19 Ocak 2016 Salı

Spor Toto All-Star katılımcıları açıklandı


24 Ocak Pazar günü 14:00’te Fenerbahçe Ülker Sports Arena’da düzenlenecek Spor Toto All-Star etkinliğinin katılımcıları belli oldu. All-Star kadroları, Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

All-Star’da Fenerbahçe oyuncuları Asya Karması için mücadele edecek. Takımımız oyuncularından Ali Muhammed, Jan Vesely ve Bogdan Bogdanovic, Asya Karması kadrosunda yer alacak ve aynı zamanda basketbol severler tarafından yapılan oylama sonucunda ilk beşte parkeye çıkacak.

Spor Toto All-Star etkinliğinde Asya Karması ve Avrupa Karması arasında gerçekleştirilecek karşılaşmanın yanı sıra özel yetenek yarışmaları da düzenlenecek. Fenerbahçe’nin Çek yıldızı Jan Vesely All-Star’da smaç yarışmasında yer alacak. Takım kaptanımız Melih Mahmutoğlu üç sayı yarışmasında boy gösterecek. Fenerbahçe’nin genç yıldızı Berk Uğurlu ise yetenek yarışmasının katılımcılarından biri olacak.

Yetenek Yarışması: Berk Uğurlu, Earl Calloway, Kalin Lucas, Thomas Heurtel, Scottie Wilbekin, Kartal Özmızrak

3 Sayı Yarışması: Melih Mahmutoğlu, Vladimir Micov, Jon Diebler, Adrien Moerman, Michael Jenkins, Andy Rautins

Smaç Yarışması: Jan Vesely, Randy Culpepper, Kenny Gabriel, Furkan Korkmaz, Khem Birch, Joey Dorsey

Asya Karması

İlk Beş: Ali Muhammed, Kenan Sipahi, Bogdan Bogdanovic, Kenny Gabriel, Jan Vesely

Diğer oyuncular: Dwight Hardy, Courtney Fortson, Tony Crocker, Tolga Geçim, Clay Tucker, Adrien Moerman, Khem Birch

Avrupa Karması

İlk Beş: Thomas Heurtel, Sinan Güler, Vladimir Micov, Cedi Osman, Semih Erden

Diğer oyuncular: Furkan Korkmaz, Scottie Wilbekin, Michael Roll, Randy Culpepper, Furkan Aldemir, Maciej Lampe, Joey Dorsey

4 Ağustos 2015 Salı

Basketbol Süper Lig'de fikstür çekildi


Basketbol Süper Ligi’nde 2015-2016 normal sezon fikstürü belirlendi. Polat Renaissance Hotel'de gerçekleştirilen kura çekim törenine, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Harun Erdenay, yönetim kurulu üyeleri, ligler direktörü Samer Şenbayrak ile ligde mücadele edecek takımın temsilcileri katıldı.

Toplam 16 takımın yer aldığı Basketbol Süper Ligi'nde 2015-2016 sezonu, iki devreli lig usulüne göre oynanacak. Normal sezonun 30 hafta süreceği ligde, ilk 8'e giren takımlar play-off'a yükselecek.

Play-off serisi 0-0 başlayacak ve çeyrek finallerde 2, yarı finallerde de 3 galibiyet alan takımlar tur atlayacak. Final müsabakalarında ise rakibi karşısında 4 galibiyet alan takım, 2015-2016 sezonunun şampiyonu olacak.

BSL'de yeni sezon hayacanı 10 Ekim'de başlarken, sezonunun ilk yarısı 11 Ocak 2016'da sona erecek. Ligin ikinci yarısı 23 Ocak'ta yeniden start alacak ve normal sezon maçları 9 Mayıs 2016'da tamamlanacak.

10 Ekim 2015 Cumartesi günü başlayacak Basketbol süper Ligi’nde Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı ilk hafta karşılaşmasında Rönesans Ankara TED Kolejliler ile karşı karşıya gelecek.

Yeni sezonun ilk hafta maç programı şöyle:
1. Hafta:
Uşak Sportif - Yeşil Giresun Bld.
Fenerbahçe - Rönesans TED Ankara Kolejliler
Royal Halı Gaziantep - Darüşşafaka Doğuş
Anadolu Efes - Torku Konyaspor Basket
Trabzonspor MP - Galatasaray
İstanbul BBSK - Banvit
Türk Telekom - D.İ. Büyükçekmece
Beşiktaş - Pınar Karşıyaka

Fenerbahçe'nin ilk yarı maç programı ise şöyle:

1. HAFTA | Fenerbahçe - Rönesans TED Ankara Kolejliler
2. HAFTA | Darüşşafaka Doğuş - Fenerbahçe
3. HAFTA | Fenerbahçe - Torku Konyaspor
4. HAFTA | Galatasaray - Fenerbahçe
5. HAFTA | Fenerbahçe - Banvit
6. HAFTA | D.İ. Büyükçekmece - Fenerbahçe
7. HAFTA | Fenerbahçe - Pınar Karşıyaka
8. HAFTA | Beşiktaş - Fenerbahçe
9. HAFTA | Fenerbahçe - Türk Telekom
10. HAFTA | İstanbul BBSK - Fenerbahçe 
11. HAFTA | Fenerbahçe - Trabzonspor MP
12. HAFTA | Anadolu Efes - Fenerbahçe 
13. HAFTA | Fenerbahçe - Royal Halı Gaziantep
14. HAFTA | Yeşil Giresun Bld. - Fenerbahçe
15. HAFTA | Uşak Sportif - Fenerbahçe 

1 Temmuz 2015 Çarşamba

TBF, Süper Lig ile ilgili açıklama yaptı


Türkiye Basketbol Federasyonu Yönetim Kurulu tarafından 23 Haziran’da alınan karara göre, Türkiye Erkekler Basketbol Ligi'nin resmi olarak adının Basketbol Süper Ligi (BSL) olarak değiştiği açıklanmıştı. Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) da bugün Basketbol Süper Ligi ile ilgili tanıtım açıklaması yaptı. 

Konuyla ilgili Basketbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamada, "Daha önceleri Türkiye Basketbol Ligi olarak bilinen ligde 16 takım mücadele etmeye devam edecek. Basketbol Süper Ligi, geçtiğimiz sezon Türkiye Basketbol Ligi’de kurulan dengeyle ve üst düzey mücadeleyle basketbol severlerin karşısına çıkmaya devam edecektir. Böylelikle Basketbol Süper Ligi Avrupa’nın en çekişmeli liglerinden biri olacaktır." ifadelerine yer verildi. 

TBF Başkanı Harun Erdenay ise yaptığı açıklamada, "Geçtiğimiz sezon Türk basketbol tarihinin en heyecan verici sezonu oldu. Ulusal ligimizin 50. yılını kutlayacağımız gelecek sezonda ülkemizdeki profesyonel basketbolu daha da üst seviyeye çıkartma zamanı geldi. BSL’in lanse edilmesiyle hedeflerimize doğru önemli bir adım atıyoruz." açıklamalarında bulundu. 

Basketbol Süper Ligi Direktörü Samer Şenbayrak ise yaptığı açıklamada, "2015-2016 sezonunda Basketbol Süper Ligi, daha önce görülmemiş heyecan ve çekişmeye sahne olacak. Stratejik planımızda çizdiğimiz yol haritası doğrultusunda bütün paydaşlarımız kulüpler, oyuncular, sponsorlar ve yayıncılar ligimizin gelişmesinden faydalanacaktır." diye ifade etti.

2014-2015 sezonu 19 Haziran’da Pınar Karşıyaka ve Anadolu Efes arasında oynanan final serisinin beşinci maçında Pınar Karşıyaka’nın 85-71’lik skorla Anadolu Efes'i yenmesiyle sona ermiş ve seride durumu 4-1’e getiren Pınar Karşıyaka 28 yıl içindeki ilk lig şampiyonluğunu elde etmişti. 

Basketbol Süper Ligi'ne katılım süreci de başladı

Türkiye Basketbol Federasyonu Yönetim Kurulunun, 23 Haziran 2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda aldığı karar kapsamında Basketbol Süper Ligi’ne katılım süreci başladı. 15 Temmuz 2015 Çarşamba günü mesai bitiminde tamamlanacak olan katılım sürecinde yeni sezonda Süper Lig'de mücadele edecek olan takımlar lige katılım başvurularını yapacak ve gerekli evrakları temin ederek Federasyona ulaştıracaklar.

2015-2016 Basketbol Süper Lig sezonu 10 Ekim’de başlayacak.

13 Ekim 2014 Pazartesi

TBL'nin yeni sitesi yayın hayatına başladı


Uzun bir süredir "Beko Basketbol Ligi" ismiyle anılan ancak yeni sezonda Beko'nun sponsorluğu bırakmasının ardından asıl ismi olan "Türkiye Basketbol Ligi" ile anılacak olan 2014/2015 basketbol sezonu öncesi Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) tarafından yönetilen tbl.org.tr internet sitesi yeni tasarımıyla yayın hayatına başladı. 

Türkiye Basketbol Liglerinin Resmi İnternet sitesi olan tbl.org.tr, ligin yeni logosu ve yeni sloganı "Efsaneler Yükseliyor"u temasında barındıran görsel bir tasarımla yeni yayın hayatına başladı. Jenerik olarak algılanan lig markasının özündeki değerleri ve nitelikleri yansıtan yeni görsel kimlik,sınırlar ötesinde de sürekli büyümeyi hedefleyen ligin asıl ve güçlü karakterini temsil ediyor. Bu karakter pazarlama ve iletişim çalışmalarının hemen her seviyesinde TBL’in yeni sloganı “Efsaneler Yükseliyor” ile vurgulanacak.

Yeni internet sitesinde TBF tarafından organize edilen liglerle ilgili; bilgiler, fikstürler, haberler, detaylı istatistikler ve canlı maç skorlarının yanı sıra video ve fotoğraf gibi görsel paylaşımlarda yer alacak. Sitede şu an için birçok eksik nokta bulunuyor.

Yeni tasarımı ile yayın hayatına bugün başlayan tbl.org.tr'deki eksiklikler en kısa sürede tamamlanarak, internet sitesi en güncel şekilde basketbolseverlerin hizmetine sunulacak.

Türkiye Basketbol Ligi Resmi İnternet Sitesi: www.tbl.org.tr

Yeni sitede Fenerbahçe Ülker'e ait sayfada yer alan tarihçede kulüp hakkında aktarılan bilgiler ise şöyle:

Ülkemizde basketbolun öncü kulüplerinden bir tanesi olan Fenerbahçe Spor Kulübü’nün tarihi, özellikle Deplasmanlı Lig’e geçişten önce, çok önemli başarılarla dolu.1950 ve 60’lı yıllarda sayısız şampiyonluk ve kupa kazanan Sarı-Lacivertliler, ezeli rakibi Galatasaray ile birlikte dönemin en önemli kadrolarına ve başarılarına sahip olma özelliğini taşımakta. 
Organizasyonların; önce il bazında, ardından da her ilin şampiyonlarının katılımı ile Türkiye Şampiyonası bazında düzenlendiği o yıllarda Türk basketboluna damgasını vuran Fenerbahçe, bu statüye göre oynanan Türkiye Kupası’nda 1954’ten 1961 yılına kadar beş kez bu kupayı müzesine götürdü. Deplasmanlı Türkiye 1.Ligi’nin başladığı 1966-1967 sezonundan 1990-1991 sezonuna kadar eski kupalarla dolu dönemlerinden uzak bir grafik çizdi. Deplasmanlı Lig’deki ilk şampiyonluğunu 1990-91 sezonunda Çetin Yılmaz yönetiminde yaşayan Sarı-Lacivertliler, final serisinde Tofaş’ı 3-2 mağlup ederek bu sevinci yaşadı. Türkiye Kupası’nda da zirveden uzak bir görüntü veren Fenerbahçe, 1966-67 sezonunda ilk ve son kez bu kupanın sahibi oldu. 
Sarı-Lacivertliler, basketbola ciddi yatırım yaptığı 1990-1991 ve 1994 yıllarında ise Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı, 1988 ve 1992 yıllarında da GSGM Kupası’nı kazandı. 
1984-85 ve 1994-95 sezonlarında Play-Off finaline kadar yükselen Fenerbahçe 2.’likle yetindi. Fenerbahçe aynı zamanda, 1. Lig ve Milli Takımlar bazında hem basketbol hem de futbol takımlarında aynı anda forma giymiş tek sporcuya da sahip olması itibariyle Türk spor tarihinde çok özel bir ilki yaşamıştır. Türk sporunun efsane isimlerinden Can Bartu bu anlamda unutulmaz bir isme ve eşsiz bir değere sahiptir. 
2003-04 sezonunda 10. sırada tamamladığı Türkiye Basketbol Ligi’nde, 2004-05 sezonundan itibaren Türk basketbolunun yetiştirdiği en önemli antrenörlerden bir tanesi olarak gösterilen Aydın Örs yönetiminde yeni bir sayfa açan Fenerbahçe, Final-Four oynadığı FIBA Avrupa Ligi’nde 4.’lük elde ederken, normal sezonu 4. sırada tamamladı ve ligde Play-Off’larda yarı finale yükseldi. 2005-06 sezonunda ligde ve Avrupa’da zirve iddiasıyla mücadele veren Fenerbahçe, ligde normal sezonda 7.liği elde ettikten sonra, Efes Pilsen’e elenerek çeyrek finalden öteye gidemedi. 
2006-07 sezonundan itibaren rakiplerinin korkulu rüyası haline gelen Fenerbahçe, arka arkaya başarılar elde etmeye başladı. 2006-07 sezonunda, Ülker firmasının sponsorluğunu alarak, hem Türk hem de yabancı oyuncular açısından zengin ve güçlü bir kadro oluşturan Fenerbahçe Ülker, Beko Basketbol Ligi’nde 15 yıllık bir aradan sonra, kulübün 100.kuruluş yılında şampiyonluk sevinci yaşadı. 
2007-08 sezonunu yine şampiyon olarak tamamlayan Sarı Lacivertliler, 2008-09 sezonunda tüm kulvarlarda şampiyonluk hedefiyle yola çıktı ama Play-Off final serisinin ardından ligi ikinci sırada tamamladı. 2009-2010 sezonunda ise lig şampiyonluğunu kazanan Fenerbahçe Ülker, 2010-11 sezonunda aynı başarıyı tekrarladı. Sarı Lacivertliler, 2012-2013 sezonunda Neven Spahija yönetiminde 30 maçta 21 galibiyet aldı ve play-off ilk turunda da Beşiktaş Milangaz ile karşılaştı. Ancak Sarı Lacivertliler, rakibine 2-0’lık seri ile elenerek sezonu kapattı. 
Fenerbahçe Ülker, 2012-2013 sezonuna Simone Piangiani yönetiminde ve kadrosunda da önemli isimleri dahil ederek başladı. Ancak İtalyan antrenör ile istenilen başarıyı elde edemeyen Sarı Lacivertliler, normal sezonu 24-6 ile tamamlarken, play-off’ta da ilk turda Pınar Karşıyaka’ya 2-0’lık seri sonunda elenmişti. 
Fenerbahçe Ülker’i 2013-2014 sezonunda Zeljko Obradovic çalıştırdı. Avrupa arenasında birçok başarı kazanan Obradovic, Fenerbahçe Ülker’in başında geçirdiği ilk sezonda şampiyonluğa ulaştı. Normal sezonu ikinci sırada tamamlayan Fenerbahçe Ülker, Play-Off’ta Uşak Sportif, Pınar Karşıyaka ve Galatasaray Liv Hospital’ı geçerek şampiyonluk kupasını kaldırdı. 
Spor Toto Türkiye Kupası’nda yarı finale yükselen Fenerbahçe Ülker, sonunda kupanın sahibi olacak takım Pınar Karşıyaka’ya mağlup olarak elendi. EuroLeague sahnesine çıkan Sarı-Lacivertliler, Top 16’da elenerek Avrupa sezonunu kapattı.

22 Eylül 2014 Pazartesi

Cumhurbaşkanlığı Kupası maçlarının hakemleri açıklandı


Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF), yıllık faaliyet programı kapsamında 8 Ekim 2014 tarihinde oynanacak Erkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası ve 26 Ekim 2014 tarihinde oynanacak Kadınlar Cumhurbaşkanlığı Kupası müsabakalarında görev yapacak hakemleri açıkladı.

Geçtiğimiz sezonun Beko Basketbol Ligi şampiyonu olan Fenerbahçe Ülker ile Türkiye Kupası şampiyonu Pınar Karşıyaka'yı 8 Ekim 2014 tarihinde karşı karşıya getirecek olan Erkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası maçında Recep Ankaralı, Emin Moğulkoç ve Rüştü Nuran hakem üçlüsü görev yapacak.

26 Ekim 2014 tarihinde oynanacak ve geçtiğimiz sezonun Türkiye Kadınlar Basketbol 1. Ligi finalistleri Fenerbahçe ile Galatasaray Odeabank'ı karşı karşıya getirecek olan Kadınlar Cumhurbaşkanlığı Kupası maçında Aytuğ Ekti, Halil Baldemir ve Altuğ Köselerli hakem üçlüsü görev yapacak.

Henüz resmi olarak açıklanmasa da Fenerbahçe Ülker ile Pınar Karşıyaka arasında oynanacak olan karşılaşma Konya'da, Fenerbahçe ile Galatasaray Odeabank arasında oynanacak olan karşılaşma Ankara'da oynanacak. Resmi açıklama ise birkaç gün içerisinde yapılacak.

6 Eylül 2014 Cumartesi

İyi ki doğdun Emir!


İspanya’da düzenlenen 2014 FIBA Dünya Kupası'nda mücadele eden A Milli Basketbol Takımımızda Emir Preldzic’e sürpriz doğum günü kutlaması gerçekleştirildi.

Avustralya ile oynanacak ikinci tur mücadelesi öncesi günü tek antrenmanla tamamlayan millilerimiz, konakladığı otelde akşam yemeğinin ardından Fenerbahçe Ülker'in ve Milli Takımın yıldız ismi Emir Preldzic’in 27. yaş gününü kutlamak için sürpriz bir doğum günü düzenledi.

Milli basketbolcumuz Emir Preldzic de kendisine yapılan bu sürpriz karşısında çok mutlu olduğu söylerken, teknik heyet ve takım arkadaşlarına teşekkür etti.

Fenerbahçe Ülker Basket Blogu olarak; biz de bir kez daha milli oyuncumuz Emir Preldzic'in doğum gününü kutlar, Fenerbahçe Ülker ve Ay-Yıldızlı forma altında sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu nice yaşlar dileriz.

Resmin yüksek boyutlu halini görmek için üzerine tıklayınız

6 Ağustos 2014 Çarşamba

TBF'den Türk oyuncu oynatan takımlara teşvik


Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF), 5 Ağustos 2014 tarihinde toplanan Yönetim Kurulunda aldığı yeni kararla; 2014/15 ve 2015/16 sezonlarında Basketbol 1. Liginde mücadele edecek olan takımların yerli oyunculara süre vermeleri konusunda teşvik verilmesi yönündeki projeyi yürürlüğe koydu.

Hazırlanan yönergeye göre her maçta en az 80 dakika Türk oyuncuya süre veren takımlar 300.000 TL, 50 dakika süre veren takımlar 200.000 TL kazanacak. Ayrıca sezon sonunda en yüksek süreyi tutturan üç takım 600.000 TL, 400.000 TL ve 300.000 TLile  ödüllendirilecek. 24 yaş ve altındaki milli takım oyuncularına belli süreler veren kulüplere artı bir para ödülü daha verilecek.

TBF Yönetim Kurulu tarafından kabul edilen ve yürürlüğe konulan yönerge şöyle:

2014-2016 DÖNEMİ İÇİN
TÜRK SPORCULARIN YETİŞMESİNE KATKI VEREN KULÜPLERİ TEŞVİK PROJESİ

1. Projenin Amacı

Bu projenin amacı; Türk milli takımlarının Avrupa ve Dünya Şampiyonalarına en güçlü kadrolarla katılabilmesi için A Milli takımda yer alan veya seçilebilecek kapasitedeki sporcuların kulüp takımlarında daha fazla süre ve sorumluluk alarak oynatılmasını teşvik etmektir.

Projenin amacına uygun olarak belirlenmiş kriterleri yerine getiren kulüplere doğrudan nakdi olarak teşvik sağlanır. Teşvikler kulübe sağlanan haklar olup sporculara doğrudan veya dolaylı teşvik sağlanması bu proje kapsamında değildir.

2. Projenin Kapsamı

Proje, Türkiye Basketbol 1. Liginde mücadele eden kulüpleri kapsar.

3. Projenin Hedefi

Projenin hedefi; A milli takımı için yeni Türk sporcuların yetişmesi veya mevcut milli sporcuların tecrübe kazanmalarını sağlamaktır. Takım kadrolarını oluştururken ve sezon içinde Türk sporculara daha fazla imkan vererek bu hedefe yönelik davranış sergileyen kulüplerimizin teşvik edilmesi hedeflenmiştir.

4. Tanımlar

Bu projede yer alan;

Yönetim kurulu : Türkiye Basketbol Federasyonu Yönetim Kurulunu
Normal lig maçları : Yönetim Esasları Yönergesinde tarif edildiği şekilde takımların play off maçları öncesi oynadıkları toplam 30 maçlık dönemi,
Milli sporcular : Her sezon öncesi yaz döneminde düzenlenmiş Avrupa Şampiyonası, Dünya Şampiyonası, Olimpiyat Oyunları, Akdeniz Oyunlarına katılmış takımların 12 kişiden oluşan resmi müsabaka kadrosunda yer almış ve 24 yaş altındaki sporcuları,
Türk sporcular : Yarışma yönergesinde tarif edildiği şekli ile ülkemiz yıldız, genç ve ümit takımlarından yetişmiş (istisnalar hariç) oyuncuları,

ifade eder.

5. Teşvik Çeşitleri 
  1. Normal lig maçları boyunca her maçta, Türk sporcuların toplam oyunda kalma süresinin en az 80 dakika olması halinde 300.000 TL 
  2. Normal lig maçları boyunca (toplam 30 maç) her maçta, Türk sporcuların toplam oyunda kalma süresinin en az 50 dakika olması halinde 200.000 TL 
  3. Normal lig maçları sonunda Türk sporcuların toplam oyunda kalma süresi; her maç için en az 20 dakika ve dönem sonu toplamının 1.500 dakikadan az olmamak kaydı ile en yüksek süreyi tutturan üç takıma sırasıyla 600.000, 400.000 ve 300.000 TL 
  4. Yukarıdaki ortalama sürelerdeki 24 yaş ve daha küçük yaştaki milli sporcuların katkısı oranında ödüller artırılır. 
Örnek:
Bir takım (3) numaralı kriteri sezon toplamı 1600 dakika ile birinci sırada tamamlayarak 600.000 TL ödül almayı hak etmişse ve toplam sürenin 1200 dakikası 24 yaş ve daha küçük yaştaki milli sporculara aitse; 

1200/1600=0,75 
Milli sporcuların katkısı %75 
Birincilik ödülü 600.000 TL 
Hak ediş: 600.000*1.75=1.050.000 TL

5. Yukarıdaki kriterlerin hiç biri sağlanmasa da Normal lig maçları boyunca toplam 22 maçta, 24 yaş ve altı milli sporcuların oyunda kalma süresinin her maçta en az 10 dakika olması halinde 50.000 TL 

6. Hak Ediş

a. Teşvikten yararlanmak isteyen kulüpler Federasyon tarafından hazırlanmış matbu formu doldurup ekine teşvike esas belgeleri koyarak başvuruda bulunurlar. Teşvikten yararlanmak isteyen kulüpler son resmi müsabaka tarihinden itibaren 15 gün içinde başvuru yapmaları gerekir. Zamanında başvuru yapılmaması halinde teşvik hakkı kaybolur. Zamanında yapılmış başvuru ve belgelerin incelenmesi sonucunda projede belirlenmiş kriterleri yerine getirdiği saptanan kulüpler teşvike hak kazanırlar. Hak edişler en geç 1 Temmuz tarihine kadar ödenir.

b. Proje öncesi veya projenin uygulama süresi içinde doping cezası almış sporcular ile Disiplin Kurulu tarafından kesintisiz üç ay veya toplamda altı aydan (dahil) fazla ceza almış sporcular teşvik projesi kapsamında yer alamazlar. Bu oyuncuların toplam süre veya ortalamaları değerlendirmeye alınmaz.

c. (1) veya (2) yolu ile ödül kazananlara (3) yolu ile de ödül kazanmaları halinde %50 si oranında ödeme yapılır.

d. (3) yolu ile sadece en yüksek süre için ödeme yapılır. Üst ödülü hak eden takımlara ayrıca alt kademe ödülleri verilmez.

e. Sezon sonunda küme düşen takımlar teşvik uygulamasından yararlanamazlar.

f. Sporcuların yaşı için Yarışma Yönergesinde tarif edilen kriter esas alınır.

g. Proje sonuçları her sezon sonunda Türkiye Basketbol Lig Ofisi ve Milli Takım Sorumluları tarafından değerlendirilir ve belirlenen hak edişler Yönetim Kurulu tarafından onaylandıktan sonra ödeme yapılır.

