10 Mayıs 2012 Perşembe

Kötü geçen bir sezonun ardından...


Fenerbahçe Ülker için 2011/2012 sezonu kabus gibi geçti desek yeridir. Sezon başı koyulan hedeflerin hiçbirine ulaşadık bu sezon. Yanlış transfer politikası, içinde bulunduğumuz sıkıntılı süreç, ardarda gelen talihsiz sakatlıklar ve nicelerini sayabiliriz belki sebep olarak. Ancak bunların hiçbiri son 5 yılda Türk Basketboluna ambargo koyan bir takımın bu sezon Euroleague'e Top 16'da, Türkiye Kupası ve lige çeyrek finalde veda etmesine mazeret olamaz. Taraftarın kulüp ve camia için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadığı bir sezonda Erkek Basketbol'da bu kadar sönük kalınması açıkçası her taraftar gibi benide derinden üzdü. Her sene şampiyon olunacak diye bir kaide yok elbet. Ama sahada ortaya konulan bir oyunda yoktu bu sezon. Şube yönetiminin ve Sayın Nedim Karakaş'ın sürekli sakatlıklar üzerinden günü kurtarmaya yönelik açıklamaları taraftar için hiçbirşey ifade etmiyordu. Biz taraftarlar için en önemlisi belkide galibiyetten de önemlisi; sahada yüreğiyle oynayan ve akıttığı terle o çubuklu formayı sonuna kadar ıslatan sporcular görmek. Bunu sezon içerisinde yapan sporcularımızda vardı elbet. Onları tenzih ederek söylüyorum.

Neyse belki bunlar biraz duygusal yorumlardı biz gelelim real yorumlarımıza. Bu sezon öyle veya böyle bitti gitti. Şimdi önümüze bakmak lazım. Son 5 yıldaki Fenerbahçe'yi yeniden yaratmak lazım. Bunun içinde gelecek sezonun planlamalarına başlamak lazım. Şu anda burada yazacaklarım bugünün gelişmeleri. Yani Kongreden sonra yeni kurulacak yönetim ve yeni seçilecek Basketbol Şubesinden sorumlu yöneticimiz nasıl bir yol izleyecek bilemem. Ancak kongreden sonra yönetim belirlenip çalışmalar başladığında bu kez o zamanın gelişmeleriyle ilgili de bir yazı yazarım. İlk önce koç meselesine değinelim. Dün Spahija maçtan sonra yaptığı açıklamalarda gideceğinin sinyallerini verdi. Bunun aksini bekleyende yoktur zaten. Spahija belki bu sezon formunda değildi, takımı çok kötü yönetti. Bunların hepsi onun Fenerbahçe'deki sonunu hazırladı. Belki coach olarak Fenerbahçe'de yer almayacak ama dün akşam dediği gibi bir taraftar olarak her zaman bu camianın içerisinde kalacak bir isim. Şimdiden yolu açık olsun diyelim. 

Gelelim yerine getirilecek isime..Benim en büyük beklentim bu sezon takımlarından ayrılacakları konuşulan Ivkovic ve Obradovic ikilisinden birinin takımın başına getirilmesi. Hatta Avrupa basınında da özellikle Obradovic'le Fenerbahçe Ülker'in adı çok sık anılır olmuştu. Ancak bugün gelen haberler açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattı. Takımın başına Ertuğrul Erdoğan'ın getirilmesi yönünde bir düşünce varmış. Bundan Ertuğrul Hoca'ya güvenmediğim şeklinde anlaşılmasın. Ben şu şartlarda yerli hocaya pek sıcak bakmıyorum. Diyeceksiniz ki neden? Bir kere ülkemizdeki taraftar profili belli. Başarıya endeksli bir yapımız var. Bu her takım için geçerli. Ertuğrul Hoca takımın başındayken ardarda alınacak sonuçlar hemen gitmeli mi kalmalı mı yorumlarına ve eleştirilere yol açacak. Ülkemizde şu gerçek varki; yerli hocaya yabancılar kadar şans tanınmıyor.. Bu nedenle ben sezon içerisinde yaşanacak en ufak bir başarısızlıkta hemen Ertuğrul Hoca'nın taraftar tarafından baskı altına alınacağını düşünüyorum. (Orhun Ene'nin Milli Takım başında geçirdiği Avrupa Şampiyonası'nın ardından çıkan eleştiriler gibi) Tabiki şu varsayımıda göz ardı etmeyelim. Ertuğrul Hoca takımın başında başarılı olursa ne olur? Bu hepimizin gerçekleşmesini en çok istediğim şey olur. Kendisine taraftar olaraz bizler ekstra şans verebilirsek belki ilk sezonunda olmayabilir ama gelecek yıllarda Fenerbahçe Ülker'de büyük işler başarabileceğine inanıyorum. Bekleyip göreceğiz. İnşallah Ertuğrul Hoca içinde yabancı gelecekse yabancı hoca içinde hayırlı olsun..

