13 Ekim 2014 Pazartesi

TBL'nin yeni sitesi yayın hayatına başladı


Uzun bir süredir "Beko Basketbol Ligi" ismiyle anılan ancak yeni sezonda Beko'nun sponsorluğu bırakmasının ardından asıl ismi olan "Türkiye Basketbol Ligi" ile anılacak olan 2014/2015 basketbol sezonu öncesi Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) tarafından yönetilen tbl.org.tr internet sitesi yeni tasarımıyla yayın hayatına başladı. 

Türkiye Basketbol Liglerinin Resmi İnternet sitesi olan tbl.org.tr, ligin yeni logosu ve yeni sloganı "Efsaneler Yükseliyor"u temasında barındıran görsel bir tasarımla yeni yayın hayatına başladı. Jenerik olarak algılanan lig markasının özündeki değerleri ve nitelikleri yansıtan yeni görsel kimlik,sınırlar ötesinde de sürekli büyümeyi hedefleyen ligin asıl ve güçlü karakterini temsil ediyor. Bu karakter pazarlama ve iletişim çalışmalarının hemen her seviyesinde TBL’in yeni sloganı “Efsaneler Yükseliyor” ile vurgulanacak.

Yeni internet sitesinde TBF tarafından organize edilen liglerle ilgili; bilgiler, fikstürler, haberler, detaylı istatistikler ve canlı maç skorlarının yanı sıra video ve fotoğraf gibi görsel paylaşımlarda yer alacak. Sitede şu an için birçok eksik nokta bulunuyor.

Yeni tasarımı ile yayın hayatına bugün başlayan tbl.org.tr'deki eksiklikler en kısa sürede tamamlanarak, internet sitesi en güncel şekilde basketbolseverlerin hizmetine sunulacak.

Türkiye Basketbol Ligi Resmi İnternet Sitesi: www.tbl.org.tr

Yeni sitede Fenerbahçe Ülker'e ait sayfada yer alan tarihçede kulüp hakkında aktarılan bilgiler ise şöyle:

Ülkemizde basketbolun öncü kulüplerinden bir tanesi olan Fenerbahçe Spor Kulübü’nün tarihi, özellikle Deplasmanlı Lig’e geçişten önce, çok önemli başarılarla dolu.1950 ve 60’lı yıllarda sayısız şampiyonluk ve kupa kazanan Sarı-Lacivertliler, ezeli rakibi Galatasaray ile birlikte dönemin en önemli kadrolarına ve başarılarına sahip olma özelliğini taşımakta. 
Organizasyonların; önce il bazında, ardından da her ilin şampiyonlarının katılımı ile Türkiye Şampiyonası bazında düzenlendiği o yıllarda Türk basketboluna damgasını vuran Fenerbahçe, bu statüye göre oynanan Türkiye Kupası’nda 1954’ten 1961 yılına kadar beş kez bu kupayı müzesine götürdü. Deplasmanlı Türkiye 1.Ligi’nin başladığı 1966-1967 sezonundan 1990-1991 sezonuna kadar eski kupalarla dolu dönemlerinden uzak bir grafik çizdi. Deplasmanlı Lig’deki ilk şampiyonluğunu 1990-91 sezonunda Çetin Yılmaz yönetiminde yaşayan Sarı-Lacivertliler, final serisinde Tofaş’ı 3-2 mağlup ederek bu sevinci yaşadı. Türkiye Kupası’nda da zirveden uzak bir görüntü veren Fenerbahçe, 1966-67 sezonunda ilk ve son kez bu kupanın sahibi oldu. 
Sarı-Lacivertliler, basketbola ciddi yatırım yaptığı 1990-1991 ve 1994 yıllarında ise Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı, 1988 ve 1992 yıllarında da GSGM Kupası’nı kazandı. 
1984-85 ve 1994-95 sezonlarında Play-Off finaline kadar yükselen Fenerbahçe 2.’likle yetindi. Fenerbahçe aynı zamanda, 1. Lig ve Milli Takımlar bazında hem basketbol hem de futbol takımlarında aynı anda forma giymiş tek sporcuya da sahip olması itibariyle Türk spor tarihinde çok özel bir ilki yaşamıştır. Türk sporunun efsane isimlerinden Can Bartu bu anlamda unutulmaz bir isme ve eşsiz bir değere sahiptir. 
2003-04 sezonunda 10. sırada tamamladığı Türkiye Basketbol Ligi’nde, 2004-05 sezonundan itibaren Türk basketbolunun yetiştirdiği en önemli antrenörlerden bir tanesi olarak gösterilen Aydın Örs yönetiminde yeni bir sayfa açan Fenerbahçe, Final-Four oynadığı FIBA Avrupa Ligi’nde 4.’lük elde ederken, normal sezonu 4. sırada tamamladı ve ligde Play-Off’larda yarı finale yükseldi. 2005-06 sezonunda ligde ve Avrupa’da zirve iddiasıyla mücadele veren Fenerbahçe, ligde normal sezonda 7.liği elde ettikten sonra, Efes Pilsen’e elenerek çeyrek finalden öteye gidemedi. 
2006-07 sezonundan itibaren rakiplerinin korkulu rüyası haline gelen Fenerbahçe, arka arkaya başarılar elde etmeye başladı. 2006-07 sezonunda, Ülker firmasının sponsorluğunu alarak, hem Türk hem de yabancı oyuncular açısından zengin ve güçlü bir kadro oluşturan Fenerbahçe Ülker, Beko Basketbol Ligi’nde 15 yıllık bir aradan sonra, kulübün 100.kuruluş yılında şampiyonluk sevinci yaşadı. 
2007-08 sezonunu yine şampiyon olarak tamamlayan Sarı Lacivertliler, 2008-09 sezonunda tüm kulvarlarda şampiyonluk hedefiyle yola çıktı ama Play-Off final serisinin ardından ligi ikinci sırada tamamladı. 2009-2010 sezonunda ise lig şampiyonluğunu kazanan Fenerbahçe Ülker, 2010-11 sezonunda aynı başarıyı tekrarladı. Sarı Lacivertliler, 2012-2013 sezonunda Neven Spahija yönetiminde 30 maçta 21 galibiyet aldı ve play-off ilk turunda da Beşiktaş Milangaz ile karşılaştı. Ancak Sarı Lacivertliler, rakibine 2-0’lık seri ile elenerek sezonu kapattı. 
Fenerbahçe Ülker, 2012-2013 sezonuna Simone Piangiani yönetiminde ve kadrosunda da önemli isimleri dahil ederek başladı. Ancak İtalyan antrenör ile istenilen başarıyı elde edemeyen Sarı Lacivertliler, normal sezonu 24-6 ile tamamlarken, play-off’ta da ilk turda Pınar Karşıyaka’ya 2-0’lık seri sonunda elenmişti. 
Fenerbahçe Ülker’i 2013-2014 sezonunda Zeljko Obradovic çalıştırdı. Avrupa arenasında birçok başarı kazanan Obradovic, Fenerbahçe Ülker’in başında geçirdiği ilk sezonda şampiyonluğa ulaştı. Normal sezonu ikinci sırada tamamlayan Fenerbahçe Ülker, Play-Off’ta Uşak Sportif, Pınar Karşıyaka ve Galatasaray Liv Hospital’ı geçerek şampiyonluk kupasını kaldırdı. 
Spor Toto Türkiye Kupası’nda yarı finale yükselen Fenerbahçe Ülker, sonunda kupanın sahibi olacak takım Pınar Karşıyaka’ya mağlup olarak elendi. EuroLeague sahnesine çıkan Sarı-Lacivertliler, Top 16’da elenerek Avrupa sezonunu kapattı.

16 Eylül 2014 Salı

Yeni sezonda basketbol heyecanı tek platformda


Erkeklerde Dünya Kupası maratonunun sona ermesiyle Milli Takımlarında mücadele eden oyuncular, yeni sezon hazırlıklarına başlayan takımlarının kamplarına katılmaya başlıyor. Yeni sezonda da hem Avrupa'da hem de Türkiye Basketbol Ligi'nde hedefleri doğrultusunda mücadele edecek olan takımlar, salondaki taraftarlar gibi ekran başında da milyonlara keyifli ve mücadeleci bir ortam oluşturacak.

Yeni sezonun başlamasına artık sayılı günler kala, basketbolseverleri maçların hangi kanallarda yayınlanacağı merakı sardı. Geçtiğimiz yıllarda farklı organizasyonların farklı kanallardan yayınlanması özellikle basketbolu yakından takip eden izleyicilerde büyük bir öfke ve memnuniyetsizlik yaratmıştı. İşin içerisinde birbirine rakip dijital platformların yer alması nedeniyle özellikle yayın için istenen fiyatın fazla olması ve şirketlerin pazarlama politikalarının seyirciye ekstra maddi yük getirmesinden ötürü çok fazla eleştiri almıştı.

Yeni sezonda tüm bu sorunlar ortadan kalkmış ve basketbolseverler için son derece sevindirici bir adım atıldı. Uzun süredir Türkiye Basketbol Ligi ve Türkiye Kupası maçlarının yayın haklarını elinde bulunduran Digitürk, geçtiğimiz senelerde NTVSPOR'un bünyesinde yer alan Turkish Airlines Euroleague'in yayın haklarını satın alarak, 5 yıl boyunca Euroleague maçlarını Türk izleyicilerle buluşturacak.

Uzun süredir olduğu gibi, 2014/2015 sezonunda da Türkiye Basketbol Ligi ve Türkiye Kupası maçları Digitürk platformuna ait olan LİGTV2 ve LİGTV3 kanallarından canlı olarak yayınlanacak.

Evlerinde Digitürk Uydu Alıcısı bulunan kullanıcılar bu yayınları Spor Ekstra Paketini satın alarak izleyebilecekler. Digiturk Play kullanıcıları ise sadece bu iki organizasyonu izlemek istediklerinde yıllık 49 TL'ye Sezonluk Paketi satın alarak yerel lig ve kupa maçlarını internet üzerinden izleyebilirler.

2014/2015 sezonu ile başlayacak ve 5 yıl boyunca Avrupa'nın kulüpler bazındaki en büyük basketbol organizasyonu olan Turkish Airlines Euroleague'i yayınlayacak olan Digitürk, bu organizasyonun da maç yayınlarını LİGTV2 ve LİGTV3 kanallarından yapacak. Euroleague Yayın Hakları Sözleşmesi doğrultusunda her hafta 1 Türk takımının maçı açık kanaldan yayınlanacak. Şifresiz maçların yayınlanacağı kanalın hangisi olacağı ise henüz belli olmadı.

Digitürk Uydu Alıcısına sahip olan kullanıcılar Spor Ekstra Paketini satın alarak Euroleague maçlarını da canlı olarak izleyebilecekler. Digitürk Play kullanıcıları ise; Euroleague maçlarını aylık 8 TL'ye Premium Üyelik modeline geçerek izleyebilecekler.

Türkiye Basketbol Ligi, Türkiye Kupası ve Turkish Airlines Euroleague'i kapsayan Digitürk Paketleri şöyle:

Digitürk Uydu Alıcısı sahipleri;

  • Üç organizasyonunda maç yayınları için: Spor Ekstra Paketini satın alarak,

Digitürk Play Kullanıcıları;

  • Sadece TBL ve Türkiye Kupası maçları için: yıllık 49 TL'ye Sezonluk Paketi satın alarak,
  • Üç organizasyonunda maç yayınları için: aylık 8 TL'ye Premium Üyelik satın alarak,

2014/2015 basketbol sezonunda basketbolun heyecanını yaşayabilirler.

Not: Bu yazı herhangi bir reklam veya pazarlama amacıyla değil, basketbolseverlerden gelen yayın sorularına cevap vermek ve kendilerini bilgilendirmek amacıyla yazılmıştır.

Not: Yazıda belirtilen fiyatlar Digitürk'ün 16.09.2014 tarihli digiturkplay.com.tr internet adresinden alınmıştır.

Önemli Bilgi: Fiyatlarda yaşanabilecek değişikliklerden Fenerbahçe Ülker Basket Blog'u sorumlu değildir. Satın alma işlemleriniz için; Digitürk Müşteri Hizmetlerinden ve www.digiturkplay.com.tr internet adresinden detaylı bilgi alabilirsiniz.