7. Proje Süresi

Proje ilk etapta 2014-2015 ve 2015-2016 sezonları olmak üzere iki sezon uygulanacak olup alınacak sonuçlara göre müteakip sezonlar için uygulanıp uygulanmamasına veya nasıl uygulanacağına karar 
verilecektir. 

8. Yürütme

Teşvik Projesi Yönetim Kurulu tarafından yürütülür.

4 Temmuz 2014 Cuma

Kural Değişikliği ile Emir Preldzic'in Durumu

Emir Preldzic Turkey

Türk Basketbolunun en büyük anlaşmazlıklarından biri yabancı oyuncu sayısının serbest bırakılıp bırakılmamasıdır. Takım yöneticileri ve birçok teknik adam kadrolarındaki yabancı oyuncu sayısının serbest bırakılmasını isterken, yerli oyuncular ve Federasyon yetkilileri bu kararın Milli Takımı etkileyeceği düşüncesiyle sürekli karşı çıkarlar. Ligimizdeki takımlara baktığımızda aslında yabancı oyuncuların ne kadar önemli olduğunu görebiliriz. Misal; ligin sezon istatistiklerine baktığımızda; sayı, ribaund, asist istatistiklerinde yabancı oyuncuların ambargosunu görüyoruz. Hal böyle olunca yabancı oyuncu kuralı değiştirilip serbest bırakıldığında haketmediği halde yüksek ücretler kazanan birçok yerli oyuncu hem bu ücretlerini kaybetmiş olacak hem de kendilerine takım bulmakta zorlanacaklar.

Bunun dışında altyapıdan oyuncu yetiştirilemeyeceğini düşünenlerde yok değil. Bu konuda kendilerince haklı oldukları noktalarda elbette var. Ancak burada da iş başantrenörlere düşüyor. Özellikle ligimizdeki yerli antrenörlere. Eğer oyunlarını yaşına, pasaportuna bakmaksızın hak ettiği formayı vermekten kaçınmayacaklarsa bu kural değişikliği Milli Takıma zarardan çok yarar getirecektir.

Konu ile ilgili ufak bir hatırlatıcı giriş yaptıktan sonra bu yazımızda yeni değiştirilen statü sonrasında olaya Emir Preldzic cephesinden bakacağız.

Basketbolu yakından takip edenler bilir; TBF yeni sezondan itibaren (2014/2015 sezonu itibariyle) 2 yıl süreyle yabancı oyuncu kuralında değişikliğe gitti. 1 Temmuz 2014 tarihinden itibaren geçerlilikte olan yeni yönerge ile takımların saha içerisinde 3 yerli+2 yabancı oynatma zorunluluğu kaldırılarak yabancı oyuncu sayısı serbest bırakıldı. Yani bu değişiklik ile takımlar sahaya beş yabancı ile çıkabilecekler. Yeni yönetmeliğe göre maç kadrosunda bulunacak yabancı oyuncu sayısı ise en fazla 6 olarak değiştirildi. Yani bir takımın maç kadrosu 6 yerli+6 yabancı oyuncu şeklinde olabilecek.

Yeni yönetmelik ile saha içerisinde yapılan değişiklikler bunlar. Ancak bunların dışında bir değişiklik daha yapıldı. Ligimizde daha önceki yönetmeliğin izin verdiği "her takım yabancı bir oyuncuya Türk Pasaportu alarak, sahada 1 tane devşirme oyuncu oynatabilir" maddesi kaldırıldı. Bu değişiklik ile ligimizde devşirme statüsü ile yerli sporcu lisansı ile oynayan oyuncular bu lisans haklarını kaybetmiş oldu. Yani her biri yeni sezonda yabancı oyuncu olarak sayılacaklar. Ancak bu kural ligimizdeki bir oyuncu için büyük kafa karışıklıklarına neden oldu. O isim Türk Milli Takımı forması giyen Emir Preldzic...

Yeni yönergede, yabancı bir oyuncunun Türk Statüsünde oynayabilmesi için; "12.1 - Bir sporcunun ümit, genç veya yıldız takımda oynamış veya bu takımdan yetişmiş sayılabilmesi için, o kulübün ümit, genç veya yıldız takımında en az bir basketbol yılı (sezonu) oynamış olması ve oynadığı dönemde uluslararası mevzuat hükümlerine göre Türk Milli takımlarında oynamasında bir engel bulunmaması gereklidir." maddesi eklenmiştir. Yani yabancı pasaportlu bir oyuncunun Türk Statüsünde oynayabilmesi için altyapı eğitimini Türkiye'de alması ve altyapı Milli Takımlarımızdan en az birinde forma giymesi gerekiyor. Bu kurala göre Emir, Türk Statüsünde oynayamaz duruma geliyor. Sosyal medyada ve birçok forum sitesinde herkes bu kuraldan yola çıkarak yorum yapıyor ve Emir'in Türk statüsünde oynayamayacağını iddia ediyor.

İşte bu yazıyı yazmamdaki asıl amaç; bu yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırmak. Çünkü aynı yönergede Emir Preldzic'i yakından ilgilendiren bir madde daha yer alıyor. Şimdi sizlere onu açıklayacağım.

TBF tarafından 1 Temmuz 2014 tarihi itibariyle yürürlülüğe sokulan yarışma yönergesinde 12.6.b numaralı kural Emir Preldzic'in durumu ile ilgili bize net bir bilgi veriyor.

TBF Yarışma Yönergesi - 12.6.b kuralı
Yukarıdaki resimde gördüğünüz üzere doğumdan başka bir yolla sonradan TC vatandaşlığına geçmiş bir sporcu A Milli Basketbol Takımımızda forma giymiş ise Ligimizde Türk sporcu statüsünde sözleşme imzalayabilirler.

A Milli Erkek Takımımızın 2014 Dünya Kupası Aday Kadrosu
Yukarıda gördüğünüz gibi, TBF tarafından açıklanan 2014 Dünya Kupası A Milli Takım Aday Kadrosunda yer alan Emir Preldzic'in 49 kez Ay-Yıldızlı formayı giydiği görülüyor. Yönergedeki maddenin verdiği hak ile Emir; 2014/2015 Beko Basketbol Ligi sezonunda da yerli oyuncu lisansı ile yerli oyuncu statüsünde forma giyecek.

Ne yazık ki sosyal medyada ve bazı forum sitelerinde konuya hakim olmadan yorumlar yapılmış. Umarım bu yazı ile kafalardaki soru işaretlerinin atılmasına az çok katkım olmuştur.

TBF tarafından açıklanan Yarışma Yönergesinin tamamına ulaşmak için; TIKLAYINIZ

8 Eylül 2013 Pazar

EuroBasket kabusu ve Enes'in terbiyesizliği


A Milli Takımımızın Eurobasket 2013'te ortaya koyduğu görüntü bizler için tek kelimeyle hayal kırıklığı oldu. Geçmişten dersler almış, iyi hazırlanmış, sahada savaşan, giydiği formanın hakkını verecek, 75 milyonun temsilcileri olduğunu kavramış bir takım bekliyorduk sahada. Hazırlık dönemi aslında Eurobasket'teki bu felaket senaryonun bir fragmanı gibi geçmişti. Ama inandırmak istemedik kendimizi. Elbet düzelir dedik. Eksikler turnuvaya kadar giderilir, takım kimyası oluşur, sahada ay-yıldız için son saniyeye kadar savaşan, mücadele veren bir takım görürüz dedik. Hep bu beklenti ile kendimizi avuttuk. Ancak ne yazık ki beklentilerimizin karşılığı kocaman bir hayal kırıklığı ve rezalet oldu.

