6 Ekim 2012 Cumartesi

Türkiye Kupası D Grubu tamamlandı

Fenerbahçe Ülker, Spor Toto Türkiye Kupası D Grubu maçlarında aldığı iki galibiyet ile adını Şubat 2013'te yapılacak sekizli finallere yazdırdı. Takımımız grupraki ilk maçında Erdemirspor'u 91-59, ikinci maçında ise Olin Edirne'yi 83-70 yenerek sekizli finalleri garantiledi. Gruptaki son maç, formalite maçına dönüşen iki ezeli rakibi karşı karşıya getirdi. Sarı-Lacivertli ekibimiz, ezeli rakibi Galatasaray Medical Park ile karşılaştığı maçın büyük bölümünü önde götürmesine rağmen son periyottaki savunma zaafları sonucunda karşılaşmadan 69-74 mağlup olarak ayrıldı ve grubunu ikinci sırada tamamladı.

Fenerbahçe Ülker 91-59 Erdemirspor

Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, ilk resmi maçına Erdemir karşısında çıktı. İzmir'de oynanan bu karşılaşmanın ilk periyodunda takımımız özellikle savunmada çok fazla aksadı. Mike Batiste'in oynamadığı, David Andersen'in kısa süreler aldığı bu karşılaşmada pota altı sertliğimiz Kaya-İlkan-Oğuz üçlüsüne emanetti. Maça pota altında pe istediğimiz gibi başlayamadık. Savunmada yaptığımız hatalar hücumumuza da yansıyınca ilk periyodu 17-24 geride kapattık. Bu karşılaşmada belkide hiç tahmin edemeyeceğimiz birşey oldu. Geçtiğimiz sezon savunmalarındaki sıkıntılar yüzünden eleştirilen Bojan Bogdanovic ve Emir Preldzic'in ikinci periyodun başında oyuna girmeleri ile takımın savunma direncide bir anda arttı. Simone Pianigiani'nin elinde çok daha verimli olacaklarına inandığımız iki genç yeteneğin bu kadar erken yeni sisteme adapte olması ve eksik yönlerini kısa sürede düzeltmeye çabalaması bizim için önemli bir artı. Emir ve Bojan'ın sahaya koyduğu direnç ile toparlanan savunmamız Erdemirli oyunculara hücumda sıkıntı yaratmaya başladı. Yapılan her başarılı savunmanın ardından hücumda da düzene girmemiz skor farkını eritmemize ve takımımızın öne geçmesini sağladı. Devrenin sonlarına doğru bu skor üstünlüğünü koruyan takımımız soyunma odasına 40-34'lük üstünlükle girdi.

İlk yarıda hücumdaki en etkili ismimiz olan Ömer Onan'ın ikinci yarıyada aynı tempoyla başlaması ve Avrupa'nın en genç şutörlerinden biri olarak gösterilen Bojan'ın da kaptana destek vermesiyle Erdemir, Fenerbahçe Ülker'in hücum gücü karşısında hiçbir varlık gösteremedi. Takımın havaya girmesi ve savunma sertliğinide Euroleague seviyesine çıkartmasıyla her geçen dakika skor farkı açıldı ve üçüncü periyot 23 sayılık farkla 69-46 lehimize sonuçlandı. Son periyottada bu skor avantajının verdiği rahatlıkla ve moralle başlayan ve farkın kapanmasına izin vermeyen takımımız karşılaşmadan 91-59'luk skorla galip ayrıldı.

SAYILAR: Ömer Onan (23 sayı, 1 asist, 2 ribaund), Bojan Bogdanovic (18 sayı, 1 asist, 1 ribaund), Lester McCalebb (15 sayı, 5 asist, 2 ribaund), Oğuz Savaş (11 sayı, 8 ribaund), Romain Sato (8 sayı, 4 ribaund), Emir Preldzic (6 sayı, 3 asist, 2 ribaund), İlkan Karaman (7 sayı, 2 asist, 1 ribaund), Kaya Peker (3 sayı, 1 asist, 2 ribaund)

Fenerbahçe Ülker 83-70 Olin Edirne

Gruptaki ikinci maçımızda da Edirne temsilcisi Olin Edirne ile karşılaştık. İlk maçında Galatasaray'a kaybeden Olin için bu maç "ya tamam ya devam" maçıydı. Karşılaşmayada bu doğrultuda başlayan ve ilk dakikalar karşılıklı basketlerle geçilen maçta Oğuz Savaş'ı pota altında etkili kullanmamız ve Olin Edirne'nin pota altı savunmasında yaşadığı sıkıntılarında etkisiyle ilk periyot Olin Edirne için istenilenden uzak geçti. İlk yarıyı 23-15 geride kapatan Edirne temsilcisi ikinci periyodun başlarında oyuna tutunmaya çalıştı. Jelinek ve Parakhouski bu dakikalarda takımlarını sırtlamaya çalışsalarda Fenerbahçe Ülker'in skorer oyuncuları Bo McCalebb ve Bojan Bogdanovic'in skora katkı yapmalarıyla farkın kapanmasını engelledi. Olin Edirne'nin uzun rotasyonunda yer alan genç oyuncumuz Berkay Candan'ın Fenerbahçe Ülker uzunları karşısında pek bir varlık gösterememesi Olin'in pota altı direncinin tamamen kırılmasına neden oldu. İlk yarıda 14 sayılık farkla Fenerbahçe Ülker lehine tamamlandı.

Maçın ikinci yarısıda ilk yarıdan farklı geçmedi. Jelinek ile skorda tutunmaya çalışan Olin Edirne, Sato, Bojan, McCalebb ve Emir gibi yaratıcı ve skor oyuncuların katkısını alan Fenerbahçe Ülker karşısında tutunmayı başaramadı ve karşılaşmada 83-70 Fenerbahçe Ülker'in üstünlüğü ile sonuçlandı. Bu sonuçla Olin Edirne sekizli finallere kalma şansını kaybetti, Fenerbahçe Ülker ise adını Şubat 2013'te yapılacak sekizli finallere yazdırdı. 

SAYILAR: Bo McCalebb 14 (1 ribaund- 4 asist), Ömer Onan 1, Barış Ermiş 5 (3 ribaund- 3 asist), Romain Sato 12 (7 ribaund), David Andersen 4 (1 ribaund), Kaya Peker 4 (1 ribaund), Oğuz Savaş 14 (4 ribaund), Can Mutaf, Mike Batiste 2 (1 ribaund), İlkan Karaman 8 (5 ribaund- 1 asist), Bojan Bogdanovic 13 (2 ribaund- 1 asist), Emir Preldzic 6 (4 ribaund- 9 asist)

Fenerbahçe Ülker 69-74 Galatasaray Medical Park

Her iki takım için formalite maçına dönüşen ancak ne olursa olsun ikili ezeli rakibin karşılaşacak olmasıyla önemli bir yere sahip olan derbide Fenerbahçe Ülker üç sayı çizgisinden inanılmaz kötü oynadığı bir maçı uzun süre önde götürmesine rağmen kaybetti. Bo McCalebb'ın fırtına gibi başladığı karşılaşmada Fenerbahçe Ülker, Galatasaray karşısında üstün bir oyun sergiledi. Savunmada rakibine şans tanımamakta kararlı olan Sarı-Lacivertli Ekibimiz hücumdaki kötü performanslar nedeniyle farkı bir türlü açıp, koruyamadı. Maç boyu 1/12 gibi inanılmaz kötü üçlük isabet oranıyla oynamamız, Sato, Batiste, Andersen, Bojan gibi hücum silahlarımızdan faydalanamamız, uzun süre önde götürdüğümüz maçı kaybetmemize neden oldu. Galatasaray'a oranla daha takım gibi oynayan Fenerbahçe Ülker, maç boyu 17 asist yaparken Galatasaray 10 asistte kaldı. Galatasaray, bireysel oyuncu performanslarıyla sonuca giderken, Fenerbahçe Ülker'de bireysel performansların düşük kalması yenilginin en büyük sebebiydi. David Hawkins'in neredeyse tek başına sırtladığı Galatasaray, Engin Atsür'le bulduğu kritik üçlüklerle farkı azaltmayı başardı. Son periyotta Bo McCalebb-David Hawkins rekabetine dönüşen karşılaşmada dış atışlarda etkili olan Galatasaray sezonun ilk derbisinden galip ayrılmayı başardı.

