10 Mayıs 2012 Perşembe

Kötü geçen bir sezonun ardından...


Fenerbahçe Ülker için 2011/2012 sezonu kabus gibi geçti desek yeridir. Sezon başı koyulan hedeflerin hiçbirine ulaşadık bu sezon. Yanlış transfer politikası, içinde bulunduğumuz sıkıntılı süreç, ardarda gelen talihsiz sakatlıklar ve nicelerini sayabiliriz belki sebep olarak. Ancak bunların hiçbiri son 5 yılda Türk Basketboluna ambargo koyan bir takımın bu sezon Euroleague'e Top 16'da, Türkiye Kupası ve lige çeyrek finalde veda etmesine mazeret olamaz. Taraftarın kulüp ve camia için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadığı bir sezonda Erkek Basketbol'da bu kadar sönük kalınması açıkçası her taraftar gibi benide derinden üzdü. Her sene şampiyon olunacak diye bir kaide yok elbet. Ama sahada ortaya konulan bir oyunda yoktu bu sezon. Şube yönetiminin ve Sayın Nedim Karakaş'ın sürekli sakatlıklar üzerinden günü kurtarmaya yönelik açıklamaları taraftar için hiçbirşey ifade etmiyordu. Biz taraftarlar için en önemlisi belkide galibiyetten de önemlisi; sahada yüreğiyle oynayan ve akıttığı terle o çubuklu formayı sonuna kadar ıslatan sporcular görmek. Bunu sezon içerisinde yapan sporcularımızda vardı elbet. Onları tenzih ederek söylüyorum.

Neyse belki bunlar biraz duygusal yorumlardı biz gelelim real yorumlarımıza. Bu sezon öyle veya böyle bitti gitti. Şimdi önümüze bakmak lazım. Son 5 yıldaki Fenerbahçe'yi yeniden yaratmak lazım. Bunun içinde gelecek sezonun planlamalarına başlamak lazım. Şu anda burada yazacaklarım bugünün gelişmeleri. Yani Kongreden sonra yeni kurulacak yönetim ve yeni seçilecek Basketbol Şubesinden sorumlu yöneticimiz nasıl bir yol izleyecek bilemem. Ancak kongreden sonra yönetim belirlenip çalışmalar başladığında bu kez o zamanın gelişmeleriyle ilgili de bir yazı yazarım. İlk önce koç meselesine değinelim. Dün Spahija maçtan sonra yaptığı açıklamalarda gideceğinin sinyallerini verdi. Bunun aksini bekleyende yoktur zaten. Spahija belki bu sezon formunda değildi, takımı çok kötü yönetti. Bunların hepsi onun Fenerbahçe'deki sonunu hazırladı. Belki coach olarak Fenerbahçe'de yer almayacak ama dün akşam dediği gibi bir taraftar olarak her zaman bu camianın içerisinde kalacak bir isim. Şimdiden yolu açık olsun diyelim. 

Gelelim yerine getirilecek isime..Benim en büyük beklentim bu sezon takımlarından ayrılacakları konuşulan Ivkovic ve Obradovic ikilisinden birinin takımın başına getirilmesi. Hatta Avrupa basınında da özellikle Obradovic'le Fenerbahçe Ülker'in adı çok sık anılır olmuştu. Ancak bugün gelen haberler açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattı. Takımın başına Ertuğrul Erdoğan'ın getirilmesi yönünde bir düşünce varmış. Bundan Ertuğrul Hoca'ya güvenmediğim şeklinde anlaşılmasın. Ben şu şartlarda yerli hocaya pek sıcak bakmıyorum. Diyeceksiniz ki neden? Bir kere ülkemizdeki taraftar profili belli. Başarıya endeksli bir yapımız var. Bu her takım için geçerli. Ertuğrul Hoca takımın başındayken ardarda alınacak sonuçlar hemen gitmeli mi kalmalı mı yorumlarına ve eleştirilere yol açacak. Ülkemizde şu gerçek varki; yerli hocaya yabancılar kadar şans tanınmıyor.. Bu nedenle ben sezon içerisinde yaşanacak en ufak bir başarısızlıkta hemen Ertuğrul Hoca'nın taraftar tarafından baskı altına alınacağını düşünüyorum. (Orhun Ene'nin Milli Takım başında geçirdiği Avrupa Şampiyonası'nın ardından çıkan eleştiriler gibi) Tabiki şu varsayımıda göz ardı etmeyelim. Ertuğrul Hoca takımın başında başarılı olursa ne olur? Bu hepimizin gerçekleşmesini en çok istediğim şey olur. Kendisine taraftar olaraz bizler ekstra şans verebilirsek belki ilk sezonunda olmayabilir ama gelecek yıllarda Fenerbahçe Ülker'de büyük işler başarabileceğine inanıyorum. Bekleyip göreceğiz. İnşallah Ertuğrul Hoca içinde yabancı gelecekse yabancı hoca içinde hayırlı olsun..