Basketbol bir spor. Kazananı olduğu kadar kaybedenin de olduğu, iyi oyunun olduğu kadar kötü oyununda olduğu bir branş. Milli Takım forması ile göğsünde taşıdığın ay-yıldız ile sahaya çıktığın her maçı kazanacaksın diye bir kaide elbette yok. Dediğim gibi bu oyunun kazananı olduğu kadar kaybedeni de olacak. Ancak bizim meselemiz o değil. Kazanmak yada kaybetmek değil. Kendimizden daha zayıf rakiplere yenilmekte değil. Bizim meselemiz Ay-Yıldızlı formayı taşıyan oyuncularımızın sahada o forma için savaşmaması, mücadele etmemesi, terini hakkıyla akıtmaması... O formayı taşıyan sporcunun lakayıt bir şekilde oynamaya hakkı yok. Orada 75 milyonu temsil eden 12 sporcu ve beraberindeki teknik heyetin bu ülkeyi bu şekilde temsil etmeye hakkı yok. 5'te sıfır yap ama sahada mücadele et. Mücadele et ki kaybetsen bile "Kazanmak için mücadele ettiler ama olmadı" denilsin. Bu takım "basketbol mu oynuyor allah aşkına" değil. 

Hatası olanları aramaya gerek yok. Çünkü hepsi belli zaten. Başta TBF Başkanı Turgay Demirel'den başlayıp, coach Tanjevic ve ekibi ile devam eden, son olarak da 12 tane sporcu ile son bulan geniş bir sorumlular zinciri var. Bu saatten sonra artık radikal değişiklikler yapılmadıkça Milli Takıma olan güven hiçbir zaman 2010'da ki gibi olmayacak. Kendi evimizde düzenlenen turnuvalar dışında hiçbir başarımızın olmaması da araştırılması gereken bir diğer nokta ancak onun da zamanı şimdi değil. Yetkililer tek tek çıkıp hesap vermeli. Başarılı sonuçlar alındığında nasıl -maddi manevi- destek istedikleri gibi başarısızlıkta da ortaya çıkıp taşın altına ellerini sokup hatalarını kendi yüzlerine ve bu halka açıkça söylemeliler. O 12 kişiden biri olmak için bu ülkede her gece hayaller kuran milyonlarca insan var. Bu bilinci oradaki 12 kişiye yerleştirmedikçe milli takımı da kulüp takımı havasından kurtaramayız. Milli forma -maddi manevi- önceliklerle değil, yürekten gelen ülke sevgisiyle giyilir. Oraya giderken aklında maddiyat olandan o formayı hakkıyla taşımasını bekleyemeyiz. Görünen köy de kılavuz istemiyor zaten. Her şey ortada. 

Artık yenilenme zamanı. Ciddi bir revizyon zamanı. Milli formayı yüreğiyle oynayan oyunculara verme zamanı. Kısacası artık o formayı hak edenlerin giyme zamanı...

Gelelim Enes efendiye... Altyapısından yetiştiği kulübüne bile saygısı olmayan bir adamın Milli Takım formasını layığıyla taşıyacağından şüpheliydim. Geçtiğimiz sezon Eurobasket elemeleri için davet edildiği milli takıma önce "geleceğim" deyip, ardından "Utah için yeni sezona hazırlanmak için yaz liginde oynayacağım. Bu nedenle Milli Takıma gelmiyorum." diye menajeri aracılığıyla mesaj gönderen bir adamın Milli Takımda yeri yoktur. O dönemde takım arkadaşları kritik maçlar oynarken kendisi Amerika'da porno yıldızlarıyla gününü gün ediyordu. Maçlar oynanırken geceleri playboy kızlarıyla çektirdiği fotoğrafları da utanmadan twitter sayfasından paylaşıyordu. Şimdi ise bambaşka bir kimliğe bürünmüş bir şekilde dini bütün bir insana dönüşmüş kendisi. Allah yukarıda iyi de olmuş Enes adına sevindim. Ancak davet almasına rağmen milli takımı ikinci plana atan, porno yıldızlarıyla partilerde eğlenen bir adamın gelipte -her ne olursa olsun- Milli Takımın elenmesini "hahahahahahah" şeklinde alaycı ve haddini aşan bir şekilde yorumlaması ve kendi çapında "oh olsun" imajı yaratması terbiyesizlik ve yüzsüzlükten başka bir şey değildir. Enes, Milli Takım formasını değil bu sene kariyeri boyunca giymeye layık bir sporcu olmadığını geçen sene göstermişti. Ve bu oyuncunun milli takımda da yeri yoktur. Kendisi NBA'de uzun bir kariyerde yapabilir, çokta para kazanabilir, çok ünlü bir sporcu da olabilir ancak asla Milli Takım forması altında anılmayacak ve izlenilmeyecek bir sporcudur. Eurobasket performansını benim eleştirme hakkım var, bu ülkede yaşayan herkesin hakkı var ancak  Enes'in bu hakkı yok. Çünkü o geçtiğimiz sezon yaptığı hareketle milli takım üzerindeki tüm haklarından feragat etti. Artık onun yolu NBA. 

Enes'in alaycı tweet'ine adaşı Bursaspor'un 16 yaşındaki genç yıldızı Enes Ünal'ın cevabı

Yineliyorum; Ay-Yıldızlı forma hak edenlerin olmalı...

12 Kasım 2012 Pazartesi

Romain Sato: "Hayatımın en uzun gecesiydi"


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız'ın deneyimli forveti Romain Sato, TBF'nin resmi yayın organlarından 20/10 Basketbol Gazetesi'ne röportaj verdi. İşte tecrübeli oyuncumuzun röportajının tam metni;

- Sondan başlarsak eğer; Euroleague’deki son maçında eski takımın Panathinaikos’a karşı oynadın ve önemli bir galibiyet aldınız. Senin için nasıl bir maç oldu?
Benim için değişik ve bir anlamda da duygusal bir karşılaşma oldu. Gerçi Panathinaikos’ta geçen seneden Kostas Tsartsaris ve Dimitris Diamantidis dışında kimse kalmadı. Takım halinde bir yapılanmaya gittiler ve tamamen yeni bir kadro oluşturdular ancak bütün bunlara rağmen yine de duygulanabiliyorsunuz. Sonuçta Panathinaikos benim zirveye çıktığım ve Euroleague şampiyonluğu yaşadığım takım ama insan karşısında sadece 2 tanıdık oyuncu görünce duygusallık seviyesi de ister istemez düşüyor.

- Şimdi de hikayenin en başına dönelim; 80’li yılların başında siyasi ve ekonomik sorunlar yaşayan Orta Afrika Cumhuriyeti’nde dünyaya gelen Romain Guessagba-Sato-Lebel, basketbolla nasıl tanıştı?
Ülkemde çocuklar belli bir yaşa geldiğinde ya futbol ya da basketbol oynar. Ben de önceleri futbol oynuyordum, sonra arkadaşlarım sayesinde basketbolla tanıştım. Sadece zaman geçirmek için kendime bir hobi edindiğimi zannediyordum çünkü basketbol topunu ilk olarak elime aldığımda 14 yaşımdaydım. O sıralar liseye başlamıştım, bir değişim programıyla Amerika’ya gitme şansı yakaladım. Ohio’daki Dayton Christian Lisesi’ne kaydolduktan sonra burada da basketbol oynamayı sürdürdüm. İşler değişmeye başlamıştı; eğer burada basketbol oynamaya devam edersem bana burs verebileceklerini söylediler. Ben de kabul ettim ve basketbol bir anda hayatımın ilk sırasına yerleşti.

- Ardından Xavier Üniversitesi’ne gittin ve 4 sene boyunca eğitimine devam edip diplomanı aldın. Okulu yarım bırakıp profesyonelliğe adım atmamanın özel bir sebebi var mı?
Evet var, anneme söz vermiştim. Okumam için çırpınan ve elinden gelen her şeyi yapan anneme karşı sorumluluklarımın olduğunun farkındaydım. Oraya gittiğimde ne pahasına olursa olsun okulumu bitirip, diplomayı elime alacağımın sözünü vermiştim. Bu nedenle Amerika’da asıl hedefim, okuduğum Uluslararası Ticaret bölümünden mezun olmaktı. Üç sene önce kaybettiğim annemin de dediği gibi eğer basketbolda başarılı olamasaydım, elimde bir diplomamın olması gerekiyordu. Aklımın bir köşesinde her zaman onun dedikleri vardı. Gurur duyabileceği bir evlat görmesi ve hayatını eğitimime adayışının karşılığını alması gerekiyordu. Bunu başardım ve onu utandırmadım.