Fenerbahçe Ülker'de Bo McCalebb'ın ve Oğuz Savaş'ın çabaları yetersiz kalırken; Galatasaray'ı tek başına sırtlayan David Hawkins galibiyetin baş mimarı oldu.

SAYILAR: Bo McCalebb 18 (2 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 7 (3 ribaund- 3 asist), Barış Ermiş (1 ribaund- 3 asist), Romain Sato 6 (2 ribaund- 1 asist), David Andersen 3, Kaya Peker (3 ribaund), Oğuz Savaş 21 (4 ribaund- 3 asist), İlkan Karaman 4 (5 ribaund- 3 asist), Bojan Bogdanovic 2 (2 ribaund- 1 asist), Emir Preldzic 8 (2 ribaund- 2 asist)

Türkiye Kupası'nın En'leri
En Skorer oyuncu: Lester Bo McCalebb (Maç başına 15.7 sayı ort.) Oğuz Savaş (Maç başına 15.3 sayı ort.)
En çok ribaund alan oyuncu: Oğuz Savaş (Maç başına 5.33 ribaund ort.)
En çok asist yapan oyuncu: Emir Preldzic (Maç başına 4.7 asist ort.)
En çok blok yapan oyuncu: Bojan Bogdanovic (Maç Başına 0.3 ort.)
En çok top çalan oyuncu: Lester Bo McCalebb (Maç başına 2.0 ort.)

1 Ocak 2012 Pazar

Fener bitti demeden hiçbir maç bitmez!!


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin 13. Haftasında 30 Aralık Cuma günü ezeli rakibi Galatasaray Medical Park ile karşılaştı. Sinan Erdem Spor Salonu'nda kapalı gişe oynanan mücadeleyi dördüncü periyodun son 5 dakikasındaki etkili oyunuyla 80-79'luk skorla Sarı-Lacivertli Ekibimiz kazandı. Bu skor ile yeni yıla Galatasaray galibiyeti ile giren takımımız, ayrıca bizlere de en güzel yeni yıl hediyesini vermiş oldu.

Her saniyesi büyük bir heyecan fırtınasına sahne olan 2011'in son derbisi, adına yakışır gibi geçti. İki takımda maça çok tempolu başladı. Galatasaray bu sezon çok kullandığı hızlı hücumu bize karşıda iyi uygulayarak başladı. Biz ise Ukic ve Emir gibi iki yaratıcı oyuncumuzun olmadığı maça savunma sertliğiyle başlamayı tercih ettik. Rakibi zorlayacağımız top kayıplarıyla hücum etmeyi düşündük. Çünkü Ukic'in sakatlığından dolayı takımın birinci guardı konumuna gelen Curtis'in ne yazıkki hücumda takımı organize etme gibi bir özelliği yok. Bu nedenle onun oyunda kaldığı sürede savunma özelliğinden yararlanmak hücum etmeyi tercih ettik. Bunda maçın büyük bir bölümünde de başarılı olduk diyebilirim. Ancak aynı şekilde kaptırdığımız toplarda ise çok kolay sayılar yemeye başladık ki bu savunma anlayışıyla sahaya çıkmış bir takım için en büyük dezavantajdır. Bunun eksilerini de skor ve oyun anlamında ne yazıkki sahada aldık. İlk periyodu dört sayı farkla geride tamamladık.

İkinci periyotta da aynı senaryo değişmedi. Üstüne üç sayılık atışlardaki inanılmaz düşük yüzdemiz de devam etti. Devreyi 1/11 üç sayı isabet ile bitirmiş olmamız bunun en açık göstergesiydi. Ki bu tek basketimizde ikinci periyotta Ömer Onan'dan gelmişti. Son haftalarda çok fazla sayı yediğimiz boyalı alandan bu maçta da çok rahat sayılar verdik Galatasaray'a. Ancak Kaya Peker'in ilk ve ikinci periyottaki muazzam oyununu göz ardı etmemekte fayda var. Kaya bu zamana kadar önemli maçlarda özellikle de bu maçlar derbi maçlarsa çok ayrı bir konsantrasyonla oynayan bir oyuncuydu. Ancak Galatasaray maçına nasıl hazırlanmışsa hem mental olarak hemde fiziksel olarak muazzam bir maç çıkardı. Her topa atladı. Hücum ribaundlarını zorladı. Savunmada çok büyük katkı yaptı. Kısacası Kaya, bu sezonki en iyi basketbolunu oynadı. İkinci periyotta da doğru hücum edemedik ama savunmadaki direncimiz sayesinde farkın açılmasına da izin vermedik ve soyunma odasına dört sayı geride girdik.

Maçın ikinci yarısına ise adeta Engin Atsür mucizesiyle başladık. Çok zor bir sakatlık dönemini atlatan ve yeni yeni form tutan Engin'in sazı eline alması ve ard arda bulduğu 5 sayı ile mücadelede uzun bir aradan sonra öne geçtik. Ancak pota altında Darius Songaila ile Luksa Andric'i yine tutamamamız ve ilk yarıda üç sayı çizgisinden potaları döven iki takımında ikinci yarıya ard arda gelen üç sayılık basketlerle başlaması skor olarak iki takımından farkı açmasını engelledi. Bu arada bir pozisyonda ard arda iki Galatasaraylı oyuncunun açık bir şekilde yaptığı stepsleri görmeyen ve ardından üç sayı yememize neden olan hakemlere taraftarlardan büyük tepki geldi. Salonda değildim ancak televizyondan izlediğim kadarıyla sahaya yabancı maddeler atılmış. Bunun neticesinde de hakem üçlüsü soyunma odasına gitti ve salonda aonos yaptırıldı. Oyun yaklaşık 10 dakika durduktan sonra taraftarların yatıştırılmasıyla birlikte tekrardan başladı. Ancak şunu belirtmeden geçmek istiyorum. Geçen sezon Abdi İpekçi'de oynanan final serisi son maçının son 2 dakikasında sahaya aralıksız atılan yabancı maddelerde de hakemlerin aynı tutumu sergileyip soyunma odasına gitmelerini beklerdim. Tamam taraftarın yaptığı yanlış olabilir. Basketbol salonlarında asla görmek istemediğimiz olaylar ama hakemlerinde bu maçlara ayrı bir konsantrasyon olması gerekiyor. Salonda 15000 kişinin gördüğü iki steps'i de sen göremiyorsan burada bir sorun var demektir. Neyse biz maça dönelim. Çok dağınık hücum ettiğimiz ilk üç periyotta Galatasaray'ın farkı açmasına izin vermememiz bu ilk üç periyot için belkide tek artı yönümüzdü. Bu periyodu da Sarı-Kırmızılılar altı sayılık üstünlükle tamamladılar.

