13 Ocak 2016 Çarşamba

Basketbol otoriteleri Fenerbahçe'nin şansını değerlendirdi


Euroleague'de harika bir sezon geçiren ve şampiyonluğun en büyük adaylarından biri konumuna gelen Fenerbahçe, Avrupa basketbol basınının da bir numaralı gündemini oluşturuyor. Üst üste aldığı başarılı sonuçlarla hem Euroleague'de hem de Türkiye Basketbol Ligi'nde en önemli favorilerden biri konumuna gelen Sarı-Lacivertli Ekibi basketbol otoriteleri değerlendirdi.

Aydın Örs: "Fenerbahçe'nin yolu açık"
A Milli Erkek Basketbol Takımı ve Fenerbahçe'nin eski başantrenörü Aydın Örs, sarı-lacivertli takımın geçen yıl yakaladığı başarının da bir adım daha ötesine gideceğine inandığı söyledi. 

Türk basketbolunun unutulmaz isimleri arasında yer alan Örs, TOP 16 maçlarının devam ettiğini ve ilerisi için konuşmanın erken olduğunu belirtmesine rağmen Fenerbahçe'ye olan güvenini şu sözlerle ifade etti: 

"Fenerbahçe herkes tarafından Avrupa Ligi'nin favorisi olarak gösteriliyor. Geçen seneden daha mücadeleci, agresif savunma yapan, tempolu oynayan bir yapıya sahip. Obradovic de çok tecrübeli bir antrenör. Takımı çok iyi yönetiyor. Fenerbahçe'nin yolunun açık olduğunu ve Final Four'un ötesine geçeceğini düşünüyorum" dedi. 

Fenerbahçe'nin yükselen bir grafiğinin olduğunu aktaran Örs, "Eğer bir şansızlık olmazsa bence geçen seneden daha iyi bir başarı alınır. Kulübün de hedefleri büyük. İnşallah iyi bir başarıyla özlenen şampiyonluk gelecektir" değerlendirmesinde bulundu. 

Yunan gazeteci Ioannidis: "Fenerbahçe'nin şampiyonluğuna hazırlanın" 
Hem kulüp hem de milli takım bazında Avrupa basketbolunun en başarılı ülkelerinden olan Yunanistan'da, haber ajansı ANA-MPA'nın spor editörü Alexandros Ioannidis, Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi'nde şampiyonluğa ulaşabileceğini aktardı. 

Yunan gazeteci, AA'ya yaptığı açıklamada, uzun yıllar ülkesinde Panathinaikos'la büyük başarılar yakaladığını hatırlatarak, Sırp başantrenörün yönetimindeki Fenerbahçe'yi şöyle değerlendirdi: 

"Fenerbahçe'nin geçen sezon Dörtlü Final'e çıkması şans değildi. Bu başarı kulüp ve Türk basketbolunda yeni bir çağın başlangıcı oldu. Bu yıl Fenerbahçe'nin performansı tekrar Dörtlü Final'de olacağının göstergesidir. Kadrosunda her pozisyonda müthiş yetenekler var. Obradovic, savunma ve hücumda çok güçlü bir takım oluşturdu. Son şampiyon Real Madrid'in yer aldığı ilk turda rahat bir şekilde lider olarak Top 16'ya kaldı. Top 16'da grup birincisi olacağını inanıyorum. Fenerbahçe'yi bu sezon Dörtlü Final'de görmemek sürpriz olur. Eğer Obradovic'in bir takımın başında olduğunu görüyorsanız, o takımın şampiyon olmasına hazırlanın." 

İspanyol gazeteci Camps: "Fenerbahçe'nin Dörtlü Final'e kalma şansı yüksek" 
İspanya'da yayın yapan Onda Cero Radyosu'nun basketbol muhabiri David Camps de Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi'nde Dörtlü Final'e kalma şansını yüksek olduğunu belirtti. 

İspanyol gazeteci, Fenerbahçe'nin çok önemli bir bütçeye sahip olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: 

"Fenerbahçe'nin bu yıl da Dörtlü Final'e kalma şansı çok yüksek. Obradovic gibi bir başantrenöre sahipler. Bu sezon Avrupa Ligi'nde Dörtlü Final'e kimlerin gideceğinin tahminini yapmak çok zor ama Fenerbahçe orada olacaktır. Fenerbahçe'nin geçen yıla oranla bu yıl kupayı kazanma şansı daha fazla." 