Oyuncularla ilgili ise henüz bir transfer gelişmesi yok. Bu büyük ihtimalle yine kongre sonrasında gerçekleşecektir. Ancak şubeden gelen haberlerde mevcut kadromuzdan bazı oyuncularla yola devam etmeme kararı alındığı söyleniyor. Sözleşmeleri biten Kaya Peker, Morris Finley ve Hakan Demirel ile yeni sözleşme imzalanmayacak. Ayrıca James Gist, Marko Tomas ve Gasper Vidmar ile de yolların ayrılacağı konuşuluyor. Ben Vidmar'ın tecrübeli bir coach ile tekrardan takıma kazandırılabileceğini düşünüyorum. Buna en güzel örnek Tanjevic'in son sezonundaki Vidmar performansı gösterilebilir. Vidmar çok çabuk faul problemi yaşayan ve hücumda istikrarsız bir görüntü çiziyor olsada iyi işlendiğinde ben takıma oldukça faydalı olabileceğini düşünüyrum. Tomas'ta aynı şekilde; çok iyi bir savunmacı ve gününde olduğu zaman yüzdeli şut sokabilen bir şutör. Yeterki sakatlığı kronik olmasın. Eğer kronik bir sakatlık durumu varsa bu bizim işimize gelmez. Diğer oyuncuların gönderilmesinde kimsenin itirazı olacağını sanmıyorum. Henüz kesinleşmiş bir durum olmasada bu sezon takımdan ayrılacak tüm oyunculara bir Fenerbahçe taraftarı olarak teşekkür ediyorum. 

Kongreden sonra yeni gelişmeleri değerlendirmek üzere bir yazı daha yazmak istiyorum. İsmet Abi'nin dediği gibi o zamana kadar; hayatınızdan basketbol hiç eksik olmasın. :) Futbol Takımımıza da Cumartesi ve Çarşamba günleri çıkacağı iki final maçında başarılar diliyorum. Çifte kupayla sezonu bitireceklerine inancımız tam.

16 Ekim 2011 Pazar

Takımın yeni lideri; Emir Preldzic!


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın dün oynadığı Trabzonspor maçını 88-63'lük skorla kazanmış ve lige farklı galibiyetle başlamıştı. Dün maçın ardından, takımımızın performansının genel değerlendirmesini yapmıştım. Bugün ise teker teker oyuncularımızın performanslarını değerlendireceğim. Ve ilk olarakta yazımın başlığında da bahsettiğim isimden, Emir Preldzic'ten başlıyorum.

Emir Preldzic
Emir, ilk geldiği günden bu yana, her maç üstüne koyan bir oyuncu görüntüsü verdi. Başarı basamaklarını bir kerede değil, teker teker çıktı ve çıkmaya devam edecekte. İlk önce lig şampiyonluğunu tattı, ardından Türkiye Kupası, sonra Cumhurbaşkanlığı Kupası sevinci. Kulüp kariyerindeki ilk MVP'liği geçtiğimiz yıl Türkiye Kupası Finalinin ardından kazandı. Bu yazda Eurobasket'te Ay-Yıldızlı formayı giydi ve A Milli Takımımızın en önemli silahlarından biri haline geldi. Milli Takımdan diğer oyuncularımızla beraber yorgun geldi. Bu yorgunluğu tam olarak üzerinden attığını söyleyemeyiz ama şu haliyle bile takıma en çok katkı veren oyuncuların arasında. Dünde takımın bana göre beyniydi. Oyunun iki yönünüde gayet başarılı bir şekilde oynadı. Oyunda olduğu süreler boyunca takımı çok iyi yönetti. Belki bu maçta istatistik kağıdında asist kısmını boş bıraktı ama inkar edemeyeceğimiz bir gerçek varki o da; İstatistik kağıdının her kısmını doldurabilen ender oyunculardan biri. Tartışmasız takımımızın en büyük hücum ve savunma silahı. Dün hücumda 12 sayılık bir katkı sağladı. Guardlarımızın zorlandığı anlarda oyunuda iyi yönetti. Bu sezon takımımızın lider oyuncularından biri olacak.

