2 Ağustos 2013 Cuma

Fenerbahçe Ülker'den ayrılan isimler


Fenerbahçe Ülker, yeni sezon öncesi kadrosunu güçlendirirken geçtiğimiz sezon kadrosunda yer alan bir çok oyuncu ile de yollarını ayırdı. Büyük hedeflerle başlanılan sezonda yaşanan hayal kırıklığı sonrası sezon ortasında J.R. Bremer takımdan ayrılmış, sezonun ikinci yarısında ise baş antrenör Simone Pianigiani takımdaki görevinden ayrılarak ülkesine dönmüştü. Sezonun geri kalan kısmında Ertuğrul Erdoğan'ın yönetiminde başarısız çizgisini sürdüren Sarı-Lacivertli Ekibimiz Euroleague'e Top 16'da, lige ise play-off ilk turunda veda etmişti.

Yeni sezonda Fenerbahçe Ülker'de özellikle yabancı oyuncuların büyük bir bölümü değişti. işte sizler için hazırladığımız ve bu sezon takımda yer almayacak oyuncuların listesi:

1- Mike Batiste
Geçtiğimiz sezon takıma dahil olan ve 1 yıllık sözleşme imzalanan Mike Batiste ile gelecek sezon için yeni bir sözleşme imzalanmadı. Panathinaikos'ta geçirdiği 9 sezonda elde ettiği başarılar, Obradovic'in oyun sistemindeki önemi ve Avrupa'da P&R oyununu en iyi oynayan uzun olarak kabul edilen Batiste, Simone Pianigiani'nin Fenerbahçesinde pek bir varlık gösteremedi. Sezon boyunca takımın en çok eleştirilen oyuncularından biri olan Batiste, vasatı bile aşamadan sezonu tamamladı. Fenerbahçe Ülker tecrübesinde kariyerine bir Türkiye Kupası şampiyonluğu da eklemesine karşın gelecek sezon için Fenerbahçe Ülker'in kadro planlamasına dahil olamadı ve takımdan ayrıldı.

2- David Andersen
NBA patentli oyuncu geçtiğimiz sezon Simone Pianigiani'nin çalıştırdığı Montepaschi Siena'dan transfer edilmişti. Kendisi için ödenen buy-out bedeli, takıma yapacağı katkılar için de taraftarı büyük bir beklenti içerisine soktu. Ayrıca sistemini yakından bildiği Pianigiani ile çalışmaya devam edecek olması hep bir artı olarak düşünüldü. Ancak yaz döneminde eşinin doğumu sebebiyle takıma geç dahil olması ve bu dönemde de dizinden ameliyat geçirmiş olması Andersen'in Fenerbahçe Ülker'de geçirdiği tek sezonda beklenilen performansın çok uzağında kalmasına neden oldu. Savunmada yumuşak kalması ve kolay geçilmesinin yanı sıra hücum performansı bakımından da eski Andersen'e bir türlü yaklaşamaması, ilk geldiğinde taraftarlar üzerinde oluşan algının da kırılmasına neden oldu. Bir yıllık Fenerbahçe Ülker macerasında Türkiye Kupası şampiyonluğu ve finalin MVP'si olma unvanını kariyer defterine eklemesine rağmen devam eden sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilerek sonlandırıldı.

3- Uros Tripkovic
Geçtiğimiz sezon devre arasında takıma dahil edilen Uros Tripkovic, kulüp tarafından "Avrupa'nın en önemli oyun kurucularından biri olarak" taraftarlara tanıtılmıştı. Basketbol kariyerine iyi başlamış ancak beklenen sıçramayı bir türlü yapamamış olan Tripkovic, Fenerbahçe Ülker'in kendisi için bir şans olduğunu söylemişti. Ancak sezon ortasında -destek kuvvet- olarak takıma dahil edilen bu oyuncuyu yarım sezon boyunca neredeyse hiç kullanmadık. Ne ligde ne de Euroleague'de uzun süreler aldığını görmedik. Benchte havlu sallayarak takıma destek olunabiliyorsa keşke bunun için İspanyalardan oyuncu getirmeselerdi. Bu görevi seve seve hem de hiçbir ücret almadan yapabilecek 25 milyon  Fenerbahçeli zaten var. Neyse, oynamadığı için performansını bir türlü göremediğimiz Uros Tripkovic ile de 1 yıllık opsiyon hakkı kullanılmadı ve takımdan ayrıldı.

4-Romain Sato
Batiste ile birlikte Panathinaikos'tan takıma dahil edilen Romain Sato'da gelecek sezon ki Fenerbahçe Ülker rotasyonunda yer alamayacak olan isimlerden biri. Görev adamı olarak bilinen ve hücumdan çok savunma yönüyle anılan Sato, Fenerbahçe Ülker'in gönderilen oyuncular içerisinde geçen sezon en büyük katkı yapan isimdi aslında. Her ne kadar skorer bir kimliği olmasa da oynanan lig ve Euroleague maçlarında savunmaya yaptığı katkı çok değerliydi. Ancak oturmamış bir sistemde, Romain Sato'nun yaptığı bu faydalı işler hiç fark edilmedi. Ttakımın başına getirilen Zeljko Obradovic'in gelecek sezon ki kadro planlamasında yer vermediği Romain Sato ile devam eden sözleşme karşılıklı olarak feshedilerek takımdan ayrıldı. Sato gelecek sezon İspanya Ligi takımlarından Valencia Basket'te forma giyecek. Her ne kadar takımdan gönderilmiş olsa da geçtiğimiz sezon yaptığı katkılar için teşekkür etmek istediğim tek oyuncudur Sato. Hakkını teslim etmek boynumuzun da borcudur.