6 Ağustos 2014 Çarşamba

TBF'den Türk oyuncu oynatan takımlara teşvik


Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF), 5 Ağustos 2014 tarihinde toplanan Yönetim Kurulunda aldığı yeni kararla; 2014/15 ve 2015/16 sezonlarında Basketbol 1. Liginde mücadele edecek olan takımların yerli oyunculara süre vermeleri konusunda teşvik verilmesi yönündeki projeyi yürürlüğe koydu.

Hazırlanan yönergeye göre her maçta en az 80 dakika Türk oyuncuya süre veren takımlar 300.000 TL, 50 dakika süre veren takımlar 200.000 TL kazanacak. Ayrıca sezon sonunda en yüksek süreyi tutturan üç takım 600.000 TL, 400.000 TL ve 300.000 TLile  ödüllendirilecek. 24 yaş ve altındaki milli takım oyuncularına belli süreler veren kulüplere artı bir para ödülü daha verilecek.

TBF Yönetim Kurulu tarafından kabul edilen ve yürürlüğe konulan yönerge şöyle:

2014-2016 DÖNEMİ İÇİN
TÜRK SPORCULARIN YETİŞMESİNE KATKI VEREN KULÜPLERİ TEŞVİK PROJESİ

1. Projenin Amacı

Bu projenin amacı; Türk milli takımlarının Avrupa ve Dünya Şampiyonalarına en güçlü kadrolarla katılabilmesi için A Milli takımda yer alan veya seçilebilecek kapasitedeki sporcuların kulüp takımlarında daha fazla süre ve sorumluluk alarak oynatılmasını teşvik etmektir.

Projenin amacına uygun olarak belirlenmiş kriterleri yerine getiren kulüplere doğrudan nakdi olarak teşvik sağlanır. Teşvikler kulübe sağlanan haklar olup sporculara doğrudan veya dolaylı teşvik sağlanması bu proje kapsamında değildir.

2. Projenin Kapsamı

Proje, Türkiye Basketbol 1. Liginde mücadele eden kulüpleri kapsar.

3. Projenin Hedefi

Projenin hedefi; A milli takımı için yeni Türk sporcuların yetişmesi veya mevcut milli sporcuların tecrübe kazanmalarını sağlamaktır. Takım kadrolarını oluştururken ve sezon içinde Türk sporculara daha fazla imkan vererek bu hedefe yönelik davranış sergileyen kulüplerimizin teşvik edilmesi hedeflenmiştir.

4. Tanımlar

Bu projede yer alan;

Yönetim kurulu : Türkiye Basketbol Federasyonu Yönetim Kurulunu
Normal lig maçları : Yönetim Esasları Yönergesinde tarif edildiği şekilde takımların play off maçları öncesi oynadıkları toplam 30 maçlık dönemi,
Milli sporcular : Her sezon öncesi yaz döneminde düzenlenmiş Avrupa Şampiyonası, Dünya Şampiyonası, Olimpiyat Oyunları, Akdeniz Oyunlarına katılmış takımların 12 kişiden oluşan resmi müsabaka kadrosunda yer almış ve 24 yaş altındaki sporcuları,
Türk sporcular : Yarışma yönergesinde tarif edildiği şekli ile ülkemiz yıldız, genç ve ümit takımlarından yetişmiş (istisnalar hariç) oyuncuları,

ifade eder.

5. Teşvik Çeşitleri 
  1. Normal lig maçları boyunca her maçta, Türk sporcuların toplam oyunda kalma süresinin en az 80 dakika olması halinde 300.000 TL 
  2. Normal lig maçları boyunca (toplam 30 maç) her maçta, Türk sporcuların toplam oyunda kalma süresinin en az 50 dakika olması halinde 200.000 TL 
  3. Normal lig maçları sonunda Türk sporcuların toplam oyunda kalma süresi; her maç için en az 20 dakika ve dönem sonu toplamının 1.500 dakikadan az olmamak kaydı ile en yüksek süreyi tutturan üç takıma sırasıyla 600.000, 400.000 ve 300.000 TL 
  4. Yukarıdaki ortalama sürelerdeki 24 yaş ve daha küçük yaştaki milli sporcuların katkısı oranında ödüller artırılır. 
Örnek:
Bir takım (3) numaralı kriteri sezon toplamı 1600 dakika ile birinci sırada tamamlayarak 600.000 TL ödül almayı hak etmişse ve toplam sürenin 1200 dakikası 24 yaş ve daha küçük yaştaki milli sporculara aitse; 

1200/1600=0,75 
Milli sporcuların katkısı %75 
Birincilik ödülü 600.000 TL 
Hak ediş: 600.000*1.75=1.050.000 TL

5. Yukarıdaki kriterlerin hiç biri sağlanmasa da Normal lig maçları boyunca toplam 22 maçta, 24 yaş ve altı milli sporcuların oyunda kalma süresinin her maçta en az 10 dakika olması halinde 50.000 TL 

6. Hak Ediş

a. Teşvikten yararlanmak isteyen kulüpler Federasyon tarafından hazırlanmış matbu formu doldurup ekine teşvike esas belgeleri koyarak başvuruda bulunurlar. Teşvikten yararlanmak isteyen kulüpler son resmi müsabaka tarihinden itibaren 15 gün içinde başvuru yapmaları gerekir. Zamanında başvuru yapılmaması halinde teşvik hakkı kaybolur. Zamanında yapılmış başvuru ve belgelerin incelenmesi sonucunda projede belirlenmiş kriterleri yerine getirdiği saptanan kulüpler teşvike hak kazanırlar. Hak edişler en geç 1 Temmuz tarihine kadar ödenir.

b. Proje öncesi veya projenin uygulama süresi içinde doping cezası almış sporcular ile Disiplin Kurulu tarafından kesintisiz üç ay veya toplamda altı aydan (dahil) fazla ceza almış sporcular teşvik projesi kapsamında yer alamazlar. Bu oyuncuların toplam süre veya ortalamaları değerlendirmeye alınmaz.

c. (1) veya (2) yolu ile ödül kazananlara (3) yolu ile de ödül kazanmaları halinde %50 si oranında ödeme yapılır.

d. (3) yolu ile sadece en yüksek süre için ödeme yapılır. Üst ödülü hak eden takımlara ayrıca alt kademe ödülleri verilmez.

e. Sezon sonunda küme düşen takımlar teşvik uygulamasından yararlanamazlar.

f. Sporcuların yaşı için Yarışma Yönergesinde tarif edilen kriter esas alınır.

g. Proje sonuçları her sezon sonunda Türkiye Basketbol Lig Ofisi ve Milli Takım Sorumluları tarafından değerlendirilir ve belirlenen hak edişler Yönetim Kurulu tarafından onaylandıktan sonra ödeme yapılır.

7. Proje Süresi

Proje ilk etapta 2014-2015 ve 2015-2016 sezonları olmak üzere iki sezon uygulanacak olup alınacak sonuçlara göre müteakip sezonlar için uygulanıp uygulanmamasına veya nasıl uygulanacağına karar 
verilecektir. 

8. Yürütme

Teşvik Projesi Yönetim Kurulu tarafından yürütülür.

21 Haziran 2014 Cumartesi

Gergin seride şampiyon Fenerbahçe Ülker!


Beko Basketbol Ligi'nde 2013/2014 sezonu dün gece oynanması planlanan ancak rakip takımın sahaya çıkmaması ile oynanamayan final serisinin son maçı ile birlikte sona erdi. Deplasman ekibi Galatasaray Liv Hospital'ın sahaya çıkmaması nedeniyle Fenerbahçe Ülker, TBF tarafından maçın 20-0 lehine tescil edilmesiyle seriyi 4-3 kazanarak şampiyonluğunu -resmi- olarak ilan edecek. Ancak Türk Sporunun iki güzide kulübünü şampiyonluk hedefiyle karşı karşıya getiren erkek basketbol finalinde ne yazık ki sahada bu keyifli oyunu oynamaya çalışan, emek veren, ter akıtan sporculardan çok tribünler ve kulüp yöneticileri konuşuldu. 100 yılı aşkın iki büyük kulübün bir basketbol şöleni gibi geçmesi gereken bir final serisinde ortamı germek için çaba harcaması; hem oyuncuların hem de saha kenarında emek harcayan antrenörlerin (biri hariç) emeklerine yapılmış büyük bir hakaret oldu.

Final Serisinde Fenerbahçe Ülker ile Galatasaray Liv Hospital'ın karşılaşacağının kesinleşmesiyle güzel bir basketbol şöleni yaşayacağımızı düşündük. Türk basketbolu için Fenerbahçe-Galatasaray derbilerinin önemi göz önüne alındığında büyük bir prestij kaynağı olacaktı. Seri gayet seyir keyfi yüksek, salon atmosferi olarakta son derece düzgün maçlarla başladı. Fenerbahçe Ülker'in saha avantajı nedeniyle Ülker  Sports  Arena'da oynanan ilk iki karşılaşma hem basketbol kalitesi hem de tribün atmosferi olarak son derece keyifli bir atmosferde oynandı. Ancak serinin kaderi ikinci maçın sonunda ne yazık ki Galatasaray Liv Hospital gibi bu ülkenin en önemli kulüplerinden birinin ve aynı zamanda da Türk Milli Takımının başına yeni getirilen, kendisine Milli Takım emanet edilen Ergin Ataman'ın yaptığı açıklamalarla tamamen değişti. Temsil ettiği kulübü ve daha da ötesinde yaz döneminde görev yapacağı Milli Takımı düşünmeden tamamen taraftarı kışkırtmak ve belli kesimleri hedef göstererek yaptığı açıklamalar Ergin Ataman'a yakışmadı. O açıklamaların akabininde Abdi İpekçi Spor Salonu'na taşınan serinin daha ilk maçında, maç öncesi hakemlere salon girişinde saldırılması, salon içerisinde bir basketbol atmosferinden çok savaşa gidermişçesine oluşturulan atmosfer tüm dengeleri alt üst etti. 

Abdi İpekçi'de oynanan iki maçın ardından seri 2-2'ye gelerek tekrardan Ülker Sports Arena'ya taşındı. 5. maç öncesi Fenerbahçe kulübünde başkan Aziz Yıldırım'ın da katıldığı bir basın toplantısı düzenlenerek birçok konuda eleştiriler dile getirilmişti. Ancak ne yazık ki bu basın toplantısı yükselen gerilimi düşürmek yerine daha da arttırmıştı. Kimi Fenerbahçe taraftarı tarafından bile -ruhsuz- olarak adlandırılan bu salon (ki bana göre son derece modern ve olması gerektiği gibi olan bir salon) Final serisinin 5.maçında Abdi İpekçi'de yaşanan olaylarında etkisiyle son derece gergin bir hale gelmişti. Normalde maçın başlamasına 5 dakika kala dolan salon bu maçta yarım saat önceden dolmuş, oturarak maç izlendiği için çok fazla şikayet edilen alt bloklardaki taraftarlar tüm maçı ayakta izlemiş ve Ülker Sports Arena geçmiş maçlardan çok farklı bir görüntüye bürünmüştü. Bu maçın ardından Fenerbahçe seride tekrardan öne geçmiş ve üstüne Galatasaray Liv Hospital'a TBF tarafından 4.maçta meydana gelen olaylar neticesinde 2 maçlık seyircisiz oynama cezası verilmişti. Galatasaray, kadın ve çocuk taraftarların önünde oynanan maçı kazanarak seriyi tekrar eşitlemeyi başarmıştı.

Ancak asıl bomba bu maçın akabininde batlayacaktı. TBF, tarafından Fenerbahçe Ülker'e seyircisiz oynama cezası verilmemesi ve şampiyonu belirleyecek 7. maça hakem Recep Ankaralı'nın atanması Galatasaray cephesinde büyük bir tepkiyle karşılandı. Bu tepkinin boyutu o kadar büyüktü ki takım idarecilerinin aklı selim davranması gerekirken olaya körükle gitmesine ve akıllıca kararlar almalarına engel duruma geçti. Galatasaray kulübü başkanı Ünal Aysal 17 Haziran günü yaptığı basın açıklaması ile takımın 7. maça çıkmayacağını açıkladı. Bu karar Türkiye'de daha önce benzeri görülmemiş bir karardı. 