- Ancak okulundan mezun olurken bir taraftan da basketboldan kopmamayı başardın ve 2004'te Spurs tarafından draft edilerek NBA’e adım attın. Her ne kadar bir maçta forma giymemiş olsan da 2005'in şubat ayına kadar Spurs’te geçirdiğin zamanı nasıl değerlendirdin?
Hem basketbola hem de hayat okuluna geç başlamış olmamdan dolayı Spurs’te geçirdiğim süreyi eğitimimin bir parçası olarak görebiliriz. Benim için draft edilmiş olmak bile büyük bir başarıyken bir de Gregg Popovich gibi bir antrenörle aynı ortamda bulunmak inanılmazdı. Spurs, bir insana basketbolun ne demek olduğunu anlatabilecek en güzel yer ve ben de bundan fazlasıyla yararlandım. Hiçbir maçta dakika almamış olabilirim ama onlarla beraber seyahatlere gidip antrenmanlara çıktım. Bu bile benim için yeterli ve sıradışı bir deneyimdi.

- Spurs’ten ayrıldıktan sonra kariyerin konusunda hiç ümitsizliğe kapıldın mı?
Umudumun tükendiği anlar olmadı değil ama ABD'de öğrendiğim en önemli şeylerden biri de profesyonelliğe bu şekilde adım atılıyor olmasıydı. Hala gençtim ve önümde uzun bir kariyerin olduğunun farkındaydım. Yine de büyük takımlar da bir sene boyunca hiçbir resmi maça çıkmayan bir adamı transfer etmek istemezler. Ben de İtalya 2. Ligi'nde oynamaya başladım ve burada kendimi gösterdim. Avrupa’yı tercih etmem hayatımda verdiğim en iyi kararlardan biriydi.

- Sicc Cucine Jesi’de göstermiş olduğun performans sana Barcelona’nın kapılarını açtı ama asıl parladığın takım bir sene sonra transfer olduğun Siena’ydı. Şimdiki antrenörün Simone Pianigiani ile orada büyük işler başardınız…
Evet, gerçekten kimse bizden art arda İtalya Ligi şampiyonlukları beklemiyordu. Yeni oyunculardan kurulu bir takımdık ve Pianigiani ilk başantrenörlük deneyimini yaşayacaktı. Hem bizim için hem de onun için zor bir durumdu. İlk yıl şampiyon olduktan sonra takım halinde iyice kenetlendik ve bundan daha fazlasını başarabileceğimizi anladık. Ardından 2008’de Euroleague Final Four’una kalmak da bizim için gerçekten büyük bir başarıydı. Öte yandan benim için de çok önemli bir 4 sene oldu. Siena’da Avrupa basketboluna iyice alışıp kendimi geliştirmeye devam ettim. Buradaki tecrübelerin meyvesini de Panathinaikos’ta Euroleague şampiyonluğu yaşayarak aldım diyebilirim.

- Peki, Fenerbahçe Ülker’in başındaki Pianigiani ile Siena’daki Pianigiani arasında ne gibi farklılıklar var? Antrenörünün kariyerinde geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsun?
Dediğim gibi; Pianigiani, Siena’nın başına geçtiğinde ilk defa başantrenör olarak görev yapacaktı ve çok gençti. Hem o hem de biz tecrübesiz sayılabilirdik. Bu nedenle birbirimizden çok şey öğrendik. Şimdi geldiği noktada fazlasıyla tecrübe kazanmış bir antrenör görüyorsunuz. Kendinden daha emin ve yere daha sağlam basan bir antrenör. Onunla ilgili değişmeyen iki nokta var. Birincisi Pianigiani’nin kazanma hırsı hiçbir zaman azalmadı. İkincisi ise hiçbir zaman çok çalışmaktan vazgeçmedi. Pes etmenin ne demek olduğunu bilmez. Ayrıca takımda bir kimya oturtmak için elinden geleni yapar. Herkesin aynı hedef doğrultusunda yürüdüğünden emin olmak ister. Bunlar Pianigiani için önemli noktalar.

- Senin Fenerbahçe Ülker’i tercih etmendeki sebepler nelerdi? Avrupa’nın en büyük kupasını da kazanmış bir oyuncu olarak Sarı-Lacivertli forma altındaki hedeflerin neler?
Öncelikle; İstanbul inanılmaz bir şehir. Burada, 20 milyonun üzerinde taraftarı olan Fenerbahçe gibi bir kulüpte forma giymek, NBA kalitesinde bir salona sahip olmak, binlerce kişinin önünde basketbol oynamak, onların desteğini arkana alıyor olmak… Bunlar gerçekten Fenerbahçe’yi tercih etmek için müthiş sebepler. Bu arada İstanbul’un inanılmaz bir şehir olduğunu söylemiş miydim? Buradaki hedeflerime gelince; tabii ki bütün kupaları kazanmak istiyorum. Daha önce Euroleague şampiyonluğu yaşamış olmak bu konudaki arzumu azaltmıyor. Forma giydiğim sürece içimdeki kazanma isteği devam edecek. Hedeflerimize tabii ki adım adım ilerleyeceğiz. Bir taraftan da Türkiye Kupası ve Beko Basketbol Ligi’ni de kazanmak için çalışacağız. Bunları yapmaya müsait bir kadromuz var. 

- Hayatın boyunca yaşadığın tüm zorlukları bir kenara koyarsak; Slovenya’da yaşanan pasaport krizi de seni fazlasıyla etkilemiş olmalı…
İnan bana çok zordu. Hayatımın en uzun gecesiydi. Beni sahte pasaport taşımakla suçlayıp gözaltına aldılar. Sahte bir pasaporta ihtiyacım olsa bunu Orta Afrika Cumhuriyeti’nden çıkarmazdım. Çoğu insanın bilmediği bir ülkeden sahte pasaport çıkarmak çok mantıklı değil sanırım. Ayrıca ben 8 yıldır Avrupa’da forma giyiyorum ve her ülkeye aynı pasaportla seyahat ediyorum. Bu olaydan önce buna benzer hiçbir şey yaşamadım. Önceki pasaportumun sayfaları dolduğu için ülkemden yenisini aldım ve çok kısa bir süre önce de ABD'ye gittem. Slovenya’da yaşananlar inanılır gibi değildi. Böyle şeyler söylemek istemem ama bence onların Afrikalı insanlarla bir sorunları var. Çünkü havaalanında bekletilen insanların neredeyse tamamı Afrikalıydı.

- Havaalanındaki polisler senin basketbolcu olduğunu biliyorlar mıydı?
Tabii ki, Fenerbahçe Ülker'in oyuncusu olduğumun farkındaydılar, zaten takım halinde giriş yapıyorduk. Asıl sorun oradaki polislerin ülkemi bilmiyor olmalarıydı. Bana “Orta Afrika Cumhuriyeti de neresi, böyle bir ülke mi var?” diye sordular. Hayatlarında ilk kez böyle bir pasaport gördüklerini söylediler. Ben de onlara gerekli açıklamaları yaptım ve buraya sadece maç için geldiğimi ve 24 saatten daha az bir süre kalıp döneceğimi anlatmayı denedim. Slovenya’ya ne sığınmak için ne de orada kalıp iş bulmak için gitmiştim ama polisler bana kaçak göçmenmişim gibi davranıp gözaltına aldılar.

- Ertesi gün mahkemeye çıkana kadar neler yaşadın?
Onlara bir yanlışlık yaptıklarını söylemeye devam ettim ama bunlar için mahkemeyi beklemem gerektiğini belirttiler. Sonra beni küçük bir odaya kapattılar. Odada küçük bir yatak ve tek bir sandalye vardı. Böyle bir durumda insanın gözüne uyku girmiyor. Mahkemeye çıkana kadar sandalyede öylece oturup bekledim. İlk kez böyle bir şey yaşıyordum ve gerçekten hiç kolay değil. Ertesi gün mahkemede haklı olduğumu görüp beni serbest bıraktılar ama bu benim için yeterli değildi. Bu konuyla ilgili yasal süreç de devam ediyor. Sonuçta yapılan bir yanlışlıktan dolayı o zorlukları ben çektim ve adım hiç istemediğim bir şekilde anıldı. Kimsenin “Sato sahte bir pasaportla yakalandı” şeklinde konuşmasına izin veremem.