Sırp gazeteci Matic: "Fenerbahçe şampiyonluğun en büyük favorilerinden biri" 
Avrupa basketbolunun en önemli ülkelerinden biri Sırbistan'da Vecernje Novosti Gazetesi'nde basketbol muhabiri olan Djordje Matic de sarı-lacivertlilerin Avrupa Ligi'nin en büyük favorilerinden biri olduğunu dile getirdi. 

Fenerbahçe'nin başında vatandaşı Zeljko Obradovic'in olduğunu hatırlatan ve bunun büyük bir avantaj sağladığını belirten Sırp gazeteci, "Obradovic, büyük takımları yönetmeyi iyi biliyor. Obrdovic geldikten sonra Fenerbahçe'de çok şey değişti. Obradovic, Fenerbahçe'yi 'kazanan' bir takım yaptı. Daha önce Sırbistan'da oynayan birçok oyuncu şu anda Fenerbahçe'de. Türk basketboluna yapılan yatırımlar ve gelen kaliteli antrenörler, Türk oyuncuların gelişimi için de önemli. Fenerbahçe, zaten Obradovic'i Avrupa'da da başarılı olmak için göreve getirdi. Geçen yıl Dörtlü Final oynayan Obradovic'in Fenerbahçe'si, bu yıl şampiyonluğun en büyük favorilerinden biri" şeklinde konuştu.

22 Eylül 2014 Pazartesi

Zadar'da şampiyon Fenerbahçe Ülker!


Fenerbahçe Ülker, Zadar Turnuvası finalinde Cedevita Zagreb ile karşılaştı. Mücadeleyi 75-67 kazanan takımımız, oynadığı üç maçı da galip tamamlayarak turnuvanın şampiyonu oldu.

Mücadeleye Hickman, Goudelock, Serhat, Vesely ve Semih ilk beşiyle başlayan ekibimiz, rakibinin maç başındaki 3-7'lik üstünlüğü sonrası toparlanarak 4. dakikada 7-7 ile skorda eşitliği sağladı. İlk çeyrek boyunca hücumda zorlanan Fenerbahçe Ülker, dengede giden oyun sonrası bu periyodu 18-18 eşitlik ile tamamladı. İlk on dakikada Jan Vesely 7, Serhat Çetin de 5 sayı ile öne çıktı. 

İkinci çeyreğin ilk bir buçuk dakikası skorsuz geçilirken mücadeledeki eşitlik, çeyrek ortasına kadar taşındı. Serhat Çetin ve Andrew Goudelock gibi önemli skorerlerin devreye girmesiyle hareketlenen takımımız, bu bölümde 4 sayılık avantajı yakaladı (26-22). Geride kalan bölümde ekibimiz, hücumda yine zorlansa da Goudelock'ın yaratıcılığı ile skor üstünlüğünü az da olsa korudu. Devre, 35-33 üstünlüğümüz ile tamamlandı.

Fenerbahçe Ülker'in ilk yarıda skor dağılımı Vesely 9, Goudelock 8, Serhat 8, Oğuz 4, Zoric 4, Hickman 2 şeklinde oluştu. Sarı lacivertliler, ilk yarıda rakibine ribaundlarda 16-12 üstünlük sağlasa da yapılan 12 top kaybı dikkat çekti. Ekibimiz, ilk yarıda 5 asist üretirken, 4 de top çaldı.

İkinci yarı da, ilk yarıda olduğu gibi sert savunmalar ve düşük skor ile başladı. İlk üç dakika, 38-35 Fenerbahçe Ülker üstünlüğü ile geçildi. İlerleyen sürede devreye giren Andrew Goudelock, bitime 5:44 kala 43-37 ile farkı 6 sayıya çekti. Savunma sertliği düşen ekibimize karşı dış şutlarda da isabet bulan Cedevita Zagreb, maçın içerisinde kalmayı bildi. Periyot 57-50 üstünlüğümüz ile tamamlanırken Andrew Goudelock 18 sayıya ulaştı.

Dördüncü çeyreğin başında, Goudelock'ın oyunda olmadığı bölümde skor üretmekte güçlük çeken sarı lacivertliler, ilk üç buçuk dakikayı sayısız geçince Cedevita uzun bir aranın ardından öne geçti (57-58). Oyuna mola alarak müdahale eden Zeljko Obradovic, Hickman ve Vesely ikilisini oyuna sürdü. Hücumda canlanan Fenerbahçe Ülker, bitime üç dakika kala 64-61 üstünlüğü yakaladı. Kalan sürede Vesely ve Hickman ile sayılar bulan takımımız, maçtan 75-67 galip ayrıldı ve turnuvanın şampiyonu oldu.

