28 Eylül 2013 Cumartesi

Obradovic'in Gençleri 1. Bölüm


Fenerbahçe Ülker, yeni sezon hazırlıkları kapsamında bu yıl İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Rixos Cup 6 Basketbol Turnuvasına katıldı. Zeljko Obradovic önderliğindeki Sarı-Lacivertli Ekip, ciddi rakiplerin yer aldığı bu turnuvaya EuroBasket nedeniyle takıma dahil olmayan 5, sakatlığı bulunan 3 olmak üzere toplamda 8 as oyuncusundan yoksun olarak, genç ağırlıklı bir kadroyla katılmak zorunda kaldı. Bu yeni sezon için takımı izleme fırsatını elimizden alırken belki de çok daha önemli bir fırsatı bizlere sundu; Geleceğin Fenerbahçesini izleme fırsatına sahip olduk. 95-96-98 jenerasyonlarından ağırlıklı genç kadroda en tecrübeli oyuncular Bo McCalebb, Emir Preldzic ve Barış Ermiş'ti. Geri kalan 8 oyuncu 90 ve sonrası doğumluydular. Fizik olarak kendilerinden çok daha iyi durumdaki oyunculara karşı sahada mücadele veren Fenerbahçe Ülker'in genç yıldız adayları oynanan üç maçıda kaybetti belki ama taraftarın ve basketbol otoritelerinin gözünde turnuvanın asıl kazanan takımı oldular.

Bu yazımı çok uzun olacağından üç parçaya bölüp yazmaya karar verdim. Bu ilk bölümde takımımızın genel olarak turnuva performansını, baş antrenörümüz Zeljko Obradovic'in ve forma şansı bulan tecrübeli oyuncularımızdan Bo McCalebb'ın değerlendirmelerini, turnuvada yaptıkları olumlu ve olumsuz hareketleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Umarım bu mini yazı dizisini beğeniyle okursunuz.

Takımın Genel Değerlendirmesi

Çok genç ağırlıklı bir kadroyla sahaya çıktığımızı, turnuvayı takip eden her basketbolsever gördü. Belki as takımı izleyemedik ama as takımın nasıl bir oyun anlayışıyla oynayacağını bu turnuvada az da olsa gördüğümüz kanaatindeyim. Öncelikle altını çizmemiz gereken en önemli husus; oyun setleri... 

Geçtiğimiz yıllardaki belki de en büyük eksiğimiz buydu. Spahija'nın son senesinden, Simone Pianigiani döneminde de devam eden sistemsizlik ve sahada setlere bağlı kalınarak oynanmayan, bireyselliğin ön planda olduğu bir oyun anlayışından tamamen kurtulmuş bir takım gördük. Sahada belki as oyuncularımız yoktu ancak Obradovic, yine sihrini yapmıştı. Genç oyuncular bile Obradovic'in çizdiği oyun setlerine bağlı kalarak sahada mücadele ettiler. Top paylaşımları ile boş adamı bulmaya çalışan, takımın skorer oyuncularına saha içerisinde pozisyon yaratan, saha içi yerleşimine büyük önem veren bir takım seyrettik. Geçtiğimiz sezon ciddi düşük oranda olan asist ortalamamızı bu turnuvada oldukça yüksek tutarak bireysellik yerine takım oyununa olan bağlılığımızı gösterdik. Her ne kadar tecrübesizlikten değerlendirememiş olsak da yaptığımız olumlu top paylaşımları ile kolay sayılar bulma şansını sıkça yakaladık. Fiziki olarak bizden çok daha iyi durumda olan rakip oyunculara karşı sürekli adam değişerek yaptığımız savunma ile rakiplerimizin oyun düzenini bozduk. Yardım savunmasını doğru yaparak pota altındaki fiziki açığımızı iyi kapattık. 

Ancak bir durum var ki belki de bizi en mutlu eden gelişmelerden biri. Geçtiğimiz sezon 10 sayı bile geriye düştüğünde pes eden takımın bu sezon 24 sayılardan geri gelen bir takıma dönüştüğüne gözlerimizle tanık olduk. Maçın son dakikalarına kadar kafa kafaya oynayan genç yüreklere şahit olduk. Tüm bunları ele aldığımızda genel olarak takımın turnuvada ortaya koyduğu reaksiyon Fenerbahçe taraftarı için oldukça olumluydu. 