Sahada mücade eden emek veren, ter akıtan oyuncularının emeklerini hiçe sayarak onlar adına bir karar almak, bana göre hiçbir kişinin haddi değildir. Bu kulüp başkanı da olabilir, kulüp yöneticisi de... Galatasaray bu ülkenin en önemli Spor Kulüplerinden biri konumunda iken, mücadele etttiği bir final mğsabakasında takımı sahadan çekmesi kabul edilebilir bir durum değil. Özellikle bunun için ortaya konan gerekçelerden biri -can güvenliği- konusu olduğunda durum çok daha içler acısı bir duruma gelmiş oluyor. 2014 yılının Türkiye'sinde bir spor müsabakasına can güvenliğimiz yok diyerek çıkmamak başta Türkiye Cumhuriyeti devletine ve güvenlik güçlerine yapılan büyük bir ayıptır. Galatasaray gibi büyük bir camiaya yakışan duruş maça çıkmak olmalıdır. Galatasaray kulübü maça çıkmalı, maç esnasında olayların yaşanması durumunda ise sahayı terk etme kararlılığını göstermeliydi. Sahaya çıkıp, olaylar nedeniyle sahadan çekilen Galatasaray hem davasında aklı olduğunu kanıtlayacak hem de kamuoyunda yaratılan algı çok farklı boyutta olacaktı. 

Kulüp adına akıllı kararlar alması gereken bir makamda bulunan kişilerin böyle kararlar ile takımlarının tarihlerine büyük bir zafer yerine kocaman bir leke kazıdığını hatırlatmakta fayda var. Milyonlarca taraftarının hakkı olan şampiyonluğu son dakikaya kadar kovalayan takımını izleme hakkı, sahada emek harcayan, ter akıtan, 8 aylık uzun bir sürede sırf bu maçı bekleyen oyuncu topluluğunun emekleri bir kişinin ağzından çıkacak iki söz ile yerle bir olmamalı. Bu Galatasaray Spor Kulübüne hiçbir şekilde yakışmamış bir karar oldu. 

Yazıya başlarken de söylediğim gibi gergin geçen bir final serisi sahada oynanan basketboldan çok, saha dışında yaşananlarla hatırlanacak. Kim haklı kim haksız muhabbetine hiç girmeyeceğim. Çünkü Türkiye'deki spor algısına baktığımızda her iki tarafta kendisini haklı gördüğü müddetçe bu ülkede sporun gelişmesini beklemek hayalden öteye geçmeyecek. Ancak ben saha içinde yer alan bu işin emekçilerine değinmek istiyorum. Öncelikle kendisinden çok daha bütçeli bir takıma karşı final serisinde 3 maç kazanarak şampiyonluğu  son maça taşıyan, sahada savaşmaktan geri adım atmayan ve Fenerbahçe Ülker kadar şampiyonluğu hak eden Galatasaray Liv Hospital takımı oyuncularına, yorgun geçen bir sezonun ardından final serisinde özellikle iç saha maçlarında iyi bir basketbol ortaya koyan ve son maçın oynanmaması nedeniyle buruk bir sevinç yaşasalar da şampiyonluğu sonuna kadar hak eden Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımı oyuncularına gönülden tebrikler...

Son sözümde her iki camianın yöneticilerine; futbolda yarattığınız gerilim yetmiyormuş gibi bu durumu basketbola da taşımaktan vazgeçin... Basketbol sahada 5'e 5 oynanırken güzel...

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Beko Basketbol Ligi'nde fikstür belli oldu



Beko Basketbol Ligi'nin 2013-2014 sezonunun fikstürü bugün Polat Renaissance Hotel'de gerçekleştirilen kurayla belirlendi.

Fikstür çekiminin açılış konuşmasını gerçekleştiren Türkiye Basketbol Federasyonu Genel Sekreteri Ali Özsoy, Türk basketbolu adına önemli yaz geçirdiklerini belirterek "Bildiğiniz gibi şimdiye kadar milli takımlar düzeyinde 4 madalya kazandık. Bunların ikisini erkeklerde aldık. Bu salonu dolduran kulüplerin yetiştirdikleri oyuncularla biz bu madalyaları kazandık. Yaptıkları fedakar çalışmalar için kulüplerimizi tebrik ediyorum ve teşekkürlerimi sunuyorum. Umuyorum Slovenya'da düzenlenecek 2013 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda da başarılı olup güzel bir yaz ayını geride bırakırız. Ondan sonra da karşımıza liglerimiz geliyor. Beko Basketbol Ligi'nin değerinin giderek arttığını görüyoruz. Hem dünyada hem de Avrupa'da saygın bir yere ulaşmış durumdayız. Çıtayı daha da yükseltmek için daha agresif bir pazarlama stratejisi uygulayacağız. Yeni sezonda bütün takımlarımıza başarılar ve sakatlıklardan uzak bir lig diliyorum. Ana sponsorumuz Beko'ya ve diğer sponsorlarımıza da teşekkür ediyorum" dedi. 

Daha sonra fikstür çekimine geçildi. Takım temsilcilerinin çektiği kuraya göre belirlenen fikstürde Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın ilk yarı lig fikstürü şöyle oluştu:

1.HAFTA: Mersin Bşb - Fenerbahçe Ülker
2.HAFTA: Fenerbahçe Ülker - Anadolu Efes
3.HAFTA: Beşiktaş - Fenerbahçe Ülker
4.HAFTA: Fenerbahçe Ülker - Aliağa Petkim
5.HAFTA: Tofaşspor - Fenerbahçe Ülker
6.HAFTA: Fenerbahçe Ülker - Türk Telekom
7.HAFTA: Banvitspor - Fenerbahçe Ülker
8.HAFTA: Fenerbahçe Ülker - Erdemirspor
9.HAFTA: GS Liv Hospital - Fenerbahçe Ülker
10.HAFTA: Fenerbahçe Ülker - Royal Halı Gaziantep
11.HAFTA: Fenerbahçe Ülker - Pınar Karşıyaka
12.HAFTA: Trabzon Basketbol - Fenerbahçe Ülker
13.HAFTA: Fenerbahçe Ülker - Uşak Sportif
14.HAFTA: Aykon TED Ank. Kolejliler - Fenerbahçe Ülker
15.HAFTA: Fenerbahçe Ülker - Olin Edirne

Fikstür çekiminin ardından ilk hafta eşleşen takımların temsilcileri kısa konuşmalarla yeni sezon öncesi bütün takımlara şans dilediler. Beko Basketbol Ligi'nin ilk haftası 11-12-13 Ekim'de yapılacak maçlarla tamamlanacak. Spor Toto Türkiye Kupası Elemeleri ise 1-9 Ekim tarihleri arasında yapılacak. Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız 5 Ekim'de Oklahoma City Thunder'la oynayacağı NBA Global Games maçı nedeniyle Türkiye Kupası Elemelerini 1-2-3 Ekim tarihlerinde oynayacak. Son an da bir değişiklik olmaması durumunda ise Galatasaray Liv Hospital ile oynayacağımız Cumhurbaşkanlığı Kupası maçı, 9 Ekim tarihinde oynanacak.

Kura da Fenerbahçe Ülker'i temsil eden Şube Direktörümüz Nedim Karakaş yaptığı konuşmada; "Öncelikle aramıza yeni katılan Trabzon Basket'i ve Uşak Sportif'i tebrik ediyorum. Tüm takımlara sakatlıktan uzak, iyi bir sezon diliyorum. Tüm ekiplerimiz kendi hedefleri ve imkanları doğrultusunda yeni kadrolar oluşturdular. Bu oluşturulan kadrolar gönüllerince olsun ve herkese başarılar diliyorum." dedi

15 Ağustos 2013 Perşembe

Lig ve kupada kuralar çekiliyor


Yeni sezon öncesi takımlar yavaş yavaş hazırlık kamplarına başlarken bir yandan da yeni sezonda konulan hedefler için transfer çalışmalarına devam ediyorlar. Türkiye Basketbol Federasyonu ise yeni sezon için planlamalarını tamamladı ve Ligler Direktörlüğü tarafından yine büyük bir mücadeleye sahne olacak olan liglerimizin ve Türkiye Kupası maçlarının kura çekiminin yapılacağı tarihleri açıkladı.

TBF Ligler Direktörlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, tüm kurul toplantıları ve kura çekimleri Renaissance Polat İstanbul Hotel’de yapılacak. 20 Ağustos Salı günü saat 10:30’da başlayacak TKBL Lig Kurulu’ndan sonra 13:00’te TKBL fikstürü belirlenecek. Saat 14:00’teki Beko Basketbol Ligi kura çekiminin ardından da 14:45’te Beko Basketbol Ligi’nin lig kurulu toplanacak.

21 Ağustos Çarşamba günü ise TB2L Lig Kurulu, fikstür çekimi ve Federasyon Kupası kuraları gerçekleştirilecek. TB2L Lig Kurulu 11:00’de yapıldıktan sonra saat 13:00’te TB2L fikstürü netlik kazanacak. 14:00’te de Federasyon Kupası eşleşmeleri belli olacak. Program şöyle:

Yer: Renaissance Polat İstanbul Hotel
Tarih: 20 Ağustos Salı
10:30 TKBL Lig Kurulu
13:00 TKBL kura çekimi
14:00 Beko Basketbol Ligi kura çekimi
14:45 Beko Basketbol Ligi Lig Kurulu
Tarih: 21 Ağustos Çarşamba
11:00 TB2L Lig Kurulu
13:00 TB2L kura çekimi
14:00 Federasyon Kupası kuralar 

**************************************************

Spor Toto Kadınlar Türkiye Kupası Elemeleri ve Spor Toto Erkekler Türkiye Kupası Elemeleri’nin kuraları 23 Ağustos Cuma günü çekilecek.

Ataşehir’deki Radisson Blu Hotel, İstanbul Asia’da düzenlenecek olan kura çekimlerinin ilki 15:00’te başlayacak ve Spor Toto Kadınlar Türkiye Kupası Elemeleri’nin grupları netlik kazanacak. Saat 16:00’da ise Spor Toto Erkekler Türkiye Kupası eleme grupları belirlenecek. TBF yetkililerinin yanı sıra Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi ve Beko Basketbol Ligi takımlarının temsilcilerinin katılacağı kura çekimleri TBF TV’den naklen yayınlanacak. Program şöyle:

Yer: Radisson Blu Hotel, İstanbul Asia - Ball Room II
Tarih: 23 Ağustos Cuma
15:00 - Spor Toto Kadınlar Türkiye Kupası kuraları
16:00 - Spor Toto Erkekler Türkiye Kupası kuraları

4 Mayıs 2012 Cuma

Play-off'lar da uygulanacak yeni statü



Beko Basketbol Ligi'nde 2011-2012 sezonu Play Off mücadeleleri, 5 Mayıs Cumartesi günü oynanacak maçlarla başlayacak. Çeyrek Final'in ilk maçları 5-6 Mayıs tarihlerinde, ikinci maçları ise 8-9 Mayıs tarihlerinde oynanacak.

Basketbolu yakından takip edenlerin bildiği üzere bu sezon çeyrek finaller 3 maç (kazanılmış 2 maç) üzerinden oynanacak. Diğer turlardaki maç sayısında geçmiş yılların aksine herhangi bir bir değişiklik yapılmayacak. Yarı Final'ler 5 maç (kazanılmış 3 maç) ve Final serisi de 7 maç (kazanılmış 4 maç) üzerinden oynanacak.

Bir diğer değişiklik ise eşleşmelerde sağlanan avantajla ilgili. Yine bilindiği üzere geçtiğimiz sezonlarda, normal sezonu üst sırada bitiren takım play-off turlarındaki saha avantajını elde ediyordu. Bunun yanı sıra, eşleşmedeki rakibine normal sezon maçlarında iki kez üstünlük sağlayan takım seriye 1-0 önde başlıyordu. Bu sezondan itibaren artık tüm play-off serileri, normal sezondaki üstünlük durumuna bakılmadan 0-0 eşitlikle başlayacak.