Skor Dağılımımız: Goudelock 20, Vesely 15, Hickman 14, Serhat 8, İzzet 5, Oğuz 4, Zoric 4, Melih 3, Emir 2.

Takım İstatistikleri (Fenerbahçe Ülker-Cedevita Zagreb):
İki Sayı Yüzdesi: 17/29 (%59) – 18/41 (%44)
Üç Sayı Yüzdesi: 10/14 (%71) – 6/17 (%35)
Serbest Atış Yüzdesi: 11/21 (%52) – 13/19 (%68)
Ribaund: 32-21
Asist: 9-11
Top Çalma: 9-11
Top Kaybı: 21-12

Bireysel oyuncu istatistikleri:
Andrew Goudelock: 29 dakika, 20 sayı, 3 ribaund, 4 asist, 5 top kaybı
Ricky Hickman: 24 dakika, 14 sayı, 2 asist 4 top kaybı
Semih Erden: 7 dakika, 0 sayı, 2 ribaund, 1 top çalma
Serhat Çetin: 19 dakika, 8 sayı, 3 top kaybı
Jan Vesely: 25 dakika, 15 sayı, 4 ribaund, 1 top kaybı
Melih Mahmutoğlu: 11 dakika, 3 sayı, 2 ribaund, 1 top kaybı
İzzet Türkyılmaz: 10 dakika, 5 sayı, 5 ribaund, 1 blok
Can Altıntığ: 4 dakika, 1 top çalma
Oğuz Savaş: 17 dakika, 4 sayı, 3 ribaund
Luka Zoric: 16 dakika, 4 sayı, 3 ribaund, 1 top kaybı
Kenan Sipahi: 12 dakika, 2 top kaybı
Emir Preldzic: 25 dakika, 2 sayı, 8 ribaund, 6 asist, 4 top kaybı, 3 top çalma

21 Haziran 2014 Cumartesi

Gergin seride şampiyon Fenerbahçe Ülker!


Beko Basketbol Ligi'nde 2013/2014 sezonu dün gece oynanması planlanan ancak rakip takımın sahaya çıkmaması ile oynanamayan final serisinin son maçı ile birlikte sona erdi. Deplasman ekibi Galatasaray Liv Hospital'ın sahaya çıkmaması nedeniyle Fenerbahçe Ülker, TBF tarafından maçın 20-0 lehine tescil edilmesiyle seriyi 4-3 kazanarak şampiyonluğunu -resmi- olarak ilan edecek. Ancak Türk Sporunun iki güzide kulübünü şampiyonluk hedefiyle karşı karşıya getiren erkek basketbol finalinde ne yazık ki sahada bu keyifli oyunu oynamaya çalışan, emek veren, ter akıtan sporculardan çok tribünler ve kulüp yöneticileri konuşuldu. 100 yılı aşkın iki büyük kulübün bir basketbol şöleni gibi geçmesi gereken bir final serisinde ortamı germek için çaba harcaması; hem oyuncuların hem de saha kenarında emek harcayan antrenörlerin (biri hariç) emeklerine yapılmış büyük bir hakaret oldu.

Final Serisinde Fenerbahçe Ülker ile Galatasaray Liv Hospital'ın karşılaşacağının kesinleşmesiyle güzel bir basketbol şöleni yaşayacağımızı düşündük. Türk basketbolu için Fenerbahçe-Galatasaray derbilerinin önemi göz önüne alındığında büyük bir prestij kaynağı olacaktı. Seri gayet seyir keyfi yüksek, salon atmosferi olarakta son derece düzgün maçlarla başladı. Fenerbahçe Ülker'in saha avantajı nedeniyle Ülker  Sports  Arena'da oynanan ilk iki karşılaşma hem basketbol kalitesi hem de tribün atmosferi olarak son derece keyifli bir atmosferde oynandı. Ancak serinin kaderi ikinci maçın sonunda ne yazık ki Galatasaray Liv Hospital gibi bu ülkenin en önemli kulüplerinden birinin ve aynı zamanda da Türk Milli Takımının başına yeni getirilen, kendisine Milli Takım emanet edilen Ergin Ataman'ın yaptığı açıklamalarla tamamen değişti. Temsil ettiği kulübü ve daha da ötesinde yaz döneminde görev yapacağı Milli Takımı düşünmeden tamamen taraftarı kışkırtmak ve belli kesimleri hedef göstererek yaptığı açıklamalar Ergin Ataman'a yakışmadı. O açıklamaların akabininde Abdi İpekçi Spor Salonu'na taşınan serinin daha ilk maçında, maç öncesi hakemlere salon girişinde saldırılması, salon içerisinde bir basketbol atmosferinden çok savaşa gidermişçesine oluşturulan atmosfer tüm dengeleri alt üst etti. 