- Biraz da ülkenden bahsedersek; neden Orta Afrika Cumhuriyeti’nden Sato dışında pek fazla basketbolcu tanımıyoruz? Hâlâ devam eden ekonomik ve politik sorunlar ülkedeki basketbolu nasıl etkiliyor?
İlk olarak; birçok insan Orta Afrika Cumhuriyeti diye bir ülke olduğunu bile bilmiyor. Onlara ülkemin adını söylediğimde sadece isminden Afrika’nın ortasında olabileceği sonucuna varıyorlar, o kadar. Çünkü bağımsızlığını geç kazanan ve gelişmeye yeni başlayan ülkemde basketbol adına büyük yatırımların yapıldığını söylemek zor. Bu nedenle Orta Afrika Cumhuriyeti’nden bir tek Sato adını duyuyorsunuz. Ben de elimden geldiğince her yerde ülkemi tanıtıp, elçiliğini yapmaya çalışıyorum. Birçok kişi beni Orta Afrika Cumhuriyeti’nin başbakanı olarak görüyor. Başbakan değilim belki ama iyi bir elçi olduğumu düşünüyorum ve bundan gurur duyuyorum.

- Forbes Dergisi’nin 2011’de açıkladığı listeye göre Orta Afrika Cumhuriyeti, dünyanın en mutsuz ülkesi olarak gösteriliyor. Sen bunun aksini sergiler gibisin…
Çok küçük bir ülkede, ekonomik sorunlar ve durmadan değişen yönetim nedeniyle insanların mutsuz olması doğal. Birçok şey yolunda gitmiyor, en önemlisi de ülkede büyük sağlık problemleri yaşanıyor. Çoğu Afrika ülkesinde olduğu gibi Orta Afrika Cumhuriyeti’nde de benzer sorunlar var fakat yavaş yavaş işlerin düzeleceği konusundaki inancım tam. Sporun da buna büyük katkısı olacaktır. Benim başardığımı birçok genç yapabilir ve onlar da kendilerine güzel bir gelecek sağlayabilirler. Sanırım şu anda dünyanın en mutsuz ülkesinin en mutlu adamıyım diyebilirim.

- Şu anda aktif basketbolcular arasından bir takım yaratacak olsan hangi oyuncuları seçerdin?
Listemin ilk sırasında kesinlikle Tim Duncan olurdu. Kişisel yakınlıklarımı da düşünecek olursam; Tony Parker ve Manu Ginobili’yi de takımıma alırdım. Tabii ki LeBron James, Kevin Durant ve Kobe Bryant’ı da seçerdim. Hepsi birbirinden iyi oyuncular. Avrupa’dan seçme işine ise hiç girmeyeyim çünkü sabaha kadar isim sayabilirim.

- Bir takımın genel menajeri olsaydın başantrenörlük görevine kimi getirirdin?
Tahmin edebileceğin gibi NBA’den ilk tercihim Gregg Popovich olurdu. Hala çalışıyor olsaydı Phil Jackson’ı da seçebilirdim. Avrupa’dan ise iki isim verebilirim; Simone Pianigiani ve Zeljko Obradovic.

- NBA’de desteklediğin takımı soracağım ama sanırım artık cevabını biliyorum…
Aynen öyle; San Antonio Spurs.

- Cevabını tahmin ettiğim başka bir soru daha; favori futbol takımın?
Listenin ilk sırasında tabii ki Fenerbahçe var ama ben genel olarak futbol izlemeyi çok seviyorum. Bu yüzden Barcelona, Real Madrid, Chelsea ve Manchester United gibi takımları da sayabilirim.

- En sevdiğin şehir?
Dünyanın birçok yerinde bulundum ve İstanbul’u da yeni yeni tanımaya başladım ama şu andaki tercihim sanırım Roma olur.

- Favori yemeğin?
Kebap ve pilav.

- Peki en beğendiğin film hangisi?
Rush Hour. Jackie Chan favori aktörüm.

- Müzikle aran nasıl?
Her şeyi dinlemeye çalışıyorum ama genel olarak dini müzikleri seviyorum.

- Kitap okumaya zamanın oluyor mu?
Çok fazla olmuyor ama hayata dair şeyler okumayı seviyorum. Çok bunaldığımda İncil’i okuyorum.

- Arabalara özel bir ilgin var mı?
Hayatta en kötü olduğum konulardan biri budur. Hiçbir aracı sürmeyi bilmiyorum.

- En sevdiğin renkleri sorsam?
Hem Siena hem de Panathinaikos’tan dolayı uzun bir süre yeşildi ama artık tamamen sarı ve lacivert.

- Basketbol dışında İstanbul’daki günlerin nasıl geçiyor?
Eşim ve üç çocuğumla ilgileniyorum. İki ve dört yaşlarında iki oğlum ve yedi aylık bir kızım var. Onlarla zaman geçirmeye çalışıyorum. Büyük oğlum şimdi okula başladı ve Türkçe öğreniyor. Sanırım Türkçeyi benden daha iyi konuşacak. Belki bana da yardımcı olur.

6 Ocak 2012 Cuma

Fenerbahçe üzerinde oynanan oyunlar

Öncelikle dün yaşanan süreci, en başından beri dikkatle takip ettim. Bu yazıyı dün akşam yazmak istiyordum fakat kafamda o kadar çok karmaşık olay vardı ki, onları bir araya getirip toparlayamadım. Dün akşam kafamı yastığa koyduğumda, o kafamdaki karma karışık olan tüm olayları teker teker analiz etme ve bunlardan bir sonuç çıkarmaya çalıştım. Bugün de kendi analizlerimi sizlerle paylaşmak için bu yazıyı yazmaya karar verdim. Yazı biraz uzun olabilir. Bunun için öncelikle sizden özür diliyorum.