Oyuncularla ilgili ise henüz bir transfer gelişmesi yok. Bu büyük ihtimalle yine kongre sonrasında gerçekleşecektir. Ancak şubeden gelen haberlerde mevcut kadromuzdan bazı oyuncularla yola devam etmeme kararı alındığı söyleniyor. Sözleşmeleri biten Kaya Peker, Morris Finley ve Hakan Demirel ile yeni sözleşme imzalanmayacak. Ayrıca James Gist, Marko Tomas ve Gasper Vidmar ile de yolların ayrılacağı konuşuluyor. Ben Vidmar'ın tecrübeli bir coach ile tekrardan takıma kazandırılabileceğini düşünüyorum. Buna en güzel örnek Tanjevic'in son sezonundaki Vidmar performansı gösterilebilir. Vidmar çok çabuk faul problemi yaşayan ve hücumda istikrarsız bir görüntü çiziyor olsada iyi işlendiğinde ben takıma oldukça faydalı olabileceğini düşünüyrum. Tomas'ta aynı şekilde; çok iyi bir savunmacı ve gününde olduğu zaman yüzdeli şut sokabilen bir şutör. Yeterki sakatlığı kronik olmasın. Eğer kronik bir sakatlık durumu varsa bu bizim işimize gelmez. Diğer oyuncuların gönderilmesinde kimsenin itirazı olacağını sanmıyorum. Henüz kesinleşmiş bir durum olmasada bu sezon takımdan ayrılacak tüm oyunculara bir Fenerbahçe taraftarı olarak teşekkür ediyorum. 

Kongreden sonra yeni gelişmeleri değerlendirmek üzere bir yazı daha yazmak istiyorum. İsmet Abi'nin dediği gibi o zamana kadar; hayatınızdan basketbol hiç eksik olmasın. :) Futbol Takımımıza da Cumartesi ve Çarşamba günleri çıkacağı iki final maçında başarılar diliyorum. Çifte kupayla sezonu bitireceklerine inancımız tam.

8 Şubat 2012 Çarşamba

James Gist: "Kendimi Türk gibi hissediyorum"


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın Birleşik Amerikalı oyuncusu James Gist, Fenerbahçe Gazetesi'nin Şubat sayısına röportaj verdi. Türkiye ile olan bağından, takım içi arkadaşlığa, Fenerbahçe Ülker'in hedeflerinden, kendi bireysel hedeflerine ve Türkiye'deki yaşam tarzıyla ilgili birçok konuda açıklamalarda bulunan Gist'in keyifle okuyacağınız röportajı şöyle:
__________
Aslına bakarsanız onun ünü basketbol oynayışından değil, Türkiye’nin Adana-İncirlik Üssü’nde doğan ilk ABD’li bebek olmasından geliyor... Tabii bu ünü zamanla onun basketboldaki zekasının, salonlardaki performasının arkasında kalmış.. Bu çocuk, şimdilerde 2.06 boyu ve 107 kg ağırlığı ile rakip potalarının "En sevmediği" isim Jamest Gist..