Abdi İpekçi'de oynanan iki maçın ardından seri 2-2'ye gelerek tekrardan Ülker Sports Arena'ya taşındı. 5. maç öncesi Fenerbahçe kulübünde başkan Aziz Yıldırım'ın da katıldığı bir basın toplantısı düzenlenerek birçok konuda eleştiriler dile getirilmişti. Ancak ne yazık ki bu basın toplantısı yükselen gerilimi düşürmek yerine daha da arttırmıştı. Kimi Fenerbahçe taraftarı tarafından bile -ruhsuz- olarak adlandırılan bu salon (ki bana göre son derece modern ve olması gerektiği gibi olan bir salon) Final serisinin 5.maçında Abdi İpekçi'de yaşanan olaylarında etkisiyle son derece gergin bir hale gelmişti. Normalde maçın başlamasına 5 dakika kala dolan salon bu maçta yarım saat önceden dolmuş, oturarak maç izlendiği için çok fazla şikayet edilen alt bloklardaki taraftarlar tüm maçı ayakta izlemiş ve Ülker Sports Arena geçmiş maçlardan çok farklı bir görüntüye bürünmüştü. Bu maçın ardından Fenerbahçe seride tekrardan öne geçmiş ve üstüne Galatasaray Liv Hospital'a TBF tarafından 4.maçta meydana gelen olaylar neticesinde 2 maçlık seyircisiz oynama cezası verilmişti. Galatasaray, kadın ve çocuk taraftarların önünde oynanan maçı kazanarak seriyi tekrar eşitlemeyi başarmıştı.

Ancak asıl bomba bu maçın akabininde batlayacaktı. TBF, tarafından Fenerbahçe Ülker'e seyircisiz oynama cezası verilmemesi ve şampiyonu belirleyecek 7. maça hakem Recep Ankaralı'nın atanması Galatasaray cephesinde büyük bir tepkiyle karşılandı. Bu tepkinin boyutu o kadar büyüktü ki takım idarecilerinin aklı selim davranması gerekirken olaya körükle gitmesine ve akıllıca kararlar almalarına engel duruma geçti. Galatasaray kulübü başkanı Ünal Aysal 17 Haziran günü yaptığı basın açıklaması ile takımın 7. maça çıkmayacağını açıkladı. Bu karar Türkiye'de daha önce benzeri görülmemiş bir karardı. 

Sahada mücade eden emek veren, ter akıtan oyuncularının emeklerini hiçe sayarak onlar adına bir karar almak, bana göre hiçbir kişinin haddi değildir. Bu kulüp başkanı da olabilir, kulüp yöneticisi de... Galatasaray bu ülkenin en önemli Spor Kulüplerinden biri konumunda iken, mücadele etttiği bir final mğsabakasında takımı sahadan çekmesi kabul edilebilir bir durum değil. Özellikle bunun için ortaya konan gerekçelerden biri -can güvenliği- konusu olduğunda durum çok daha içler acısı bir duruma gelmiş oluyor. 2014 yılının Türkiye'sinde bir spor müsabakasına can güvenliğimiz yok diyerek çıkmamak başta Türkiye Cumhuriyeti devletine ve güvenlik güçlerine yapılan büyük bir ayıptır. Galatasaray gibi büyük bir camiaya yakışan duruş maça çıkmak olmalıdır. Galatasaray kulübü maça çıkmalı, maç esnasında olayların yaşanması durumunda ise sahayı terk etme kararlılığını göstermeliydi. Sahaya çıkıp, olaylar nedeniyle sahadan çekilen Galatasaray hem davasında aklı olduğunu kanıtlayacak hem de kamuoyunda yaratılan algı çok farklı boyutta olacaktı. 