5-Kaya Peker
Sezon başı kalacak, gidecek söylentileri arasından henüz tam olarak kesinleşmiş bir ayrılma haberinin olmamasına rağmen bana göre bu listeye dahil olacak son oyuncuda Kaya Peker'dir. İzzet Türkyılmaz'ın transferi ile İlkan Karaman'ın 5 numaraya çekileceğini tahmin ediyorum. Bu durumda da Kaya için gelecek sezon Fenerbahçe Ülker kapısı kapanmış olacak. Aslında sözleşmesi biten bir oyuncu Kaya. Şu anda serbest. Daha önce yeni sözleşme önerilebileceği konuşuluyordu ancak son gelen haberler takımdan ayrıldığı yönünde. Fenerbahçe Ülker'de geçirdiği 3 sezon boyunca istikrarlı bir görüntü çizemeyen, çoğu maçta vasatı dahi aşamayan Kaya'nın eksikliği elbette hissedilmeyecektir.Hücum yönünde eski Kaya'dan uzak bir görüntü çizen ve takıma zararı, faydasından çok daha fazla olan bir oyuncunun 3 sezon gibi ciddi bir zaman diliminde bu takımda yer alması ise yöneticilik anlamında tam bir rezalet. Neyse ki zoraki de olsa doğru yol bulunmuş oldu. Kaya'nın da gelecek sezon Türk Telekom da oynayabileceği konuşuluyor. Yolu açık olsun...

12 Kasım 2012 Pazartesi

Romain Sato: "Hayatımın en uzun gecesiydi"


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız'ın deneyimli forveti Romain Sato, TBF'nin resmi yayın organlarından 20/10 Basketbol Gazetesi'ne röportaj verdi. İşte tecrübeli oyuncumuzun röportajının tam metni;

- Sondan başlarsak eğer; Euroleague’deki son maçında eski takımın Panathinaikos’a karşı oynadın ve önemli bir galibiyet aldınız. Senin için nasıl bir maç oldu?
Benim için değişik ve bir anlamda da duygusal bir karşılaşma oldu. Gerçi Panathinaikos’ta geçen seneden Kostas Tsartsaris ve Dimitris Diamantidis dışında kimse kalmadı. Takım halinde bir yapılanmaya gittiler ve tamamen yeni bir kadro oluşturdular ancak bütün bunlara rağmen yine de duygulanabiliyorsunuz. Sonuçta Panathinaikos benim zirveye çıktığım ve Euroleague şampiyonluğu yaşadığım takım ama insan karşısında sadece 2 tanıdık oyuncu görünce duygusallık seviyesi de ister istemez düşüyor.

- Şimdi de hikayenin en başına dönelim; 80’li yılların başında siyasi ve ekonomik sorunlar yaşayan Orta Afrika Cumhuriyeti’nde dünyaya gelen Romain Guessagba-Sato-Lebel, basketbolla nasıl tanıştı?
Ülkemde çocuklar belli bir yaşa geldiğinde ya futbol ya da basketbol oynar. Ben de önceleri futbol oynuyordum, sonra arkadaşlarım sayesinde basketbolla tanıştım. Sadece zaman geçirmek için kendime bir hobi edindiğimi zannediyordum çünkü basketbol topunu ilk olarak elime aldığımda 14 yaşımdaydım. O sıralar liseye başlamıştım, bir değişim programıyla Amerika’ya gitme şansı yakaladım. Ohio’daki Dayton Christian Lisesi’ne kaydolduktan sonra burada da basketbol oynamayı sürdürdüm. İşler değişmeye başlamıştı; eğer burada basketbol oynamaya devam edersem bana burs verebileceklerini söylediler. Ben de kabul ettim ve basketbol bir anda hayatımın ilk sırasına yerleşti.

- Ardından Xavier Üniversitesi’ne gittin ve 4 sene boyunca eğitimine devam edip diplomanı aldın. Okulu yarım bırakıp profesyonelliğe adım atmamanın özel bir sebebi var mı?
Evet var, anneme söz vermiştim. Okumam için çırpınan ve elinden gelen her şeyi yapan anneme karşı sorumluluklarımın olduğunun farkındaydım. Oraya gittiğimde ne pahasına olursa olsun okulumu bitirip, diplomayı elime alacağımın sözünü vermiştim. Bu nedenle Amerika’da asıl hedefim, okuduğum Uluslararası Ticaret bölümünden mezun olmaktı. Üç sene önce kaybettiğim annemin de dediği gibi eğer basketbolda başarılı olamasaydım, elimde bir diplomamın olması gerekiyordu. Aklımın bir köşesinde her zaman onun dedikleri vardı. Gurur duyabileceği bir evlat görmesi ve hayatını eğitimime adayışının karşılığını alması gerekiyordu. Bunu başardım ve onu utandırmadım.

- Ancak okulundan mezun olurken bir taraftan da basketboldan kopmamayı başardın ve 2004'te Spurs tarafından draft edilerek NBA’e adım attın. Her ne kadar bir maçta forma giymemiş olsan da 2005'in şubat ayına kadar Spurs’te geçirdiğin zamanı nasıl değerlendirdin?
Hem basketbola hem de hayat okuluna geç başlamış olmamdan dolayı Spurs’te geçirdiğim süreyi eğitimimin bir parçası olarak görebiliriz. Benim için draft edilmiş olmak bile büyük bir başarıyken bir de Gregg Popovich gibi bir antrenörle aynı ortamda bulunmak inanılmazdı. Spurs, bir insana basketbolun ne demek olduğunu anlatabilecek en güzel yer ve ben de bundan fazlasıyla yararlandım. Hiçbir maçta dakika almamış olabilirim ama onlarla beraber seyahatlere gidip antrenmanlara çıktım. Bu bile benim için yeterli ve sıradışı bir deneyimdi.