Kolej yıllarında Maryland Terrapins ile başlayan basketbol kariyerini Fenerbahçe Ülker basketbol takımında sürdüren Gist, sırasıyla Pallacanestro Biella, Lokomotiv Kuban, KK Partizan gibi takımların vazgeçilmezi oldu.. Şimdi ise yolu Türkiye’ye düştü.. Yani kendi evine.. Aslında o misafir değil ev sahibi, çünkü Adana-İncirlik doğumlu..

Uzun forvet mevkiinde başarılı bir performans sergileyen ABD’li oyuncu ile yaptığımız röportajımızda söz sırası Gist’e geldiğinde, geleceğe yönelik hedeflerini, Türk insanının samimiyeti ve Türk mutfağı, Euroleague ve Fenerbahçe taraftarı ile ilgili çok çarpıcı açıklamalarda bulundu..

İşte Alex’ten sonra kendini Türk gibi hisseden ikinci Fenerbahçeli’nin gazetemize verdiği röportaj...

-Öncelikle seni tanıyalım, basketbola ne zaman ve nasıl başladın bize anlatır mısın?
"Babam asker olduğu için çok yeri görme fırsatım oldu ve 4 yıl Almanya’da kaldım. Spor ile yakınlaşmam futbol sayesinde oldu. Ancak basketbol ile yakınlaşmam ise bir gün play-offları izlediğimde gerçekleşti. Michael Jordan’ı görünce babamda çok etkilendi ve "Oynamak ister misin oğlum" dedi. Bende: "Tamam dedim" ve o şekilde başladım."

-Kolej yıllarında Maryland Terrapins takımında oynadın. Okul ile basketbolu birlikte götürmek seni zorladı mı?
"Benim için çok zor oldu. Çünkü iyi oynayabilmek için sadece okula gitmek yetmiyor. Derslerimi yüksek tutmam gerekliydi. Mesela akşam 9’da başka bir eyalette maçımız oluyordu. Gece 2’de eve dönüp sabah 8’de derse girmek zorunda kalıyorduk. Ama hocalarımız bizlere çok yardımcı oluyorlardı. Ayrı çalışma programları ve özel ders veriyorlardı. Ne kadar zor olsa da işin içinde eğitiminde olması gelecek için iyi bir adımdı."

-İtalya, Rusya gibi ülkelerde basketbol oynadın ve şimdi de Türkiye’desin. Türkiye ile bu ülkeler arasında ne gibi yaşam farklılıkları var?
"İtalya’ya kolej bittikten sonra gittim ve profesyonel anlamda ilk basketbolumu orada oynadım. A1 Ligi’nde oynadım ve Avrupa’nın en rekabetçi liglerinden biriydi. O ligde çok tecrübe kazandım. İtalya çok güzel bir yer, merkeze yakın bir yerdeydik. Daha sonra Rusya’ya gittim. Rusya aşırı soğuktu ve takımın olduğu yer şehre biraz uzaktı. O yüzden daha sıkıcı ve zor bir yaşam vardı. Ama oranın da basketbol ligi çok çekişmeliydi. Daha sonra bir Sırbistan maceram oldu ve en sonunda buraya geldim. Buraya gelmek apayrı bir durum, çünkü burası benim hem doğduğum yer hem de Avrupa’nın en güçlü liglerinden bir tanesi. Ayrıca bütün ülkeler arasında en rahat ettiğim yer diyebilirim. Her şey elinizin altında.. Bir Amerikalı için özellikle, Starbucks, Burgerking gibi mekanlar ve çeşitli alışveriş merkezleri var. Bir tek sevdiklerimi özlüyorum.. Onun haricinde burada çok rahatım."

-Doğduğun ülkenin takımında oynuyorsun.. Adana İncirlik Üssü’nde doğdun ve İncirlik’te doğan tek ABD çocuğusun. Bu senin için Türkiye’yi önemli kılıyor mu?
"Bu benim için çok özel bir anlam taşıyor.. Avrupa’da bir çok yerde yaşadım ama dediğim gibi doğduğum yere geri gelmek çok değişik bir anlam taşıyor.. Çünkü bebekken gittim ve bir daha da gelme şansım olmadı. Şimdi doğduğum ülkenin kültürü ve insanlarını görme şansım oluyor."