Ancak üst sıradaki takımların saha avantajı geçtiğimiz senelerde olduğu gibi yine korunacak. Buna göre 3 maç üzerinden oynanan serilerde birinci ve gerekirse oynanacak üçüncü maç normal sezonu üst sırada bitirmiş bulunan takımın sahasında oynanacak. Saha avantajı açısından yarı final ve final serilerinde bir değişiklik olmayacak. Eskiden olduğu gibi 5 maçlık seride ilk iki ve beşinci maç, 7 maçlık seride ise ilk iki ve gerekirse oynanacak beşinci ve yedinci maçlar normal sezonu üst sırada bitirmiş bulunan takımların sahasında oynanacak.

Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, ligi Beşiktaş Milangaz'ın gerisinde 5. sırada tamamlamış ve Play-off çeyrek final serisinde saha avantajını rakibine kaptırmıştı. Çeyrek Final serisinde 6 Mayıs ve gerekirse 12 Mayıs tarihlerinde oynanacakmaçlar Akatlar Spor Salonu'nda oynanacak. Bizim sahamızda karşılaşacağımız tek maç ise 9 Mayıs Çarşamba günü oynanacak.

Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız çeyrek final serisinde tur atlaması durumunda, üst turlardaki muhtemel rakipleri olan Galatasaray Medical Park ve Anadolu Efes'e karşı saha avantajına sahip olamayacak.

29 Ocak 2012 Pazar

Trabzon'a, Bogdanovic'ten sevgilerle...


2011-2012 sezonu Beko Basketbol Ligi'nin ikinci yarısı dün oynanan maçlarla başladı. İkinci yarının açılış maçında Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, deplasmanda Trabzonspor ile karşılaştı. Maç boyu geride götürdüğü maçı, son periyottaki etkili oyunuyla uzatmalara taşıyan Sarı-Lacivertli Ekibimiz, uzatma dakikalarında da iyi oyununu devam ettirip maçı on sayılık farkla 74-84 kazandı. Takımımız bu galibiyet ile ligin ikinci yarısına iyi bir başlangıç yapmış oldu.

Bu sezona istediği gibi başlayamayan takımımız, ligin ilk yarısında 10 galibiyet ve 5 mağlubiyet alarak puan sıralamasında 6. sırada yer alıyordu. Ligin ikinci yarısına yeni salonun verdiği moralle başlayacak olan takımımızdan elbette ki en büyük beklentimiz sezonun ilk yarısındaki, o her maç birbirini tutmayan, devamlılığı olmayan görüntüsünden kurtulup artık her maç bir önceki maçta gösterdiği performansı sergileyebilen hatta onunda üzerine çıkan bir Fenerbahçe Ülker. Ancak dün gördük ki bu şu an için gerçekleşmiş değil. Trabzonspor basketbol olarak ligimizdeki 2. hatta 3. sınıf bir takım. Bizim dün bu takıma karşı rahat bir şekilde kazanmamız gerekiyordu. Rakibin kurduğu taraftar baskısı belki oyuncularımızda bir konsantrasyon eksikliğine yol açmış olabilir ancak kadromuzdaki her oyuncunun bu tür atmosferleri oynama tecrübesi ve yeteneği var. Bizi en çok endişelendiren noktada bu aslında. Bu sene bir türlü oyuncularımızın gerçek performanslarını izleyemedik. Son haftalarda Bojan, Oğuz, Tomas ve özellikle Fenerbahçe'ye geldiğinden beri belkide en başarılı sezonunu geçiren Kaya iyi durumda olsalarda bu oyuncularımızın dışındaki diğer oyuncular şu anda gerçek performanslarının çok çok altında. Sadece oyuncularımız değil coach Spahija'da kendi performansına bir türlü ulaşamadı. Her maç hatalar yapmaya devam ediyor.

Dediğim gibi Trabzona karşı maçı çok erkenden koparmalıydık. Ancak bu olmadı. Maçın son periyoduna kadar hep gerideydik. Hatta üçüncü periyotta Trabzon farkı 13 sayıya kadar çıkarmıştı. Bu takım karşısında maçın içerisinde 13 sayı geriye düşmek oldukça düşündürücü. Bu duruma gelmenin birçok nedeni vardır elbet. Ama ben tek bir nedenden bahsedeceğim. "Pota Altı Savunması" Dün oynanan maçta pota altımızı özellikle Elton Brown çok etkili kullandı. Topu pota aldığımızda her aldığında sayıyla döndü. Birde bu yetmezmiş gibi birçokta basket faul kazandırdık rakibe. Eğer pota altında faul yapmaya karar verdiysen o top o potaya girmeyecek arkadaş. Dün bu zaafımızdan çok sayı buldu Trabzon. Bir de üstüne hücumda bitirici olamayışımız eklenince sahada herşey gittikçe zorlaştı. Maçın ilk üç periyodunda hiç bir varlık gösteremememizin en büyük nedeni bana göre bunlardı. Ancak bu dakikalarda takım adına savaşan kahramanlarada değinmeden olmaz; Bojan Bogdanovic, Kaya Peker, Marko Tomas ve Mirsad Türkcan!! Bu dört isim sahada herşey kötü giderken sorumluluk almaktan kaçınmadı. Savunma ve hücum hattında tıkandığımız anlarda hep ilk imdadımıza koşan bu dört isim oldu. Sorumluluk aldılar, şut kullandılar, savunmada çok fazla efor sarfettiler. Maçı kazandıysak bu dört oyuncunun çok büyük emek ve özverisi ile kazandık.

Gelelim maçın krılma dakikalarına. Yani dördüncü periyoda. Bu ana kadar hücumda takımımızı sırtlayan isimlerin başında olan Bojan Bogdanovic'in arka arkaya bir üç sayı, birde smaç ile bitirdiği hücumlara Marko Tomas'ta katkı yapınca bir anda son periyada 9-0'lık bir seriyle başladık. On sayı geride girdiğimiz son periyotta farkı bir anda bir sayıya düşürdük. Takımımızın üst üste bulduğu sayılar karşısında Trabzonspor mola almak durumunda kaldı. Mola Trabzon'a yaramış olacak ki, dönüşünde Jonathan Gibson ile periyottaki ilk sayılarını buldular. Ardından boş döndüğümüz hücumda potamızda Jonathan Gibson'ın üçlüğünü de görünce maçın bitimine 6 dakika kala yeniden 6 sayı geriye düştük. Bojan, Emir ve Tomas'ın arka arkaya bulduğu üçlüklerle uzun bir aradan sonra öne geçmeyi başardık. Bu dakikadan itibaren karşılıklı basketlerle geçilen maçta kırılma noktası ise; bitime son 20 saniye kala 66-68 öndeyken Emir'in kullandığı iki serbest atışıda kaçırması oldu. Bu atışlardan biri sayı olsaydı maç uzatmaya kalmayacaktı. Ardından sayı çizgisine giden Jonathan Gibson iki atışıda baskete çevirince maç uzatmaya gitti.

Son periyotta on sayılık farktan geri dönen Sarı-Lacivertli Ekibimiz bunun vermiş olduğu moral ile uzatma periyodunada fırtına gibi başladı. Bojan Bogdanovic ve Mirsad Türkcan'ın etkili oyunuyla farkı 7 sayıya çıkardık. Hücumda Bojan ve Mirsad'ın etkili oyununa, savunmada da Kaya kritik anlarda yaptığı 2 blok ile destek verdi. Bu skor avantajını arttırarak koruyan takımımız sahadan da 74-84 galip ayrılmasını bildi.

Maçta 27 sayıyla oynayan Bojan Bogdanovic maçın ve takımımızın en skorer ismi oldu. Son haftalardaki çıkışını sürdüren genç oyuncu artık ben bu takımın en büyük skor opsiyonuyum mesajınıda herkese vermeye başladı. Kritik anlarda sorumluluk alması ve geldiği günden beri en büyük dezavantajı olarak görülen oyunun savunma yönünü de çok geliştirmesi Bojan'ın geleceği için ve takımımız için büyük bir kazanç. Kendine bulmaya başladı. Avrupa'nın en genç skorerlerinden biri olduğunu şimdilerde bizlere de ispatlıyor. Fenerbahçe Ülker'e hoşgeldin Bojan!

Mirsad Türkcan.. Aslında bu ismi duyduğumuzda söyleyecek o kadar çok şey var ki, onları anlatmaya sayfalar yetmez. Tartışmasız Türk Basketbolunun en önemli yıldızlarından biri. "winner" özelliğiyle çok fazla dikat çeken bir isim. Sahada bulunduğu dakikalarda o hırsıyla sadece kendisini değil, takım arkadaşlarını ve taraftarları da ateşleyebilme özelliğine sahip. Sahada hiç skor katkısı vermese bile mutlaka olması gereken bir oyuncu.. Belki hücumda bulacağı sayıları değil ama takım arkadaşlarını hırslandırıp, ateşlemesi bize çok maç kazandırır. Avrupa Basketbolunda da efsane olmuş bir isim. Euroleague'in gelmiş geçmiş en iyi ribaundcusu olmak her babayiğidin harcı değildir. Bu onur Mirsad Türkcan'ın..

Gelelim Kaya Peker'e. Fenerbahçe'ye geldiği günden beri en etkili oyununu oynuyor. Belkide hücumda çok fazla üretkenlik sağlamıyor ama savunmada ortaya koyduğu yürek ve mücadele ayakta alkışlanacak cinsten. Panathinaikos maçı öncesi savunmamızda en çok güven veren isim konumunda. Gerçek Kaya'yı bizlere izlettirmeye başladı.

Bir dipnotta Trabzon taraftarına.. Maçta, Başkanımıza ve oyuncularımıza toplu halde etmedikleri küfür ve hakaret kalmadı. Ancak gelin görünki sadece maçta bir tane anons yaptırıldı. Bunu neden yazdığımı hepiniz anlamışsınızdır. Bunun üzerinde fazla durmak istemiyorum çünkü herşeyin ne olduğu açıkça ortada. Sadece verilecek cezayı çok merak ediyorum. Trabzon taraftarına son olarakta yazımda kullandığım yukarıdaki fotoğrafı hatırlatmak istiyorum. Kendi evinizde sizi susturmak bizim için büyük bir zevkti. Yukarıdaki fotoğrafı hediye kartpostal olarak Trabzonlu dostlarımıza(!) göndermek isterseniz kartın arkasına; "Trabzon taraftarına, Bojan Bogdanovic’ten sevgilerle…" yazmayı unutmayın.

Şimdi önümüzde kritik bir Panathinaikos maçı var. 2 Şubat Perşembe akşamı 20:30'da, Fenerbahçe Ülker Sports Arena'da oynanacak olan bu maçta yine salonu doldurup, takımımıza en büyük desteği vermemiz gerekiyor. Panathinaikos kendi evimizde yenebileceğimiz bir takım. Yeter ki oyuncular ve taraftarlar buna inansın. Mücadelenin biletleri biletix'ten satışa sunuldu. Zaman kaybetmeden almanızı öneririm.

8 Ocak 2012 Pazar

Bitirici darbeyi vuramadık


Beko Basketbol Ligi'nin 14. Haftasında Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Caferağa Spor Salonu'nda Anadolu Efes'i ağırladı. Galatasaray maçında çıkan seyirci olayları nedeniyle ceza aldığımız için salona sadece 14 yaşını doldurmamış olan çocuklar ve bu çocuklara refakat edecek olan bayan taraftarlar alındı. Ömer Onan, Roko Ukic ve Engin Atsür'ün sakatlıkları nedeniyle oynamadığı maçta Sarı-Lacivertli Ekibimiz 83-90'lık skorla sahadan mağlup ayrıldı.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Dün oynanan maçta savunmamız inanılmaz yumuşak kaldı. Anadolu Efes'in hücum potansiyali dün normal zamandakine oranla çok daha düşük iken takımımızın savunma sertliğini koyamaması ,Efes'in kolay sayılar bulmasına neden oldu. Tabiki Efes adına dün ekstra bir oyuncu sahadaydı. 1990 doğumlu Osman Gökhan Şirin.. Çok kritik anlarda bulduğu iki üçlük isabetle takımı adına büyük bir katkı yaptı. Ancak Efes adına bir isim varki, yaşına rağmen dün takımını harika yönetti. Kerem Tunçeri dün, Beşiktaş'ta oynadığı yıldan sonra ilk defa 30 dakika üzerinde süre aldı. Kaydettiği 19 sayıyla takımının en skorer ismi oldu. Ancak yaptığı 6 asisti de gözardı etmemek lazım.. Dedim ya savunmamız çok yumuşak kaldı diye, Efes'in uzunları pota altımızdan 40 sayı buldular. Özellikle Vidmar'ın yine maçın ilk 1 dakikasında iki faul alıp kenara gelmesi daha maçın başında savunma direncimizi kırdı.