Kulüp adına akıllı kararlar alması gereken bir makamda bulunan kişilerin böyle kararlar ile takımlarının tarihlerine büyük bir zafer yerine kocaman bir leke kazıdığını hatırlatmakta fayda var. Milyonlarca taraftarının hakkı olan şampiyonluğu son dakikaya kadar kovalayan takımını izleme hakkı, sahada emek harcayan, ter akıtan, 8 aylık uzun bir sürede sırf bu maçı bekleyen oyuncu topluluğunun emekleri bir kişinin ağzından çıkacak iki söz ile yerle bir olmamalı. Bu Galatasaray Spor Kulübüne hiçbir şekilde yakışmamış bir karar oldu. 

Yazıya başlarken de söylediğim gibi gergin geçen bir final serisi sahada oynanan basketboldan çok, saha dışında yaşananlarla hatırlanacak. Kim haklı kim haksız muhabbetine hiç girmeyeceğim. Çünkü Türkiye'deki spor algısına baktığımızda her iki tarafta kendisini haklı gördüğü müddetçe bu ülkede sporun gelişmesini beklemek hayalden öteye geçmeyecek. Ancak ben saha içinde yer alan bu işin emekçilerine değinmek istiyorum. Öncelikle kendisinden çok daha bütçeli bir takıma karşı final serisinde 3 maç kazanarak şampiyonluğu  son maça taşıyan, sahada savaşmaktan geri adım atmayan ve Fenerbahçe Ülker kadar şampiyonluğu hak eden Galatasaray Liv Hospital takımı oyuncularına, yorgun geçen bir sezonun ardından final serisinde özellikle iç saha maçlarında iyi bir basketbol ortaya koyan ve son maçın oynanmaması nedeniyle buruk bir sevinç yaşasalar da şampiyonluğu sonuna kadar hak eden Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımı oyuncularına gönülden tebrikler...

Son sözümde her iki camianın yöneticilerine; futbolda yarattığınız gerilim yetmiyormuş gibi bu durumu basketbola da taşımaktan vazgeçin... Basketbol sahada 5'e 5 oynanırken güzel...

2 Ekim 2011 Pazar

Nations Cup Gençlerde Şampiyon Fenerbahçe Ülker


Bu yıl ilk defa düzenlenen ve Türk-Yunan dostluğunu geliştirmek amacı taşıyan Two Nations Cup'ta Gençler Turnuvası dün gece oynanan üçüncü maçlarla tamamlandı. Turnuvaya A Takım seviyesinde katılan takımların, Genç Takımları arasında düzenlenen Two Nations Cup Gençler Basketbol Turnuvası, Fenerbahçe Ülker Genç Basketbol Takımımızın namağlup Şampiyonluğu ile tamamlandı.

Turnuvadaki ilk maçında cuma akşamı Anadolu Efes ile karşılaşan gençlerimiz son topa kalan maçı 84-82 kazandı ve turnuvaya galibiyet ile başladı. Ertesi gün yani Cumartesi günü sabah 11:00'de Olympiacos Genç Takımı ile karşılaşan Ekibimiz baştan sona üstün götürdüğü maçı 81-64 gibi farklı bir skorla kazanarak 2'de 2 yaptı. Aynı günün akşamı saat 21:00'de bu sefer Panathinaikos ile karşılaşan Gençlerimiz salonda 72-65 galip ayrılarak turnuvayı 3'te 3 yaparak, namağlup şampiyon olarak tamamladılar.

Turnuvada Fenerbahçe Ülker Genç Takımımızda ön plana çıkan oyuncular Berkay Candan, Metecan Birsen ve Mehmet Şanlı oldu. Bu üç gencimiz ilerisi için bizlere ışık vermeye devam ediyor. Berkay geçtiğimiz sezondan beri aralıklarla A takımla çalışmalara katılmış ve bazı maçlarda da A Takımda süre almıştı. Metecan ise bu sezon başı hazırlık döneminde A Takımla çalışmalara katılmış ve hazırlık maçlarının bir kısmında süre almıştı. Bu iki genç oyuncuda Coach Spahija'nın dikkatini çekmiş olacak ki A Takımla kamplara alınmış, deplasmanlara götürülmüş. Bu turnuvada bu üç gencimizin başı çektiği, gayet başarılı bir performans gösterdik. Mehmet Şanlı ve Berkay Candan turnuvada double-double yapmayı başaran nadir oyunculardan oldular.