Roko Leni Ukic
Ukic, Milli Takım Kampında yaşadığı sakatlığın izlerini henüz atlatamadı. Sahada biraz çekingen kaldı. Koç, guard rotasyonunu gayet dengeli bir şekilde kullandı. Ukic'i çok fazla zorlamadı. Ama form tutması içinde max. sürede, sahada olmasına özen gösterdi. Trabzon maçında üç sayı yüzdesi ve serbest atış yüzdesi çok düşüktü. Henüz tam olarak hazır değil ama Euroleague maçlarınında başlayacağını göz önüne alırsak takımımızın 1 numaralı guardının form seviyesinin daha iyi olması gerekiyor. Maçın bazı anlarında topu yine çok fazla elinde tuttu ve hücumu sete setle yavaşlattı. Bu tercihlerinin hiçbirinden sayıyla dönemedik. Topu daha erken elinden çıkarması lazım. Formunu yakalamak için bazen bencilleşti. Bunu şu durumda yapması çok yanlış. Potadan geri gelen her top saha içerisindeki direncini etkiliyor. Form tutana kadar garanti oynaması lazım. Şu anda tam hazır olmasada takımımızın 1 numaralı guardı ve en önemli silahlarından biri. Kısa zamanda geçtiğimiz sezonki formuna kavuşmasını umut ediyorum.

Ömer Onan
Geçtiğimiz sezon Final serisinin ardından sadece 10 gün tatil yapma imkanı buldu ve ardından Milli Takım kampına katıldı. Milli Takımda çok zorlu maçlara ve antrenmanlara çıktı. Milli Takım dönüşünden sonra ise sadece 5 gün sonra takımımızın kampına katıldı. Ömer'in hırsına, savunma azmine diyecek birşey yok ama yaşınında ilerlediğini inkar edemeyiz. Dünkü maçtada oyunun iki yönünü çok iyi oynadı. Hücumda takımımızın atış yüzdeleri en yüksek olan oyuncumuz oldu. Takımımızda çift haneli sayılara ulaşan 5 oyuncumuzdan biri oldu. Yaşına rağmen sahaya koyduğu yüreği, hırsı şapka çıkartılacak cinsten. Maçın sonunda taraftarlarımızın, takımı toplu olarak tribüne çağırmalarının ardından Kaptanı ayrı olarak çağırmaları ve ekrana yansımamış olsada Kaptanın formasındaki armayı öpmesi dünkü maçın en güzel anlarından biriydi.

Curtis Jerrells
Maçın ilk yarısında adeta saç baş yoldurdu. Hücumda kaptırdığı toplar, yanlış tercihleri taraftarlar arasında "curtis acaba bu takımın oyuncusu mu?" sorularını akıllara getirmiştir. İlk yarı gerçektende tam bir hayal kırıklığıydı. Sete set savunmalarda çok kolay geçiliyor. Rakip biraz top çevirdimi, tuttuğu adamı kaybediyor. Hücumda da çok istikrarlı bir oyuncu değil. İstikrarlı olduğu tek yer serbest atışlar diyebilirim. Çok yüzdeli kullanıyor fakat serbest atış noktasına gidebilecek hamleleri çok fazla yapmıyor. Hücumu hep dış bölgede düşünen, pota altını çok fazla kullanmayan bir stili var. Maçın ikinci yarısında ise bambaşka bir kimliğe büründü. Takımımızın, taraftarın desteğinide arkasına almasıyla birlikte ön alanda baskı yapması Curtis'in savunmasınıda bizlere gösterdi. Özellikle üçüncü periyotta savunmada inanılmaz oynadı. Kaya'nın da destek vermesiyle Trabzonu kendi sahasına hapseden iki oyuncudan biri oldu. Bu maç boyunca çok değişken bir performans sergiledi. Tam olarak nasıl bir performans sergileyebileceğini, takıma nasıl katkı vereceğini anlamadık. Ama bizim görmek istediğimiz Curtis, maçın üçüncü çeyreğindeki Curtis..

James Gist
Atletik meziyetleri inanılmaz olan bir oyuncu. Çıplak gözle izleyince bunu daha iyi gördüm. Sıçrama özelliği, tam sahayı geçme hızı gerçekten muazzam. Birde kendine güveni yerinde olsa tam aradığımız uzun diyebiliriz. Mirsad'ın da takıma dahil olmasıyla ribaund alma sayımız çom daha fazla artacaktır. Gist'ten tek birşey istiyorum, kendini üç sayı çizgisinin gerisinde kitlemesin. Pota altını ve birebir hücumları tercih etse adım gibi eminim çok daha etkili olacak hücumda. Taraftarla bambaşka oynayan bir oyuncu. dün 11 sayı 8 ribaund ile oynadı. Double-double'ın kıyısından döndü. Yeni transferlerimiz içerisinde Bojan'dan sonra takıma en çok katkı verecek potansiyali barındıran bir oyuncu. Ama hala zamana ihtiyacı var.