-Euroleague’de karşılıklı oynamayı sabırsızlıkla beklediği herhangi bir oyuncu veya takım var mı?
"Oradaki tecrübelerimden ve geçmişte yaşamışlığımdan dolayı muhtemelen Partizan olabilir. Hem burada hem de orada onlarla oynamak çok eğlenceli olur. Top 16’daki rakiplerimiz çok iyiler.. Panathinaikos, Unics Kazan ve Armani takımlarıyla eşleştik.. Ben Top 16’nın çok zevkli geçeceğine inanıyorum."

-Fenerbahçe Ululararası Spor Kompleksi Ülker Sports Arena için neler söylemek istersin?
"Orası bizim mabedimiz olacak.. Nasıl ki futbol takımımızın Saraçoğlu cehennemi varsa, bizim de Fenerbahçe Ülker Sports Arenamız olacak.. Dünya standartlarında bir salon.. Orada Türkiye ve Fenerbahçe adına önemli başarılara imza atmak istiyoruz.. Taraftarımızın bizi orada da yalnız bırakmayacağına eminim."


-Fenerbahçe’de rakip analizi nasıl yapılıyor? Rakiplerinizi nasıl tanıyorsunuz? Bu konudan biraz bahseder misiniz?
"Genelde rakibin daha önceki maçlarının videolarını izliyoruz. Onlarla oynadığımız bir önceki maçı da izliyoruz. Nerede hata yaptık, nereleri düzeltmemiz gerekiyor diye çalışıyoruz.. Birkaç anahtar oyuncu varsa özellikle onlara da bakıyoruz. Önemli olan tabii ki bizim ne yapmamız gerektiği.. Ağırlıklı olarak hücum üzerine oyun kuruyoruz ve savunma zaten bir şekilde kendi yerine oturuyor."

-Türkiye Ligi’nde ilk defa oynuyorsun. Bu ligi ve oyuncuları yeteri kadar tanıdın mı?
"Şuan da öğrenme aşamasındayım. İkinci yarıda daha hakim olurum bu konuya ama oyuncu olarak Avrupa’dan tanıdığım oyuncular var. Türk oyuncuların çoğunu yeni yeni tanımaya başladım.."

-Türk mutfağı hakkında neler söyleyebilirsin? En çok sevdiğin yemek nedir?
"Kebap’ı çok seviyorum.. Özellikle Adana’ya gittiğimizde "Tantuni" yiyorum. Çok güzel bir yemek kültürü var.."

-Takımda en iyi anlaştığın isim kim?
"Genel olarak bir kişi olduğunu söyleyemeyeceğim. Ömer Onan ve Oğuz Savaş yaş olarak biraz daha büyük olduğu için onlar daha çok aileleriyle ilgilendiklerinden dolayı bizlerle pek vakit geçiremiyorlar.. Diğer ekipteki herkesle inanılmaz iletişimimiz var. Çok iyi anlaşıyoruz. Birbirimize hep sahip çıkıyoruz, inanılmaz gülüyoruz. Takımda komedi sanatını iyi bilen isimler de var. Soyunma odasında kahkahalarla zaman geçiriyoruz. Tam bir aile ortamı diyebilirim."

-İnternet ve sosyal medya ile aran nasıl? Sıkı bir takipçi misin?
" İnternette herkes kadar geziniyorum. Twitter ile çok ilgilenmiyorum ama Facebook adresim var. Ailem ve uzaktaki arkadaşlarım ne durumda olduğumu görmeleri için ilgileniyorum. Ama bilgisayardan çok Playstation oynamayı sevdiğimi söyleyebilirim".

-Daha önce oynadığın takımlarda kalıcı dostluklar kurabildin mi? İletişimini devam ettirdiğin, görüştüğün oyuncu arkadaşların var mı?
"Tabii ki var. Özellikle İtalya’da bir arkadaşım var. İtalya’da uzun süre oynadığım için İtalyanca da öğretti bana. İlk yurtdışı tecrübemdi ve bana çok yardımcı oldu. Oradaki yaşamı, yemekleri, gezmeyi her şeyi bana o öğretti. Onunla hala çok güzel irtibat içerisindeyiz. Rusya’da da bir arkadaşım vardı. Onunla da hala çok iyi bir iletişim içindeyiz. Partizan’da da zaten Cortis vardı. Burada onunla da beraberiz. Partizan’da iletişim halinde olduğum bir arkadaşım daha var. A takım dışında Partizan’da öyle bir durum vardı ki genç takımdakilerle bile muhabbet içerisindeydik. Onlar ile hala muhabbetim var."