Gençlerimiz takım halinde savunmayı çok iyi uyguladılar. Fenerbahçe Ülker Genel Koordinatörümüz Aydın Örs'ün altyapılarda her zaman uygulattığı ve asla geri adım atmadığı Adam-Adama savunmada hem Yunan takımlarına hem de Anadolu Efes'e karşı gayet başarılıydık. Anadolu Efes karşısında bir ara 15 sayı geriye düştüğümüz maçı kazanmış olmamızda savunmadaki bu adam-adama savunmayı başarılı bir şekilde yapmamızdan kaynaklanıyordu. 15 sayılık bir farkı sadece hücumda sayı bularak kapatamazsınız, savunmada da rakibe sayı attırmamanız gerekiyor. Genç Takımımızda hücum konusunda sıkıntı yaşanacak bir nokta yok. Çünkü takımdaki hemen hemen her oyuncunun skorer kimliği var. Biri maç içerisinde dursa bench'ten gelen bir başka oyuncumuz kaldığı yerden devam ediyor. Özellikle pota altı hücumlarda rakibimiz kim olursa olsun çok bariz bir üstünlüğümüz var.

Bizim Genç Takımımızın en büyük şansı da Fikret Doğan gibi, gerçek Fenerbahçeli ve basketbol Altyapıda artık uzmanlaşmış bir Başantrenöre sahip olması. Genç Takımın bir maçını izlemeye gittiğimde geride olan takımına mola almış ve oyuncularına şu sözü söylemişti: "Fenerbahçe Armasını gören herkes deli gibi oynar, sizi alt etmeye çalışır! Çıkın ve bu armaya, bu formaya layık olmaya çalışın!" İşte takımdaki Genç oyunculara Fenerbahçe sevgisini böyle aşılayan bir hocanın sporcularıda her zaman mücadeleye bir adım önde başlar.

Fenerbahçe Ülker şu anda Türk Basketbolunda geriden gelen yeni jenerasyonlarının en büyük sporcu kaynağı. Gerek altyapı organizasyonlarıyla, gerek yetiştirdiği sporcuların disiplin ve becerileriyle Türk Basketboluna birçok yeni yeteneği kazandıran kurum. Yunan basketbolunda son yıllarda altyapıdan oyuncu çıkartamama sorunu nedeniyle A Takımlarının düştüğü sıkıntıları biliyoruz. Yabancı oyuncu ağırlıklı takımlar kuruyorlar. Kadrolarında 30 yaş üstü bir çok oyuncu barındırıyorlar. Bu Yunan Milli Takımınıda olumsuz etkiliyor. Oysaki biz altyapımızın yetiştirdiği bu oyuncularla çok daha genç bir takım şekline bürünüyoruz. Geçtiğimiz sezon Gençler Euroleague'de Final maçlarına yükselmiş bu Takım, bu sezonda çok önemli takımların yer aldığı bir turnuvayı Şampiyon olarak tamamladı.

Fenerbahçe Taraftarının gönlü rahat olsun. Altyapımızda çok büyük yetenekler var. Basketbol Takımımızın geleceği hiç olmadığı kadar parlak. Belkide 5-10 yıl sonra Basketbolun Barcelona'sı oluruz. Gençlerimizi birkez daha tebrik ediyorum. Onlarla gurur duyuyoruz!!

18 Haziran 2011 Cumartesi

Ne oldu Tutku??


Öncelikle bu yazıya başlamadan önce Tutku hariç tüm Galatasaraylı oyuncuları, koç Mahmuti'yi tebrik etmek istiyorum. Serinin başından beri kendi güçlerinin farkında olup, rakiplerinin kendilerinden daha güçlü olduğunu kabul edip sadece kendi gerektirdiklerini yaptıkları için tebrik etmek istiyorum. Her ne kadar stresli, sıkıntılı geçsede biz basketbol severler bu ezeli rekabeti bu seviyelerde izlemeyi özlemişiz.

Gelelim Tutku'ya. Kendisini taa Türk Telekom'da oynarken bile sevmezdim. Bilmiyorum ama bana çok soğuk geliyor. Sportmenlik dışı davranışları, saha içinde taraftarı kışkırtmaya yönelik hareketleri tam bir spor katili. Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanan maçta attığı her sayıdan sonra el kol hareketleri yapan ve taraftarı kışkırtan bir oyuncu. Aslında oyuncu demekte istemiyorum. Ulu Önder Atatürk'ün söylediği, "Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim." sözünde geçen fakat kendisinde bulunmayan "Ahlak" yoksunu bir kişiliğe sahip Tutku.

