12 Eylül 2012 Çarşamba

Transfer 2012: David Andersen


Fenerbahçe Ülker'in Olimpiyat Oyunları'ndan sonra resmen açıkladığı bir diğer transferde David Andersen oldu. 2.11'lik dev oyuncu, basketbola ülkesi Avustralya'da başladı. Gençlik yaşlarında çeşitli basketbol takımlarında oynadı. Kendi yaşıtlarına oranla Andersen'in uzun boyu kendisine genç yaşlarda büyük avantaj sağladı. Profesyonel basketbol kariyerine, Avustralya Basketbol Ligi ekiplerinden Wollongong Hawks'da başladı. Burada sadece bir sezonda gösterdiği performans ile İtalya'nın yolunu tuttu. Dönemin en iyi basketbol takımlarından biri olan Kinder Bologna ile Avrupa macerasına başladı. Bologna'da ki ilk senesinde Avrupa basketboluna alışma süreci yaşayan Andersen, daha sonraki üç sezonda adını Avrupa basketbolunda duyurmayı başardı. 2001 yılında Bologna'nın elde ettiği Euroleague şampiyonluğunda pay sahibi oldu. Kinder Bologna'da geçirdiği 4 sezon boyunca 2001 ve 2002 yıllarında İtalya Kupası şampiyonluğu ve 2001'de de İtalya Ligi şampiyonluğu yaşadı. Bu dört yıllık süreçte 2002 yılında NBA Draft'ına girerek Atlanta Hawks tarafından draft edildi. 2003 yılının transfer döneminde ise bir başka İtalyan takımı Montepaschi Siena ile sözleşme imzaladı. Siena'da geçirdiği bir sezon boyunca Siena'nın ilk lig şampiyonluğunu kazanmasında büyük rol oynadı. Aynı sezon İtalya Ligi Finallerinin En değerli oyuncusu ödülünün sahibi oldu. Bu Andersen'in kariyerindeki ilk MVP ödülüydü.

Siena'da geçirdiği bir sezonun ardından Rusya'nın yolunu tuttu ve Rus Basketbolunun en önemli takımı olan CSKA Moskova'ya transfer oldu. CSKA Moskova kariyerinde Andersen çok büyük bir çıkış yakalayarak kişisel performansını da ciddi şekilde yükseltti. CSKA Moskova formasıyla geçirdiği dört sezonda 2005, 2006 ve 2007 yıllarında Rusya kupasını, 2005, 2006, 2007 ve 2008 yıllarında Rusya Lig Şampiyonluğunu ve 2006 ile 2008 yıllarında Euroleague Şampiyonluklarını kazandı. 2005 yılında Euroleague'de, CSKA Moskova formasıyla gösterdiği başarılı performansla "Euroleague'de En iyi beşe" seçildi. Rusya'da kazandığı başarıların yanında kişisel performansında da gelişme kaydetmesi Andersen'i Avrupa'nın sayılı uzunları arasına soktu. Rusya'da geçirdiği dört sezonun ardından İspanyol devi Barcelona'ya transfer oldu. CSKA'da başladığı yüksek performansını Barcelona'da da devam ettiren Andersen takımın lig şampiyonluğunda önemli rol oynadı. Barcelona'da geçirdiği bir sezonun ardından ise NBA'i denemek istedi. Atlanta haklarını Houston'a devredince NBA'e de Houston Rockets formasıyla adım attı. NBA'de geçirdiği iki yıl boyunca sırasıyla Houston Rockets, Toronto Raptors ve New Orleans Hornets formaları giydi. NBA'de istediği başarıyı yakalayamayınca tekrardan Avrupa'ya dönme kararı aldı. Daha öncede formasını giydiği Siena ile anlaşan Andersen burada Lig şampiyonluğu, İtalya Kupası şampiyonluğu ve İtalya Süper Kupa şampiyonluğunu tekrar kazandı. Ardından da 2012 transfer döneminden kendisini Sarı-Lacivertli yapan imzayı attı. Andersen, Avustralya Milli Takımında da oynamaya devam ediyor.

Yukarıda bahsettiğimiz kariyerinde de göreceğimiz gibi, Avrupa'nın üst düzey takımlarında oynamış, birçok şampiyonluklar kazanmış ve büyük bir Euroleague tecrübesine sahip Andersen. Takıma birçok konuda büyük katkı vereceği aşikar. Şmdi Andersen'in takımımıza vereceğine inandığımız katkılara değinelim.

Öncelikle yukarıda da bahsettiğimiz gibi inanılmaz bir tecrübeye ve kariyere sahip. Avrupa'nın üst düzey takımlarında, üst düzey liglerinde oynamış, NBA tecrübesi yaşamış, onlarca şampiyonluk kazanmış bir oyuncu. Öncelikle takıma bu tecrübesiyle bile çok büyük değer katacağı kesin. Her sporda olduğu gibi basketbolda da kariyer ve tecrübenin oyuna etkisinin yüksek olduğunu düşünürsek bu sene Andersen'den hem gençlere iyi bir öğretmen hem de sahada iyi bir yol gösterici olacağını söyleyelim. 

2.11'lik bir oyuncu için serbest atış çizgisinde oldukça başarılı bir oyuncu. Özellikle Euroleague'de geçirdiği son altı sezondaki %81.7'lik serbest atış isabet yüzdesi bir uzun oyuncu için oldukça yüksek bir rakam. Ayrıca üç sayılık isabet oranıda bir uzun oyuncu için oldukça iyi. Euroleague'de %45.3'lük bir isabet oranına sahip. Oynadığı yerel liglerde ise bu isabet oranı daha da yükseğe çıkıyor. Kolay kolay hiçbir rakibin boş bırakamayı göz önüne alamayacağı bir oyuncu.