Takım oyunu için olumsuz anlamda söyleyebileceğimiz bir şey yok aslında. Tecrübesiz bir takım olarak basit tercih hataları yaptık. Top kaybı sayımız biraz fazlaydı. Özellikle ribauntlarda fiziki eksikliğimizden dolayı her maç bu istatistikte geride kaldık. Ancak bunlar genç oyuncuların tecrübesizliği ve fiziki yetersizliklerinden kaynaklanıyor. Onlar için bu turnuvada yapılan hatalar gelecek dönemler için yol gösterici olacak. Dedik ya üç maçı da skor tabelasında kaybetmiş olsak da aslında biz geleceğimizi kazandık. Bu turnuva özelinde önemli olan da buydu. 

Zeljko Obradovic

Eğitim alanında en yüksek kademe ordinaryüs profesördür ya, hani çalıştığı alanda en iyisi olan akademisyenlere verilir bu unvan. İşte bahsedeceğimiz kişide basketbolun ordinaryüs profesörü. Geçmişte yaptıkları dillere destan olmuş durumda Obradovic'in. Ancak bizim için önemli olan Fenerbahçe Ülker'de neleri yapabileceğiydi. Her sene büyük isimleri kadrosuna katan ancak istenilen başarıyı bir türlü yakalayamayan bu takımı düzeltebilecek miydi? Aklımızdaki tek soru işareti buydu. Ancak gördük ki Obradovic'in sihirli değneğinin ufak bir dokunuşu bile takımın tamamen değişmesini sağlamış. Bu yazıda Obradovic'i bençte gençlere olan davranışlarıyla değerlendirelim. Takıma kazandırdığı mantaliteyi genel değerlendirmede zaten belirttim.

Obradovic, yıldızları yönetme konusundaki ustalığının yanı sıra gençleri yetiştirme konusunda da oldukça başarılı bir antrenör. Boşuna basketbolun ordinaryüs profesörü demedim koça. Sert görüntüsünün aksine gençlere eğitim vermeyi seven, hatalarını sürekli onlara samimiyetle söyleyip, yapmaları gerekeni bir öğretmen edasıyla anlatan babacan bir adam. Bu turnuvada buna canlı şahit olduk. Rotasyondaki tüm gençleri kullanmaya çalışan, onlara süre veren bir Obradovic vardı bençte. Oyunda yapılan bir hatayı bençe dönüp, eline kalemi ve taktik tahtasını alarak gençlere hatalı hareketin aslında nasıl yapılması gerektiğini anlattığına tanıklık ettik. Kenan gibi, Metecan gibi, Berk gibi bu sezon A Takımda süre alacak olan oyunculara hep sahadaki hatalarını söyleyip, neler yapmaları gerektiğini anlattığını gördük. Oyun içerisinde hazırlanan pozisyonda şutu kaçıran oyuncusuna şutunun doğru olduğunu söyleyip, moralini yerine getirdiğini ve onlara duyduğu güveni oyuncularına hissettirdiğini gördük. 

Obradovic, bu turnuvada kenarda bir antrenörden ziyade bir öğretmen gibiydi. Kimi zaman kızdı, kimi zaman alkışladı, gençlere duyduğu güveni onları en kritik anlarda sahaya sürerek gösterdi. Obradovic, sadece Fenerbahçe Ülker için değil, Türk basketbolu ve milli takımı içinde büyük bir fırsat. Geleceğin Milli Takımı Zeljko Obradovic gibi bir antrenörün elinde şekillenecek.

Bo McCalebb

Fenerbahçe Ülker'e geçtiğimiz sezon Avrupa'nın en iyi üç oyun kurucusundan biri unvanıyla gelen yıldız oyuncu, Union Olimpija maçında geçirdiği sakatlığın ardından form düşüklüğü yaşamış, üstüne bir de takımın ortaya koyduğu kötü performansta eklenince silik bir görüntü vermişti. Potansiyeli yüksek olan, kolay skor üretebilen bir oyuncu olan Bo, Obradovic'in bu sezon beklentisinin büyük olduğu oyunculardan biri. Hazırlık turnuvasında Kenan ve Barış'ın oyunda olduğu anlarda genellikle 2 numarada oynayan, 1 numaraya seyrek geçen yıldız oyuncu yeni sezonda sıkça 2 numaraya kayabileceğinin sinyallerini verdi. Aslında Bo için en verimli pozisyonun 2 olduğunu daha önce bir çok yazımda yazmıştım. 

Turnuvada gençlere fazla şans verilmesinden ötürü beklenenden daha az süre aldı. Ancak sahada olduğu dakikalarda özellikle deliciliğini çok iyi kullandı ve rakip savunmaları bozup, hem arkadaşlarına şut pozisyonları yarattı hem de kendi şutunu buldu. Obradovic'in gelmesiyle ve kendisine gösterdiği pozitif yaklaşım ile özgüveni tamamen yerine gelmiş bir Bo McCalebb izledik. Obradovic'in sisteminin dışına çıkmadan, sistem içerisinde kendisine verilen rolü oynadı. Bu senenin yeni transferi olabileceğinin sinyallerini verdi. Özellikle uzun sıkıntısı yaşadığımız turnuva boyunca ribaundlara yaptığı katkı, tuttuğu oyuncuya nefes aldırmadan savunma yapması, rakibin pas kanallarına girmesi Bo için bu turnuva özelinde söyleyebileceğimiz pozitif hareketler. Tek olumsuz kısım, hepimizin malumu dış şutunun olmaması. Ancak yeni kurulan takımda bu çok fazla sıkıntı olmayacaktır. Çünkü Bjelica, Bogdanovic, Kleiza ve Melih gibi dış şut tehtidi yüksek olan oyuncularla oynayacak. Bo'nun yapması gereken sadece boyalı alana penetre edip, pozisyonu varsa skor üretmek yoksa savunma dengesini bozup topu bu dört oyuncudan biriyle buluşmak. 

Bu sezon gerçek Bo McCalebb'ı izleyebileceğimizi düşünüyorum. Bunun sinyalini ben aldım. Umarım göstereceği performans ile yanıltmaz beni. Çünkü Bo McCalebb, Fenerbahçe Ülker'in ve Obradovic'in sisteminin önemli bir parçası.

Not: Yazı dizimizin yarın ki 2. bölümünde; Emir Preldzic, Barış Ermiş, Kenan Sipahi, Berk İbrahim Uğurlu ve Metecan Birsen'in bireysel turnuva performanslarını bulabilirsiniz...

23 Eylül 2013 Pazartesi

En iyi beşte 3 NBA'li, 2 Fenerbahçeli oyuncu


Avrupa Şampiyonası’nda milli takım formaları altında başarılı bir oyun ortaya sergileyen Fenerbahçe Ülker'in yeni transferlerinden Litvanyalı Linas Kleiza ile Hırvat oyuncusu Bojan Bogdanovic, turnuvanın en iyi beşine seçildi.

Slovenya’da düzenlenen EuroBasket 2013’te Avrupa’nın en büyüğü finalde Litvanya engelini 80-66 ile geçen Fransa olurken, karşılaşmasının ardından turnuvanın en iyi beşi açıklandı. Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın oyuncularından Bojan Bogdanovic ve Linas Kleiza’nın yer aldığı en iyi ilk beş, Goran Dragic, Tony Parker ve Marc Gasol'dan oluştu.

Bogdanovic sayı krallığında ikinci, Bjelica ribaund krallığında dördüncü oldu
Öte yandan Hırvat yıldız Bojan Bogdanovic sayı krallığında ikinci sırayı aldı. Fransız yıldız Tony Parker, turnuvayı 19.0 sayı ortalaması ile birinci tamamlarken, Hırvat oyuncumuz Bojan Bogdanovic 17.4 sayı ortalaması ile ikinci, Yunanistan'dan Vassilis Spanoulis ise 16.7 sayı ortalaması ile üçüncü oldu.

Yeni sezonda takımımızın formasını giyecek olan Sırp yıldız Nemanja Bjelica'da turnuvanın istatistik liderleri arasına girdi. Ülkesi Sırbistan ile başarılı bir turnuva geçiren genç oyuncu, maç başına 7.0 ribaund ortalaması yakalayarak Fransız Alexis Ajinca ile dördüncülüğü paylaştı.



22 Eylül 2013 Pazar

Kenan Sipahi: "Obradovic ile konuşmak karar vermeme yetti"


Fenerbahçe Ülker’in sezon başında Tofaşspor'dan kadrosuna kattığı genç yıldız Kenan Sipahi, transferinin ardından ilk kez konuştu. Kenan’ın NTVSpor. net’ten Oğuz Yenihayat’a verdiği röportajın detayları şöyle:

“Obradovic ile konuştum ve kararımı verdim”
Transfer döneminin en çok konuşulan isimlerinden biri olan 18 yaşındaki genç oyuncu, Fenerbahçe’ye transferini, “Transfer döneminin son günlerinde Fenerbahçe’ye gideceğim belli oldu. Milli takımın şut antrenmanından sonra Zeljko Obradovic ile konuştuk. Bu yıl beni oynatmak istediğini ve süreyi de benim belirleyeceğimi söyledi. Çok kısa bir görüşme oldu, bu konuşma karar vermemde etkili oldu” cümleleriyle özetledi.

“Fenerbahçe’de forma giyecek olmam beni heyecanlandırıyor”
Taraftara seslenen genç oyuncu, “Karar vermemde Obradovic etkili oldu ama büyük bir camiada ve kulüpte forma giyecek olmam beni çok heyecanlandırıyor. Bu sezon çok çalışıp, kendimi geliştirmek ve sarı-lacivertli kulübün beklentilerini karşılamak istiyorum” dedi.

Slovenya’daki 18 yaş altı All-Star’da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirten Kenan, “Burası gerçekten beklediğimden de çok daha güzel ve eğlenceli geçiyor. Fibaeurope bu organizasyona çok önem veriyor, oyuncuların eğlenmesi için büyük çaba gösteriyor. Seminerlerde seçilmiş en iyi 4 antrenör bizimle ilgileniyor ve onlarla iki antrenman yaptık. All-Star karşılaşması olmasına rağmen maçtan önce ayrı ayrı toplantılar yaptık ve başta antrenörler olmak üzere tüm oyuncular çok konsatreydi” dedi.

“Bizimle özel olarak ilgilendiler”
All-Star organizasyonuna dört sporcu ile katılan tek ülkenin Türkiye olduğunu hatırlatan Kenan, “Dört oyuncusu olan tek ülke biziz ve Avrupa şampiyonu olduğumuz için bizimle özel olarak ilgilendiler. Özellikle organizasyonu takip eden gazetecilerin; diğer takım oyuncularından çok bizle özel olarak ilgilendiklerini ve konuştuklarını söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

“Böyle atmosferde motive olmak çok kolay”
Slovenya’nın çok özel bir şehir olduğunu ve basketbola büyük ilgi olduğunu kaydeden milli oyuncu, “Seyirciler salonun tamamnını doldurmuştu ve atmosfer gerçekten çok güzeldi. Böyle bir atmosferde maça motive olmak zaten çok kolay. Maçtan sonra yanımıza ilk olarak İsmail Şenol geldi. Yunan spiker İsmail abinin 4 oyuncuyla röportaj yaptığınız görünce “Nasıl oluyor bu iş?” diyerek bize laf attı, sanırım şampiyon olduğumuzu bilmiyordu. (Gülüyor)” dedi.

“Parker ve Gasol ile aynı asansöre binmek bile heyecan verici”
Slovenya’nın başkenti Ljubljana’daki en iyi otelde birçok yıldız isimle birlikte kaldıklarını söyleyen Kenan, “Şehirdeki en iyi otelde kalıyoruz ve İspanya, Fransa, İtalya ve Hırvatistan da aynı otelde konaklıyor. Tony Parker ve Pau Gasol ile aynı asansöre binmek bile, gerçekten çok güzel ve heyecan verici. Ljubljana’yı çok gezme fırsatım olmadı ama gördüğüm kadarıyla herkes yeşil giyiniyor. Yeşil şortlu ve formalı insanların fazlalığı gözüme çarpıyor. Slovenya finale kalamasa da inanılmaz bir destek görüyorlar” diye konuştu.