Dün gece seri bitti. Şampiyonluğu Abdi İpekçi'de kazandık ve Galatasaray'ın taraftarı önünde onlara karşı aldık bu şampiyonluğu. Maçtan sonra taraftarlar her ne kadar "O kupa burada verilmeyecek!" diye kendilerini yırtsalarda, O kupa Abdi İpekçi'de verildi! Hemde salon emniyet güçlerince boşaltıldıktan, çıkmamaya inat eden taraftarlar yakapaça dışarı çıkartılarak boşaltıldıktan sonra. Ve sonunda Abdi İpekçi'de sadece "Şampiyon Fener" sesleri inlemeye, oyuncularımızın ve teknik heyetimizin sevinç çığlıkları duyulmaya başlandı. 5'te 5 hedefini tamamlayan son kupada müzemize geldi.

Ama o esnada salonda Galatasaraylı bir tane sporcu yoktu. Çünkü onlar çoktan salonu terk etmişlerdi bile. Şimdi Tutku'ya bir soru sormak istiyorum. Ne oldu Tutku? Aldın mı o kupayı?

Şampiyon FENERBAHÇE ÜLKER!!

Bu akşamki maç öncesi yazdığım yazıyı şu sözlerle sonlandırmıştım. "Saldırın Forma için sizde savaşın, Şampiyonluk inanın şimdi çok yakın, Kupalar yükselecek ellerimizde: VURUN KIRIN PARÇALAYIN !"

Yukarıdaki taraftar tezahüratında ne yazıyorsa, bu akşam Abdi İpekçi parkelerinde de aynısı yaşandı. Sahada mücadele eden 12 cesur yürek, giydikleri kutsal forma için adeta rakibiyle savaşırcasına saldırdı. Çünkü sonuçta kazanılacağını ve o Şampiyonluk Kupasını müzemize getireceklerine inanmışlardı. Özelliklede Sinan Erdem'de son topta kaybedilen maçtan sonra, bu şampiyonluğa daha da inanmış bir oyuncu topluluğu vardı sahada. Bu sefer daha motive olmuş, rakibinin zaaflarını daha iyi çözmüş, hücumda daha düzgün oynayan ve birbirine her an moral veren bir kimliğe bürünmüştü Sarı-Lacivertli Formanın cesur yürekleri.

Maçın her anında rakibinin yaptığı hamlelere en doğru ve en yerinde hamlelerle karşılık verdik. Onların hücum anlayışlarına göre değil, kendi oyun anlayışımıza göre mücadele ettik. Mücadelenin son saniyesine kadar, beşinci maçta yaptığımız son saniye hatalarını bu maçta yaptık. Son 1 dakikaya yine 5 sayılık üstünlükle girdik. Fakat bu sefer daha önceki hataları yapmayıp, direk süreyi kullanmaya yönelik değil, sayıya ulaşmaya yönelik oynadık. Kısacası bu galibiyet için, rakibimizin hamlelerine karşı, sol ve sağ kroşelerle (üçlüklerle) karşılık verip potalarına sayıları bıraktık, rakibin direncini kırdık ve sahada her bölgede her eşleşmede rakibimizi parçaladık.

Sonunda da bir sezon boyunca emek harcayıp, çalıştığımız, tüm planları onun üzerine yaptığımız kupayı kazandık ve Kaptanımız Ömer Onan'ın ellerinde kaldırdık. Bu şampiyonluk ile son 5 sezondaki 4. Şampiyonluğumuzu kazandık ve bu son 5 sezonda Türk Basketboluna Fenerbahçe Ülker hegemonyasını kabul ettirdik. Aynı zamanda Fenerbahçe Spor Kulübü bünyesinde mücadele eden 5 ana branştada sezonu şampiyonlukla tamamladık ve kırılması güçte bir rekora imza attık.

Fenerbahçe Ülker'in bu şampiyonluğu tüm camiamıza ve taraftarlarımıza armağan olsun. Yeni sezonda büyük hedeflerle, yepyeni bir kadroyla Avrupa'yı inletmek için çalışacağız. Biz buna inanıyoruz ve gelecek sezonu iple çekmeye başladık bile...