Bir oyun kurucu kadar olmasada iyi bir oyun zekasına sahip. Düzen içerisinde oyunu iyi okuyup gerektiği zaman gerektiği yerde olmasını bilen bir uzun. Üstelik fundamentalı'da üst seviyede. Bununla birlikte iyi de bir pasör. Skor katkısı yaptığı kadar takım arkadaşlarına da oldukça fazla asist yapabiliyor. Hücumda çok yönlü oynaması; yüzü dönük yada sırtı dönük şutlarda başarılı bir yüzdeyle oynaması onu hücumda büyük bir silaha dönüştürüyor. Özellikle CSKA'daki son iki sezonunda geliştirdiği şutunu bu yaşına kadar aynı seviyede tutmayı başardı. Rakipler için korkulu bir hücum oyuncusu. Rakibinin bir anlık zaafından sayı üretebilme potansiyeline sahip.

En önemli artılarından biride coach Simone Pianigiani ve Bo McCalebb'ı çok iyi tanıması. Coach'un oyun sistemine alışkın olması Fenerbahçe Ülker'deki adaptasyon süresinin de kısa olacağının işareti. Ayrıca Bo McCalebb ile de oynamış olması ve onun saha içerisinde neler yapmak istediğini anlayabiliyor olması hücumda yapacağı ikili oyunlarda büyük fayda sağlayacak. Yeni bir oyun kurucuyla oynamaktansa, tanıdığı bir oyun kurucuyla oynayacak olması Andersen'in sahada daha verimli olmasında büyük rol oynayacak.

Oyunun hücum yönünde gösterdiği başarıyı açıkçası savunmada çok fazla gösterdiğini söyleyemeyiz. Emir Preldzic'ten alışkın olduğumuz gibi çok fazla savunma yapmayı seven bir oyuncu değil. Zaten savunmada da aynı Oğuz Savaş gibi çok yumuşak kalıyor. Bu zaaflarını Kaya gibi, Batiste gibi sağlam, sert savunmacı olan uzunlarımızın kapatması halinde savunmada da çok fazla aksamayacaktır.

David Andersen'e bir kez daha Fenerbahçe Ülker'e hoşgeldin diyor, takımımızda başarılar diliyorum.

3 Eylül 2012 Pazartesi

Transfer 2012: Bo McCalebb


Lester Bo McCalebb... 1985, New Orleans doğumlu olan Amerikalı basketbolcu daha sonra Makedon vatandaşlığına geçerek Makedonya Milli Takımında oynamaya başladı. Son yıllarda ortaya koyduğu performans ile Avrupa'da en iyi oyun kuruculardan biri olmayı başaran Bo McCalebb, basketbol kariyerine Amerika'da kolej ligi'nde başladı. New Orleans Üniversitesi'nde sürdürdüğü kolej kariyeri boyunca 128 maça çıktı ve 20.9 sayı, 4.7 ribaund ve 3 asist ortalamalarıyla inanılması güç bir istatistik yakaladı. Bu yüksek ortalaması Bo'ya, 2007 yılında "Sun Belt Conference Player of the Year" ödülünü kazandırdı.

Günümüzün elit basketbolcularından biri olarak kabul edilen Bo McCalebb profesyonel kariyerine ise ülkemizde başladı. 2008-2009 sezonunda Beko Basketbol Ligi ekiplerinden Mersin Büyükşehir Belediye forması giyerek profesyonel basketbol kariyerine ilk adımı attı. Ligimizde oynadığı tek sezonda 17.4 sayı ve 4.7 asist ortalamalarıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Sezon sonu Fenerbahçe Ülker'in de gündemine gelmiş ancak transferden daha sonra vazgeçilmişti. Bo, ülkemizde geçirdiği bir sezonun ardından Partizan'a transfer oldu. Partizan'da oldukça başarılı bir sezon geçiren Bo McCalebb, Sırbistan Ligi ve kupası ile Adriyatik Ligi'ni kazandı. Ayrıca Euroleague'de de aynı sezon Final Four oynama başarısı gösterdi. Euroleague'de takımının Final Four oynamasında büyük katkısı olan Bo, Euroleague'in en iyi kinci beşine seçilerek kalitesinide ortaya koydu.

Partizan'da geçirdiği başarılı sezon ile Avrupa Basketbolu'nun önemli kulüplerinin dikkatini çeken Bo McCalebb, 2010 transfer döneminde İtalyan temsilcisi Montepaschi Siena ile sözleşme imzaladı. Euroleague seviyesinde Partizan'da başlayan yükselme Siena'da adeta tavan yaptı. McCalebb, Siena forması ile ortaya koyduğu performans sayesinde tüm dünyada tanınan bir isim olmayı başardı. Siena'daki ilk senesinde Euroleague'de Final Four oynayıp, İtalya'da da tüm kupaları topladılar. İkinci sezonunda da başarılı performansını sürdüren Bo McCalebb, İtalya Ligi MVP'si olmayı başardı. 2012 transfer döneminde ise Fenerbahçe Ülker ile 3 yıllık sözleşme imzalayan McCalebb artık Sarı-Lacivertli renkler için mücadele edecek.

Bo McCalebb'ın kısa gibi görülen ama aslında başarılarla dolu kariyerine göz attık. Fenerbahçe Ülker Bo'nun profesyonel basketbol kariyerindeki dördüncü takımı. Mersin'de başlayan kariyer şimdi bir diğer Türk takımı olan Fenerbahçe Ülker'de devam edecek. Ama bu sefer daha öncekinden farklı olarak. Mersin'de bir yıldız adayı olduğunu göstermişti fakat şimdi Fenerbahçe Ülker'de yıldız oyuncu olarak görev yapacak ve takımın hedeflerinde en kilit rolü üstlenecek. Bo, bu duruma yabancı değil. Bu zamana kadar oynadığı her takımda hep kilit ve önemli roller üstlendi. Bu yükü kaldırabilecek tecrübede bir isim.