Ve o herşeyin değişeceği son periyoda geldik. Final periyoduna da çok iyi başladığımız söylenemez. Peiyodun ilk dakikalarında gelen karşılıklı üç sayılık hücumların ardından ardarda iki takımdan da top kayıpları geldi. Ancak maçın başından beri Galatasaray'ın ikili hücumlarına bir türlü çare bulamamış olmamızdan dolayı yine Andric'den sayılar yemeye başladık. Farkta bu arada 11 sayıya kadar çıkmıştı. Ancak o dakikadan itibaren tribünlerin müthiş desteğini arkasına alan takımımız maça tutunmaya başladı. Galatasaray'a 15000 kişiyle birlikte savunma yapan Sarı-Lacivertli oyuncularımız hücumda da 15000 kişiyle rakibinin üzerine gider oldu. Sayı farkı her hücumda kapanmaya başladıki, Marko Tomas'ın arka arkaya bulduğu iki üçlük isabetle skor eşitlendi. İşte o anda maç adeta tekrardan başladı. Spahija'nın molası dönüşünde iyi savunma yapan takımımız potasında sayı görmeden Engin'le hücumda sayı buldu ve skorda öne geçti. Ardından Galatasaray hücumunda Lakovic'in topun kontrolünü kaybetmesi sonucunda yine Engin'in kaptığı top ile Curtis boş smacı vurdu ve bir anda skorda 80-76'lık üstünlüğü yakaladık. Galatasaray, coach Mahmudi'nin molasından sonra Lakovic ile üç sayılık basket buldu. Son hücum şansımızda ise Engin'in turnikesi son anda potadan dönünce hücum sırası Galatasaray'a geçmişti. Hücumda Tutku'nun Oğuz'a yaptığı açık ve net faulü de görmeyen hakemler sayesinde Galatasaray bomboş bir üçlük fırsatı buldu. Ancak kullanılan atışın basket olmaması bizim maçı kazanmamızdan çok, hakemler açısından büyük bir şans oldu. Çünkü bir gerginliği daha o salonun kaldıracağını zannetmiyorum. Neyse ki maçı kazasız belasız kazandık ve Sinan Erdem'e de galibiyet ile veda ettik.

Bu maçta takımımız adına en büyük kazanç şüphesiz ki Engin Atsür oldu. Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilir. Bana göre Engin, Ukic'ten de üst düzey bir basketbolcu. Bu maçta bunu herkes görmüştür sanırım. Ukic'in yaptıklarının yanı sıra yapamadığı şeyleri de yaptı. Bulduğu 16 sayı ile takımımızın ve maçın en skorer ismi oldu. Türk basketbolu ve Fenerbahçe Ülker için Engin çok ama çok önemli biz kazanç.

Karşılaşmayı Profesyonel Futbol Takımımızın oyuncularından Emre Belözoğlu, Serdar Kesimal, Selçuk Şahin ve Özer Hurmacı ile Fenerbahçe Universal Bayan Voleybol Takımımızın oyuncularından Yağmur Koçyiğit'te salondan takip etti. Bu belkide çok gereksiz gibi gözükse de aslında bir "Spor Kulübü" kimliği taşıyan camianın nasıl kenetlendiğinin, branş farketmeksizin sporcuların birbirlerine ne oranda destek verdiklerinin en güzel kanıtı.

Son olarakta yazıyı geç yazdığım için sizlerin yeni yılını da kutlayamadım. Gecikmeli de olsa hepinizin yeni yılını kutlar, 2012'nin herkese sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu bir yıl olmasını dilerim. Yeni yılda herşey gönlünüzce olsun..

25 Kasım 2011 Cuma

Aralık ayı maçlarının biletleri satışta


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın, Aralık ayı içerisinde, kendi sahasında oynayacağı Turkish Airlines Euroleague ve Beko Basketbol Ligi maçlarının biletleri Biletix'ten satışa çıkartıldı. Takımımıza tribünden destek vermek için salonda yerini almak isteyen taraftarlarımız biletlerini tüm Biletix şubelerinden ve Biletix'in internet sitesinden online olarak alabilirler.

Fenerbahçe Ülker-Olympiacos Piraeus
01 Aralık 2011 Perşembe | Saat: 20:00
Sinan Erdem Spor Salonu
Bilet Fiyatları: VIP: 30.00TL - Maraton: 20.00TL - Diğer Bloklar: 10.00 TL
Online Bilet İçin: http://web03.biletix.com/etkinlik/MBFE4/ISTANBUL/tr

Fenerbahçe Ülker-Erdemir
04 Aralık 2011 Pazar | Saat: 15:30
Abdi İpekçi Spor Salonu
Bilet Fiyatları: Saha İçi: 20.00 TL - Tribün: 10.00 TL
Online Bilet İçin: http://web03.biletix.com/etkinlik/MBF23/ISTANBUL/tr

Fenerbahçe Ülker-Bilbao Basket
15 Aralık 2011 Perşembe | Saat: 20:15
Sinan Erdem Spor Salonu
Bilet Fiyatları: VIP: 30.00TL - Maraton: 20.00TL - Diğer Bloklar: 10.00 TL
Online Bilet İçin: http://web03.biletix.com/etkinlik/MBFE5/ISTANBUL/tr

Fenerbahçe Ülker-Olin Edirne

17 Aralık 2011 Cumartesi |Saat: 15:00
Sinan Erdem Spor Salonu
Bilet Fiyatları: VIP: 30.00TL - Maraton: 20.00TL - Diğer Bloklar: 10.00 TL
Online Bilet İçin: http://web03.biletix.com/etkinlik/MBF21/ISTANBUL/tr

Fenerbahçe Ülker-Galatasaray MP
30 Aralık 2011 Cuma | Saat: 20:00
Sinan Erdem Spor Salonu
Bilet Fiyatları: VIP: 30.00TL - Maraton: 20.00TL - Diğer Bloklar: 10.00 TL
Online Bilet İçin: http://web03.biletix.com/etkinlik/MBF22/ISTANBUL/tr

18 Haziran 2011 Cumartesi

Ne oldu Tutku??


Öncelikle bu yazıya başlamadan önce Tutku hariç tüm Galatasaraylı oyuncuları, koç Mahmuti'yi tebrik etmek istiyorum. Serinin başından beri kendi güçlerinin farkında olup, rakiplerinin kendilerinden daha güçlü olduğunu kabul edip sadece kendi gerektirdiklerini yaptıkları için tebrik etmek istiyorum. Her ne kadar stresli, sıkıntılı geçsede biz basketbol severler bu ezeli rekabeti bu seviyelerde izlemeyi özlemişiz.

Gelelim Tutku'ya. Kendisini taa Türk Telekom'da oynarken bile sevmezdim. Bilmiyorum ama bana çok soğuk geliyor. Sportmenlik dışı davranışları, saha içinde taraftarı kışkırtmaya yönelik hareketleri tam bir spor katili. Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanan maçta attığı her sayıdan sonra el kol hareketleri yapan ve taraftarı kışkırtan bir oyuncu. Aslında oyuncu demekte istemiyorum. Ulu Önder Atatürk'ün söylediği, "Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim." sözünde geçen fakat kendisinde bulunmayan "Ahlak" yoksunu bir kişiliğe sahip Tutku.

Dün gece seri bitti. Şampiyonluğu Abdi İpekçi'de kazandık ve Galatasaray'ın taraftarı önünde onlara karşı aldık bu şampiyonluğu. Maçtan sonra taraftarlar her ne kadar "O kupa burada verilmeyecek!" diye kendilerini yırtsalarda, O kupa Abdi İpekçi'de verildi! Hemde salon emniyet güçlerince boşaltıldıktan, çıkmamaya inat eden taraftarlar yakapaça dışarı çıkartılarak boşaltıldıktan sonra. Ve sonunda Abdi İpekçi'de sadece "Şampiyon Fener" sesleri inlemeye, oyuncularımızın ve teknik heyetimizin sevinç çığlıkları duyulmaya başlandı. 5'te 5 hedefini tamamlayan son kupada müzemize geldi.

Ama o esnada salonda Galatasaraylı bir tane sporcu yoktu. Çünkü onlar çoktan salonu terk etmişlerdi bile. Şimdi Tutku'ya bir soru sormak istiyorum. Ne oldu Tutku? Aldın mı o kupayı?