- Spurs’ten ayrıldıktan sonra kariyerin konusunda hiç ümitsizliğe kapıldın mı?
Umudumun tükendiği anlar olmadı değil ama ABD'de öğrendiğim en önemli şeylerden biri de profesyonelliğe bu şekilde adım atılıyor olmasıydı. Hala gençtim ve önümde uzun bir kariyerin olduğunun farkındaydım. Yine de büyük takımlar da bir sene boyunca hiçbir resmi maça çıkmayan bir adamı transfer etmek istemezler. Ben de İtalya 2. Ligi'nde oynamaya başladım ve burada kendimi gösterdim. Avrupa’yı tercih etmem hayatımda verdiğim en iyi kararlardan biriydi.

- Sicc Cucine Jesi’de göstermiş olduğun performans sana Barcelona’nın kapılarını açtı ama asıl parladığın takım bir sene sonra transfer olduğun Siena’ydı. Şimdiki antrenörün Simone Pianigiani ile orada büyük işler başardınız…
Evet, gerçekten kimse bizden art arda İtalya Ligi şampiyonlukları beklemiyordu. Yeni oyunculardan kurulu bir takımdık ve Pianigiani ilk başantrenörlük deneyimini yaşayacaktı. Hem bizim için hem de onun için zor bir durumdu. İlk yıl şampiyon olduktan sonra takım halinde iyice kenetlendik ve bundan daha fazlasını başarabileceğimizi anladık. Ardından 2008’de Euroleague Final Four’una kalmak da bizim için gerçekten büyük bir başarıydı. Öte yandan benim için de çok önemli bir 4 sene oldu. Siena’da Avrupa basketboluna iyice alışıp kendimi geliştirmeye devam ettim. Buradaki tecrübelerin meyvesini de Panathinaikos’ta Euroleague şampiyonluğu yaşayarak aldım diyebilirim.

- Peki, Fenerbahçe Ülker’in başındaki Pianigiani ile Siena’daki Pianigiani arasında ne gibi farklılıklar var? Antrenörünün kariyerinde geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsun?
Dediğim gibi; Pianigiani, Siena’nın başına geçtiğinde ilk defa başantrenör olarak görev yapacaktı ve çok gençti. Hem o hem de biz tecrübesiz sayılabilirdik. Bu nedenle birbirimizden çok şey öğrendik. Şimdi geldiği noktada fazlasıyla tecrübe kazanmış bir antrenör görüyorsunuz. Kendinden daha emin ve yere daha sağlam basan bir antrenör. Onunla ilgili değişmeyen iki nokta var. Birincisi Pianigiani’nin kazanma hırsı hiçbir zaman azalmadı. İkincisi ise hiçbir zaman çok çalışmaktan vazgeçmedi. Pes etmenin ne demek olduğunu bilmez. Ayrıca takımda bir kimya oturtmak için elinden geleni yapar. Herkesin aynı hedef doğrultusunda yürüdüğünden emin olmak ister. Bunlar Pianigiani için önemli noktalar.

- Senin Fenerbahçe Ülker’i tercih etmendeki sebepler nelerdi? Avrupa’nın en büyük kupasını da kazanmış bir oyuncu olarak Sarı-Lacivertli forma altındaki hedeflerin neler?
Öncelikle; İstanbul inanılmaz bir şehir. Burada, 20 milyonun üzerinde taraftarı olan Fenerbahçe gibi bir kulüpte forma giymek, NBA kalitesinde bir salona sahip olmak, binlerce kişinin önünde basketbol oynamak, onların desteğini arkana alıyor olmak… Bunlar gerçekten Fenerbahçe’yi tercih etmek için müthiş sebepler. Bu arada İstanbul’un inanılmaz bir şehir olduğunu söylemiş miydim? Buradaki hedeflerime gelince; tabii ki bütün kupaları kazanmak istiyorum. Daha önce Euroleague şampiyonluğu yaşamış olmak bu konudaki arzumu azaltmıyor. Forma giydiğim sürece içimdeki kazanma isteği devam edecek. Hedeflerimize tabii ki adım adım ilerleyeceğiz. Bir taraftan da Türkiye Kupası ve Beko Basketbol Ligi’ni de kazanmak için çalışacağız. Bunları yapmaya müsait bir kadromuz var. 

- Hayatın boyunca yaşadığın tüm zorlukları bir kenara koyarsak; Slovenya’da yaşanan pasaport krizi de seni fazlasıyla etkilemiş olmalı…
İnan bana çok zordu. Hayatımın en uzun gecesiydi. Beni sahte pasaport taşımakla suçlayıp gözaltına aldılar. Sahte bir pasaporta ihtiyacım olsa bunu Orta Afrika Cumhuriyeti’nden çıkarmazdım. Çoğu insanın bilmediği bir ülkeden sahte pasaport çıkarmak çok mantıklı değil sanırım. Ayrıca ben 8 yıldır Avrupa’da forma giyiyorum ve her ülkeye aynı pasaportla seyahat ediyorum. Bu olaydan önce buna benzer hiçbir şey yaşamadım. Önceki pasaportumun sayfaları dolduğu için ülkemden yenisini aldım ve çok kısa bir süre önce de ABD'ye gittem. Slovenya’da yaşananlar inanılır gibi değildi. Böyle şeyler söylemek istemem ama bence onların Afrikalı insanlarla bir sorunları var. Çünkü havaalanında bekletilen insanların neredeyse tamamı Afrikalıydı.