Bo'nun basketbolunu aslında çok fazla tanıtmaya gerek yok. Basketbolu az da olsa takip eden herkes Bo'nun oynayacağı takıma nasıl yarar sağlayacağını bilir. Yine de biz yıldız basketbolcunun olumlu yönlerine biraz değinelim.

Öncelikle atletik yapısının getirdiği önemli bir artısı var. Hem savunmada hem de hücumda bunun nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyor. Yüksek zıplama kabiliyeti sayesinde ribaundlara da katkı veriyor. Tam sahayı çok hızlı geçip takımı hücuma çok hızlı taşıyabiliyor. Pota altı drive'larda da bitiriciliği çok yüksek olan bir oyuncu. İçe drive sonucu bulduğu basketler profesyonel kariyeri boyunca en iyi yaptığı işlerin başında geliyor. 

Gerektiğinde sorumluluk alabilen ve kritik anlarda önemli katkılar bekleyebileceğimiz bir isim. Top onun ellerinde olduğunda bu sezon biraz daha rahat maç izleyeceğimiz kesin. Çünkü oyunu çok iyi okuyup rakibin anlık zaaflarından çok iyi yararlanabilen bir oyuncu. 

Teke tek hücumda tutulması zor bir isim. Karşısındaki oyuncuyu zor duruma düşürebilecek kadar hareketli olması ona büyük avantaj sağlıyor. Ayak çabukluğu ve atletik yapısıda bunda büyük etken tabi ki. Ayrıca oldukça korkusuz bir isim. Önündeki oyuncunun kim olduğuna bakmadan potaya gidebilen hatta daha da zoru seçip rakibinin üzerinden smaç dahi basabilen bir isim. Bo'nun bu spektaküler hareketleri sezon boyunca taraftarı coşturacaktır. 

Bo, savunmada da teke tekte yıpratıcı bir oyuncu. Özellikle rakip alanda baskıyı iyi yapıp, rakibini top kayıplarına zorlar. Sert savunması ve rakibe yaptığı baskı ile top kapmada da oldukça başarılıdır. Savunmada kaptığı toplarla basacağı smaçları sezon boyunca izleyecek olmakta bizler için büyük bir keyif olacak.

Kariyerinin başlarındaki en büyük dezavantajı orta mesafe şutlarının iyi olmamasıydı. Ancak özellikle Siena'da bu sıkıntısını büyük ölçüde giderdi. Orta mesafe şut yüzdesini yükseltti. Bu bile Bo'nun bireysel oyun gelişimine ne kadar önem verdiğinin bir göstergesi. Çalışmayı ve kendini geliştirmeyi seven bir oyuncu Bo McCalebb. Pianigiani'nin sisteminde yine alışkın olduğu bir görev üstlenecek. Siena'da alışkın olduğu sistemi Fenerbahçe Ülker'de de sürdürecek. Geçiş döneminin sorunsuz olması için yapılan yararlı transferlerin yaratacağı sinerji ile Fenerbahçe Ülker bu sezon savunmadaki sertliği ve hücumdaki yaratıcılığı ile Avrupa'da ses getirecek bir seviyeye geldi. Bo McCalebb'ta bu kadroda en kilit rolü üstlenecek olan oyuncu olacak.

Bo, bir yıldız.. Şimdi bu yıldızı Fenerbahçe Ülker'de de parlatma zamanı... Sarı ışığına laciverti de ekleyip zirveye çıkartma zamanı... Şimdi; şampiyonluk zamanı... 

Ailemize hoşgeldin Bo...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Transfer 2012: Barış Ermiş


Fenerbahçe Ülker'de lig tamamlandıktan sonra anlaşılan ancak resmi olarak üçüncü sırada açıklanan transfer Barış Ermiş oldu. Barış hamlesi yerli oyun kurucu açısından oldukça önemli. Ancak değerlendirmelere geçmeden önce kısaca Barış'ın kariyerine göz atalım. Basketbola 1991 yılında Yeşilyurt kulübün'de başlamış ardından Efes Pilsen altyapısına transfer olmuş. Efes Pilsen altyapısında geçirdiği 5 sezonun ardından, Efes'in rezerv takımı olan Pertevniyal'de iki sezon mücadele etmiş. Pertevniyel'de geçirdiği iki sezonun ardından 2003/04 sezonunda Beşiktaş'ta forma giydi. Beşiktaş'ta geçirdiği sezonunun ardından altyapısında 5 yıl mücadele ettiği Efes Pilsen'e transfer oldu. Efes Pilsen ile 2005 yılında Türkiye Basketbol Ligi şampiyonluğu kazandı. 2006/2007 sezonuna Efes Pilsen'de başlamasına rağmen devre arası Türk Telekom'a transfer oldu. Burada geçirdiği yarım sezonun ardından ise Pınar Karşıyaka'ya gitti. Burada da bir sezon mücadele ettikten sonra tekrardan Türk Telekom ile anlaştı. 

Bu ana kadar çok dalgalanmalı geçen kariyerinde 2009/2010 sezon başı milat oldu. 2009 yılına kadar neredeyse her sezon başı takım değiştiren Barış, 2009'da transfer olduğu Banvit'te üç sezon düzenli olarak forma giydi. Orhun Ene yönetimindeki Bandırma temsilcisinde önemli rol üstlenen ve takımın bir numaralı oyun kurucusu olarak mücadele eden Barış Ermiş burada gösterdiği performans ile adını en iyi yerli oyun kurucular arasına yazdırmayı başarıp kendisini kanıtladı. 2011 yılı transfer döneminde de Fenerbahçe Ülker'den teklif almasına rağmen daha fazla süre almak istediğini belirtip Banvit ile sözleşme yenilemişti. Ancak Fenerbahçe'nin kendisinden vazgeçmemesi üzerine ve yapılan görüşmeler neticesinde bir sezon rötarlı da olsa 2012 transfer döneminde kendisini Fenerbahçeli yapan sözleşmeyi imzaladı.