17 Haziran 2011 Cuma

Tam Zamanı Şimdi Kanarya!


Yukarıdaki fotoğrafta da yazdığı gibi; Şampiyonluk için, Tam Zamanı Şimdi!

Sinan Erdem'de olmadı. Medyanın maçtan şampiyon ilan etmesi, taraftarın ve oyuncuların bu oyuna alet olmasıyla ne yazıkki olmadı Sinan Erdem'de. Ama şimdi o maçı unuttuk. Önümüze bakıyoruz. Sırada kazanırsak şampiyon olacağımız bir maç daha var. Hatta ondan sonra bile bir maç daha var. Ama hedefimiz belli. Abdi İpekçi'de şampiyon olmak! Bunu yapacak gücümüz var mı? Evet, hemde fazlasıyla. Yeterki oyuncularımız salonda taraftar baskısını 4. maçta olduğu gibi üzerlerinden atsın. Bildiğimiz Euroleague seviyesinde savunma ve hücum yaparak oynasın. Oyunun hiçbir anında rakibini küümsemesin. Çünkü biz zaten onlardan iyiyiz. Kalite farkımızı bu ülkede yaşayan taraflı tarafsız 70 milyonda biliyor. Rakip takım taraftarlarıda bunu biliyor. Bu ortamda yapmamız gereken belli. O sahaya çıkıp kazanmak! Bu akşam tribünde olamıyacağız ama kalplarimiz ve dualarımız oyuncularımızla olacak. Abdi İpekçi'de şampiyonluğu kazanıp, belkide kupayı Sinan Erdem'de kaldırırız. Yönetimimiz takımla-taraftarı Sinan Erdem'de yapacağı Şampiyonluk organizasyonuyla bir araya getirir. Bu akşam maçı kazanalım da kutlama kısmı kolay.

Son olarak şu sözlerle yazımı bitirmek istiyorum; Saldırın Forma için sizde savaşın, Şampiyonluk inanın şimdi çok yakın, Kupalar yükselecek ellerimizde: VURUN KIRIN PARÇALAYIN !

15 Haziran 2011 Çarşamba

Bu maçtan çok ders çıkarmalıyız!!


Dün gece herşey hazırlanmıştı. Taraftar şampiyonluk moduna girmiş, salon şampiyonluk için süslenmişti. Ama bunların hepsi de ne yazıkki oyuncularımızın üzerinde ters tepki yarattı. Burda en büyüksuç kesinlikle taraftarındı. Maç boyunca rakip hucumlarda ıslık yerine şampiyonluk besteleri söyleyen, maçın en kritik anlarında oturduğu koltuktan kalkmaya tenezzül etmeyen ve bu duruma tepki olarak kendi içinde bölünmeler yaşayan bir taraftar topluluğu önünde kazanmak ne kadar mümkün olabilirdi ki? Olmadı da. Bu yanlış yönlendirmeler sahada oyuncularımıza da yansıdı. Maçı erken koparmak için herbirinin elleri titredi, en kritik atışları ardarda kaçırdılar. Hızlı sonuca gidebilmek için mantıklı düşünmeden hareket ettiler ve olmaması gereken hücumlar yaptılar.

Bugün maçın detaylarından bahsetmek istemiyorum. Bu maçın hangi nedenlerle kaçtığından, yapılan yanlışlardan bahsetmek istiyorum. İlk olarak Spahija'nın kadro seçimi beni şaşırttı. Uzun süredir sakat olan Kinsey'i kadroya alıp, final serisinde takımımızın en iyilerinden olan May'i tribüne yollamıştı. May'in yokluğunda pota altımız ve ribaundlarımız adeta çöktü. Sonra belkide maçı kaybettiğimiz son 48 saniyede 1 sayı önde olmamıza rağmen verdiği taktik tam anlamıyla felaketti. Spahija düzeyindeki bir koçun bu hatayı yapması beni gerçekten çok şaşırttı. Son 48 saniyede 1 sayı öndeyken ettiğimiz hücumda topu son saniyeye kadar kullanmadık. Son saniyeyi bekledik ve atışımızda girmedi. Bu yapılan hücumda 24 saniye süresi eksilince sadece geriye 1 hücumluk 24 saniye kaldı. Bu hücumda topu hızlı kullanıp sayı bulma yoluna girsek son top bize kalacaktı. Hadi kullanmadın tamam. Son hücumda savunmana güvenip neden topu kullanmalarını bekledik. Neden faul yapıp son hücumu kendimiz kullanmayı denemedik?? Şansa veya değil sonuçta o yaptığımız hata maçı kaybettirdi. Son hücumda pota altına topu indirmek için tek uzunla değil, bençte oturan Oğuz yada Kaya'dan birini oyunu alarak kullanmalıydık. Topu pota altına indirip, orda her iki oyuncumuzdan birine atış fırsatı yakalatmalıydık. Ama koç tek uzunla bunu yapmayı deneyince Lavrinovic'te içerde sıkı markajdan kurtulamadı.

Dün geceki maçta, hem biz taraftarlar hem de oyuncular tam anlamıyla bocaladık. Şimdi yapmamız gereken bu maçtan hem oyuncular hem de biz taraftarlar gerekli dersleri alıp, Abdi İpekçi'de ki maçı kazanıp şampiyonluğa bir an önce uzanmak. Eğer şampiyonluk son maça kalırsa rakibinde konsantrasyonu artmış, isteği tavan yapmış olacak. Buna imkan vermeden, cuma akşamı deplasmanda kazanmalı ve şampiyon olmalıyız..

13 Haziran 2011 Pazartesi

Bugün Şampiyonluk günü


Bu yılla beraber son 5 yılın finalisti, bu 5 yılda 3 kez mutlu sona ulaşmış ve 1 kez de elindeki şampiyonluğu çok tahlihsiz bir şekilde kaçırmış bir takımız. Şimdi ardarda gelen beşinci yılda 4. Şampiyonluk için sahaya çıkacak bu takım. Bu akşam Sinan Erdem öyle bir hale gelecek ki; Fenerbahçe karnavalı oluşacak 17.000 kişilik bu dev salonda. Taraftar daha günler öncesinden maçın biletlerini tüketti. Takım, son maçın verdiği rehavete kapılmadan tüm çalışmalarını aynı ciddiiyetle sürdürdü ve şu anda kampta. Salon, bir gelin edasıyla süslendi. Herşey hazırlandı. Sadece saatlerin 20:00'yi göstermesi bekleniyor. O saatte ne mi olucak; Fenerbahçe Ülker Şampiyonluk maçına çıkacak. Rakip ise ezeli rakibimiz Galatasaray Cafe Crown.

Bu akşam ki çok farklı bir atmosferde oynanacak. Çünkü Fenerbahçe Ülker taraftarının desteğiyle artı motivasyonla, Galatasaray Cafe Crown ise hem yenilirlerse serinin biteceğinin bilincinde ve serinin ilk iki maçında toplam 43 sayı fark yedikleri bir salonda, coşkulu bir taraftarın önünde oynamanın verdiği tedirginlik, stres ve gerilim ile sahaya çıkacak. Bizim oyuncularımız sene başından beri gösterdiler ki; bu maça son maç havasıyla çıkmayacaklar. Bu maçın derbi olduğunun ve en önemliside final serisinde olduğumuzun bilincindeler. Buralarda yapılacak en ufak laubaliliğin şampiyonluğu geciktireceğinin bilincindeler. O nedenle bu akşamda son dakikaya kada savaşan, topu kapmak için elinden gelen mücadeleyi gösteren, rakibini asla küçüğmsemeyen bir Fenerbahçe Ülker izleyeceğiz.