- Havaalanındaki polisler senin basketbolcu olduğunu biliyorlar mıydı?
Tabii ki, Fenerbahçe Ülker'in oyuncusu olduğumun farkındaydılar, zaten takım halinde giriş yapıyorduk. Asıl sorun oradaki polislerin ülkemi bilmiyor olmalarıydı. Bana “Orta Afrika Cumhuriyeti de neresi, böyle bir ülke mi var?” diye sordular. Hayatlarında ilk kez böyle bir pasaport gördüklerini söylediler. Ben de onlara gerekli açıklamaları yaptım ve buraya sadece maç için geldiğimi ve 24 saatten daha az bir süre kalıp döneceğimi anlatmayı denedim. Slovenya’ya ne sığınmak için ne de orada kalıp iş bulmak için gitmiştim ama polisler bana kaçak göçmenmişim gibi davranıp gözaltına aldılar.

- Ertesi gün mahkemeye çıkana kadar neler yaşadın?
Onlara bir yanlışlık yaptıklarını söylemeye devam ettim ama bunlar için mahkemeyi beklemem gerektiğini belirttiler. Sonra beni küçük bir odaya kapattılar. Odada küçük bir yatak ve tek bir sandalye vardı. Böyle bir durumda insanın gözüne uyku girmiyor. Mahkemeye çıkana kadar sandalyede öylece oturup bekledim. İlk kez böyle bir şey yaşıyordum ve gerçekten hiç kolay değil. Ertesi gün mahkemede haklı olduğumu görüp beni serbest bıraktılar ama bu benim için yeterli değildi. Bu konuyla ilgili yasal süreç de devam ediyor. Sonuçta yapılan bir yanlışlıktan dolayı o zorlukları ben çektim ve adım hiç istemediğim bir şekilde anıldı. Kimsenin “Sato sahte bir pasaportla yakalandı” şeklinde konuşmasına izin veremem.

- Biraz da ülkenden bahsedersek; neden Orta Afrika Cumhuriyeti’nden Sato dışında pek fazla basketbolcu tanımıyoruz? Hâlâ devam eden ekonomik ve politik sorunlar ülkedeki basketbolu nasıl etkiliyor?
İlk olarak; birçok insan Orta Afrika Cumhuriyeti diye bir ülke olduğunu bile bilmiyor. Onlara ülkemin adını söylediğimde sadece isminden Afrika’nın ortasında olabileceği sonucuna varıyorlar, o kadar. Çünkü bağımsızlığını geç kazanan ve gelişmeye yeni başlayan ülkemde basketbol adına büyük yatırımların yapıldığını söylemek zor. Bu nedenle Orta Afrika Cumhuriyeti’nden bir tek Sato adını duyuyorsunuz. Ben de elimden geldiğince her yerde ülkemi tanıtıp, elçiliğini yapmaya çalışıyorum. Birçok kişi beni Orta Afrika Cumhuriyeti’nin başbakanı olarak görüyor. Başbakan değilim belki ama iyi bir elçi olduğumu düşünüyorum ve bundan gurur duyuyorum.

- Forbes Dergisi’nin 2011’de açıkladığı listeye göre Orta Afrika Cumhuriyeti, dünyanın en mutsuz ülkesi olarak gösteriliyor. Sen bunun aksini sergiler gibisin…
Çok küçük bir ülkede, ekonomik sorunlar ve durmadan değişen yönetim nedeniyle insanların mutsuz olması doğal. Birçok şey yolunda gitmiyor, en önemlisi de ülkede büyük sağlık problemleri yaşanıyor. Çoğu Afrika ülkesinde olduğu gibi Orta Afrika Cumhuriyeti’nde de benzer sorunlar var fakat yavaş yavaş işlerin düzeleceği konusundaki inancım tam. Sporun da buna büyük katkısı olacaktır. Benim başardığımı birçok genç yapabilir ve onlar da kendilerine güzel bir gelecek sağlayabilirler. Sanırım şu anda dünyanın en mutsuz ülkesinin en mutlu adamıyım diyebilirim.

- Şu anda aktif basketbolcular arasından bir takım yaratacak olsan hangi oyuncuları seçerdin?
Listemin ilk sırasında kesinlikle Tim Duncan olurdu. Kişisel yakınlıklarımı da düşünecek olursam; Tony Parker ve Manu Ginobili’yi de takımıma alırdım. Tabii ki LeBron James, Kevin Durant ve Kobe Bryant’ı da seçerdim. Hepsi birbirinden iyi oyuncular. Avrupa’dan seçme işine ise hiç girmeyeyim çünkü sabaha kadar isim sayabilirim.

- Bir takımın genel menajeri olsaydın başantrenörlük görevine kimi getirirdin?
Tahmin edebileceğin gibi NBA’den ilk tercihim Gregg Popovich olurdu. Hala çalışıyor olsaydı Phil Jackson’ı da seçebilirdim. Avrupa’dan ise iki isim verebilirim; Simone Pianigiani ve Zeljko Obradovic.

- NBA’de desteklediğin takımı soracağım ama sanırım artık cevabını biliyorum…
Aynen öyle; San Antonio Spurs.

- Cevabını tahmin ettiğim başka bir soru daha; favori futbol takımın?
Listenin ilk sırasında tabii ki Fenerbahçe var ama ben genel olarak futbol izlemeyi çok seviyorum. Bu yüzden Barcelona, Real Madrid, Chelsea ve Manchester United gibi takımları da sayabilirim.

- En sevdiğin şehir?
Dünyanın birçok yerinde bulundum ve İstanbul’u da yeni yeni tanımaya başladım ama şu andaki tercihim sanırım Roma olur.

- Favori yemeğin?
Kebap ve pilav.

- Peki en beğendiğin film hangisi?
Rush Hour. Jackie Chan favori aktörüm.