Efes karşısında uzun zaman sonra üç sayılık atışlarda gayet iyi bir oran yakaladık. 9/17'lik toplam isabet oranı bu sezon çok fazla görmeye alışık olmadığımız bir oran. Özelliklede Curtis'in 5/5 isabet oranıyla oynaması en dikkat çekici noktamızdı. Curtis'e dünkü oyunu için ayrı bir parantez açmak lazım. O nedenle onu sonraya bırakıyorum. Kısalarımızın savunmadaki direncini dün ne yazıkki uzunlarımızdan göremedik. Özellikle Bojan, Hakan, Curtis üçlüsü sahada oldukları süre içerisinde çok etkili savunma yaptılar. Bir de Vujacic oyundayken onu tutan her oyuncumuz kendisini başarılı bir şekilde markaj altına aldı. Vujacic'i maçın ilk yarısında oyuna sokmadık. Erken faul problemine sokup uzun süre kenarda oturmasını sağladık. Spahija'nın bu stratejisini de alkışlamak lazım. Kerem'i tek oyun kurucu olarak bırakmayı başardık ama Kerem'in iyi oyununu ne yazık ki hesaba katamadık. Tomas hala sakatlığının etkilerini tam olarak üzerinden atamadığı için sahada oyunun her iki tarafında o görmeye alışkın olduğumuz mücadelesini yansıtamıyor. Emir ise üç maç oynamamanın vermiş olduğu dezavantajlardan ötürü dün vasat bir görüntü çizdi. Her ne kadar 7 tane harika asist yapmış olsada 2/7'lik saha içi isabet oranı Emir kalitesindeki bir oyuncu için çok ama çok kötü bir oran. Üstelik kritik anlarda kaçırdığı iki serbest atışta, Emir'den beklenmeyecek hatalardı.

Dün Anadolu Efes çok dar bir rotasyonla sahaya çıktı. Sadece 10 oyuncuyla sahaya çıkan Lacivert-beyazlılar Doğuş ve Cenk dışındaki 8 oyuncudan skor katkısı aldılar. Bu 8 oyuncudan dördü çift haneli sayılara ulaştı. Takımımız ise sahaya 12 oyuncuyla çıkmasına rağmen 4 oyuncusundan skor katkısı alamadı. Berkay ve Erbil hiç süre almadılar. Ama Hakan ve Gist'in sahada kaldıkları süre boyunca hiç skor katkısı vermemiş olmaları gerçekten kazanabileceğimiz bir maçı kaybetmemizde önemli bir rol oynadı. Üstelik takımımızda sadece 3 oyuncu çift haneli skor katkısında bulunmuşken.. Dün 2-3 kez geriden gelip sayı farkını bire indirmemize rağmen, Efes'e bitirici darbeyi bir türlü vuramadık. Farkı her bire indirdiğimiz anda Efes'e iyi savunma yapıp hücumdan boş dönmelerini sağladık. Fakat hücumu iyi değerlendiremeyip, yanlış tercihler ve top kayıpları nedeniyle skorda bir türlü öne geçemedik. Bizim yapamadığımızı her boş döndüğümüz hücumdan sonra seri yakalayıp farkı yine açmayı başaran Efes yaptı. O anlarda öne geçseydik inanın şu anda galibiyetimizi yorumluyor olurduk.

Curtis'e dünkü oyunu için ayrı bir paragraf açmak lazım demiştim. Geldiği günden beri çok fazla eleştirilen (bende çok eleştirdim) hakkında çok fazla yorum yapılan bir oyuncuydu Curtis. Anadolu Efes karşısında 36.19 dakika süre aldı. Bu Fenerbahçe takımında son yıllarda hiç görmediğimiz bir süre. Genelde bir oyun kurucu max. 25 dakika süre alıyordu. Ancak Engin, Ömer ve Ukic'in sakat olduğu bir maçta asıl mevkii guard olan iki oyuncuyla sahaya çıkmamız Curtis'ın işini bir kat daha zorlaştırmıştı. Ancak dün inanılmaz bir Curtis izledik. Bizi hücumda ayakta tuttu, savunmasıyla rakibine zor anlar yaşattı. Adeta tek başına galibiyeti istedi. 29 sayı, 5/5 üç sayı isabetiyle, 5/9 saha içi, 4/7 serbest atış isabetleri ve 4 asistlik bir performansla oynadı. Kritik anlarda çok önemli sorumluluklar aldı. Olympiacos maçından sonra ilk kez ben bu formayı hak ediyorum mesajı verdi.

Son olarakta tribünlere değinmek istiyorum. Öncelikle salona giden ve dolduran tüm bayan ve çocuk taraftarlarımızı kutluyorum. Fenerbahçe'nin büyüklüğünü kadın, erkek, genç, yaşlı ve
çocuk fark etmeksizin yine herkese en iyi şekilde gösterdiler. Ancak bayan okurlarımız lütfen kızmasınlar bana ama tribünler sadece bayanlarla ve çocuklarla ne yazık ki "atmosfer olarak" etkili olamıyor. Dün bunu çok açık bir şekilde bir daha gördük. Yapılacak bir tezahürat, rakip hücumdayken yapılacak şiddetli bir ıslık basketbolda oyunu doğrudan etkileyen faktörlerdir. Ancak bunları dünkü maçta ne yazık ki göremedik.

Sonuç olarak normal şartlar altında bu maç Arena'da oynanmış olsaydı ve salona girişte kadın, erkek, çocuk ayrımı olmasaydı biz bu maçı "farklı" bir şekilde kazanırdık. Ancak olmuşla ölmüşe çare yok. Tüm takımı ve salona giden taraftarlarımızı bir kez daha kutluyorum.. Hepsinin canı sağolsun..

1 Ocak 2012 Pazar

Fener bitti demeden hiçbir maç bitmez!!


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin 13. Haftasında 30 Aralık Cuma günü ezeli rakibi Galatasaray Medical Park ile karşılaştı. Sinan Erdem Spor Salonu'nda kapalı gişe oynanan mücadeleyi dördüncü periyodun son 5 dakikasındaki etkili oyunuyla 80-79'luk skorla Sarı-Lacivertli Ekibimiz kazandı. Bu skor ile yeni yıla Galatasaray galibiyeti ile giren takımımız, ayrıca bizlere de en güzel yeni yıl hediyesini vermiş oldu.

Her saniyesi büyük bir heyecan fırtınasına sahne olan 2011'in son derbisi, adına yakışır gibi geçti. İki takımda maça çok tempolu başladı. Galatasaray bu sezon çok kullandığı hızlı hücumu bize karşıda iyi uygulayarak başladı. Biz ise Ukic ve Emir gibi iki yaratıcı oyuncumuzun olmadığı maça savunma sertliğiyle başlamayı tercih ettik. Rakibi zorlayacağımız top kayıplarıyla hücum etmeyi düşündük. Çünkü Ukic'in sakatlığından dolayı takımın birinci guardı konumuna gelen Curtis'in ne yazıkki hücumda takımı organize etme gibi bir özelliği yok. Bu nedenle onun oyunda kaldığı sürede savunma özelliğinden yararlanmak hücum etmeyi tercih ettik. Bunda maçın büyük bir bölümünde de başarılı olduk diyebilirim. Ancak aynı şekilde kaptırdığımız toplarda ise çok kolay sayılar yemeye başladık ki bu savunma anlayışıyla sahaya çıkmış bir takım için en büyük dezavantajdır. Bunun eksilerini de skor ve oyun anlamında ne yazıkki sahada aldık. İlk periyodu dört sayı farkla geride tamamladık.

İkinci periyotta da aynı senaryo değişmedi. Üstüne üç sayılık atışlardaki inanılmaz düşük yüzdemiz de devam etti. Devreyi 1/11 üç sayı isabet ile bitirmiş olmamız bunun en açık göstergesiydi. Ki bu tek basketimizde ikinci periyotta Ömer Onan'dan gelmişti. Son haftalarda çok fazla sayı yediğimiz boyalı alandan bu maçta da çok rahat sayılar verdik Galatasaray'a. Ancak Kaya Peker'in ilk ve ikinci periyottaki muazzam oyununu göz ardı etmemekte fayda var. Kaya bu zamana kadar önemli maçlarda özellikle de bu maçlar derbi maçlarsa çok ayrı bir konsantrasyonla oynayan bir oyuncuydu. Ancak Galatasaray maçına nasıl hazırlanmışsa hem mental olarak hemde fiziksel olarak muazzam bir maç çıkardı. Her topa atladı. Hücum ribaundlarını zorladı. Savunmada çok büyük katkı yaptı. Kısacası Kaya, bu sezonki en iyi basketbolunu oynadı. İkinci periyotta da doğru hücum edemedik ama savunmadaki direncimiz sayesinde farkın açılmasına da izin vermedik ve soyunma odasına dört sayı geride girdik.

Maçın ikinci yarısına ise adeta Engin Atsür mucizesiyle başladık. Çok zor bir sakatlık dönemini atlatan ve yeni yeni form tutan Engin'in sazı eline alması ve ard arda bulduğu 5 sayı ile mücadelede uzun bir aradan sonra öne geçtik. Ancak pota altında Darius Songaila ile Luksa Andric'i yine tutamamamız ve ilk yarıda üç sayı çizgisinden potaları döven iki takımında ikinci yarıya ard arda gelen üç sayılık basketlerle başlaması skor olarak iki takımından farkı açmasını engelledi. Bu arada bir pozisyonda ard arda iki Galatasaraylı oyuncunun açık bir şekilde yaptığı stepsleri görmeyen ve ardından üç sayı yememize neden olan hakemlere taraftarlardan büyük tepki geldi. Salonda değildim ancak televizyondan izlediğim kadarıyla sahaya yabancı maddeler atılmış. Bunun neticesinde de hakem üçlüsü soyunma odasına gitti ve salonda aonos yaptırıldı. Oyun yaklaşık 10 dakika durduktan sonra taraftarların yatıştırılmasıyla birlikte tekrardan başladı. Ancak şunu belirtmeden geçmek istiyorum. Geçen sezon Abdi İpekçi'de oynanan final serisi son maçının son 2 dakikasında sahaya aralıksız atılan yabancı maddelerde de hakemlerin aynı tutumu sergileyip soyunma odasına gitmelerini beklerdim. Tamam taraftarın yaptığı yanlış olabilir. Basketbol salonlarında asla görmek istemediğimiz olaylar ama hakemlerinde bu maçlara ayrı bir konsantrasyon olması gerekiyor. Salonda 15000 kişinin gördüğü iki steps'i de sen göremiyorsan burada bir sorun var demektir. Neyse biz maça dönelim. Çok dağınık hücum ettiğimiz ilk üç periyotta Galatasaray'ın farkı açmasına izin vermememiz bu ilk üç periyot için belkide tek artı yönümüzdü. Bu periyodu da Sarı-Kırmızılılar altı sayılık üstünlükle tamamladılar.