Kariyerine göz attıktan sonra şimdi de Barış Ermiş'in olumlu ve olumsuz yönlerine değinelim. İlk başta da dediğimiz gibi yerli oyun kurucu transferinde çok önemli bir hamle oldu Fenerbahçe Ülker için. Ülkemizde Kerem Tunçeri'den sonra şu anda form düzeyi ve istikrarı bakımından en iyi yerli guard konumunda. Engin'in yaşadığı sakatlıkların etkisinden bir türlü çıkamaması, Ender'in istikrarsız bir grafik çizmesi Barış'ı yerli guard konusunda Kerem Tunçeri'nin ardından ikinci sıraya taşıdı. Fenerbahçe'de Banvit'te oynadığı gibi dominant bir rol üstlenmeyecektir. Takımda ikinci guard olarak oynayacak ve genelde tamamlayıcı olarak, Bo McCalebb'ı desteklemek için kenardan gelerek katkı vermeye çalışacak. Fenerbahçe Dergisi'nin Ağuston sayısında yayınlanan röportajında da; "Ben de oyun kurucu bölgesi özelinde takımdaki açıkları kapatmaya yardımda bulunmayı amaçlıyorum" demişti. Öncelikle yeni takımındaki rolünü sezon başlamadan önce bilmesi ve bu doğrultuda hazırlanması Barış için büyük artı olacaktır. En azından takıma neler verebileceğini daha doğru analiz edebilecek ve bu doğrultuda tecrübelerini aktaracaktır.

Barış'ın en büyük artılarından birisi asist özelliği. Kendisinin oynamasından çok takımı oynatmayı seven ve takımdaki arkadaşlarına skor katkısı bulmalarında destek olan çok önemli bir oyuncu. Asist yapma kabiliyeti o kadar gelişmiş bir oyuncu ki, son 3 yılda Türkiye Ligi'ni bu özelliğiyle adeta domine etti diyebiliriz. Banvit'te geçirdiği 3 sezon boyunca asist ortalamasında ligde ilk üç içerisinde yer aldı. (2011'de 1., 2012'de 2., 2010'da 3. oldu) Saha içerisinde arkadaşlarının dizilişini ve oyunu çok iyi okuyabilmesi ona bu konuda çok yardımcı oluyor. Geçtiğimiz yıl ligimizi 6.07 asist ortalamasıyla tamamlamıştı. 6.07 bir oyun kurucu için oldukça iyi bir asist ortalaması. Özellikle geçtiğimiz sezon yaşadığımız asist sıkıntımızı gidermek için Barış tam bir biçilmiş kaftan. Mücadele edeceğimiz her alanda onun vereceği asist katkılarına çok ihtiyacımız olacak. Bo McCalebb ile birlikte 1 numarada güzel işler yapacaklar.

Asist kabiliyeti dışında atletik yapısıyla da önemli bir oyuncu. Özellikle hızlı hücum sayılarında Ömer Onan ile birlikte süper ikili olacaklardır. Boş olduğunda tam sahayı çok hızlı geçen bir oyuncu. Ayrıca rakip savunmayı da dağıtabilen bir isim. Deliciliği iyi seviyede. Oyun kurucularda aranan en önemli özelliklerden biridir delicilik. Barış'ta bunu ligimizde en iyi şekilde yapan yerli guardlardan biri. Bunların yanı sıra iki sayılık basketlerde oldukça yüksek bir yüzdeye sahip. Yine geçtiğimiz sezon iki sayılık basketlerde 73.20'lik bir yüzde yakaladı. Serbest atışlarda ise %75.34'lük isabet oranına sahip.

Barış, kendine güveni yüksek olan bir oyuncu. Sahada asla pes etmeyen, maç içerisinde sorumluluk alınması gereken anlarda sorumluluk almaktan korkmayan bir isim. Bu sezonki transferilerimizle birlikte sorumluluk almaktan kormayan oyuncuların yer aldığı çok geniş bir kadromuz oldu. Banvit'te bir çok maçta izledik bu yönünü. Takımın ihtiyaçları doğrultusunda sahada herşeyini verebilen bir basketbolcu. Banvit'te bu kadar ön plana çıkmasındaki en önemli etkenlerden biri de buydu. Hücumdaki katkılarını yazdık. Bize hücum gücü olarak büyük katkıda bulunacağına inanıyoruz ama savunmada takıma neler verebilir? Savunmada takıma yapacağı en büyük katkısı takip bloklarını çok iyi yapabilen bir oyuncu olması. Boyununda (1.94) kendisine getirdiği bir avantaj ile maça iyi odaklandığında takip bloklarında oldukça büyük bir katkı verecektir takıma.

Olumlu yanlarından bahsettik. Şimdi de olumsuz birkaç özelliğine değinelim; Savunmada çok basit faul yapmaktan bir türlü kurtulamadı. Özellikle karşısında hareketli bir oyuncu gördüğünde kolay geçilmesi en önemli zaaflarından biri. Serbest atış ve iki sayılık atışlarda bulduğu başarılı yüzdeyi ne yazıkki dış atışlarda bulamıyor. Üç sayılık atışlarda çok istikrarsız bir görüntü çiziyor. Yine geçtiğimiz yılın istatistiklerinden örnek verecek olursak dış atışlarda %27.40 gibi oldukça düşük bir yüzdeyle mücadele etmiş. Ayrıca dediğim gibi karşısında hareketli bir oyuncu gördüğünde topu yarı sahaya taşımakta da büyük sıkıntı çekiyor. Fakat bu sıkıntısını Fenerbahçe'de yaşayacağını tahmin etmiyorum çünkü genellikle sahada Bojan Bogdanovic ve Emir Preldzic gibi topu rakip sahaya oldukça başarılı taşıyan oyuncularla oynayacak. Bu açığını Fenerbahçe'de pek fazla göstermeyecektir. Şüphesiz bu durum kendisi içinde bu büyük bir avantaj olacak.

Engin'in takımdan ayrılmasıyla yerli oyun kurucu olarak takıma katılabilecek en iyi oyuncuyu aldı Fenerbahçe Ülker. Şu anda Türk oyun kurucular açısından en istikrarlı oyuncu olmasıda Barış'ı diğerlerinden bir adım öne çıkartıyor. Barış; kişilik olarakta, oyunculuk olarakta Fenerbahçe'ye yakışan bir sporcu. Formamızı giydiği müddetçe bizlere çok güzel maçlar izleteceğinden eminim. Kendisine çok güveniyorum. Banvit'teki kadar göz önüne çıkmayabilir burada ama bu pasif olacağı anlamına da gelmez. Takım içerisinde Bo McCalebb gibi bir yıldız ile aynı bölgede yer alacak olması hem kendi basketbolu için hemde takıma vereceği olumlu katkıları için önemli. 2 sezondur istediğimiz bir oyuncuydu. Bu sene ailemize katıldı. Umarım taraftarın beklentilerini karşılayabilecek bir performans sergiler. Bizim bu konuda hiçbir şüphemiz yok. Bu transfer de Fenerbahçe Ülker için hayırlı uğurlu olsun.

7 Ağustos 2012 Salı

Transfer 2012: Mike Batiste




Fenerbahçe Ülker’in resmi olarak açıkladığı ikinci transferi; Michael James Batiste oldu. Şu anda Avrupa Basketbolu’nda önemli bir yere sahip olan Amerikalı Basketbolcu’nun kariyeri ilk başlarda pekte istenildiği gibi gitmemiş.  Batiste basketbola Wilson Lisesi’nde başlamış. Lise eğitiminin ardından ise mezun olacağı ve ilk sene hariç (İlk senesinde Long Beach Koleji’nde okudu) son 3 senesini geçireceği Arizona State’te kolaj kariyerini tamamladı. Arizona State’de skor üretmeyi seven ancak bunun yanı sıra diğer kategorilerde de takımına katkı sağlayan bir oyuncu profili çizmiş. Kolej kariyerinin ikinci senesinde PAC-10 (Pasifik 10 Konferansı) blok krallığı ve son senesinde PAC-10 en iyi beşine seçilmiş. 2000 yılında girdiği draftta işler istediği gibi gitmeyince Batiste’de genç yaşında Avrupa’nın yolunu tuttu. Avrupa kariyerine Belçika’nın Charleroi takımında başlayıp ilk sezonunun ardından Avrupa’nın en iyi liglerinden biri olan İtalya’nın yolunu tuttu. Biella formasıyla İtalya liginde mücadele ettikten sonra 2002 yılında NBA şansını kullanmak istedi ve Memphis ile anlaştı. Takıma kenardan gelerek katkı sağlamaya çalıştı ve sezonu 16.6 dakika, 6.4 sayı ve 3.4 ribaund ortalamaları ile tamamladı.

NBA’de beklediği başarıyı yakalayamaması üzerine ertesi yıl büyük bir patlama yapacağı ve adını tüm dünyaya duyuracağı Panathinaikos ile anlaştı. Panathinaikos’ta dört numara olarak oynamaya başladı. Obradovic’in oyun sisteminde tam 9 sene takımın kemik omurgasını oluşturan kritik bir rol üstlendi. Panathinaikos pota altında akla gelen en önemli isim olmayı başardı. Panathinaikos kariyerinde 2004-2011 arası ardarda tam 8 lig şampiyonluğu, 2005-2009 arası ardarda 5 toplamda 6 lig kupası kazandı. Pana’nın ezeli rakibi Olimpiakos’a karşı kurduğu büyük üstünlükte önemli bir paya sahip oldu. 2010 yılında da bireysel bir başarıya imza atarak Yunan Ligi’nin MVP’si seçildi. İstikrarlı oyununu sadece Yunan Ligi’nde değil Avrupa’nın En büyük basketbol organizasyonu olan Euroleague’de de sürdürdü.  Bu ligde tam 9 sezon üst düzey basketbol oynayarak, istikrarlı oyununun meyvelerini topladı. Final-Four’un müdavimlerinden olan Panathinaikos ile 3 kez Avrupa’nın En Büyüğü olma başarısını yakaladı. Bireysel olarakta bu lige damgasını vurdu. 2011’de Euroleague’in En iyi takımına seçildi. Geçtiğimiz sezon ise yine Euroleague’in En iyi 2. takımına seçilerek Avrupa Basketbolu’ndaki yerini ve önemini adeta tekrardan haykırdı. Ve 2012 transfer döneminde kendisini Fenerbahçe Ülkerli yapan bir yıllık sözleşmeye imza attı. Basketbol kariyerini iki uzun paragrafa dahi zor sığdırdığımız Mike Batiste’in şimdide artılarını ve eksilerini değerlendirelim:

Mike Batiste’den bahsediyorsak eğer ilk önce fiziğinden başlamamız gerekir. İri vücuduna rağmen bir uzun basketbolcu için inanılmaz derecede atletik bir oyuncu. Tam sahayı birçok uzuna oranla daha hızlı geçiyor. Ayrıca hücumda pota altındaki hareketliliği ile çok kolay adam eksiltebilir. İzlediğimiz hemen hemen her maçında kendisini arkadan alan bir oyuncudan göz açıp kapatıncaya kadar sıyrılıp pota altında kendisine boş pozisyon yarattığını görebiliriz.