Öncelikle dün TBF'nin internet sitesinden saat 13:55'te "TBF Disiplin Kurulu kararları" başlığı altında, disiplin kurulunun kendisine verilen raporlar doğrultusunda almış olduğu kararlar açıklandı. Alınan kararlardan biri de geçtiğimiz hafta Sinan Erdem'de oynanan Galatasaray maçında yaşanan olaylarla ilgili karardı. Bu maçtan dolayı Disiplin Kuruluna 14 maddelik bir rapor sunulmuş. Şimdi sırasıyla bu verilen kararları değerlendrelim.
a-Rakip takım sporcuları ısınmak için sahaya çıktıklarında, Fenerbahçe Ülker taraftarları tarafından rakip takım yarı sahasına yabancı madde atılması ve sporcuların ısınmalarının engellenmesi,
Bu ilk madde. Burada asla taraftarın yaptıklarını savunmayacağım. Yapılan yanlış bir hareket. Her ne durumda olursa olsun sahaya yabancı madde atımı ve küfür yapılmamalıydı.. Yapılmamalıydı ama bu ülkemizde oynanan ve branş farketmeksizin tüm derbilerde yaşanan bir olaydır. Bu sezon Sinan Erdem'de oynadığımız Beşiktaş maçında da, geçen sene final serisinde oynadığımız Galatasaray maçında da tüm deplasmanlarımızda oyuncularımız sahaya çıkarken toplu halde küfür yemişler, bunun yanı sıra sahaya bozuk paradan çakmağa kadar birçok yabancı madde atılmıştı. Diyeceğim şudur ki bu istenmeyen olaylar her derbi maçta yaşanmaktadır. Ancak federasyon bu zamana kadar, bu olayların yaşandığı hiçbir maça saha kapatma cezası vermemiştir.
b-Yine müsabaka öncesinde Fenerbahçe Ülker taraftarları tarafından toplu olarak küfürlü tezahüratlarda bulunulması, bu eylemler nedeniyle 1. anonsun yapılması,
c-Hava atışından hemen önce Fenerbahçe Ülker taraftarlarının sahaya yabancı madde atmaları neticesinde 2. kez anons yapılması,
Bu zamana kadar hiçbir Avrupa Ligi'nde ve ülkemizdeki liglerde ben maç başlamadan önce 2 defa "resmi" anons yaptırıldığını görmedim. Göreniniz, duyanınız varsa lütfen yorum bölümüne yazsın. Bilmiyorsam bende öğrenmiş olayım. Yine bir örnek vermemiz gerekirse, bu zamana kadar oynanmış tüm derbileri göz önüne alalım. Hangisinde maç başlamadan önce küfür edilmedi? Maç öncesi küfürün sadece rakiplerimizin sahasında yapıldığını söylemiyorum. Geçen sezon final serisinde Sinan Erdem'de ev sahibi olduğumuz maçlara da gittim. Onlarda da maçtan önce küfür edildi. Ama hiçbir şekilde böyle bir anons yaptırılmadı. Ne oldu da bu maçta Teknik Komiser ve hakemlerin anons yaptıracağı tuttu? İnanın yapılan 2 "resmi" anonstan o salondaki taraftarın haberi bile yoktu. Yani oradaki federasyon görevlileri ve hakemler adeta taraftarı uyutarak maçı daha başlamadan gerilim hattına çevireceklerinin işaretini verdi.
d-Müsabaka sırasında, üçüncü periyotta yine Fenerbahçe Ülker taraftarları tarafından sahaya yabancı maddeler atılması neticesinde 3. kez anons yapılması,
e-Hakemlerin 3. anonsu takiben müsabakaya ara vererek soyunma odasına gittikleri sırada atılan maddenin müsabakanın yardımcı hakemine isabet etmesi,
f-Hakemlerin olaylar nedeniyle sahayı terk etmeleri ve müsabakanın 15 dakika duraksaması,
g-Hakemler oyunu devam ettirmek için sahaya döndüklerinde Fenerbahçe Ülker
taraftarlarının toplu olarak müsabaka hakemleri aleyhinde küfürlü tezahüratlarda bulunmaları,
Yukarıda dedim ya, maç başlamadan önce gerilimin arttırılacağının sinyallerini verdiler diye. İşte buyrun. Patlama noktası burası. Şu yukarıda 3. anons deniliyor. Anlamıyorum; ilk iki anonsu oyunun içerisinde ne zaman yaptırdınız? Geçtiğimiz sene Trabzon'da oynanan Trabzon Basket-Fenerbahçe Ülker maçının ilk dakikasından son dakikasına kadar hem oyuncularımız, hem başkanımız hemde sahadaki hakemler aleyhine "aralıksız" küfürlü tezahürat yapıldı. Sonuç; sadece 1 kez anons yaptırıldı. Düşünebiliyor musunuz; 40 dakika boyunca aralıksız edilen küfürlere sadece 1 anons yaptırıldı. Şimdi soruyorum, Trabzon'da bu kurallar geçerli değilmiydi? İstanbul'da küfür yasak, Trabzon'da serbest miydi? Orada hakemlere ana avrat sövülürken federasyon hakemlerini korumuyormuydu? Yşne birçok bilinmezlikle bu maddeleride yutturdular.
h-Fenerbahçe Ülker Takımı’nın görevlendirdiği anons yetkilisinin, anons sistemini
yönergelere aykırı olarak tamamıyla seyirciyi yönlendirmek amaçlı kullanması,
Evet bu olay ilk defa bu maçta oldu. O nedenle bu raporu hazırlayan kişiyi tebrik ediyorum. Üzerinde fazla yorum yapılacak bir konu değil. Taraftara sadece "ıslık" diye anons yaparak çok büyük bir suç işledi!!
ı-Müsabaka öncesinde, basın tribününün arkasındaki boş alana seyirci alınmaması yönündeki karara rağmen, bu bölüme biletsiz ve bu müsabakaya ait olmayan biletler ile seyirci alınması, müsabakada görevli özel güvenlik görevlilerinin, müsabakanın teknik komiserinin ve lig komiserinin tüm uyarılarına rağmen gerekli güvenlik önlemlerini almamakta ısrar etmeleri,
j-Özel güvenlik görevlilerinin üst aramalarını özensiz yaparak salona çok sayıda yabancı maddenin sokulmasına sebep olmaları,
Basın Tribününün arkasına sadece bu maçta değil, tüm içerde oynadığımız maçlarda taraftar alınır. Orası zaten taraftar tribünü olarak geçiyor. Ama maçtan önce oraya taraftar alınmayacak diye bir karar neden alındı onu anlamış değilim. Eğer salona o maça ait olmayan biletlerle yahut biletsiz seyirci alınmışsa ona diyecek sözüm yok. Bu büyük bir yanlıştır. Fakat burada sorgulanması gereken özel güvenlik görevlilerinin işlerini ne kadar ciddiye alıp, yaptığıdır. Bunun hiçbir savunulacak tarafı yok.
k-Salon koridorlarında sigara içilmesi,
l-Müsabaka öncesinde Fenerbahçe Ülker Takımı tarafından ısınma süresince “lig sponsoru” Molten’in haklarına aykırı olarak farklı marka top torbasının sahanın ortasında bulundurulması,
m-Fenerbahçe Ülker Takımı Yetkilisi olarak bildirilen Cenk Renda’nın, kendisine yapılan uyarılara rağmen müsabakanın teknik komiserine yardımcı olmaması,
n-Fenerbahçe Ülker Takımı’nda görevli kondisyoner Radoman Skecic ve malzemeci Erkan Karaca’nın kurallara rağmen akreditasyon kartı takmamaları,
Yukarıdaki gerekçelere ise hiçbir itirazım yok. Eğer raporda belirtildiği gibi olmuşsa ceza kaçınılmazdır. Bunlara verilecek olan ceza; maddi para cezası olmalıdır.

Burada asla cezaya karşı olduğum anlaşılmasın. Galatasaray maçında yaşanan olaylar elbetteki cezasız asla geçiştirilemez. Verilen ceza kimine göre doğrudur da. Ama şu var; bu cezalar verilirken "ADİL" bir şekilde verilmelidir. Geçen sezonki final serisinde Abdi İpekçi'de oynanan 3 maçın toplamına sadece 2 maç saha kapatma cezası verilirken, Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımıza sadece tek maçta çıkan seyirci olayları nedeniyle 2 maç seyircisiz oynama cezası verilmesi bana pekte adil bir ceza gibi gelmiyor. Üstelik son zamanlarda önce Emir'e verilen "ŞOK" ceza, ardından da bu. Bana pek tesadüf gibi gelmiyor. Fenerbahçe üzerinde branş farketmeksizin oynanan oyunları artık hepimizin görmesi lazım.

Sezon başı Fenerbahçe Universal Bayan Voleybol Takımımızın en önemli oyuncusu olan Naz Aydemir'e Milli Takım Kampına sakat olduğu için gitmemişken, Fenerbahçe'nin antrenman tesislerine gelmesinden dolayı verilen ceza sonucu Fenerbahçe sezon başında Süper Kupa'yı kaybetti. Keza aynı şey Futbol, geçen sezon Bayan Basketbol ve bu sezonda Erkek Basketbol Takımı üzerinde devam ediyor. Artık buna yönetimimizinde bir el atması, onca sporcunun emeğini, alın terini bazı kendini bilmezlere ezdirmemesi lazım. Dün de ilk tepki kulüpten geldi ve gereken açıklama yapıldı. Buna oldukça fazla sevindim. Umarım artık yönetimimiz bu olaylara tepki vermede, geri adım atmazlar.

Bu arada yarın oynanacak olan Fenerbahçe Ülker-Anadolu Efes maçı, Fenerbahçe Ülker Arena'dan, Caferağa Spor Salonu'na alındı. Bu maçın saatide daha önce açıklanan 20:00'de değil, saat 13:00'e alındı. Ayrıca yarın oynanacak maça Basketbol Federasyonu'nun almış olduğu karar gereği 14 yaşını doldurmamış çocuklar ve yanlarında bir refakatçi bayan ücretsiz olarak izleyebilecek. Maçın biletleri tahminime göre yarın Caferağa Spor Salonu'ndaki gişeden satışa sunulacaktır.

Ayrıca Anadolu Efes maçı için alınmış olan biletlerde 25 Ocak'ta oynayacağımız Turkish Airlines Euroleague Top 16 G Grubu ikinci maçı olacak olan EA7 Emporio Armani Milano maçında geçerli olacak. Bu maça gitmek istemeyen taraftarlar, biletlerini Biletix'e iade edip paralarını geri alabilecekler. Bu cezadan dolayı, Anadolu Efes maçıyla açılması planlanan Fenerbahçe Uluslarası Spor Kompleksi Ülker Sports Arena, bir Euroleague maçıyla açılmış olacak.