Ve o herşeyin değişeceği son periyoda geldik. Final periyoduna da çok iyi başladığımız söylenemez. Peiyodun ilk dakikalarında gelen karşılıklı üç sayılık hücumların ardından ardarda iki takımdan da top kayıpları geldi. Ancak maçın başından beri Galatasaray'ın ikili hücumlarına bir türlü çare bulamamış olmamızdan dolayı yine Andric'den sayılar yemeye başladık. Farkta bu arada 11 sayıya kadar çıkmıştı. Ancak o dakikadan itibaren tribünlerin müthiş desteğini arkasına alan takımımız maça tutunmaya başladı. Galatasaray'a 15000 kişiyle birlikte savunma yapan Sarı-Lacivertli oyuncularımız hücumda da 15000 kişiyle rakibinin üzerine gider oldu. Sayı farkı her hücumda kapanmaya başladıki, Marko Tomas'ın arka arkaya bulduğu iki üçlük isabetle skor eşitlendi. İşte o anda maç adeta tekrardan başladı. Spahija'nın molası dönüşünde iyi savunma yapan takımımız potasında sayı görmeden Engin'le hücumda sayı buldu ve skorda öne geçti. Ardından Galatasaray hücumunda Lakovic'in topun kontrolünü kaybetmesi sonucunda yine Engin'in kaptığı top ile Curtis boş smacı vurdu ve bir anda skorda 80-76'lık üstünlüğü yakaladık. Galatasaray, coach Mahmudi'nin molasından sonra Lakovic ile üç sayılık basket buldu. Son hücum şansımızda ise Engin'in turnikesi son anda potadan dönünce hücum sırası Galatasaray'a geçmişti. Hücumda Tutku'nun Oğuz'a yaptığı açık ve net faulü de görmeyen hakemler sayesinde Galatasaray bomboş bir üçlük fırsatı buldu. Ancak kullanılan atışın basket olmaması bizim maçı kazanmamızdan çok, hakemler açısından büyük bir şans oldu. Çünkü bir gerginliği daha o salonun kaldıracağını zannetmiyorum. Neyse ki maçı kazasız belasız kazandık ve Sinan Erdem'e de galibiyet ile veda ettik.

Bu maçta takımımız adına en büyük kazanç şüphesiz ki Engin Atsür oldu. Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilir. Bana göre Engin, Ukic'ten de üst düzey bir basketbolcu. Bu maçta bunu herkes görmüştür sanırım. Ukic'in yaptıklarının yanı sıra yapamadığı şeyleri de yaptı. Bulduğu 16 sayı ile takımımızın ve maçın en skorer ismi oldu. Türk basketbolu ve Fenerbahçe Ülker için Engin çok ama çok önemli biz kazanç.

Karşılaşmayı Profesyonel Futbol Takımımızın oyuncularından Emre Belözoğlu, Serdar Kesimal, Selçuk Şahin ve Özer Hurmacı ile Fenerbahçe Universal Bayan Voleybol Takımımızın oyuncularından Yağmur Koçyiğit'te salondan takip etti. Bu belkide çok gereksiz gibi gözükse de aslında bir "Spor Kulübü" kimliği taşıyan camianın nasıl kenetlendiğinin, branş farketmeksizin sporcuların birbirlerine ne oranda destek verdiklerinin en güzel kanıtı.

Son olarakta yazıyı geç yazdığım için sizlerin yeni yılını da kutlayamadım. Gecikmeli de olsa hepinizin yeni yılını kutlar, 2012'nin herkese sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu bir yıl olmasını dilerim. Yeni yılda herşey gönlünüzce olsun..

26 Aralık 2011 Pazartesi

Eksiktik, mücadele ettik ama direnemedik


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız Beko Basketbol Ligi'nin 11. Haftasında Banvit deplasmanına çıktı. Banvit Kara Ali Acar Spor Salonu'nda oynanan mücadele baştan sona kadar başa gitti. Fakat önemli eksikleri olan takımımız maçın sonuna kadar direnemedi ve deplasmanda Banvit'e 70-66 mağlup oldu. Bu mağlubiyet ile takımımız ligdeki 3. yenilgisini almış oldu.

Banvit son 7 lig maçını ve son 3 Avrupa Kupası maçını kazanmış olarak karşımıza çıktı. Sezon başı yaşanan bocalama döneminin ardından coach Orhun Ene takımı çok iyi toparlamış ve bu uzun galibiyet serisi yakalamalarını sağlamış. Bize karşı oynanacak maçta bunlara ilaveten taraftar desteğini de arkalarına alacaklardı. Biz ise bu maça hafta içerisinde İtalya'da oynadığımız "ya tamam ya devam" maçının hemen ardından çıktık. Euroleague'de kaderimizi belirleyecek olan bu maçta her oyuncumuz çok yüksek efor sarf ederek, yüksek tempoda bir maç çıkardı. Son periyodun sonlarına kadar başa baş giden maçıda bu yüksek efor ve tempo sayesinde kazanmayı bildik. Ardından bir gün sonra yani Cuma günü uçak yolculuğuyla öğleden sonra 3'te İstanbul'a gelen kafilemiz, Banvit maçı öncesi ilk ve tek idmanını cumartesi günü öğlen saatlerinde yapmış ve aynı gün, akşam üstü de otobüs yolculuğuyla Bandırma'ya hareket edilmişti. Tüm bu ağır tempoyla ve yorgunlukla maça çıkacak olan takımımızın belkide tek artı yönü Euroleague'de grubu lider tamamlamanın verdiği moraldi. Fakat Ömer Onan'ın sakatlık sebebiyle, Emir Preldzic'in cezalı olması sebebiyle ve Curtis Jerrells'ın da yabancı kısıtlaması nedeniyle mücadelede oynayamayacak olmaları bizim için galibiyet şansını oldukça zora sokan faktörlerden biriydi.

Maç beklenildiği gibi çok çekişmeli başladı. Formda olan Banvit, eksiklerine ve yorgunluğuna rağmen son haftaların hem lig hemde Avrupa'da en formda olan takımınlarından birine karşı oynayacaktı. Bizim oyuncu rotasyonumuz bu maçta Banvit'e oranla çok daha kısıtlıydı. Sahaya 11 kişi çıktık ve bu 11 kişiden iki kişi (Metecan Birsen ve Berkay Candan) genç takımdan kadroya dahil edilen isimlerdi. Periyodun tamamında Banvit'e ağırlığımızı hissettirdik. Özellikle oyun kurucu pozisyonunda eline altın bir fırsat geçen Hakan Demirel'in bu şansını iyi kullanmak için ortaya koyduğu performans açıkçası hepimizin yüzünü güldürdü. Savunmada son maçın gizli kahramanlarından James Gist'in ve Bojan Bogdanovic'in sert tutumları Banvit'i zorlamaya başlamıştı. Her hücumda bulunan baskete karşı tarafında hemen cevap vermesi farkın açılmasını engelledi. Periyotta üç sayılık bir farkla Banvit üstünlüğünde geçildi.

İkinci periyotta da guard katkısını almayı sürdürdük. Özellikle Hakan'ın dış alandan, Ukic'in ise pota altı penetreleri ile Banvit karşısında üstünlüğü ele geçirdik. Fakat dün yaptığımız en kötü savunma olan dış sayı savunmasındaki zaaflarımızı iyi değerlendiren Banvit, bu periyotta eline geçen boş atışlardan yüksek yüzde bulunca maç yine kafa kafaya geldi. Bunun sonucunda da soyunma odasına bir sayılık farkla geride girdik.

İkinci yarıya ise Kaya ile çok hızlı başladık. Maç boyu neredeyse pota altına duvar ören Banvit'e karşı bu dakikalarda Kaya ile pota altı sayıları bulmaya başladık. Fakat yorgunluğun verdiği olumsuz etkiyle savunmamızı bir türlü istediğimiz seviyeye çıkartamadık. Maç boyu devam eden karşılıklı basketler, bu periyodun başlarında da olduğu gibi devam etti. Ancak özellikle periyot sonuna doğru ortaya koyduğumuz iyi basketbol ve akıllı hücumlar ile Banvit Karşısında farkı 8 sayıya kadar çıkardık. Tam da bu dakikada Banvit adına Serkan Erdoğan'ın devreye girmesi ve ard arda üçlük sayılık atışlar bulması skoru daha fazla açmamızı engelledi. Serkan'ın bireysel çabalarına rağmen son periyoda beş sayılık bir avantajla önde girmeyi başardık.

Son periyot açıkçası yorgunluğumuzun tavan yaptığı periyot oldu. Öyle ki bu zamana kadar hiç bir maçta yemediğimiz sayıda blok yedik. Ardarda yenen bloklardan sonra Banvit, Barış Ermiş'in sürüklediği hızlı hücumlarla kolay basketler bulmaya başladı. Bu dakikalarda bizde ise devreye Ukic girdi. Oyunu rakip sahada iyi kurmasına rağmen takımdaki diğer oyuncuların ona ayak uyduramaması Ukic'in bireysel katkısından başka bir getiri sağlamadı takıma. En faydalı olduğu zamanda Gist'in beş faulle oyun dışında kalması ise maçın kırılma anı oldu bana göre. Gist gibi atletik bir oyuncuyu kaybeden takım, rakip pota altında diri uzunlara karşı bir varlık gösteremedi. Cantu maçının yıldız ismi Oğuz, dün maçta etkisiz kaldı. Periyodun sonlarına doğru hakem hatalarının da sonuca eklenmesi ve bizim hücumdaki etkisizliğimiz sonucunda mücadeleyi 70-66 kaybettik.

Bu maçla ilgili birkaç konuya değinmek istiyorum. İlki oyun kurucu katkımız.. Üç oyun kurucuyla oynadığımız maçta guardlarımızdan 23 sayı, 8 asistlik bir katkı aldık. Banvitte ise Barış Ermiş tek başına 5 sayı, 11 asistlik bir katkı yaptı takımı adına. Açıkçası Ukic neyse hafta içi maç oynadı ama Engin ve Hakan'dan daha yüksek bir skor katkısı beklerdim. Hakan maça iyi başlamıştı. İlk yarıyı 8 sayıyla tamamlamıştı fakat ondan sonra durdu. Engin ise maçta neredeyse hiç atış kullanmadı.. Engin kalitesindeki bir oyuncunun bu tür kritik ve zor geçmesi muhtemel maçlarda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Şu ana kadar oynadığı bir kaç kritik maçta o sorumluluğu aldı ve başarılı da oldu ama dün potaya uzak oynamayı tercih etti. Engin'den ekstra bir skor katkısı gelseydi biz dün bu maçı kazanabilirdik.

Bir başka değinmek istediğim nokta ise hakemler. Sezon boyunca hiçbir maçta hakemlerle ilgili konuşmadım. Pek konuşmayı da sevmem ama Murat Biricik'in dün kü yönettiği maçı gördükten sonra bir kaç kelam etme zamanı geldiğini gördüm. Hakem maçı hatasız tamamlayacak diye bir zorunluluk yok. Elbette hepimiz insanız, gözümüzden kaçan ayrıntılar olabilir ama bir hakemin arka arkaya yanlış yapma hakkı YOK!! Dördüncü periyodun son dakikalarına doğru Banvit pota altında Oğuz'a yapılan "sözde blok"ların hepsi atlandı. Hadi ilkini atladın, karambole geldi göremedin orada duran iki hakem o sırada nereye bakıyordu? Hadi onlarda karambole geldi "göremediler". Peki Oğuz'a ve Bogdanovic'e arka arkaya Banvit pota altında vurulun "şamar"ları nasıl görmediniz ey hakem üçlüsü? Bildiğiniz şamar yedi adamlar. Üstelik bu Murat Biricik geçen sezon deplasmanda yine hakem hatalarının gündeme geldiği ve Pınar Karşıyaka'ya uzatmada kaybettiğimiz maçıda yöneten pardon "katleden" hakemdi. Yazıktır, günahtır. 7 günde 3 maç yapan bir takıma, galibiyet için sahaya çıkan ve eksiklerine rağmen mücadelesini bir dakika olsun bırakmayan bir oyuncu topluluğuna yapılan bu hatalar en kolay tabiriyle emek hırsızlığıdır. Dün coach Spahija'nın maç sonu açıklamalarını izleyemedim ama o da hakemlerden şikayetçiymiş diye duydum. Aklın yolu bir..

Son olarakta takımın geneli için birkaç şey söyleyip bu uzun yazıyı noktalayacağım. Dün maça çıkan takım yorgundu, eksikti ama bir dakika bile mücadeleden vazgeçilmedi. Son ana kadar maçı alabilecek konumdaydı. Belki dün Banvit'e karşı maçı kaybettik ama bir şeyi herkese gösterdik; Bu takımın hangi koşulda olursa olsun mücadeleden taviz vermeyeceğini. Sezon başından beri eleştirdiğimiz tek noktaydı bu. Mücadele.. Bu maçta gördük ki mücadele ruhunu takıma kazandırmışız.