- Müzikle aran nasıl?
Her şeyi dinlemeye çalışıyorum ama genel olarak dini müzikleri seviyorum.

- Kitap okumaya zamanın oluyor mu?
Çok fazla olmuyor ama hayata dair şeyler okumayı seviyorum. Çok bunaldığımda İncil’i okuyorum.

- Arabalara özel bir ilgin var mı?
Hayatta en kötü olduğum konulardan biri budur. Hiçbir aracı sürmeyi bilmiyorum.

- En sevdiğin renkleri sorsam?
Hem Siena hem de Panathinaikos’tan dolayı uzun bir süre yeşildi ama artık tamamen sarı ve lacivert.

- Basketbol dışında İstanbul’daki günlerin nasıl geçiyor?
Eşim ve üç çocuğumla ilgileniyorum. İki ve dört yaşlarında iki oğlum ve yedi aylık bir kızım var. Onlarla zaman geçirmeye çalışıyorum. Büyük oğlum şimdi okula başladı ve Türkçe öğreniyor. Sanırım Türkçeyi benden daha iyi konuşacak. Belki bana da yardımcı olur.

20 Ekim 2012 Cumartesi

Ljubljana'da gergin gece mutlu bitti


Fenerbahçe Ülker, Turkish Airlines Euroleague A Grubu 2. hafta maçında dün gece Slovenya deplasmanında Union Olimpija ile karşılaştı. Sarı-Lacivertli temsilcimiz deplasmandan galibiyetle dönsede maç öncesi ve maç esnasında bazı gerilimli anlarda yaşandı. Maç için Ljubljana'ya giden kafilemizde oyuncumuz Romain Sato'ya ülkeye girişinde pasaport bahane edilerek çıkartılan zorluk ve oyuncunun bir gece gözaltında tutulup, savcı karşısına çıkartılması ile devam eden olay sonunda Sato maçta forma giymeden ülkemize geri dönmüştü. Bu olay dışında karşılaşmanın gerilimli geçmesinin diğer nedenleri de Mike Batiste ve Emir Preldzic oldu.

Bildiğiniz üzere Emir Preldzic, Bosna asıllı Türk oyuncu. Fenerbahçe Ülker forması altında oynarken 2011 yılında Türk vatandaşlığına geçip Türk Milli Takımı forması giymeye başladı. Emir, Türkiye'ye ilk geldiğinde Sloven vatandaşlığına geçmiş ve Slovenya Genç Milli Takım forması giyiyordu. Slovenler Emir'e ayrı bir değer veriyor ve onun gelecekte Slovenya Milli Takımının lider oyuncularından biri olacağını düşünüyorlardı. Ancak Emir'in Milli Takım tercihini Türkiye'den yana kullanması ve Ay-Yıldızlı formayı giymeyi tercih etmesi Slovenler tarafından olumlu karşılanmamıştı. Sloven Basketbol Federasyonu bunu engellemek için çok çaba sarf etsede Emir'in tercihini dikkate alan FIBA, Emir'in Türk Milli Takımında forma giymesine izin vermişti. Emir Preldzic'te o olayın ardından ilk kez dün gece Slovenya'da sahaya çıktı. Maç öncesi ve maç esnasında topu her aldığında tribünlerden tepki çeksede profesyonelce bir maç çıkarttı ve karşılaşmayı 8 sayı, 6 ribaund ve 3 asist ile tamamladı.

Sloven taraftarlar tarafından tepki gösterilen bir diğer oyuncuda Amerikalı yıldız oyuncumuz Mike Batiste oldu. Basketbolu ve Euroleague'i yakından takip edenler iyi hatırlayacaktır. 2010 yılında Ljubljana'da oynanan Union Olimpija - Panathinaikos maçı esnasında Mike Batiste, yerde yatan Union Olimpija oyuncusu Sasa Ozbolt'un kafasına kasti olarak basmış ve bu hareketi hem Slovenlerden hem de basketbol medyasından büyük tepki almıştı. Maç esnasında yaşanan bu olay sonrası Sloven taraftarların Mike Batiste'e pekte sıcak baktıkları söylenemez. Dün akşam sahaya çıktığı andan itibaren tepkiyle karşılaşan Mike Batiste, maç esnasında topu her aldığında tribünlerden tepki gördü. Mike Batiste'te tüm bu olumsuz ortama rağmen tecrübesi ve profesyonelliği sayesinde karşılaşmayı 13 sayı, 4 ribaund ile tamamladı.

Yalnız bu gerilimli ortamın asla sahaya tesir eden sertlikte olmadığınıda belirtelim. Tribünlerden ne Emir'e ne de Mike Batiste herhangi bir yabancı madde atılmadığını da söyleyelim. Sloven taraftarların gösterdiği tepki genelde yüksek ıslık oldu.  Kimi zaman kısa süreli aleyhte tezahürat olduysada bu uzun sürmedi.

Mental olarak zor bir karşılaşmaya çıkan ve gösterdikleri performans ile bu atmosferde takıma en iyi şekilde katkı veren Emir Preldzic ve Mike Batiste'i de ayrıca kutlamak istedim. Dün gece çok profesyonelce oynadılar. Gelen tepkiler karşısında seyirciyi tahrik edecek hiçbir harekette de bulunmadılar.

19 Ekim 2012 Cuma

Sato, İstanbul'a dönüyor


Turkish Airlines Euroleague'de 2. hafta mücadelesinde Union Olimpija ile karşılaşmak için dün öğle saatlerinde Ljubijana'ya hareket eden Fenerbahçe Ülker kafilesi havaalanında Romain Sato'ya yaşatılan pasaport kriziyle şok olmuştu. Sato dün tam 10 saat havalimanında bekletilmiş ve gecede havaalanındaki polis merkezinde polis gözetiminde tutulmasına karar verilmişti. Kulübümüzde dün gece geç saatlerde bir açıklama ile bu yaşanan süreci anlatmış ve hukuken yapılan yanlışlıkları sert bir şekilde dile getirmişti.