-Hangi tür müzikleri dinlersin? Sevdiğin bir tarz var mı? Türkiye’de kulağına hoş gelen müzik var mı? Tarkan veya Hadise gibi sanatçıları dinler misin?
"Bütün müzikleri dinlerim. Rock, pop, rap gibi özel tarz seçimim yoktur. Kulağıma hoş gelen her türlü müziği dinlerim. Sürekli İpod’um yanımdadır zaten. Evde ve maç öncesi her yerde müzik dinlerim. Türk müziklerinden en çok sevdiğim şarkı Ajda Pekkan-Yakar geçerim şarkısıdır".

-Geleceğe yönelik olarak kişisel hedeflerin nelerdir?
"Şu anda bu seviyede basketbol oynadığım için çok şanslıyım. Oynayabildiğim kadarıyla bu şekilde basketbola devam etmek istiyorum."

-Fenerbahçe taraftarına neler söylemek istersin?
"Onları çok seviyorum. Enerjileri çok iyi ve bize çok büyük destek veriyorlar. Özellikle Olimpiyakos maçındaki gibi gelmeye inşallah devam ederler. Çünkü çok etkilediler bizleri. Sonuçta onlar da biz de kazanmak istiyoruz. Birlik olmamız gerekli. Her koşulda destek olmalarını istiyorum"..

Fenerbahçe Gazetesi

16 Ekim 2011 Pazar

Takımın yeni lideri; Emir Preldzic!


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın dün oynadığı Trabzonspor maçını 88-63'lük skorla kazanmış ve lige farklı galibiyetle başlamıştı. Dün maçın ardından, takımımızın performansının genel değerlendirmesini yapmıştım. Bugün ise teker teker oyuncularımızın performanslarını değerlendireceğim. Ve ilk olarakta yazımın başlığında da bahsettiğim isimden, Emir Preldzic'ten başlıyorum.

Emir Preldzic
Emir, ilk geldiği günden bu yana, her maç üstüne koyan bir oyuncu görüntüsü verdi. Başarı basamaklarını bir kerede değil, teker teker çıktı ve çıkmaya devam edecekte. İlk önce lig şampiyonluğunu tattı, ardından Türkiye Kupası, sonra Cumhurbaşkanlığı Kupası sevinci. Kulüp kariyerindeki ilk MVP'liği geçtiğimiz yıl Türkiye Kupası Finalinin ardından kazandı. Bu yazda Eurobasket'te Ay-Yıldızlı formayı giydi ve A Milli Takımımızın en önemli silahlarından biri haline geldi. Milli Takımdan diğer oyuncularımızla beraber yorgun geldi. Bu yorgunluğu tam olarak üzerinden attığını söyleyemeyiz ama şu haliyle bile takıma en çok katkı veren oyuncuların arasında. Dünde takımın bana göre beyniydi. Oyunun iki yönünüde gayet başarılı bir şekilde oynadı. Oyunda olduğu süreler boyunca takımı çok iyi yönetti. Belki bu maçta istatistik kağıdında asist kısmını boş bıraktı ama inkar edemeyeceğimiz bir gerçek varki o da; İstatistik kağıdının her kısmını doldurabilen ender oyunculardan biri. Tartışmasız takımımızın en büyük hücum ve savunma silahı. Dün hücumda 12 sayılık bir katkı sağladı. Guardlarımızın zorlandığı anlarda oyunuda iyi yönetti. Bu sezon takımımızın lider oyuncularından biri olacak.

Roko Leni Ukic
Ukic, Milli Takım Kampında yaşadığı sakatlığın izlerini henüz atlatamadı. Sahada biraz çekingen kaldı. Koç, guard rotasyonunu gayet dengeli bir şekilde kullandı. Ukic'i çok fazla zorlamadı. Ama form tutması içinde max. sürede, sahada olmasına özen gösterdi. Trabzon maçında üç sayı yüzdesi ve serbest atış yüzdesi çok düşüktü. Henüz tam olarak hazır değil ama Euroleague maçlarınında başlayacağını göz önüne alırsak takımımızın 1 numaralı guardının form seviyesinin daha iyi olması gerekiyor. Maçın bazı anlarında topu yine çok fazla elinde tuttu ve hücumu sete setle yavaşlattı. Bu tercihlerinin hiçbirinden sayıyla dönemedik. Topu daha erken elinden çıkarması lazım. Formunu yakalamak için bazen bencilleşti. Bunu şu durumda yapması çok yanlış. Potadan geri gelen her top saha içerisindeki direncini etkiliyor. Form tutana kadar garanti oynaması lazım. Şu anda tam hazır olmasada takımımızın 1 numaralı guardı ve en önemli silahlarından biri. Kısa zamanda geçtiğimiz sezonki formuna kavuşmasını umut ediyorum.

Ömer Onan
Geçtiğimiz sezon Final serisinin ardından sadece 10 gün tatil yapma imkanı buldu ve ardından Milli Takım kampına katıldı. Milli Takımda çok zorlu maçlara ve antrenmanlara çıktı. Milli Takım dönüşünden sonra ise sadece 5 gün sonra takımımızın kampına katıldı. Ömer'in hırsına, savunma azmine diyecek birşey yok ama yaşınında ilerlediğini inkar edemeyiz. Dünkü maçtada oyunun iki yönünü çok iyi oynadı. Hücumda takımımızın atış yüzdeleri en yüksek olan oyuncumuz oldu. Takımımızda çift haneli sayılara ulaşan 5 oyuncumuzdan biri oldu. Yaşına rağmen sahaya koyduğu yüreği, hırsı şapka çıkartılacak cinsten. Maçın sonunda taraftarlarımızın, takımı toplu olarak tribüne çağırmalarının ardından Kaptanı ayrı olarak çağırmaları ve ekrana yansımamış olsada Kaptanın formasındaki armayı öpmesi dünkü maçın en güzel anlarından biriydi.

Curtis Jerrells
Maçın ilk yarısında adeta saç baş yoldurdu. Hücumda kaptırdığı toplar, yanlış tercihleri taraftarlar arasında "curtis acaba bu takımın oyuncusu mu?" sorularını akıllara getirmiştir. İlk yarı gerçektende tam bir hayal kırıklığıydı. Sete set savunmalarda çok kolay geçiliyor. Rakip biraz top çevirdimi, tuttuğu adamı kaybediyor. Hücumda da çok istikrarlı bir oyuncu değil. İstikrarlı olduğu tek yer serbest atışlar diyebilirim. Çok yüzdeli kullanıyor fakat serbest atış noktasına gidebilecek hamleleri çok fazla yapmıyor. Hücumu hep dış bölgede düşünen, pota altını çok fazla kullanmayan bir stili var. Maçın ikinci yarısında ise bambaşka bir kimliğe büründü. Takımımızın, taraftarın desteğinide arkasına almasıyla birlikte ön alanda baskı yapması Curtis'in savunmasınıda bizlere gösterdi. Özellikle üçüncü periyotta savunmada inanılmaz oynadı. Kaya'nın da destek vermesiyle Trabzonu kendi sahasına hapseden iki oyuncudan biri oldu. Bu maç boyunca çok değişken bir performans sergiledi. Tam olarak nasıl bir performans sergileyebileceğini, takıma nasıl katkı vereceğini anlamadık. Ama bizim görmek istediğimiz Curtis, maçın üçüncü çeyreğindeki Curtis..