Şimdi önümüzde Sinan Erdem Spor Salonu'ndaki son maçımız var. Hem de ne maç: Fenerbahçe Ülker-Galatasaray MP!! Bu maçta tribünleri doldurup hem Sinan Erdem'e güzel bir veda hem de takımımıza kavuşacağımız bu maçta Euroleague'de grup liderliği için onlara teşekkür etme zamanı Fenerbahçe Taraftarı için.. O zaman ne diyoruz; 30 Aralık Cuma akşamı Sinan Erdem'de buluşalım...

5 Aralık 2011 Pazartesi

Zor geçeceği düşünülen maç, uzunlarımızın maçı oldu


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin 8. haftasında Abdi İpekçi Spor Salonu'nda Erdemirspor'u ağırladı. Maçı baştan sona kadar üstün götüren takımımız, sahadan 77-60'lık skorla galip ayrıldı ve son 2 haftadır yakaladığı iyi basketbolunu bu maçtada sürdürmüş oldu.

Hafta içi oynanan Olympiacos maçında gayet başarılı bir performans gösteren ve Yunan temsilcisini yenerek grubunda liderliğe yükselen takımımızın ligdeki konuğu, oynadığı son beş maçınıda kazanan Erdemirspor oldu. Maç başlamadan önce, gerek Erdemir'in son haftalardaki performansını gereksede Fenerbahçe Ülker'in hafta içi oynadığı Euroleague maçını göz önüne aldığımızda, bu maçın oldukça zor geçeceğini tahmin ediyordum. Fakat maçın daha ilk dakikalarından itibaren oyuncularımızın mücadelesini gördükten sonra benim gibi Erdemirli oyuncularda şaşırmış olsa gerek. Bu sezon görmeye çok alışkın olmadığımız bir şekilde maça agresif savunmayla başlayan takımımız, hücumda da sürekli formsuzluğundan şikayet ettiğimiz Roko Ukic'in takımı gayet başarılı ve hareketli bir şekilde yönetmesiyle başladı. Erdemir'de hafta içi Euroleague maçı oynamış ve geçtiğimiz sezonki görüntüsüne son 1-2 maça kadar ulaşamamış olan takımımızdan bu başlangıcı beklemiyorduki maçada tutuk başladılar. Maçın ilk dakikalarında rakip pota altından sayılar bulmaya başlayan takımımız, savunmadaki sertliğiylede Erdemir'e sayı şansı vermedi. Bu savunmasının ödülünüde hücumda bulduğu sayılarla alan takımımız ilk periyodu 10 sayılık bir farkla (22-12) üstün tamamladı.

Bu yazımın başlığında da kullandığım gibi, bu maç Oğuz'un ve uzunlarımızın maçı oldu. Sezon başından beri çok nadir kullandığımız pota altı hücumlarını bu maçta ise tek hücum opsiyonumuzmuş gibi kullandık. Sezon öncesi yaşadığı formsuzluğu son üç-dört maçtır atlatmış gözüken Oğuz'un o bildiğimiz bire bir hücumlarını bu maçta sık sık kullanması ve sayılar bulmasına, Gist, Kaya ve Vidmar'ın da oyunda oldukları sürece pota altından buldukları sayılarda eklenince Erdemir karşısında büyük üstünlük sağladık. Pota altı oyuncularımız, Oğuz-Kaya-Vidmar ve Gist dörtlüsü, maç boyunca attığımız 77 sayının 41'ine imzalarını attılar. İkinci periyotta bu uzun oyuncularımızın ambargosu altında geçti. Pota altında çok fazla görmeye alışkın olmadığımız uzundan uzuna asistler ile hem sayı olarak farkı açtık, hemde takımın gelecek maçlar için form seviyesinin nerelerde olduğuna şahit olduk. Tüm bu olumlu etkenler birleşincede fark kaçınılmaz oluyor. Soyunma odasınada 22 sayılık bir farkla 48-26 üstün girdik.

Bu sezon genel olarak hep kötü başladığımız üçüncü periyoda bu maçtada kötü başladık. Savunmamızın periyodun başlarında düşmesi ve Erdemir'in maçı çevirmek için son kozlarını oynaması skorda da azda olsa bir gerileme yaşattı. Bu zaman zarfında gelen 6-0'lık Erdemir serisi farkı 13 sayıya kadar çekti Karadeniz temsilcisi. Mola dönüşü savunma sertliğini tekrardan Euroleague seviyesine çekmeyi başaran takımımız bu sıkıntılı dönemden kurtulmayı başardı. Bu sert savunma sayesinde tekrardan farkı açmaya başlayan takımımız final periyoduna 19 sayılık üstünlükle 61-42 önde girmeyi başardı. Bu periyot için söyleyebileceğim tek eleştiri Koç Spahija'ya.. Erdemir'in skoru eritmeye başladığı dakikalarda o zamana kadar maçın en skorer oyuncusu olan ve Erdemir pota altını çok rahat geçen Oğuz Savaş'ı 7 dakika kenarda tutmasıydı. Koç kenara aldığı oyuncuları bazen unuyor sanırım.. Burada da devreye yardımcı antrenör Ertuğrul Erdoğan'ın girmesi ve Spahija'yı uyarması gerekiyor. Sonuçta yardımcı koçunda görevi kenarda oturup maçı izlemek değil..

Son periyoda Jerrells'ın üçlüğü ve Bogdanovic'in basketi ile 5-0'lık seriyle başladık. Bu sezon üçüncü periyotların tersine son periyotlara hep iyi başladık. Kaybettiğimiz maçlarda ise ya son topu iyi kullanamadık yada daha önce açılan farkı kapatmak için zamanımız kalmamıştı. Son periyot boyunca Erdemir'le aramızdaki sayı farkını korumayı başaran oyuncularımız sahadan da 77-60'lık skorla galip ayrıldı. Takımımız bu galibiyet ile ligdeki 6. galibiyetini alırken, Erdemir ise 3. mağlubiyetini aldı. Takımımızda Oğuz Savaş 21 sayı, 9 ribaund, 2 asist'lik performansıyla maçın ve takımımızın en skorer ismi olurken, maçın son saniyesinde potadan dönen ve önüne düşen topu Ukic'in almasıyla double-double'ı kaçırmış oldu. Sarı-Lacivertli Ekibimizde Bojan Bogdanovic ise 10 sayılık bir skor katkısıyla Oğuz dışında çift haneli sayılara ulaşan tek oyuncumuz oldu.

Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin 9. haftasında 10 Aralık Cumartesi günü saat 15:00'te deplasmanda Aliağa Petkim ile karşılaşacak. Bu mücadele İzmir Enka Spor Salonu'nda oynanacak.

28 Kasım 2011 Pazartesi

İşte görmek istediğimiz Gist


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin 7. haftasında deplasmanda Mersin Büyükşehir Belediyesi ile karşılaştı. Edip Buran Spor Salonu'nda oynanan maçın hemen hemen tamamında skor üstünlüğünü elinde bulunduran takımımız, sahadan 83-81 galip ayrılarak, ligdeki beşinci galibiyetini aldı.

Maçın ilk üç periyodunu çok rahat bir şekilde oynadık. Mersin savunmada, oyuncularımıza karşı yüksek bir direnç gösteremedi. Geldiği günden bu yana inişli çıkışlı bir grafik sergileyen James Gist, Fenerbahçe Ülker kariyerindeki en faydalı olduğu maçını oynadı. Atletik yapılı olması, Mersin pota altındaki ağır oyunculara karşı büyük bir avantaj sağladı. Oyunda kaldığı süre boyunca çok rahat ribaund aldı ve skor katkısında ise takımımızın ilk başvurduğu isim oldu. Jeneriklik smaçları ile hem takım arkadaşlarını hem de salonu dolduran taraftarları coşturdu. Bu başarılı performansını daha da arttırabilecekken 5 faulle oyun dışında kalması buna engel oldu. Hafta içerisinde oynayacağımız kritik Olympiacso maçında umarım bu performansını devam ettirir. Özellikle hücumda oynayacağı akıllı oyunlar, takımımızın skor bulması anlamında büyük öneme sahip.

Mersin maçında dikkat çeken bir noktada, üç sayı atışlarımız. Son üç maçta dış sahadan çok fazla atış kullanmayan takımımız, bu maçta 15 dış atış denedi. Bu atışlardan 5'in de isabet bulduk. (%33.3) Aslında bu yüzde düşük. Fakat hafta içi oynayacağımız Olympiacos maçı öncesi oyuncularımızın bu atışları denemesi önemliydi. Fakat bir isim vardı ki, bu maçta beni üç sayılık atışlarda hayal kırıklığına uğrattı. Bojan Bogdanovic! Maçta 0/4 üç sayı isabet oranıyla oynadı. NBA'de draft edilmiş bir oyuncunun boş bulduğu bu atışları değerlendirememesi oldukça düşündürücü. Çünkü Bojan el üstünden bile çok yüzdeli sayılar atabilen bir oyuncu. Bu maçta kötü günündeydi diyelim, geçiştirelim ama aynı boş atışları Olympiacos maçında sayıya dönüştürmezse sıkıntı yaşayabiliriz.

Mersin maçının en can sıkıcı noktası ise kuşkusuz Vidmar ve Kaya'nın sakatlanıp maçın büyük bir bölümünde oynayamaması oldu. Geçen sezondan bu yana sakatlık sorunuyla boğuşan takımımızın iki önemli uzununun bir anda sakatlanması bizi çok ama çok zor duruma düşürebilirdi. Allahtan Vidmar'ın ve Kaya'nın ciddi bir probleminin olmadığı söylendi. Kaya'nın dizinde esneme olduğu ve bugün dinlendirileceği açıklandı. Bu kritik haftalarda tam Mirsad ve Tomas'ın dönmesinin sevincini yaşarken, iki önemli uzunumuzu kaybetmemiz takımı olumsuz etkileyecekti. Buradan iki oyuncumuza da geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum.

Bu maçta da kritik faul atışlarında sıkıntı yaşadık.. Maçın son 7 saniyesinde skor 81-81 berabere iken hakemlerin lehimize çaldığı Sportmenlik dışı faul tam bizi rahatlatmışken, çizgiye giden Bojan'ın bu iki kritik atışı da kaçırması takımımızın kritik anlardaki en büyük probleminin hala devam ettiğinin bir göstergesi. Buna rağmen son topu Ukic'in kullanması ve onun bulduğu sayıyla maçı kazanmamız bizim adımıza çok önemliydi. Ukic'in son haftalardaki kendisine olan güven problemini bu atış kıracaktır. Maçın sonunda yine sıkıntıya düşmemize rağmen belki de bu sıkıntılı anlarda Ukic'i tekrardan kazandık. Bunu Perşembe akşamı oynayacağımız Olympiacos maçında göreceğiz.

Ligde çok önemli bir deplasmandan galibiyetle döndük. Her ne kadar son periyotta Mersin'e bizden 10 sayı fazla atmalarına izin versekte, kazanmasını bildik. Maçın genelinde iyi oynadık. Vidmar ve Kaya'nın sakatlanması, Gist ve Ömer'in 5 faulle kenara gelmesi maçın sonlarında bizi epey zorladı. Farkta bu arada kapandı. Yalnız Mersin adına da Anthony Grundy faktörünü unutmamak gerekli. Mersin'de adeta yeniden doğdu. Bize karşı 36 sayıyla oynadı ve maçın sonlarında Mersin'i yeniden ayağa kaldırdı.

Takımımızda James Gist 17 sayı, 6 ribaund ile en skorer oyuncumuz olurken, Oğuz Savaş 15 sayı, 8 ribaund ve 2 asist, Ömer Onan 12 sayı, Emir Preldzic ise 11 sayı, 5 ribaund, 6 asist ile çift haneli sayı katkısı veren oyuncularımız oldular.

Şimdi de Euroleague'de çok önemli bir rakiple karşı karşıya geleceğiz. 1 Aralık Perşembe Akşamı saat 20.00'de oynanacak maç için tüm taraftarlarımızı Sinan Erdem'e davet ediyorum. Takımı bu önemli maçta yalnız bırakmamalıyız. Çünkü, bu maçı taraftar almalı!! Biletlerin satışına Biletix'ten devam ediliyor. Bu maçın Sefolosha'nın da, taraftarlarımız önündeki son maçı olacağını bilerek hareket etmekte fayda var.

