14 Aralık 2012 Cuma

Euroleague'de Normal Sezonun Ardından-1


Uzun zamandır Euroleague maçlarıyla ilgili yazı yazmıyordum bloga. Bunun nedeni de Euroleague'de normal sezonun tamamlanmasını beklemek ve ortaya çıkacak sonuçla birlikte oynanan bu 10 maçı bir yazı dizisi halinde ele almak istememdi. Dün akşam oynanan maçla birlikte Euroleague'de Normal Sezon sona erdi. Fenerbahçe Ülker geçtiğimiz sezon olduğu gibi Top 16 biletini alabilmek için; yine son maçta, yine Cantu'yla ama bu kez İstanbul'da "ya tamam ya devam" maçına çıktı. Ve yine son maçta Cantu'yu yenerek adını son 16 takım arasına yazdırdı. 

Euroleague Regular Season 2012-13 yazı dizimizin ilk iki gününde sizlere oynadığımız 10 maç sonunda Fenerbahçe Ülker'in neleri kötü yaptığını ve bu dönemde oyununu etkileyen faktörlerden bahsedeceğiz.

Bugün ele aldığımız konular şöyle;
1-Ribaund Problemi
2-Asist Problemi ve Bireysel Oyun

Özellikle bu sezon dillerden düşmeyen ve takıma yapılan en büyük eleştirilerin başında "Ribaund Problemi" geliyor. Fenerbahçe Ülker 24 takımlı Euroleague'de Hücum Ribaundu alma sıralamasında 23., savunma ribaundu alma sıralamasında 17. ve toplam ribaund sıralamasında ise 21. sırada yer aldı. Aslında bu ribaund problemi oynanan son 2-3 (lig ve Euroleague) maçta düzelmeye de başladı. Ligin başlarında rakip ile olan ribaund farkı son haftalarda oynanan maçlarda kapandı ve rakibin önüne geçmeye başladı. Fakat bu gelecek için yeterli olur mu? Tabiki de hayır. 

Fenerbahçe Ülker kurulan kadro itibariyle tempolu oyuna çok yatkın bir takım. 1-2-3 hatta 4 numarada oynayan oyuncularıyla bile rakip sahaya top getirebiliyorlar. Bu kadar çok rakip sahaya topu taşıyabilen oyuncunun bir arada bulunduğu kadroda tempolu hücumlar kolay basketleri getirir. Ancak biz bunu bir türlü kullanamadık. Nedeni ise biraz düşünüldüğünde ortaya çıkıyor: Ribaundlar... Özellikle savunmada rakibe verilen ribaundlar Fenerbahçe Ülker'in tempolu oyun oynamasına engel oldu. Hal böyle olunca da takımın hücum sistemi bana göre sekteye uğradı. Bo McCalebb'ın sakatlık yüzünden oynamadığı maçları göz önüne aldığımızda alınan sonuçlar ve ortaya konan basketbol malumunuz. Topu hızlı bir şekilde rakip sahaya taşıyamadık. Sete set hücumlarda da JR Bremer'dan hiçbir fayda alamayıp, Barış'a da oyun içerisinde hakettiği süre verilmeyince bireysel performanslar üzerinden oyunu oynamaya başladık. 

Resmin orjinal boyutunu görmek için üstüne tıklayınız
Tempolu oyunun en önemli gereksinimlerinden biri ribaund sayısının yüksekliğidir. Savunmada alınan ribaundlar ile rakip sahayı hızlı geçen oyuncuların olduğu bir takım rakibini zor durumda bırakır. Kolay sayılar bulunur. Hücum ribaundlarını zorlamak ise kendi takımının geri dönmesini kolaylaştırır. Takım arkadaşlarına zaman kazandırır. Alınacak bir ribaund ekstra hücum şansı sağlar.Ama biz oynadığımız 10 maçta bunları yapamadık. Hemen hemen her maçta rakibimizin ribaund alanında gerisinde kaldık. Verdiğimiz hücum ribaundlarıyla rakibe ikinci şansları, kolay sayıları verdik.