James Gist
Atletik meziyetleri inanılmaz olan bir oyuncu. Çıplak gözle izleyince bunu daha iyi gördüm. Sıçrama özelliği, tam sahayı geçme hızı gerçekten muazzam. Birde kendine güveni yerinde olsa tam aradığımız uzun diyebiliriz. Mirsad'ın da takıma dahil olmasıyla ribaund alma sayımız çom daha fazla artacaktır. Gist'ten tek birşey istiyorum, kendini üç sayı çizgisinin gerisinde kitlemesin. Pota altını ve birebir hücumları tercih etse adım gibi eminim çok daha etkili olacak hücumda. Taraftarla bambaşka oynayan bir oyuncu. dün 11 sayı 8 ribaund ile oynadı. Double-double'ın kıyısından döndü. Yeni transferlerimiz içerisinde Bojan'dan sonra takıma en çok katkı verecek potansiyali barındıran bir oyuncu. Ama hala zamana ihtiyacı var.

Hakan Demirel
İlk geldiğinde kafamda soru işaretleri vardı. Dün salonda izleyince bu fikrim biraz değişti. Fenerbahçe'den ayrıldığı dönemde kendini biraz olsun geliştirmiş. Özellikle boş atışlarda üçlük sokma yüzdesini oldukça yükseltmiş. Alan savunmalarına karşı doğru kullanılırsa tehlikeli olabilir. Savunma yönünü için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Çok kolay fauller yapıyor. Bu beni en çok endişelendiren nokta.

Oğuz Savaş
Milli Takımda olduğu gibi takımımızda da formsuzluğu devam ediyor. Oğuz, kalıbına oranla çok zayıf bir oyuncu görüntüsü veriyor. O kalıpta bir oyuncunun savunmada bu kadar kolay geçilmesi inanılır gibi değil. Çok yumuşak bir savunması var. Henüz form tutamadığındanmıdır bilinmez ama bu sene o alışkın olduğumuz 1-1'leride yapamıyor. Koçta bunun farkında ve Oğzu'u kenara aldıktan sonra bir daha oyuna sokmadı. Bu aslında Oğuz'a bir uyarıydı. "İyi oynamazsan burada oturursun" mesajıydı. Dünkü maçta sadece 5 dk süre alabildi. Sahada olduğu süre içerisinde çok kolay demoralize oluyor. Buda oyununa yansıyor. Bir an önce kendini toparlamalı. 5 numarada ona yine çok ihtiyacımız olacak.

Kaya Peker
Geçen sezona oranla daha iyi oynuyor. Savunma sertliği üst düzey bir oyuncu. Ayak çabukluğunu savunmada çok iyi kullanıyor. Geçtiğimiz sezona oranla bu sezon hücumda da gayet yüzdeli oynuyor. Bu kendine has stili ola tek el atışını bu sene daha yüzdeli sokuyor. Faul problemine girmediği sürece sahada takıma büyük katkı veriyor. Bir çok kişi eleştiriyor ama dün akşamki maçta meşhur üçüncü çeyreğin mimarlarındandı. Oyun içerisinde çok hırslıydı. Bu sezon bize özlediğimiz, o bildiğimiz Kaya'yı izlettireceğine inanıyorum.

Gasper Vidmar
Çok zor bir sakatlığı atlattı. Sezon başınada gayet iyi girdi. Dünkü maçta fazla etkili gözükmedi. Bunda yaşadığı sakatlığın, çekingenliğinin olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz yıl sakatlanmadan önceki performansını gösterse bize bu sezonda çok fazla katkı sağlar. Tek sorunu serbest atış yüzdesinin çok kötü olması. Bu uzun oyuncular için en büyük sorun ama bunu şut çalışmalarıyla biraz düzeltebilir. Vidmar bu sezon 5 numarada sıkıntı yaşamamamız için çok önemli olacak. Belki Oğuz kadar yapılı değil, size avantajıda yok ama tartışmasız ondan daha kuvvetli ve daha sert bir savunma yapıyor. Onun savunmasına Euroleague'de çok ihtiyacımız olacak bu sene çook.. En kısa sürede form tutması takımımızın yararına olacak.