Alçak post ve orta mesafede durdurulamaz bir hücum potansiyeli var. Tüm Euroleague kariyeri boyunca %60’lık inanılmaz iki sayı isabet yüzdesiyle oynamış bir oyuncudan bahsediyoruz. Hücum yönü dışında savunmada da takımına büyük katkı sağlayan bir oyuncu. İri yapısı ve güçlü fiziği sayesinde pota altı savunmasında birçok uzun oyuncuya zor anlar yaşatabilir. Oyuna iyi odaklandığında blok tehdidi ve ribaund alma potansiyeli yüksek olan bir isim.

35 yaşında olmasına rağmen sahada herşeyini verebilecek bir oyuncu. Pes etmeyen yapısı, sahadaki savaşçılığıyla takım arkadaşlarını ateşleyebilecek, onları oyunun içine sokabilecek bir isim. Ben bu özelliklerini Mirsad Türkcan’a çok benzetiyorum. Jübilesini yapacak olan Mirsad’ın yerine onun sahada ortaya koyduğu hırsı yaşatacak, takımı ateşleyecek ve kendini asla rakipten  sakınmayan bir oyuncu geldi. Biz Türk taraftarların izlemekten ve takımımızda yer almasından mutluluk duyacağımız bir isim. Bizler için önemli olan mücadeleci ruhu; Mirsad’tan devralarak taşıyacak Batiste. Ayrıca şunuda unutmayalım; kendisi perdelerin efendisidir. Pick&Roll deyince akıllara gelen yegane oyunculardan biridir. Takımımızda uzun süredir doğru düzgün göremediğimiz Pick&roll hücumları bu sene Bo McCalebb ve Batiste ikilisi sayesinde sıkça göreceğiz. Son yıllardaki en büyük eksikliğimiz olan bu hücum setinde bu sene o arzulanan başarıyı yakalarız. Umarım takımın genç uzunları Oğuz ve Berkay, Batiste’den biraz Pick&roll hücum etmeyi öğrenirler. Çünkü bunu Batiste’den başka öğretebilecek çok az becerikli oyuncu vardır.

Bu kadar çok şeyden bahsetmişken “bu adamın hiç olumsuz yönü yok mu?” demeyin. Tabi ki de var ama bu asla oyunuyla alakalı bir unsur değil. Sadece kişilik olarak biraz agresif bir oyuncu. Geçmiş yıllarda Obradovic’le bile ufak tarzda sorunlar yaşamış olması akıllara “acaba?” sorusunu getirebilir. Ama ben Pianigiani ile bu bir sezonluk periyotta herhangi bir sıkıntı yaşayacağını pek zannetmiyorum. Artık Batiste o eski dönemlerinden daha olgun bir oyuncu. Yaşının getirdiği bir ağırlık  ve olgunluk muhakkak var. Hoca veya takımdaki herhangi bir oyuncuyla bu tarzda diyaloglardan uzak duracaktır.

Batiste gerek kariyeri, gerek oyunculuğu ile Fenerbahçe Ülker’e gelmiş en önemli Amerikalı oyunculardan biri. Henüz sırtına çubukluyu giymemiş olsa bile, sezon içerisinde takıma neler katabileceğini bizlere az çok hissettiren bir oyuncu. Ben Batiste’in takıma büyük yarar sağlayacağını ve Fenerbahçe Ülker’in hedeflediği başarılara yürümesinde çok kilit bir rol üstleneceğini düşünüyorum. Yaşı nedeniyle asla bir tereddüdüm yok. Aksine yaşının getirdiği olgunluk ve tecrübe ile bizlere güzel bir sezon yaşatacaktır. Şansı bol olsun. Takımımıza hayırlı olsun.

2 Ağustos 2012 Perşembe

Transfer 2012: Romain Sato


Transfer dönemi başlayalı epey zaman oldu. Takımımıza şu anda yeni coach olarak Siena'dan Simone Pianigiani, Panathinaikos'tan Mike Batiste ve Romain Sato ile Banvit'ten Barış Ermiş 2012 transfer döneminde katılan isimler oldular. Bugün yarında Bo McCalebb resmi olarak açıklanacaktır. Transferlerin bitmesiyle birlikte değerlendirmelere başlamak istiyordum fakat bu sürecin sonlanması için önümüzde daha epey zaman olduğu için şimdiye kadar tamamlanmış transferlerin değerlendirmelerini ikişer gün arayla yazmaya karar verdim. 

Bu yazı dizisinede ilk olarak Romain Sato ile başlamak istiyorum. Çünkü resmi olarak ilk açıklanan transferimizdi. Öncelikle kariyerinden bahsedelim. Orta Afrikalı oyuncunun basketbolla tanışması lise eğitimini Amerika'da almasıyla başlamış. Kolej kariyerinin ardından 2004 NBA Draft'ında San Antonio Spurs tarafından draft edildikten sonra bir sezon NBA'de forma giydi. Bu sezonunda pek parlak görüntü vermeyince NBA macerasını neredeyse başlamadan sonlandırıp Avrupa'ya adım attı. İtalya 2. Lig takımlarından Sicc Cucine Jesi'ye transfer olan Sato burada gösterdiği performans ile Barcelona'ya transfer oldu. Ancak Barça macerasıda kısa süren Sato, asıl patlama yapacağı yere yani Montepaschi Siena'ya 2006-2007 sezonu başında geldi. Pianigiani yönetimindeki Siena'da adeta yıldızlaşan Sato ortaya koyduğu basketbol ile de Avrupa'da saygın bir yer kazanmayı başardı. 4 sene forma giydiği Siena'da 4 Lig şampiyonluğu sevinci yaşarken bireysel olarakta 2009 İtalya Süper Kupa MVP'si ve 2010 İtalya Ligi MVP'si olmayı başardı. Siena'da göz dolduran performansı ile 2010 yılı transfer döneminde Panathinaikos'a transfer olan Sato burada 2 sezon boyunca 1 Yunan Ligi, 1 Yunanistan Kupası ve 1 Euroleague şampiyonluğu sevinci yaşadı. 2012 transfer döneminde ise Fenerbahçe Ülker'e 2 yıllık kontrat imzalayarak transfer oldu.

Romain Sato, sezona yeni yapılanma ile giren ve coach olarak takımın başına Simone Pianigia'nin getirildiği Fenerbahçe Ülker'de resmi olarak açıklanan ilk transfer oldu. Aynı zamanda Avrupa basketbolunda da ses getiren bir adımdı bu. Sato, günümüz basketbolu için çok önemli bir isim. Komple bir oyuncu olarak adlandırdığımız ve oyunun her iki yönünü iyi oynayabilen, sorumluluk alınması gereken zamanlarda bu sorumluluğu almaktan kaçınmayan, takım için sahada herşeyini verebilecek bir oyuncu. Az önce kariyerinde de bahsettiğimiz gibi Avrupa Basketbolu'nun önemli kulüplerinde forma giymiş, bu liglerde ve Euroleague'de şampiyonluklar kazanmış çok tecrübeli bir isim.

Sato, Simone Pianigiani'nin oyun planı için adeta biçilmiş kaftan. Pianigiani rakibe baskıyı seven ve savunmada üst düzey sertlik isteyen bir antrenör. Pianigiani'nin takımının en büyük özelliği her zaman sistem takımı olması olmuştur. Bu doğrultuda da her zaman kafasındaki oyun sistemine uyan karakterli oyuncuları alır. Sato'da bu oyunculardan biri. İnanılmaz bir savunmacı. Birebir savunmada kolay kolay adam geçirmez. Uzun kolları ve atletik yapısıyla rakip oyuncuyu bezdiren ve top çalma kabiliyeti yüksek olan bir oyuncu. Geçtiğimiz sezon başı NBA'de lock-out varken takıma katılan Thabo Sefolosha'ya benzetiyorum savumasını ve oyununu. Gerçekten Sato'nun savunduğu oyuncu için 40 dakika oldukça zor geçiyor. Avrupa'da kendini ispatlamasında büyük rol oynayan Pianigiani ve onun sisteminde tekrardan yer alacak olması Sato için önümüzdeki iki sezonun oldukça başarılı geçeceğinin sinyalleri gibi.

Dedik ya atletik özellikleri iyidir diye. Bu özelliğinden en iyi şekilde yararlanmasını bilen bir oyuncu. Uzun kollarınında yardımıyla ribaund konusunda da oldukça başarılıdır. Boyuna göre iyi zıplayabilen bir basketbolcu. Ayrıca sahayı hızlı geçmede de bu atletik özelliklerini fazlasıyla kullanıyor. Geçtiğimiz sezon çok aradığımız rakip alanda baskıyı Bo McCalebb ile birlikte çok iyi yapacaklarına inanıyorum. 

Bu fiziksel özelliklerinin dışında tam bir takım oyuncusudur. Topu alıp elinde uzun süre tutmayı sevmez. Oyuın içi setlerde kendisine ne görev verilmişse en iyi şekilde yapmaya çalışır. Hücum opsiyonları da gerçekten gelişmiş bir basketbolcu. Boş kaldığında ciddi bir üç sayı tehtidi vardır. Uzun kolları sayesinde potaya korkusuzca gidebilir. Ayrıca potaya sırtı dönük oyununu da son yıllarda oldukça fazla geliştirdi. En büyük sorunu şutlarında bazen istikrarsız olmasıdır. Gününde olmadığı zaman fazla şut kaçırır. Hücumdayken rakip takım coachları tarafından kendisi için en çok alınan önlem Sato'nun geçiş için sol koridorunu kapatmalarıdır. Çünkü sağ eliyle neredeyse hiç top sürmez ve kendi hücumunda asla zorda kalmadıkça sağdan hücum etmez. Sol kolunu çok daha iyi kullanır. Bu zayıf noktası özellikle Euroleague seviyesindeki coachlar tarafından kendilerine bir avantaj yaratmak için kullanılır ama unutulmamalıdır ki Pianigiani'nin oyun sisteminde bu zayıf noktasını kapatabilecektir.

Romain Sato transferi Fenerbahçe Ülker için çok önemli bir hamle oldu. Artıları, eksilerinden çok daha fazla olan bir oyuncu. Yüksek bir Euroleague tecrübesine sahip bir isim. Avrupa'da önemli liglerde, önemli derbilerde ve son derece kritik maçlarda forma giymiş bir isim. Fenerbahçe Ülker'in hem savunmasına hem de hücumuna çok şeyler katacağı kesin. Sato'ya Fenerbahçe forması altında başarılar diliyorum. Yapılan transferler ile Fenerbahçe Ülker'in bu sezon Avrupa'da da ses getirecek bir takım olacağına da inancım tam. Hayırlı olsun.

** Bu yazıyı yazarken resmi açıklamada geldi. Bo McCalebb 3 yıl boyunca Fenerbahçe Ülker forması giyecek. Hayırlı olsun.

24 Haziran 2012 Pazar

Benvenuto Pianigiani


Kötü geçen sezonun sona ermesinin hemen ardından Fenerbahçe Ülker'in Neven Spahija ile yollarını ayırdığının açıklanmasıyla birlikte yeni antrenör için birçok isim ortaya atıldı. Bu ortaya çıkan isimlerin hepsiyle de görüşüldü. İlk olarak Messina ismi ön plana çıkartıldı. Başarılı antrenör ile anlaşıldığı hatta menajeri aracılığıyla İstanbul'dan ev bile baktığı iddia edilmişti. Kariyeri büyük başarılarla dolu bu isim haliyle tüm taraftarlarda büyük bir heyecan yarattı. %99 gibi çok ciddi de bir "garanti" verilmişti. Ancak Messina konusunda beklenen olmadı. Kesin anlaşıldı denilen hoca ile anlaşma imzalanmadı. Messina CSKA'ya gitti. 