Dün geceyi Ljubijana Havaalanı'ndaki polis merkezinde geçiren yıldız oyuncumuz bugün saat 12:30'da Slovenya'da savcı karşısına çıkartıldı. Yaklaşık 1 saat süren savcı sorgusunun ardından da serbest bırakıldı. Bu akşamki karşılaşmada oynamayı çok istediğini belirtse de yöneticilerimiz ve teknik heyetimiz dün geceyi sandalye üstünde neredeyse hiç uyumadan geçiren Sato'nun yorgunluğunu göz önüne alarak kendisini Union Olimpija karşısında oynatmama kararı aldı. Bu kararın ardından Sato bugün Türk Hava Yolları'na ait 16:35 uçağıyla İstanbul'a geri dönecek.

Kulübümüzden de konu ile ilgili bir açıklama daha yapıldı. Açıklama şöyle:

"Sato Ülkemize Dönüyor

Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımı oyuncularından Romain Sato, dün, Union Olimpija karşılaşması için gittiği Slovenya’da , ’ülke pasaport uygulamaları’ gerekçe gösterilerek, yapılan her tür hukuki başvuruya karşın, geceyi havalimanı polis merkezinde geçirmişti.

Aynı gerekçeyle, bugün TSİ ile 12:00’de hakim karşısına çıkarılan oyuncumuzun serbest bırakılmasına karar verilmiş; kendisine dair herhangi bir hukuki yaptırımda bulunulmamıştır.

Yaşadığı bu travmatik olayın etkisiyle geceyi uykusuz geçiren Sato’nun, yönetim kararıyla, akşamki maçı beklemeksizin, ülkemize dönmesine karar verilmiştir.

Oyuncumuzun ve takımımızın mağduriyetine yönelik bu yaklaşım nedeniyle dün başlatılan hukuki mücadelenin devam ettiğini yinelemek isteriz.

Konuya dair gelişmeler paylaşılacaktır.

Saygılarımızla,

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ"

18 Ekim 2012 Perşembe

Skandal'dan da öte bir durum


Oyuncumuz Romain Sato'nun Slovenya'da maruz kaldığı hukuk dışı uygulama ile ilgili yaklaşık yarım saat önce yazdığım yazımda da "skandal" kelimesini kullanmıştım. Son gelen bilgiler ve yapılan açıklama ile Sato'nun bu geceyi -tutuklu- olarak geçirmesi skandal kelimesini bile bu durum karşısında çok hafif bir kelime yapıyor. İnanılması gerçekten güç bir olay. Akıl ve mantığın asla kabullenemediği, hukuken açıklanması imkansız olan bir uygulama ile karşı karşıya bırakıldı Sato.

Üstelik geçtiğimiz yıl aynı pasaport ile Slovenya ve birçok ülkede maç oynamış, bu sezon başında İtalya'ya gitmiş bir oyuncunun pasaportu ile ilgili bu tür hukuk dışı uygulamanın yapılması uluslararası hukuka tamamen aykırı bir durum. 

Union Olimpija maçının gerilimli geçeceği belliydi. Emir Preldzic, Türk Milli Takımını seçtikten sonra ilk kez Slovenya'da sahaya çıkacak. Mike Batiste'de Ozbolt olayı sonrası ilk kez Slovenya'da oynayacak. Bu nedenle maçın gerilimli ve yüksek tansiyonda geçeceği bekleniyordu. Ancak Sato olayı bunlardan çok farklı. Bu tamamen hukukun çiğnendiği ve skandal kelimesinin bile hafif kaldığı uygulamalar ile tarihe kara bir leke olarak düşecek türden bir olay.

Kulübümüzde bu konuyla ilgili "SKANDAL" başlığı ile bir açıklama yayınladı. Bu açıklamada çok sert bir dille oyuncumuzun maruz bırakıldığı hukuk dışı durum dile getirilip, hukuki işlemlerin başladığı belirtildi. Resmi internet sitemizden yapılan açıklama şöyle:

"Fenerbahçe Ülker, yarın Union Olimpija ile oynayacağı Euroleague maçı için bugün THY'ye ait tarifeli bir uçakla Slovenya'ya hareket etmiştir.

Havaalanında yapılan kontrollerde, Orta Afrika Cumhuriyeti vatandaşı olan sporcumuz Romain Sato'nun pasaportuna, söz konusu ülke tarafından aynı ülke pasaport yasa ve uygulamaları gerekçe gösterilerek el konulmuştur. Bu usulsüz uygulama karşısında tarafımızdan diplomatik ve hukuki işlemler başlatılmıştır.

Schengen vizesi de olan, aynı pasaport ile Amerika'dan ülkemize ve birçok Avrupa ülkesine de giriş çıkış yapan sporcumuzun maruz bırakıldığı bu hukuka ve diplomasiye aykırı tutum, tarafımızca anlaşılamamakla birlikte hukukçularımız ve yetkililerimiz tarafından takip edilmektedir.

Oyuncumuzun yarınki maçta oynatılmamasına yönelik yapılan bu usulsüz işlemler, tarafımızdan hukuki platformda en ağır şekilde karşılık bulacaktır.

Yapılan bu gayri hukuki uygulamanın, oyuncumuzun müsabakada oynatılmamasına yönelik olduğu aşikârdır.