Vee bizler.. Salondaki 17000 kişi.. Sonuç her ne olursa olsun.. 20 sayı önde de olsak, 20 sayı geride de olsak takımımıza, maçın sonuna kadar tüm desteğimizi vereceğiz. Şunu unutmayalım, taraftar maçı bırakırsa, sahadaki oyuncuda oyunu bırakır. Bu psikoloji böyledir. Bizler Fenerbahçe taraftarı olarak maçı alacak ve takımımızla bu kupayı bu akşam kaldıracağımıza inanıyoruz.

O zaman uzun lafın kısası; Haydi, Sarı-Lacivert için atan kalpler! 5'te 5 için sizler televizyon başında bizler salonda bu coşkuyu hep beraber yaşamaya... "Şampiyon Fener" sesleriyle bir kez daha coşmaya, yaşadığımız ili, ilçeyi, mahalleyi sabaha kadar uyutmamaya.. Bir SPOR KULÜBÜ'nün tarihi başarısıyla coşmaya.. Son 5 yılda 4. Şampiyonluğu kutlamaya Hazır olun!

11 Haziran 2011 Cumartesi

Biri "Yenilmez Armada" mı dedi! :S


Bu akşam oynanan maçta Galatasaraylıların "Yenilmez Armada"sı olan ve çok büyük umutlar bekledikler(!) bir takıma karşı, üstelikte bu "Yenilmez Armada"nın kendi evinde zor bir maça çıktık. Zor diyorum ama; bu zorluk sadece psikolojik anlamda. Oyuncularımız bu maçı kazandıkları taktirde zaten Kupayı kaldırmış olacaklarının bilincindeydiler. Yapmaları gereken tek şey; bu "Yenilmez Armada"yı Abdi İpekçi'de kendi seyircisi önünde yenmekti.

Geçen maçtaki eksikleri koç Spahija çok iyi analiz etmiş. Bunun en büyük göstergeleri de;

1- Oyunun her alanında hep sakin olduk,
2- Abdi İpekçi'deki ilk maçın aksine pota altını çok iyi kullandık ve
3- İlk iki maçta uyguladığımız ama geçen maçta unuttuğumuz Hücum Ribaundlarına tekrardan sahip olduk.

Bu üç madde kaybettiğimiz maçta yapamadıklarımızdı. Ama bu akşamki maçın başından itibaren bu üç maddeyi o kadar güzel uyguladık ki, adeta sağlam dönen bir çark gibi işledi bu üçlü organizma. (İlk yarıda Galatasaray toplamda 11 ribaund alırken, savunma hariç biz tam 10 hücum ribaundu aldık.) Pota altından hücumları o kadar iyi oynadık ki, attığımız 23 sayının 21'i Oğuz-Lavrinovic-May üçlüsünden geldi. Ve bu fark bize ilk çeyreği 6 sayı önde bitirme avantajı sağladı.

İkinci çeyreğe ise istediğimiz gibi başlayamadık. Buna birde Ukic'e çalınan Sportmenlik dışı faul ve Ömer'in itirazlarından dolayı aldığı Teknik Faul'de eklenince maçta bir anda 9 sayı geriye düştük. Ama işte aradaki tecrübe farkıda burada çıktı ortaya. Bu sayı farkından tam 10-0'lık seriyle geri döndük ve ilk yarıyı 1 sayı önde tamamlamayı başardık. İlk yarıda pota altı hücumunu çok iyi yaptığımızı gösteren bir istatistik veriyim; Takımımız ilk yarıda üretilen 37 sayının 29'unu Lavrinovic - Oğuz - Sean May üçlüsünden elde etti. Bu oyuncularımızın saha içi isabetleri 13/15!

Maçın koptuğu ikinci yarıya geldik. Maçın üçüncü çeyreğinde Galatasaray'ın tüm hücum opsiyonlarını adeta yıktık. Galatasaray gelen her hücumda, takımımızın yaptığı sert Euroleague savunmasını aşamayında fark bir anda açıldı. Taraftar desteği bile Galatasaray'ı kurtaramadı bu çeyrekte. Savunmamız karşısında çeyreği Galatasaray sadece 1 asist ile tamamladı. Biz ise, Euroleague'de alıştığımız savunma kaynaklı sayılar bularak adeta Galatasaray'a Euroleague'de oynama dersi verdik. Hani gelecek sezon Euroleague'de oynamak için başvuru yapan Ezeli rakibimiz ebedi dostumuz Galatasaray'a oraların hiçte 1 senede gidilecek yerler olmadığını anlatmak bahabında iyi de oldu. Dersi almışlarmıdırrr, orası onların sorunu!!

Tam Euroleague'den bahsederken, yine bu sene Euroleague'de çok yaşadığımız son çeyrek sendromunu bir kez daha bu akşam yaşadık. 15 sayı önde girdiğimiz son çeyreğin ilk 2 dakikasında Galatasaray tam saha presle farkı eritti ve 4 sayıya kadar düşürdü. Ama Allahtan takımımız zamanında toparlandı ve Galatasaray'ın direncini en kritik anda kırdı. Savunmamızı yine sertleştirip, hücumda doğru işleri yaptıktan sonra farkı yine çift haneli sayılara çıkarttık. Bu kritik anlarda Emir'in ve Ömer'in attığı çok çok değerli üçlükler tüm Galatasaraylı oyuncuların ve taraftarın direncinide kırdı. Özellikle Ömer'in üçlüğüyle maç bitti aslında. Geri kalan 2 dakika prosedür gereği tamamlanması gereken süreydi. Vee böylece "Yenilmez Armada"yı 4 maçta 3 kez yenerek gerçekten Yenilmezmiymiş diye test ettik. Ama sonuç kısaca "fos" çıktı..

Maçın sonunda yenilgiyi hazmedemeyen Galatasaray taraftarları oyuncularımız soyunma odasına giderken yabancı madde yağmuru başlattılar. Ama burada sevmesemde Galatasaray koçu Oktay Mahmuti ve kaptan Haluk Yıldırım'a teşekkür etmek lazım. Taraftarı yatıştırmak için ellerinden geleni yaptılar. Maçın bizim adımıza en kötü gelişmesi oyuncumuz Marko Tomas'ın parmağının kırılması oldu. Umarım kısa sürede iyileşir.. Bir de sevindirici haber vereyim; Koç Spahija, salı günü oynayacağımız Şampiyonluk maçında Tarence Kinsey'in forma giyeceğini açıkladı.

Maçtan önce kenetlenerek galibiyet yemini eden 12 Kahraman için, Salı akşamı Sinan Erdem'i doldurmalı ve Şampiyonluğu hep beraber kutlamalıyız. Şimdi zaman Şampiyonluk Zamanı.. Sinan Erdem; "Şampiyon Fener" sesleriyle inlemeli. Haydi 6 numara!! Şampiyonluğu yaşamaya, Sinan Erdem'e davetlisin...

Seride 4. maç bu akşam


Beko Basketbol Ligi Final Serisi 4. maçında bu akşam Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Abdi İpekçi Spor Salonu'nda Galatasaray Cafe Crown'a konuk olacak. Perşembe akşamı yine Galatasaray'ın ev sahipliğinde oynanan maçı takımımız kaybetmiş ve seride durum 2-1'e gelmişti. Bu akşam oynayacağımız mücadeleden alacağımız galibiyet, bizi sadece 3-1 öne geçirmeyecek belkide Salı akşamı Sinan Erdem'de taraftarlarımızın önünde Şampiyonluğumuzu kutlamamızı sağlayacak. O nedenle çok kritik bir maça çıkıyoruz. Hem Galatasaray Cafe Crown'a "Yeter artık kardeşim. Sizin gücünüz bu kadar!" diycez hem de taraftarları önünde Fenerbahçe'ye boyun eğdirtcez.