13 Kasım 2011 Pazar

Sefolosha yoksa savunmada yok!


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin 5. haftasında Sinan Erdem Spor Salonu'nda Türk Telekom'u ağırladı. Bugün oynanan ve Sinan Erdem'e dönüş maçımız olan mücadeleden, Sarı-Lacivertli Ekibimiz 64-83 mağlup ayrıldı ve ligdeki 5. maçında ikinci yenilgisini aldı.

Maçta baştan sona kadar üstün olan takım Türk Telekom'du. Kaspars Kambala-Mehmet Okur-Ali Karadeniz'den oluşan uzun rotasyonuyla pota altı zaafımızı çok iyi değerlendirdi Ankara temsilcisi. Bu sezonun başından beri pota altı savunmasında yaşadığımız sıkıntılar bu maçta en üst seviyeye çıktı. İlk çeyreğin belkide en başarılı ismi olan Vidmar'ın yine Koç Spahija tarafından anlamsız bir şekilde kenara çekilmesi, pota altımızın Kaya ve Oğuz'a emanet edilmesi, Gist'in en fazla süre alan uzun oyuncumuz olmasına rağmen sahada dengesiz oynaması guardımız düşürdü. Oyun kurucu mevkiinde yaşadığımız sıkıntıya, Ukic'in belindeki ağrılarından dolayı kadroya alınmamasıda eklenince ilk guard olarak Curtis'e muhtaç kaldık. Her ne kadar kadroda Engin Atsür olsada, uzun süreli bir sakatlıktan çıkmış olan bir oyuncudan yüksek performans beklemekte ütopik bir bakış açısı olurdu. Euroleague'de takımın en iyisi olan ve geldiği günden beri hem savunmada hemde hücumda takımın en iyisi olan Thabo Sefolosha'nın da federasyona, ligde oynaması için bildirilmemesi de 2-3 numara savunmalarında yaşadığımız problemi daha da arttırdı. Ömer'in savunmada sönük kaldığı maçlarda Sefolosha'da olmayınca ne yazıkki Fenerbahçe Ülker savunması yol geçen hanına dönüyor.

Bu galibiyetin nedenlerini daha iyi anlatabilmek için ikili karşılaştırmalara değinmek istiyorum:
1- Sarı-Lacivertli Ekibimizin uzunları Vidmar-Oğuz-Kaya-Gist; 28 sayı bulmuşken, Telekom'un uzunları Ali Karadeniz-Kaspars Kambala-Mehmet Okur tam 53 sayı buldu! Ki bu üç oyuncudan Kambala 20 sayıyla bizim dört oyuncumuzun attığı toplam sayıya yakın bir skor katkısı yaptı kendi takımı adına.
2- Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız maçta 3/20 üç sayılık isabet oranı ve %15'lik atış yüzdesiyle oynadı. Türk Telekom ise, 4/12 üç sayı isabet oranı ve %33.3 atış yüzdesiyle oynadı. Takımımızda üç sayılık atışların usta isimleri olan Bojan 0/4, Emir 0/3, Ömer 0/3, Curtis 0/3, Engin 1/5'le oynadı. Telekom'da ise; Bekir 2/3, Memo 2/2 ile oynadı.
3- Sarı-Lacivertli Ekibimiz, 13 hücum, 20 savunma ribaundu ile toplam 33 ribaund alırken, Türk Telekom; 18 hücum, 29 savunma ribaundu ile toplam 47 ribaund aldı.

Bu istatistiklerde hiç bahsetmediğimiz ama takımımızın Euroleague maçlarında yer alan ve istatitik kağıdının her köşesini dolduran bir oyuncu var; Thabo Sefolosha!! Sefolosha'nın zorlu Euroleague maçlarındaki genel istatistiklerinden bir kaç tanesinide sizlerle paylaşmak istedim. Sefolosha THY Euroleague'de oynadığı 4 maçta 11/21 (52.3%) iki sayı, 5/9 (55.6%) üç sayı, 5.5 ribaund, 11.8 sayı ve 13 ranking ortalamalarıyla oynadı. Bu istatistiklerin dışında savunmada yaptığı yıpratıcı baskı, kritik noktalarda yaptığı blokları ve top çalmalarıda eklenince takımımızın şu anda en etkili silahı. Bu oyuncuyu lig kadrosuna dahil etmemek hangi akla hitaben alınmış bir karar, hala anlamış değilim.

Emir'in, Ömer'in ve Bojan'ın skor katkısı vermediği bu maçta, ne yazıkki 19 sayılık bir farkla sahadan mağlup ayrıldık. Bu maçta yokları oynadık. Evet, doğru. Ancak bu bir lig maçıydı. Bu mağlubiyetlerin telafi edileceği çok fazla zaman var önümüzde. Ancak çarşamba akşamı Euroleague'de çok kritik bir maça çıkacağız. Bu maçı unutup, Cantu maç için konsantrasyonumuzu en üst seviyeye çıkartmalıyız. Hem oyuncular, hem teknik heyet hemde taraftarlar olarak.. Grup ikinciliği için çıkacağımız bu maç, aynı zamanda bize liderlik yolunda çok önemli bir dönüm noktası olacak. Sinan Erdem'de oynanacak bu maçın biletleri biletix'ten satışa çıkartıldı.

Haydi Fenerbahçeliler, şimdi takıma sırt çevirme zamanı değil, daha fazla destek olma zamanı!! Çarşamba akşamı Sinan Erdem'de görüşmek üzere...

30 Ekim 2011 Pazar

Hoşgeldin Engin!!


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin 3. haftasında Bandırma Kırmızı'yı ağırladı. Abdi İpekçi Spor Salonu'nda, dün oynanan mücadeleyi Sarı-Lacivertli Ekibimiz rahat bir oyunla 93-60 kazandı ve ligde 3'te 3 yaptı. Takımımız ile Bandırma Kırmızı arasında çok büyük bir kalite ve tecrübe farkı vardı. O nedenle bu maçın teknik analizini yapmak pek doğru olmaz. Maç sonu koç Spahija'nın da dediği gibi antrenman havasında geçen bir mücadele oldu. Bu yüzden bu maçla ilgili kısa kısa notlar paylaşacağım sizlerle.

İlk önce Kaptanımızla başlamamız lazım. Dün oynanan maçta harika bir oyun sergiledi. Bu sezonki en iyi mücadelesini ortaya koydu. Rakip her ne kadar bizim seviyemizde olmasada rakibi küçümsemeden bir derbi maçı oynuyormuşçasına konsantre ve rakibine saygı duyan bir oyun ortaya koydu. Fenerbahçe taraftarının baştacı olan Ömer, dünde takımının en skoreri oldu. 4/4 2 sayı, 4/5 3 sayı isabetle oynayıp 20 sayı ile takımımızın en skoreri oldu. Fenerbahçe taraftarlarının her maça çıkmadan önce aman sakatlanmasın diye dua ettiği bir isim Ömer. Bu sezon form tutması biraz geç oldu ama önemli olan bu formu geç tutup, sezon sonuna kadar sürdürmesi. O tecrübeye fazlasıyla sahip bir oyuncu.

Sezon fırtına gibi başlayan ama son 3 maçta yokları oynayan Bojan Bogdanovic için bu maç çok önemliydi. Kolay rakip karşısında ortaya koyacağı iyi oyun ve bulacağı sayılar kendine olan özgüvenini tekrardan geri kazandıracaktı ona. Maça da Koç ilk beşte başlattı. Bundan önce oynanan Antalya Bşb ve Caja Laboral maçlarını 0, Olympiacos maçında da serbest atışlardan bulduğu 2 sayıyla tamamlamıştı. Bu maçta eski kimliğine yakın bir oyun sergiledi. 5/7 2 sayı, 1/3 3 sayı 5/5 serbest atış isabetiyle oynayıp, 18 sayı kaydederek takımımızın en skorer ikinci oyuncusu oldu. Hafta içi oynayacağımız kritik Nancy maçı öncesi bu performans ve moral Bojan için çok iyi oldu.

Bir ufak parantezde James Gist için açmak lazım. Sezonun ilk başlarında çok eleştirildi. Ama benim bu yeni transferler arasında Bojan ile birlikte koruduğum ve sahip çıktığım oyuncuydu Gist. Çünkü potansiyali olan bir oyuncu. Yeterki potansiyalinin farkına varsın. Son iki maçta üç sayı çizgisinin dışındaki inadından vazgeçmeyi başardı. Pota altından hücumları tercih etmesi onun adına bir fayda. Ama çok hareketli olduğu için bazen kolay atışları kaçırabiliyor. Oyunun şov yönünü daha çok seven bir oyuncu. Bir özelliği varki hepiniz farketmişsinizdir: Tam bir ribaund canavarı.. Ribaundları çok yüksekten alabiliyor. Olympiacos maçında olduğu gibi dün de 11 sayı, 12 ribaund ile double-double yaptı. Bu performansının artarak devam etmesi en büyük temennimiz.

Dün oynanan maçta birde ilk yaşandı. Dile kolay tam 15 ay sonra Milli Oyuncumuz Engin Atsür sakatlığını tamamen atlatıp, ilk kez Fenerbahçe Ülker formasıyla sahaya çıktı. Engin'e sahaya girmek için oturduğu değişiklik sandalyesinde başlayan taraftar desteği, oyunda olduğu her dakika artarak devam etti. Taraftarın kendisini sıcak bir şekilde karşılaması ve oyuna ısınmasının ardından ilk maçı olmasına rağmen iyi bir performans sergiledi. Maçta 17 dakika 24 saniye süre aldı ve 8 sayı, 3 asist ile tamamladı. 15 ay sonra ilk kez oynadığı maç için bu performans gayet iyi. Tam hazır olmasına maksimum 1 ay daha var. Ama maçlarda süre aldıkça bu hazır hale gelme aşaması dahada kısalacaktır. Engin, tam hazır olduğu zaman Curtis'e ihtiyaç kalmaz. Tek dileğim, Engin'in bir daha bu kadar zor bir sakatlıkla karşılaşmaması. Çünkü, Türk Basketbolunun ve Fenerbahçe Ülker'in ona çok ihtiyacı var.

Kaya dünkü maçta iyi bir oyun sergiledi. Oyunda olduğu anlarda neredeyse Bandırma Kırmızı pota altından hiç sayı üretemedi. Ama Efes'teki yıllarını hala mumla arıyoruz. Oğuz'un sahada olduğu bölümde pota altımız en yumuşak karnımız oldu. Bandırma'da Jerome McGhee o bölgeden çok sayı buldu. Oğuz kalıbına göre bir savunmacı değil. O kalıba sahip bir oyuncunun o kadar kolay geçilmesi anlaşılır gibi değil. Eğer düzelmezse bu sene Oğuz'dan çok çekeceğimiz var..

Son olarakta koça değinmek istiyorum. Dün maç boyunca oyuncularına eşit süreler vermeye çalıştı. Fakat, çok erken kopan bir maçta Metecan Birsen ve Berkay Candan gibi gelecek vaad eden gençlere 3 dakika gibi kısa bir süre sahada yer vermesini anlamış değilim. Bu çocuklar bu tür maçlarda süre alarak tecrübe kazanacaklar. Bu maçta oynatmayıp, hangi maçta oynatacağını açıkçası ben bilmiyorum koçun. Umarım bir daha böyle erken kopan maçlarda daha uzun süreler verir bu iki genç yeteneğe.

Şimdi önümüzde çok kritik bir Nancy maçı var. O maçta en azından salonun yarısının dolması lazım. Bu takımda umut var.. Hemen karamsarlığa kapılmayalım. İki kötü sonuç alındı diye takıma sırt çevirmeyelim. Bunu yazıp, söylemekten dilimde tüğ bitti ama sezona nasıl başladığından çok nasıl bitirdiğin önemlidir. Taraftar takıma olan güvenini göstermeli ki takımda havaya girsin. Yoksa "yok ben takıma kırgınım, bunlarda ruh kalmamış" gibi düşünceler takımı ateşlemez. Salona gidip destek olan taraftar takımı ateşler. Bunu unutmayalım lütfen. Buradan da herkesi 3 Kasım Perşembe akşamı Abdi İpekçi Spor Salonu'nda oynanacak olan SLUC Nancy maçına bekliyorum.