Söz konusu ülke yetkilileri, bu hukuk dışı davranışlarıyla her türlü hukuki ve diplomatik yaptırımı da göze alarak durumu oyuncumuzun bir gece tutuklu kalması boyutuna getirmiştir.

Ancak unutulmamalıdır ki bu hukuk dışı uygulama, kulüplerarası bir sorun değil ülkelerarası bir SKANDALDIR.

Konu ile ilgili her ayrıntı, gelişmeler doğrultusunda kamuoyu ile de paylaşılacaktır.
FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ"

Takımımıza Slovenya'da büyük şok


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Turkish Airlines Euroleague'in ikinci haftasında karşılaşacağı Union Olimpija Ljubljana maçı için bugün öğle saatlerinde Slovenya'ya gitti. Kafilemiz Slovenya havaalanında büyük bir şokla karşılaştı. Takımımızın Orta Afrika Cumhuriyeti vatandaşı olan yıldız basketbolcusu Romain Sato pasaport kontrolünde yaşanan sıkıntı nedeniyle saat 14:30'dan beri havaalanında tutuluyor.

Sato'nun pasaportunda eksik belgeler olduğu ve bu nedenle havaalanı polisi tarafından ülkeye giriş izni verilmediği belirtiliyor.
 
Takımımızın yöneticileri bu soruna bir çözüm bulmak için Euroleague ve Slovenya'daki Türkiye Büyükelçiliği ile görüşmeleri sürdürüyor.

Romain Sato, Panathinaikos forması giydiği dönemde mevcut pasaportu ile tüm 2011-12 sezonunda Slovenya'da dahil olmak üzere birçok farklı ülkede maç oynamıştı. Takımımızın sezon öncesi hazırlıkları için geçtiğimiz haftalarda gittiği İtalya'ya da aynı pasaport ile giriş yapmıştı. Bu zamana kadar hiçbir sıkıntı ile karşılaşılmamış olmasına hatta mevcut pasaportu ile geçtiğimiz yıl Slovenya'ya giriş yapmış olmasına rağmen bugün Ljubljana Havaalanı'nda yaşanan bu pasaport sorunu tam bir skandal!

16 Ağustos 2012 Perşembe

Romain Sato: "Fenerbahçe bir dünya kulübü"

Fenerbahçe Ülker'in, Yunanistan’ın Panathinaikos takımından transfer ettiği ve 2 yıllığına renklerine bağladığı Romain Sato, 14 Ağustos Perşembe günü, akşam saatlerinde İstanbul’a geldi. Havalimanında ilk açıklamasını yapan Sato, "Buraya geldiğim için çok mutluyum. Çok büyük bir kulübe geldim" dedi.

Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın yeni transferi Sato'yu havalimanında Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın Menajeri Serdar Apaydın ile medya mensupları karşıladı. Sato, yaptığı ilk açıklamada, Fenerbahçe Ülker’in geçmişte iyi işler yaptığını, Euroleague’de de her sene Fenerbahçe Ülker ile karşılaştıklarını ve bundan sonra Fenerbahçe forması için çalışacağını söyledi.

Havalimanı çıkışında FB TV’nin sorularını yanıtlayan Romain Sato, "Fenerbahçe Ülker Avrupa’nın en büyük kulüplerinden biri. Her sene Euroleague’de Fenerbahçe Ülker ile karşılaşıyorduk. Bu da Fenerbahçe’nin büyük bir takım, büyük bir kulüp olduğunu gösterir. Bu nedenle kararımı tereddüt etmeden verdim" dedi.

Türk basketbolu hakkında da konuşan Sato, "Türk basketbolu her sene Euroleague’de boy gösteriyor. Bu çok önemli bir şey. Ben bunun daha da ileriye gideceğine eminim" şeklinde açıklama yaptı.
Fenerbahçe Ülker Takım Menajeri Serdar Apaydın da, Romain Sato gibi önemli bir ismi Fenerbahçe’ye kazandırdıkları için mutlu olduğunu belirtti. 

Takımımızın Sato transferini değerlendirdiğimiz yazıya ulaşmak için; tıklayınız

2 Ağustos 2012 Perşembe

Transfer 2012: Romain Sato


Transfer dönemi başlayalı epey zaman oldu. Takımımıza şu anda yeni coach olarak Siena'dan Simone Pianigiani, Panathinaikos'tan Mike Batiste ve Romain Sato ile Banvit'ten Barış Ermiş 2012 transfer döneminde katılan isimler oldular. Bugün yarında Bo McCalebb resmi olarak açıklanacaktır. Transferlerin bitmesiyle birlikte değerlendirmelere başlamak istiyordum fakat bu sürecin sonlanması için önümüzde daha epey zaman olduğu için şimdiye kadar tamamlanmış transferlerin değerlendirmelerini ikişer gün arayla yazmaya karar verdim. 

Bu yazı dizisinede ilk olarak Romain Sato ile başlamak istiyorum. Çünkü resmi olarak ilk açıklanan transferimizdi. Öncelikle kariyerinden bahsedelim. Orta Afrikalı oyuncunun basketbolla tanışması lise eğitimini Amerika'da almasıyla başlamış. Kolej kariyerinin ardından 2004 NBA Draft'ında San Antonio Spurs tarafından draft edildikten sonra bir sezon NBA'de forma giydi. Bu sezonunda pek parlak görüntü vermeyince NBA macerasını neredeyse başlamadan sonlandırıp Avrupa'ya adım attı. İtalya 2. Lig takımlarından Sicc Cucine Jesi'ye transfer olan Sato burada gösterdiği performans ile Barcelona'ya transfer oldu. Ancak Barça macerasıda kısa süren Sato, asıl patlama yapacağı yere yani Montepaschi Siena'ya 2006-2007 sezonu başında geldi. Pianigiani yönetimindeki Siena'da adeta yıldızlaşan Sato ortaya koyduğu basketbol ile de Avrupa'da saygın bir yer kazanmayı başardı. 4 sene forma giydiği Siena'da 4 Lig şampiyonluğu sevinci yaşarken bireysel olarakta 2009 İtalya Süper Kupa MVP'si ve 2010 İtalya Ligi MVP'si olmayı başardı. Siena'da göz dolduran performansı ile 2010 yılı transfer döneminde Panathinaikos'a transfer olan Sato burada 2 sezon boyunca 1 Yunan Ligi, 1 Yunanistan Kupası ve 1 Euroleague şampiyonluğu sevinci yaşadı. 2012 transfer döneminde ise Fenerbahçe Ülker'e 2 yıllık kontrat imzalayarak transfer oldu.