Takımımızda her zamanki gibi; Vidmar, Mirsad, Kinsey, Can Maxim ve Engin kadroda yer almıycak. Geçen maçta sakatlanan Kaptanımız Ömer Onan ise sahada yerini alacak. Galatasaray'da Rancik'in dışında eksik oyuncu yok. Aldığım bilgiye göre Thornton bu maçta sahada yerini alacakmış. Bu maçta ilk maçtaki hataları yapmadan, seyirci baskısına rağmen daha soğuk kanlı oynayarak, maçta daha sakin kalarak galibiyeti alacağımıza inanıyorum..

Haydi Fenerbahçem! Al bu maçı, salı günü şampiyonluğu hep beraber Sinan Erdem'de kutlayalım..

10 Haziran 2011 Cuma

İnsan değil, hayvan sürüsü!


Konunun başlığını biryerlerden hatırlayacaksınızdır. Eğer hatırlamadıysanız ben hatırlatayım; bu çok sert tepkiyi geçen sezon Beko Basketbol Ligi Normal sezon maçında oynanan, Galatasaray CC-Fenerbahçe Ülker maçı sonrasında yaşanan olayarın üzerine antu.com sayfasına taşımış ve sitenin girişine üzerinde bu yazı bulunan bir resim koymuştu. O zamanki olaylarlar elbette çok büyüktü. Galatasaray taraftarı sahaya inmişti ve oyuncularımıza saldırmaya çalışmışlardı.

Aslında benim en büyük endişemde buydu. Dün gece oynanan maçta eğer Fenerbahçe Ülker kazansaydı eminimki bu olaylar tekrardan yaşanacaktı. Ama neyseki Galatasaray genelde maçı önde götürdü ve sonuç olarakta kazandı. Bu durum şimdi daha da kritik hale dönüştü. Neden mi? Çünkü yarın akşam oynanacak maçı Fenerbahçe Ülker kazandığı taktirde, Galatasaray artık şampiyonluğun gittiğini kabul edecek. Nedeni ise ilk iki maçta toplam 43 sayı fark yedikleri Sinan Erdem'e gelecekler ve burada 5. maçı oynayacaklar. İşte Galatasaray adına son maç statüsünde olan yarınki maçta eğer yenilmeleri durumunda geçen sezon yaşanan olayların yaşanmaması imkansız değil. Buna göre emniyetin gerekli tedbirleri alması lazım. Galatasaray taraftarının ne kadar çirkef bir topluluk olduğunu bizler zaten biliyoruz ama emniyetinde bunu anlamnası lazım!

Dün geceki maçta belki çok büyük olaylar olmadı ama çok fazla edilen küfürler vardı. Daha maç başlamadan ısınmaya çıkan oyuncularımıza başlayan küfürler ve sahaya atılan yabancı maddeler maçta yaşanacakların habercisiydi. Oyuncularımız ısınırken başta Kaya olmak üzere, Ömer ve Oğuz'a edilen küfürler spor ahlakına yakışmıyor. Ezeli rakip olabilirsiniz, rakibinize küfürde edebilirsiniz (bunu hiç tasvip etmesemde) ama rakibinizin oyuncusuna sırf o formayı giyiyor diye küfür etmek üstelikte annesine küfür etmenin hiçbir izahı olamaz! Bu tamamen bir şeref yoksunluğundan kaynaklanan problemdir. Eğerki Milli Takım oyuncuna bile sen ana-avrat küfür ediyorsan ben senin vatan sevginden de şüphe ederim, şerefinden de, haysiyetinden de! Bu kadar çirkefleşmenin hiçbir anlamı yok. Sinan Erdem'de de maçlar oynandı ama hiçbir Galatasaraylı oyuncuya ana-avrat küfür edilmedi. Bu da taraftar profiliyle alakalı birşey. Çapulculara toplarsanız salona olacaklar bellidir işte. O küfürler edilirken hiçbir anons yapılmaması da işin en acıklı taraflarından biri. Geçen sene final serisinde rakibe küfür ettiğimiz için yüklü bir para cezası almıştık. Bakalım Galatasaray'a ne tür bir ceza! verilecek. Bekleyip göreceğiz.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği; "Spor, dostluk ve kardeşliktir." sözünü dün gece "Spor, şiddet ve küfür aracıdır" olarak değiştiren Galatasaray'ın çirkef taraftarını birkez daha kınıyorum!!!

9 Haziran 2011 Perşembe

Son darbeyi vuramadık

Bu akşamki maça pekte istediğimiz gibi başlayamadık. O alışık olduğumuz çok kişili hücumlar olmadı. İlk çeyrek sadece Ömer ve Ukic'ten sayılar bulduk. Birde sakatlanıp çıkmadan önce Tomas'ın bir basketi vardı. Bu noktada Ömer'e değinmeden edemiycem. Maça harika başladı. Maçtan önce edilen küfürler (daha sonra bununla ilgili ayrı bir yazı yazacağım) onu daha da hırslandırmış gibiydi. Onun akıttığı her tere o küfür eden gs tribünleri kurban olsun. Takımı ilk çeyrek ayakta tutan isimdi. Maç boyunca attığı 18 sayının tamamını bu ilk çeyrekte attı. Sonraki çeyreklerde ise hücumdan çok savumayı düşündü ve bu sayıda kaldı.

İlk çeyreği geride kapatmamıza rağmen, ikinci periyotta bazı şeylerin değişebileceğine inanıyordum. Fakat beklediğim gibi olmadı ve bir ara fark 13 sayıya kadar gs lehine açıldı. Ama burda da devreye bir başka tecrübeli ismimiz Roko Ukic girdi. Arda arda bulduğu 6 sayıyla skoru bir anda 5'e kadar çekti fakat daha ilerisi için süre yetmedi. İlk yarıda 5 sayılık Galatasaray avantajı ile bitti.

İkinci yarıya iyi başladık. Devre arası Spahija oyunculara gereken uyarıyı yapmış olarak gözüktü. Hatta bir ara farkı eritip beraberliği de yakaladık. Ama her seferinde attığımız üçlüğe anında karşılık gelince bir türlü öne geçemedik. Hep kovaladık. Galatasaraylı oyuncular maç boyunca soluğumuzu hep enselerinde hissettiler. Üçüncü çeyreğide 5 sayı geride tamamladık.

Kaderlerin çizildiği son çeyreğe ise savunmada çok sert başladık ve Galatasaray'a kolay sayı imkanı diğer üç çeyreğe oranla kolay basket şansı çok vermedik. Ama hep oyun bize dönecekken çıktığımız hücumlardan boş dönünce bir türlü son darbeyi vuramadık. Son periyotta çok değil, sadece bir kere öne geçmiş olsaydık, Galatasaraylı oyuncularda tedirginlik artacak, elleri titremeye başlayacaktı. Bu son periyotta takımımız adına sahneye bu tür maçları kariyeri boyunca birçok kez oynamış olan Sarunas Jasikevicius çıktı. Serbest çizgiden 6/6 isabet oranı yakaladı ve sayıya en ihtiyaç duyduğumuz anlarda hep imdadımıza yetişri. Özelliklede çok kritik bir üçlüğü vardı ki.. Maçı uzatmaya götüren üçlük oldu adeta o.

Uzatma periyodunda ise maç bir çok pozisyonda elimize geldiki ama biz bu şansı iyi değerlendiremedik. Dedim ya, bu zamana kadar kritik noktalarda hep ağırlığımızı koyardık diye ama bu sefer olmadı Son darbeyi bir türlü vuramadık. Emir'in çok kritik 2 serbest atışı kaçırması da maçın bitiş düdüğünün çaldığı an oldu bizler için.

Biz bu akşam sadece 1 mağlubiyet aldık. Hala seride 2-1 öndeyiz. Seyirci avantajı hala bizde. Üstelik Cumartesi akşamı Abdi İpekçi'de bir maçımız daha var. Özellikle ikinci yarıdaki oyunumuz Cumartesi akşamı için bana "kazanacağız" hissiyatı uyandırıyor. Cumartesi kazanacak gücümüz var mı? Evet, hemde fazlasıyla.. O zaman takıma güvenimiz tam, şampiyonluğu Sinan Erdem'de kutlamak için cumartesi hedef: Galibiyet!

Şunu eklemeden duramayacağım; Galatasaray taraftarının maçtan sonra aşırı sevinmesi. Bu gayet doğal tamam. Ancak unutulmasın, rakip motive olunca ne yapıyor ilk iki maçta göstermişti!!

Seride 3. maç bu akşam


Beko Basketbol Ligi Final Serisi 3. maçında Galatasaray Cafe Crown ile Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız Abdi İpekçi Spor Salonu'nda bu akşam saat 20:00'de karşılaşacak. Sarı-Lacivertli Ekibimiz kendi sahamızda oynadığı ilk iki maçı kazanarak seride 2-0 önde bulunuyor. Şimdi seri Galatasaray'ın sahasına taşındı. Bu akşam 12500 Galatasaray taraftarı önünde, takımımız sahaya galibiyet parolasıyla çıkacaktır. Bu akşam seriyi 3-0'a getirdiğimiz anda Galatasaray'ı mental anlamda da saf dışı bırakmış olacağız ve artık herşey bizim elimizde olacak. Galatasaray'ı umutlandırmamak adına çok kritik bir maç olacak. Biz zaten kendi takımımızın gücünü biliyoruz. Tam artık Galatasaray cephesinde umutlar azalmışken, bu avantajı iyi kullanıp sonuca gitmeliyiz.

Bu akşam bizim adımıza tek dezavantaj taraftar olacaktır. Galatasaray taraftarı maçtan çok bizim oyuncularımızla uğraşacaklardır. Zaten bu taraftar topluluğunun ne kadar taşkın olduğunu hepimiz biliyoruz. Burada oyuncularımıza düşen görev, kulaklarını 40 dakika dışarıya kapamaları ve sadece sahadaki mücadeleye odaklanmalarıdır. Galibiyet zaten öyle yada böyle gelecektir. Allah oyuncularımızın ve teknik heyetimizin yardımcısı olsun...

7 Haziran 2011 Salı

Fenerbahçe Ülker 95-74 Galatasaray CC "İkinci Maçın Özeti"



Siz değerli takipçilerimiz ve maçı izleyememiş olan taraftarlarımız, Beko Basketbol Ligi Final Serisi İkinci maçının Özetini buradan izleyebilirsiniz.

İkinci maçı tribünden izleyenler

Dün gece Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanan Fenerbahçe Ülker-Galatasaray Cafe Crown Final serisi 2. maçında salonda bir çok tanıdık isim takımımızı destekledi. Başta Büyük Fenerbahçe'nin Büyük Taraftarı üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmek için 15.500 kapasiteli Sinan Erdem Spor Salonu'nu tıkabasa doldurdu.

Tribünlerdeki binlerce taraftarın arasında takımımıza destek veren yakından tanıdığımız isimlerde vardı. İlk olarak son 2 yıldır Fenerbahçe Acıbadem'de oynayan, takımımızın Kaptanlığını yapan ve bu sezon sonunda Azerbaycan'a transfer olan Kaptanımız Natasa Osmokrovic ve Oğlu, yine Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol Takımımızın genç yıldızı Yağmur ile birlikte tribünde Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımıza destek verenler arasındaydı.

Fenerbahçeliliğiyle bildiğimiz ve bir dönem Kulübümüzde Yöneticilikte yapmış olan Usta Gazeteci ve Star Haber Grup Başkanı Uğur Dündar'da dün geceki maçta salonda takımımıza destek verenler arasındaydı. Mücadeleyi Başkanımız Aziz Yıldırım ve yöneticilerimiz ile birlikte locadan takip eden Uğur Dündar, maç boyunca takımımıza alkışlarla destek verdi.

Takımımızın en tecrübeli Türk oyuncusu olan ve taraftarımızında sevgilisi Mirsad Türkcan sakatlığı nedeniyle kapattığı sezonda, Final serilerinde salona gelerek arkadaşlarına destek verenler arasında yer alıyor. Tecrübeli oyuncumuz maçı salondan takip ederek arkadaşlarınada moral verdi. Ayrıca sakatlıkları bulunan Kinsey, Can Maxim ve Vidmar'da maçı salonda izleyen oyuncularımızdı.


Ve gecenin son misafirleride Fenerbahçeliliğiyle tanıdığımız ve NBA'de Orlando Magic forması giyen Milli Takım Kaptanımız Hidayet Türkoğlu ve geçen sene takımımızdan NBA'e giden ve Cleveland Cavaliers forması giyen Milli Basketbolcumuz Semih Erden'di. Her iki Milli Oyuncumuzda salonda Sarı-Lacivertli renkleri desteklediler.

Rakip aynı olunca, tarifede aynı oldu


Bu gece maçta harika bir atmosfer vardı. Taraftar ilk maçtakinden daha coşkulu ve sahaya daha fazla müdahale etti. Bunda birazda oyunun ilk maçtakinin aksine başa baş gitmesinin de rolü vardı tabiki. Ama şu zamana kadar gördüğüm en ateşlü tribün vardı Sinan Erdem'de..

Maça aslında ilk maçta olduğu gibi başladık. Kolay sayı buluyorduk. Fakat ilk maçtakinin tersine kolay da sayı yiyorduk. Bunun semeresini de 2. periyotta görmeye başladık. Hücumlarımız iyi sonuçlanırken, bir anda tıkanınca ilk yarının bitmesine 15 saniye kala maçta ilk kez geriye düştük. Periyodun son saniyesinde Ukic'in gönderdiği top basket olmasına rağmen hakemler tarafından, zamanında elden çıkarılmadığı için geçersiz sayılınca da devreye 2 sayı geride girdik.

Üçüncü çeyreğin başında da, soyunma odasına giderken yaşanan olaylar (Oğuz'un son basketi yemeden önce 2 gslı oyuncu arasında sıkıştırılması ve açık bir faul olmasına rağmen hakemlerin oyunu devam ettirmesi üzerine Oğuz'un hakemlere şiddetli itiraz etmesi) akıllarda kalmış olacak ki kötü başladık. Galatasaray Cafe Crown maç boyunca çok nadir öne geçmesine rağmen kendi adlarına en yüksek fark olan, 5 sayıya kadar çıkardı farkı. Tam işler kötü gidiyo derken, koçun bir mola alması ve takımı motive etmesine Ukic'in kritik bir üçlük serisine başlaması da eklenince taraftarda tekrardan havaya girdi ve işte maç orda döndü!! Arka arkaya Ukic ile 3, Tomas ile 1 üçlük isabet bulan takımımız bu üçlük serisiyle bir anda şahlandı ve farkı 8 sayıya kadar çıkardı.

Galatasaray bu dakikadan sonra geriye düşmenin verdiği moral bozukluğuylada hücumlardan boş dönünce kaçınılmaz son gerçekleşti. Sonuç olarak Fenerbahçe Ülker, tecrübesiyle kritik noktaları iyi oynayarak aldı maçı. Hem oyuncu hemde kulüp bazında Galatasaray'dan daha üstün olduğumuzu her zaman olduğu gibi yine gösterdik herkese.. İlk maç 22 sayı, ikinci maç 21 sayı fark attık. Başlıktada dedim ya; Rakip aynı olunca, tarifede aynı oldu!

Şimdi seri Abdi İpekçi'ye taşınacak. Ve oradaki maçlara Fenerbahçe taraftarı alınmayacak. Burdan Galatasaraylı taraftarlara tavsiyem; sahaya bozuk para, koltuk vs. yerine plastik su şişeleri atmaları (tabiki içi boş olan). Nasıl olsa içinizdeki kini kusacaksınız ve maçın sonunda Fenerbahçe Ülker'in kazanması durumunda da çıldıracaksınız, işte o zaman insanlıktan çıktığınız durumlarda bare sahadaki insanlara saygı duyunda zarar vermeyin!!!

6 Haziran 2011 Pazartesi

Fenerbahçe Ülker 81-59 Galatasaray CC "İlk Maçın Özeti"



Siz değerli takipçilerimiz ve maçı izleyememiş olan taraftarlarımız, Beko Basketbol Ligi Final Serisi İlk maçının Özetini buradan izleyebilirsiniz.

İlk maçta eze eze...


Maç başlamadan önce kazanacağımızı biliyordum ama bu kadar fark olacağını tahmin etmiyordum. Tahmin etmememin nedeni; Galatasaray Cafe Crown'un bizle baş edebilecek güçte olması değil, bizim oyuncularımızın 2. maçı düşünerek sayı farkı açıldığında oyunu rölantiye alacaklarını düşünmemdi.

Maçı değerlendirmeye geçersek, Mücadele kısaca şunu söyledi bize; Fenerbahçe Ülker, Galatasaray Cafe Crown'dan kat ve kat daha tecrübeli ve daha kaliteli bir takım. Bunu zaten biz biliyorduk ama 21 sene sonra finale çıkan rakip takımın taraftarları bu görüşün tam tersini iddaa ediyorlardı. Onlara göre hala Galatasaray bu seriyi 4-1 kazanabilirmiş.. Neyse biz kendimize bakalım. Şu anda elimizdeki bu kadronun (Kinsey, Mirsad, Vidmar ve Engin gibi çok rahat ilk 5 başlayabilecek ve ayrı bir takımla ligimizde şampiyonluğa oynayabilecek güce sahip sakatlarımız olmasına rağmen) Türkiye Ligi'nin üstünde olduğunu bir kez daha kanıtladık dosta düşmana. Maçta 9 kişilik bir rotasyonla oynadık. Buna Oğuz'un 2 dakikada 3 faul ile uzun süre kenarda kalmasıda eklenince uzun rotasyonunda elimizde sadece Kaya, Lavrinovic ve geldiği günden beri hep eleştirilen May kaldı. İlk yarının geri kalan 18 dakikasında hep bu 3 uzunu rotasyonda kullandık. Bu dezavantaja rağmen Emir'in pota altını harika beslemesiyle May bu maçta takımın en iyilerinde biri oldu. Ömer, gıcık olduğum Tutku'ya yaptığı savunma ve hücumdaki başarısı ile yine sayı yükümüzü çeken isim oldu. Kaya bu maçta topu kazanmak için kendini yerlere attı ve belkide Fenerbahçe kariyerindeki en istekli maçını oynadı, Tomas, en kritik dakikaların adamı olduğunu bir kez daha gösterdi. Lavrinovic, gs'lı oyuncuların yüzünde patlattığı bloklarına birde hücumda, özlediğimiz bitiriciliğini de ekledi...

Sonuç olarak; Biz dün sahada sadece yapmamız gerekeni yaptık. Kendimizi fazla zorlamadan alışık olduğumuz oyunu oynadık. Ve özelliklede bu sene alıştığımız galibiyetlerden birini aldık. Şimdi 2. maçıda kazanmamız durumunda çok büyük bir avantaj yakalıycaz. Bu maç bu serinin max. 5 maçtan fazla sürmeyeceğini gösterdi.

Taraftarlara da muhteşem desteği için ayrı bir teşekkür etmek istiyorum. Fenerbahçe Taraftarının büyülküğünü bir kez daha gösterdik.

2 Haziran 2011 Perşembe

Final serisinin programı belli oldu


Beko Basketbol Ligi 2010/11 Play-Off Final serisinde mücadele edecek iki takımda belirlendi. Efes'i 2 maç sonucunda 3-0'la geçen Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız finale çıkan ilk takım olurken, dün gece serisinde dördüncü maçını oynayan Galatasaray Cafe Crown, Banvit'i 3-1'lik skorla geçerek finalde rakibimiz oldu. 21 yıl aradan sonra finale çıkan Galatasaray'ın bu sürenin yanı sıra 26 yıl aradan sonra sporumuzun iki dev takımı bu kez erkek basketbolda Finalde karşılaşacak. Final serisinde saha avantajı bizim elimizde. Bu avantajı kullanmamız çok önemli olacak. O nedenle burdan birkez daha taraftarlarımıza çağrı yapmak istiyorum. Final serisinde Sinan Erdem'de oynanacak her maçta salonu dolduralım ve Sinan Erdem'i Galatasaray için cehenneme çevirelim.

İşte cehennemi Galatasaray'a hangi gün yaşatacağımızı da şimdi öğreneceğiz. Final serisinin maç programı açıklandı. Maç programı şu şekilde olacak:

4 Haziran Cumartesi
19:00 Fenerbahçe Ülker – Galatasaray Cafe Crown (Sinan Erdem Spor Salonu)

6 Haziran Pazartesi
20:00 Fenerbahçe Ülker – Galatasaray Cafe Crown (Sinan Erdem Spor Salonu)

9 Haziran Perşembe
20:00 Galatasaray Cafe Crown – Fenerbahçe Ülker (Abdi İpekçi Spor Salonu)

11 Haziran Cumartesi
19:00 Galatasaray Cafe Crown – Fenerbahçe Ülker (Abdi İpekçi Spor Salonu)

Serinin dört maçta tamamlanmaması durumunda serinin devam edecek maçlarının programı

14 Haziran Salı
20:00 Fenerbahçe Ülker – Galatasaray Cafe Crown (Sinan Erdem Spor Salonu)

17 Haziran Cuma
Galatasaray Cafe Crown – Fenerbahçe Ülker (Abdi İpekçi Spor Salonu)

19 Haziran Pazar
20:00 Fenerbahçe Ülker – Galatasaray Cafe Crown (Sinan Erdem Spor Salonu)


(Mavi: Sinan Erdem'de, Siyah: Abdi İpekçi'de oynanacak maçlar)

***Sezon başı yapılan protokol gereği, deplasmanlara her iki takımın taraftarlarıda alınmayacak.

1 Haziran 2011 Çarşamba

Finalde Derbi heyecanı yaşanacak!


Beko Basketbol Ligi'nde 2010/2011 sezonunun Finali belli oldu. Daha önceden finale çıkmayı garantileyen Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın finaldeki rakibi, Banvit'i seride 3-1 ile geçen Galatasaray Cafe Crown oldu. 21 yıl sonra finale kalmayı başaran Gs, bu başarısını kupayla taçlandırmak isteyecektir. Ama unutmasınlar ki karşılarındaki rakip, bu ligin en iyi kadrosuna sahip ve Euroleague tecrübesi fazlasıyla olan bir takım.

Final serisinde saha avantajı bizde olacak ve ilk iki maç kendi evimizde oynanacak. Bu iki maçtan alınacak iki galibiyet bizim için çok önemli olacak. Bu durumda final serisinde en büyük iş yine biz taraftarlara düşecek. Takımımızı 40 dakika hiç susmadan desteklemeliyiz. Rakibi baskı altına almayı başarmalı ve onları sahadan biz silmeliyiz. Eksiklerimiz olmasına rağmen sahaya çıkacak oyuncularımız Gs'ı yenmeye yetecek ve artacaktır bile.

Hatırlatmamı da yapayım: Final serisinin ilk maçı 4 Haziran Cumartesi günü saat 19:00'da Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanacak. Tüm taraftarlarımızı takımımızı desteklemeye Sinan Erdem'e davet ediyorum.