Hakan Demirel
İlk geldiğinde kafamda soru işaretleri vardı. Dün salonda izleyince bu fikrim biraz değişti. Fenerbahçe'den ayrıldığı dönemde kendini biraz olsun geliştirmiş. Özellikle boş atışlarda üçlük sokma yüzdesini oldukça yükseltmiş. Alan savunmalarına karşı doğru kullanılırsa tehlikeli olabilir. Savunma yönünü için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Çok kolay fauller yapıyor. Bu beni en çok endişelendiren nokta.

Oğuz Savaş
Milli Takımda olduğu gibi takımımızda da formsuzluğu devam ediyor. Oğuz, kalıbına oranla çok zayıf bir oyuncu görüntüsü veriyor. O kalıpta bir oyuncunun savunmada bu kadar kolay geçilmesi inanılır gibi değil. Çok yumuşak bir savunması var. Henüz form tutamadığındanmıdır bilinmez ama bu sene o alışkın olduğumuz 1-1'leride yapamıyor. Koçta bunun farkında ve Oğzu'u kenara aldıktan sonra bir daha oyuna sokmadı. Bu aslında Oğuz'a bir uyarıydı. "İyi oynamazsan burada oturursun" mesajıydı. Dünkü maçta sadece 5 dk süre alabildi. Sahada olduğu süre içerisinde çok kolay demoralize oluyor. Buda oyununa yansıyor. Bir an önce kendini toparlamalı. 5 numarada ona yine çok ihtiyacımız olacak.

Kaya Peker
Geçen sezona oranla daha iyi oynuyor. Savunma sertliği üst düzey bir oyuncu. Ayak çabukluğunu savunmada çok iyi kullanıyor. Geçtiğimiz sezona oranla bu sezon hücumda da gayet yüzdeli oynuyor. Bu kendine has stili ola tek el atışını bu sene daha yüzdeli sokuyor. Faul problemine girmediği sürece sahada takıma büyük katkı veriyor. Bir çok kişi eleştiriyor ama dün akşamki maçta meşhur üçüncü çeyreğin mimarlarındandı. Oyun içerisinde çok hırslıydı. Bu sezon bize özlediğimiz, o bildiğimiz Kaya'yı izlettireceğine inanıyorum.

Gasper Vidmar
Çok zor bir sakatlığı atlattı. Sezon başınada gayet iyi girdi. Dünkü maçta fazla etkili gözükmedi. Bunda yaşadığı sakatlığın, çekingenliğinin olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz yıl sakatlanmadan önceki performansını gösterse bize bu sezonda çok fazla katkı sağlar. Tek sorunu serbest atış yüzdesinin çok kötü olması. Bu uzun oyuncular için en büyük sorun ama bunu şut çalışmalarıyla biraz düzeltebilir. Vidmar bu sezon 5 numarada sıkıntı yaşamamamız için çok önemli olacak. Belki Oğuz kadar yapılı değil, size avantajıda yok ama tartışmasız ondan daha kuvvetli ve daha sert bir savunma yapıyor. Onun savunmasına Euroleague'de çok ihtiyacımız olacak bu sene çook.. En kısa sürede form tutması takımımızın yararına olacak.

5 Ağustos 2011 Cuma

Hakan Demirel Fenerbahçe Ülker'de!

Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, daha öncede formamızı giymiş olan ve geçtiğimiz sezonu Erdemirspor'da tamamlayan point guard Hakan Demirel ile 1 yıllık anlaşma sağladı. Hakan Demirel, takımımızda Engin Atsür'ün sakatlığından dolayı sıkıntı yaşadığımız yerli guard mevki için transfer edildi. Hakan Demirel'e takımımızda geçireceği bir sezonda başarılar dilerim. Umarım bu sene yakalayacağımız başarılarda takıma büyük katkı sağlar.

Hakan Demirel'i Yakından Tanıyalım:
Hakan 26 yaşında ve 1.92 boyunda. Erdemirspor'da geçtiğimiz sezon 30 lig maçına çıktı ve 11 sayı, 3.4 asist ortalamalarıyla mücadele etti. 2005 ile 2008 yılları arasında takımımızda yer alan Hakan, yaşadığı sakatlıklar nedeniyle fazla süre alamamıştı. 2007 ve 2008 yıllarındaki lig şampiyonluklarımızda kadromuzda yer aldı. Hakan, Milli Takımımızın yanı sıra Darüşşafaka ve Bursa temsilcisi Tofaş'ta da oynadı. A Milli Basketbol Takımımız ile 2006 FIBA Dünya Şampiyonasında mücadele etti..

Hakan Demirel'in milli takım başarıları ise şöyle:

U-18 Milli Takımı ile: 2004 Albert Schweitzer Turnuvası Şampiyonluğu, 2004 U-18 Avrupa Şampiyonası'nda Gümüş Madalya Kazandı.
U-20 Milli Takımı ile: 2006 U-20 Avrupa Şampiyonası'nda Gümüş Madalya Kazandı.