Romain Sato, sezona yeni yapılanma ile giren ve coach olarak takımın başına Simone Pianigia'nin getirildiği Fenerbahçe Ülker'de resmi olarak açıklanan ilk transfer oldu. Aynı zamanda Avrupa basketbolunda da ses getiren bir adımdı bu. Sato, günümüz basketbolu için çok önemli bir isim. Komple bir oyuncu olarak adlandırdığımız ve oyunun her iki yönünü iyi oynayabilen, sorumluluk alınması gereken zamanlarda bu sorumluluğu almaktan kaçınmayan, takım için sahada herşeyini verebilecek bir oyuncu. Az önce kariyerinde de bahsettiğimiz gibi Avrupa Basketbolu'nun önemli kulüplerinde forma giymiş, bu liglerde ve Euroleague'de şampiyonluklar kazanmış çok tecrübeli bir isim.

Sato, Simone Pianigiani'nin oyun planı için adeta biçilmiş kaftan. Pianigiani rakibe baskıyı seven ve savunmada üst düzey sertlik isteyen bir antrenör. Pianigiani'nin takımının en büyük özelliği her zaman sistem takımı olması olmuştur. Bu doğrultuda da her zaman kafasındaki oyun sistemine uyan karakterli oyuncuları alır. Sato'da bu oyunculardan biri. İnanılmaz bir savunmacı. Birebir savunmada kolay kolay adam geçirmez. Uzun kolları ve atletik yapısıyla rakip oyuncuyu bezdiren ve top çalma kabiliyeti yüksek olan bir oyuncu. Geçtiğimiz sezon başı NBA'de lock-out varken takıma katılan Thabo Sefolosha'ya benzetiyorum savumasını ve oyununu. Gerçekten Sato'nun savunduğu oyuncu için 40 dakika oldukça zor geçiyor. Avrupa'da kendini ispatlamasında büyük rol oynayan Pianigiani ve onun sisteminde tekrardan yer alacak olması Sato için önümüzdeki iki sezonun oldukça başarılı geçeceğinin sinyalleri gibi.

Dedik ya atletik özellikleri iyidir diye. Bu özelliğinden en iyi şekilde yararlanmasını bilen bir oyuncu. Uzun kollarınında yardımıyla ribaund konusunda da oldukça başarılıdır. Boyuna göre iyi zıplayabilen bir basketbolcu. Ayrıca sahayı hızlı geçmede de bu atletik özelliklerini fazlasıyla kullanıyor. Geçtiğimiz sezon çok aradığımız rakip alanda baskıyı Bo McCalebb ile birlikte çok iyi yapacaklarına inanıyorum. 

Bu fiziksel özelliklerinin dışında tam bir takım oyuncusudur. Topu alıp elinde uzun süre tutmayı sevmez. Oyuın içi setlerde kendisine ne görev verilmişse en iyi şekilde yapmaya çalışır. Hücum opsiyonları da gerçekten gelişmiş bir basketbolcu. Boş kaldığında ciddi bir üç sayı tehtidi vardır. Uzun kolları sayesinde potaya korkusuzca gidebilir. Ayrıca potaya sırtı dönük oyununu da son yıllarda oldukça fazla geliştirdi. En büyük sorunu şutlarında bazen istikrarsız olmasıdır. Gününde olmadığı zaman fazla şut kaçırır. Hücumdayken rakip takım coachları tarafından kendisi için en çok alınan önlem Sato'nun geçiş için sol koridorunu kapatmalarıdır. Çünkü sağ eliyle neredeyse hiç top sürmez ve kendi hücumunda asla zorda kalmadıkça sağdan hücum etmez. Sol kolunu çok daha iyi kullanır. Bu zayıf noktası özellikle Euroleague seviyesindeki coachlar tarafından kendilerine bir avantaj yaratmak için kullanılır ama unutulmamalıdır ki Pianigiani'nin oyun sisteminde bu zayıf noktasını kapatabilecektir.

Romain Sato transferi Fenerbahçe Ülker için çok önemli bir hamle oldu. Artıları, eksilerinden çok daha fazla olan bir oyuncu. Yüksek bir Euroleague tecrübesine sahip bir isim. Avrupa'da önemli liglerde, önemli derbilerde ve son derece kritik maçlarda forma giymiş bir isim. Fenerbahçe Ülker'in hem savunmasına hem de hücumuna çok şeyler katacağı kesin. Sato'ya Fenerbahçe forması altında başarılar diliyorum. Yapılan transferler ile Fenerbahçe Ülker'in bu sezon Avrupa'da da ses getirecek bir takım olacağına da inancım tam. Hayırlı olsun.

** Bu yazıyı yazarken resmi açıklamada geldi. Bo McCalebb 3 yıl boyunca Fenerbahçe Ülker forması giyecek. Hayırlı olsun.