş taraftar gruplarımıza ve münferit taraftarlarımıza sonsuz teşekkürler. Ben uzun zamandır basketbol maçlarına gidiyorum, ilk kez bu kadar bağıran, tezahürat yapma isteği içinde barınan bir topluluk gördüm. Salona gelmiş olan münferit taraftarlarımıza da bizlere bu duyguyu yaşattıkları için ayrıca teşekkür ederim. Tüm salonun tezahürat yaptığı az maç izleriz, işte bu da, o maçlardan biri oldu. Bu maça imkanı olupta gelmeyenler çok şey kaçırdı diyebilirim. Neticeye dönecek olursak; lige farklı bir galibiyetle başladık. Bu bizim için büyük moral oldu. Şimdi çarşamba akşamı yine Abdi İpekçi'de Caja Laboral ile Euroleague sezonunu açıyoruz. O maçta tribünlerin daha dolu olması dileğiyle..