Messina'nın ardından Panathinaikos ile çok büyük başarılara imza atmış olan Avrupa Basketbolunun Efsane ismi Zeljko Obradovic ismi ön plana çıktı. Pana'dan ayrıldığını açıkladığı gibi Kemal Dinçer'in Atina'ya gittiği ve transferin gerçekleşmesi için Obradovic ile masaya oturduğu konuşulur olmuştu medyada. Obradovic'ten gelen ilk sinyaller olumluydu aslında. Tamam bu sefer olacak Fenerbahçe Ülker bombayı patlatacak deniliyordu ama Obradovic'te olmadı. İstediği maddi gerekçeler oldukça fazlaydı. Bu nedenle Obradovic ile de anlaşma sağlanamamıştı.

Obradovic ile birlikte ismi anılan diğer "kurt hoca" ise Ivkovic'ti. Olympiacos'ta tarihi bir sezon geçiren ve hem Yuınan Ligi'ni hemde Euroleague'i kazanan başarılı antrenör, Yunanistan'daki ekonomik kriz nedeniyle görevinden ayrıldığını açıkladı. Ancak bu kararını verirken başka bir kulüp takımı çalıştırmayacağını ve Sırp Milli Takımına yoğunlaşacağını açıkladı. Daha önce kendisiyle görüşülmesine rağmen böyle bir karar vermiş olması bu transferide ortadan kaldırdı.

Bu üç ismin dışında Maljkovic ve Tanjevic isimleride medyada yer almıştı ama bu iki ismede teklif götürülmemişti. Son olarakta Siena'da doğmuş, doğduğu şehrin takımında 10 sene yardımcı antrenör olarak görev yapmış ve 2006 yılından itibaren A Takımda Baş Antrenörlük görevine getirilmiş olan Avrupa Basketbolu'nun Mourinho'su olarak tabir edilen bir isim gündemimize geldi. Mourinho benzetmesini ben pek kabul etmesemde genç yaşı itibariyle yakaladığı başarılar göz önüne alınarak yapılmış bir benzetme olarak düşünüyorum. Siena'yı 6 sezonda üst üste 6 kez Lig Şampiyonu yapan, 5 Kez İtalya Süper Kupası'nı kazanan, 4 kez İtalya Kupasını müzesine götüren ve 2 kez de Siena'yı Euroleague'de Final Four'a taşıyan antrenör Simone Pianigiani Fenerbahçe Ülker ile anılmaya başlandı. Siena'nın Avrupa'daki kriz nedeniyle yeni yapılanma kararı alması üzerine Siena'dan ayrılacağını açıklayan tecrübeli antrenör ile Kemal Dinçer birçok kez görüşme yapmış ve her görüşmeden de olumlu izlenimlerle ayrılmış. 24 Haziran 2012 Pazar günü ise Siena'da doğup büyüyen, antrenörlük kariyerine bu şehrin takımında başlayan ve 16 sene bu takıma hizmet eden Pianigiani Fenerbahçe Ülker ile 2+1 yıllık sözleşme imzaladı. Bu Pianigiani'nin İtalya dışındaki ilk antrenörlük deneyimi olacağı için kendisi içinde özel bir durum.

Pianigiani, Avrupa Basketbolunun en başarılı genç antrenörlerinden biri. Aynı zamanda İtalya Milli Takımında da görev yapıyor. Pianigiani'nin takımının en büyük özelliği her zaman sistem takımı olması olmuştur. Kafasındaki oyun sistemine uyan karakterli oyuncuları alır. Bu sisteminin en belirgin özelliği ise istikrarlı olmasıdır. Kendi liginde 6 kez üst üste şampiyon olması, Euroleague'de her sezon en az son 8'e yükselmesi hiçbir seride pes etmemesi bu sisteminin en büyük özelliği. 2010/11 sezonu Euroleague'de oynanan Olympiacos serisinde ilk maçta 50 sayı fark yemelerine rağmen nasıl seriyi kazandıklarını hatırlayalım. Pianigiani'nin sisteminde asla pes etmek yok. Takıma bu karakteri çok iyi aşılayan bir coach. Fenerbahçe Ülker ile 2+1 yıllık sözleşme imzalaması da takımımızda kendisine gereken sürenin tanınacağının bir göstergesi. Yönetim ona bu süreyi tanırken taraftarda ona yardımcı olmalı. Desteğini asla çekmemeli. Ki Fenerbahçe taraftarının Pianigiani'ye istediklerini yapabilmesi için gereken zamanı tanıyacağına da inanıyorum. 

Bir çok kişi için Obradovic, Ivkovic isimleri anılırken Pianigiani'nin getirilmesi hayal kırıklığı yaratmış olabilir ama Pianigiani asla küçümsenecek bir coach değil. Avrupa Ligi'nde kendisini ispat etmiş, istikrarını sürdürmüş bir antrenör. Bu takımda büyük başarılara imza atabilecek donanımda ve kabiliyette olduğu da bir gerçek. İstediği kadroyu kurması halinde Fenerbahçe Ülker için daha güzel günler çok yakın olacak. Artık Pianigiani'de Büyük Fenerbahçe ailesinin bir parçası. Benvenuto Pianigiani...

*** Benvenuto: İtalyanca’da “Hoşgeldin” demek.