11 Eylül 2011 Pazar

Taraftar, James Gist'in kalmasından memnun


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımıza, bu sezon başında Partizan'dan transfer olan ve Partizan forması giyerken keyif verici madde kullandığı belirlenen James Gist, FIBA'dan hak mağrumiyeti cezası almıştı. Cezası geçtiğimiz cuma günü (09.09.2011) son bulan James Gist'in, bu olaylar açığa çıktığında sözleşmesinin fesh edileceği vekulübümüzden gönderileceği ifade edilmişti. Fakat FIBA'nın verdiği cezanın kısa süreli olması ve oyuncunun maç kaçırmayacak olması nedeniyle Şube yönetimimiz ve Teknik Heyetimiz oyuncunun takımda kalmasına karar verdiler.

Bizde Şube Yöneticilerimizin ve Teknik heyetimizin almış olduğu bu kararı taraftarlarımıza bir anket şeklinde sorduk. "James Gist'in takımda kalmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusunu yönelttiğimiz anket bugün itibari ile son buldu. Anket sonuçlarında oy kullanan taraftarlarımızın büyük bir kesimi teknik heyetimizin ve yöneticilerimizin almış olduğu bu kararı doğru olarak değerlendirdiklerini verdikleri oylarla belirlediler.

Anketimizdeki Oy dağılımı şu şekilde oldu:

Doğru buluyorum 74%
Kararsızım 6%
Yanlış buluyorum 20%

19 Haziran 2011 Pazar

Euroleague'de Top 8'i garantiledik

Bu yıl çok iyi bir sezon geçirdik. Hem ligde şampiyonluğa ulaştık hemde Türkiye Kupasında mutlu sona ulaştık. Bunlara birde Euroleague'de devleri kendi evlerinde devirip TOP 16'ya yükselmeyide ekledik. Fakat şanssız sakatlıklar bir türlü yakamızı bırakmadığı için, fazlasıyla hakettiğimiz TOP 8'in kıyısından döndük.

Başarılı geçen bu sezonun ardından hem bizlerde hemde basketbol camiasında beklentilerde bir o kadar arttı. Hem gelecek sezon yeni salonumuza geçmemiz hemde Euroleague Final Four'unun İstanbul'da oynanacak olması bizleri daha da heyacanlandırmaya başladı.

Bu heyecan yöneticilerimizi de sarmış olacak ki daha ligin bitmesinin üzerinden 2 gün geçmeden transfer çalışmalarına başladılar. Ve bu sezonun ilk bombaları bugün akşam üstü patlattılar. Geçtiğimiz sezon Cibona Zagreb'te forma giyen ve forvet mevkinde oynayan Bojan Bogdanovic ile geçtiğimiz sezon Partizan forması giyen ve power forvet mevkinde oynayan James Gist ile ön anlaşma sağlandığı açıklandı. Bu iki oyuncuyu da Euroleague'i yakından takip edenler çok iyi bilirler.

Bojan Bogdanovic uzun boyunun yanında dış atışlardaki yüksek isabet oranıyla tanınıyor. Pota altı hücumlarda da iyi olan Bogdanovic bu sezon Euroleague'de en değerli genç oyunculardan biri olarak gösterildi. Ukic-Tomas ve Koç Spahija'dan sonra takımımızdaki 4. Hırvat olacak Bojan. Ve bu üç oyuncu da Hırvatistan Milli Takımının vazgeçilmez oyuncuları arasında yer alıyor. Yani bu transferle Hırvat Milli Takımının ilk beşinden üç oyuncu kadromuzda olmuş olacak.

James Gist ise özellikle atletik özellikleriyle ön plana çıkan bir oyuncu. Çok iyi bir blok tehtidine sahip olan Gist ayrıca gözü kara bir şekilde kalabalık pota altına girip harika smaçlara imza atabilen bir oyuncu. Hücum ve savunma ribaundlarında da etkili olan Gist, geçtiğimiz sezon Euroleague'de başarılı bir sezon geçirmişti.

Bu yapılan iyi iki transferle birlikte önümüzdeki sezon TOP 8 garanti gibi. Şimdi Jasikevicius'un gitmesinin ardından yerine alınacak kaliteli bir oyun kurucuyla (guard) gelecek sezon Final Four hiçte uzak olmayacak.