Takım halinde ribaund performansımız kötüydü. Kadromuzda bulunan oyuncuların geçtiğimiz yıllarda Euroleague'deki ribaund ortalamalarına baktığımızda hepsinde düşüş vardı. Bir tek Ömer, geçtiğimiz yıllardaki ortalamasının üstüne koymuş. İlkan ise ilk Euroleague tecrübesinde takımın ribaundlardaki en etkili iki isminden biri oldu. Diğeri ise özellikle son maçlarda ribaunda daha fazla çıkan ve her topu zorlayan David Andersen oldu. Mike Batiste ve son yıllardaki en düşük sahada kalma süresiyle soynayan Oğuz Savaş'tan beklenen katkının alınamaması, Kaya Peker'in coach tarafından tercih edilmemesi uzunlarda sadece David Andersen'in ve İlkan'ın bu alanda öne çıkmasını sağladı. Ki burada İlkan için oyuncu değerlendirmelerimizde ilerleyen günlerde geniş olarak bahsedeceğiz. Uzunların formsuzluğuna kısalarında ribaunda destek vermemesi eklenince yukarıda gördüğünüz tablo ortaya çıktı. 

Konsantrasyon eksikliğinin giderilmesi, agresiflik seviyesinin arttırılması ile ribaund problemi çözülebilir. Ancak oyuncuların da bu konuda daha istekli olması ve ribaundu istemesi gerekiyor. Eğer ki hedef Final Four'sa bu kadar çok ribaund vererek beklenen hedefe ulaşmanın imkansız olduğunu oyuncularda, teknik heyette biliyordur. Yapmaları gerekende bu zaafımızı ortadan kaldırmak için çalışmak. Yoksa bizim için değil Final Four, Top 16'yı geçmek bile imkansız olacak.

Euroleague'de geride kalan 10 maç sonunda en çok sıkıntı çektiğimiz ikinci konu ise asist ortalamamız oldu. Fenerbahçe Ülker, 24 takımlı Euroleague'de asist sıralamasında 23. sırada yer aldı ve ligin en az asist yapan ikinci takımı oldu. Ribaund konusunda da bahsettiğimiz gibi tempolu oyundan uzaklaştığımızda skor üretkenliği bireysel performanslara döndü. Bo McCalebb'ın sakatlık yüzünden maç kaçırması, oynadığı maçlarda ise sakatlığın etkilerinden kurtulamamış olması bu alanda gerilerde kalmamıza neden oldu. JR Bremer'ın hiçbir katkı vermemesi ve Barış'ın süre bulamaması da eklenince takımda asist katkısı yapabilecek tek bir oyuncu kaldı. O da Emir Preldzic'ti. Zaten Emir maç başına 2.6 asist ortalaması ile takımın bu alanda en etkili ismi oldu. 

Bo McCalebb'ın sakatlıktan tamamen kurtulmuş olması, coach'un Barış'a hak ettiği süreleri vermeye başlaması ve JR Bremer'ın yerine yeni bir oyun kurucununda katılacağını göz önüne aldığımızda TOP 16 serisinde asist sayımızda yükseliş olacaktır. Ancak bunun için bireysel performanslardan çok takım halinde oynanacak oyunun getireceği katkılar ile olacağını da göz önüne almak lazım. 

Önümüzde çok fazla zaman yok. Euroleague'e sadece bir hafta ara verilecek ve TOP 16 maçları bu aranın ardından başlayacak. Coach'un ve oyuncuların eksikleri gidermeleri için önlerinde yeterli süre yok ama bu eksiklikler için artık süre istenme lüksü de yok. Sezon başlayalı iki ay oldu ve artık rayların yerine oturması gerekiyor. Bu kadar kaliteli oyunculardan kurulu bir takımın basketbolun iki önemli parçasında zaafiyet göstermesi kabul edilebilir bir durum değil. Bakalım JR Bremer'ın yerine kim kadroya dahil edilecek. İlerleyen günlerde bu sorunun cevabını öğrenmiş oluruz.

Bir sonraki yazımızın konuları;
1-İç saha-dış saha performansımız
2-Periyot sonlarını oynama
3-İyi performansı maçın geneline yayma

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder