8 Aralık 2011 Perşembe

Curtis & Gist A.Ş. gururla sunar


Turkish Airlines Euroleague 8. hafta mücadelesinde Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız deplasmanda SLUC Nancy ile karşılaştı. Geçtiğimiz hafta yakaladığımız liderliğimizi sürdürme ve normal sezon maçlarının bitmesine iki maç kala grubu ilk iki içerisinde bitirmemiz için büyük önem taşıyan maçta, Sarı-Lacivertli Ekibimiz harika bir basketbol ile Nancy'i 20 sayı farkla 73-53 mağlup etti ve gruptaki liderliğini sürdürdü. Bu mücadeleyi kazanarak önemli bir avantaj elde eden Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız ayrıca rakibini bu sezon Fransa’da deviren ilk takım oldu.

Peki Sarı-Lacivertli Ekibimiz neleri doğru yaptı da, bu zor geçmesi beklenen mücadeleyi ilk dakikasından son dakikasına kadar üstün oynayıp 20 sayılık bir farkla galibiyete ulaştı? Bugün maçın tek tek periyotlarındaki oyunumuzu değilde maçın genelinde nasıl oynadığımızı aktarmaya çalışacağım. Bu maç için takımımızın yaptığı doğrularda şöyle sıralandı:

1- Öncelikle SLUC Nancy ile başlamamız gerek. NBA'de lock out'ın bitmesi sonucunda takımın bu sezonki en büyük silahı olan Nicolas Batum bildiğiniz gibi NBA'e geri döndü. Fenerbahçe Ülker maçıda Batumsuz Nancy'nin Euroleague'de çıktığı ilk maç oldu. Ve şu görüldü ki Batum'un takımdan ayrılması Fransız temsilcisini tahmin ettiğimden de kötü etkilemiş. Adeta bir anda 3-4 seviye gerilemişler. Hücumda Batum'un eline bakan, Euroleague'in Batum oynarken bile, en az üç sayı isabetiyle oynayan takımı olan Nancy, Batum'u kaybettikten sonra daha da gerilemiş. Bu da takım olma yolunda gayet iyi bir aşama kaydeden takımımız için maçı oldukça kolaylaştırdı.

2- Oyuncularımız maçın içerisinde zaman zaman düşüşler yaşasada oyunun genelini gayet iyi oynadı. Sefolosha'nın ayrılışından sonra hepimizin kafasında dolaşan "acabalar" bu maç ile silindi diyebilirim. Öyleki bu maça kadar Euroleague'de yaptığımız asist ortalamamız 11.5 iken, Nancy maçının ilk yarısında 8 asist yaptık. Dördüncü çeyrekte ise şut yüzdemiz %85'e çıktı. Bunlar Euroleague seviyesinde gayet iyi rakamlar.

3- Dün akşam oynanan mücadelede savunmamız ise adeta hatasız oynadı. Nancy takımı her ne kadar bize oranla tecrübesiz olsada bu tür rakiplere karşıda savunmayı gevşek bırakmadan disiplinle oynamamız en büyük artımızdı. Savunmada bire birlerde yenilmemeyi başardık. Uzun oyuncularımızın, pick'n roll savunmasındaki yardımlaşmaları ve kaymaları muhteşemdi. Bu başarılı savunmamızda meyvelerini maçın her anında verdi. Nancy'i çok sevdikleri pota altı hücumunu yapmamaya zorladık ve onların oyun anlayışlarını tamamen bozduk. Üç sayı çizgisinin gerisinden ve potaya uzak oynamaya zorlamamız zaten hücum gücü kısıtlı olan Nancy'yi iyice zor durumda bıraktı.

4- Curtis Jerrells'ta dün akşam yükselen formuna yakışan bir oyun ortaya koydu. Üçüncü periyotta farkı 1 sayıya kadar indiren Nancy'ye harika bir karşılık verdi ve adeta imdadımıza yetişti. Kullandığı her şutunu soktu. Her driplinginde ya sayı attı, yada faul aldı. Rakip pota altını Olympiacos maçında olduğu gibi çok etkili kullandı. Böyle akıllı oynamaya devam ederse hem oyun içerisinde sayı bulma opsiyonumuz artar hemde final-four için iddiamız artar.

5- Son haftaların parlayan yıldızı Oğuz Savaş dün akşamda gayet başarılıydı. Hücumda ne yapması gerekiyorsa yine yaptı fakat yine çok erken faul problemine girmesi en büyük zaafıydı. Gist ise gün geçtikçe takıma ısınıyor. Oyuna tam konsantre olarak çıktığında karşısında duracak çok az oyuncu var. Atletik yapısı ve takipçiliği muazzam bir oyuncu. Yeterki maça konsante olsun. Vidmar ise her zaman ki gibi oyunun iki yönünde de başarılı fakat Oğuz'da olduğu gibi onda da büyük bir sıkıntı var: Erken faul problemine girmesi! Bunu düzelttiği anda çok daha yararlı olacak ve süreleri de artacak. Kaya ise savunmada yapması gerekeni gayet iyi yaptı. Ribaund aldı, blok yaptı, rakibi hataya zorladı. Kısacası uzunlarımızda, sezon başına oranla kendilerini bulmuşa benziyor. Bu da oldukça sevindirici tabiki..

6- Bojan Bogdanovic henüz Cibona'da oynadı sezonki gibi yüksek oranda bir skor katkısı yapmasada takımın önemli bir oyuncu. Hem hücumda hemde "savunma"da. NBA'e draft olmuş bir skorer olmasına rağmen çok boş atış kaçırmaya başladı ama arkası dönük hücumlarda oldukça etkili bir oyuncu. Oyun zekası üst seviyede. Ayrıca kendisi için söylenen “savunmayı sevmez” imajını da ortadan kaldırdı diyebilirim. Koç Spahija kendisinden çok iyi bir savunmacı yarattı. Hücum vasıflarının yanına savunmayıda eklemesi onun geleceği içinde artı bir değer. Böyle oynamaya devam ederse skorunuda daha üst seviyelere çıkartacaktır.

Dün gerçekten iyi mücadele eden takımımızı birkez daha kutluyorum. Sezon başı oynanan kötü oyundan şu anda eser yok. Sezon başına oranla gayet başarılı bir ilerleme kaydettik. Önümüzdeki hafta Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanacak olan Bizkaia Bilbao maçını kazanmamız durumunda son maçımız olan Bennet Cantu maçına grup birinciliği için çıkacağız. O nedenle önümüzdeki hafta oynanacak olan Bizkaia Bilbao maçına taraftarlarımızında gereken önemi göstermesi gerekiyor. Çünkü bu takım taraftar desteğini fazlasıyla hak ediyor..

7 Aralık 2011 Çarşamba

Doğum Günün Kutlu Olsun İbrahim Kutluay


"Fenerbahçeli olmadı, Fenerbahçeli Doğdu" deriz ya hani.. Sarı-Lacivert sevdasını babasından miras alan her Fenerbahçeli'ye. 2-3 yada 4 (...) yaşında zorla yapılan değil, doğduğu ilk günden alnına "Fenerbahçeli" yazılan, aldığı ilk solukla birlikte yüreğine Fenerbahçe sevgisi doldurulan Fenerbahçelilerdir bu sözü hakeden.. İşte onlardan biridir İbrahim Kutluay..

Hayata gözlerini açtığı ilk andan itibaren Fenerbahçe sevgisi, hem aklına hemde yüreğine kazınmış.. Genç yaşta Fenerbahçe'de futbol oynama hayalleri kuran ve bunun için çalışan bir sporcuyken bir anda basketbola olan yeteneği keşfedilince Fenerbahçe altyapısında basketbola başladı. Yeşil sahalarda atacağı gollerin hayalleri, yerini parkelerde basacağı smaçlara çevirdi. Fenerbahçe altyapısında 4 sene forma giydi. 1990 yılında ise A takıma kadar yükseldi ve 1999 yılına kadar, o çok sevdiği Fenerbahçesi için mücadele etti.. Oynadığı basketbolla Avrupa'nın en büyük basketbol takımlarında ve NBA'de forma giydi. 100. yılımızda, 1999 yılından beri uzak kaldığı yuvasına tekrardan geri döndü. O sezon kazanılan şampiyonlukta şüphesiz çok büyük emekleri vardı.

Taraftarında ona bakış açısı, ona duyduğu sevgi şüphesiz ki birçok oyuncudan daha farklıydı. Çünkü İbrahim Kutluay'da onlardan biriydi. Çocukluğunda tribünlere gitmiş, bir taraftar olarak sesi kısılıncaya kadar bağırmış ve takımına destek vermişti. Taraftarın gözünde onu farklı kılan bir başka şeyde Fenerbahçe'nin altyapısından çıkması, Fenerbahçe'nin kendi evladı olmasıydı.. Sporcu eğitiminin temelini Sarı-Lacivert renklerin çatısı altında almıştı. Çünkü İbrahim Kutluay, tribündeki Ahmetlerin, Mehmetlerin ve daha nicelerinin sahadaki yansımasıydı. Baliç'in Galatasaray'a transferinden sonra söylediği şu sözlerde Fenerbaheçe taraftarının neden İbrahim Kutluay'ı bu kadar çok sevdiğinin bir göstergesidir:
Profesyonelliğin gereğini yapmış. Ben yapamam, milyonlarca dolar verseler Galatasaray'da oynayamam.
Ve bugün, sadece Fenerbahçe'nin değil, Türk Basketbolunun yaşayan en büyük oyuncularından biri olarak kabul edilen İbrahim Kutluay'ın doğum günü. İyi ki Fenerbahçeli doğdun Kaptan.. Doğum Günün Kutlu Olsun..

5 Aralık 2011 Pazartesi

Zor geçeceği düşünülen maç, uzunlarımızın maçı oldu


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin 8. haftasında Abdi İpekçi Spor Salonu'nda Erdemirspor'u ağırladı. Maçı baştan sona kadar üstün götüren takımımız, sahadan 77-60'lık skorla galip ayrıldı ve son 2 haftadır yakaladığı iyi basketbolunu bu maçtada sürdürmüş oldu.

Hafta içi oynanan Olympiacos maçında gayet başarılı bir performans gösteren ve Yunan temsilcisini yenerek grubunda liderliğe yükselen takımımızın ligdeki konuğu, oynadığı son beş maçınıda kazanan Erdemirspor oldu. Maç başlamadan önce, gerek Erdemir'in son haftalardaki performansını gereksede Fenerbahçe Ülker'in hafta içi oynadığı Euroleague maçını göz önüne aldığımızda, bu maçın oldukça zor geçeceğini tahmin ediyordum. Fakat maçın daha ilk dakikalarından itibaren oyuncularımızın mücadelesini gördükten sonra benim gibi Erdemirli oyuncularda şaşırmış olsa gerek. Bu sezon görmeye çok alışkın olmadığımız bir şekilde maça agresif savunmayla başlayan takımımız, hücumda da sürekli formsuzluğundan şikayet ettiğimiz Roko Ukic'in takımı gayet başarılı ve hareketli bir şekilde yönetmesiyle başladı. Erdemir'de hafta içi Euroleague maçı oynamış ve geçtiğimiz sezonki görüntüsüne son 1-2 maça kadar ulaşamamış olan takımımızdan bu başlangıcı beklemiyorduki maçada tutuk başladılar. Maçın ilk dakikalarında rakip pota altından sayılar bulmaya başlayan takımımız, savunmadaki sertliğiylede Erdemir'e sayı şansı vermedi. Bu savunmasının ödülünüde hücumda bulduğu sayılarla alan takımımız ilk periyodu 10 sayılık bir farkla (22-12) üstün tamamladı.

Bu yazımın başlığında da kullandığım gibi, bu maç Oğuz'un ve uzunlarımızın maçı oldu. Sezon başından beri çok nadir kullandığımız pota altı hücumlarını bu maçta ise tek hücum opsiyonumuzmuş gibi kullandık. Sezon öncesi yaşadığı formsuzluğu son üç-dört maçtır atlatmış gözüken Oğuz'un o bildiğimiz bire bir hücumlarını bu maçta sık sık kullanması ve sayılar bulmasına, Gist, Kaya ve Vidmar'ın da oyunda oldukları sürece pota altından buldukları sayılarda eklenince Erdemir karşısında büyük üstünlük sağladık. Pota altı oyuncularımız, Oğuz-Kaya-Vidmar ve Gist dörtlüsü, maç boyunca attığımız 77 sayının 41'ine imzalarını attılar. İkinci periyotta bu uzun oyuncularımızın ambargosu altında geçti. Pota altında çok fazla görmeye alışkın olmadığımız uzundan uzuna asistler ile hem sayı olarak farkı açtık, hemde takımın gelecek maçlar için form seviyesinin nerelerde olduğuna şahit olduk. Tüm bu olumlu etkenler birleşincede fark kaçınılmaz oluyor. Soyunma odasınada 22 sayılık bir farkla 48-26 üstün girdik.

Bu sezon genel olarak hep kötü başladığımız üçüncü periyoda bu maçtada kötü başladık. Savunmamızın periyodun başlarında düşmesi ve Erdemir'in maçı çevirmek için son kozlarını oynaması skorda da azda olsa bir gerileme yaşattı. Bu zaman zarfında gelen 6-0'lık Erdemir serisi farkı 13 sayıya kadar çekti Karadeniz temsilcisi. Mola dönüşü savunma sertliğini tekrardan Euroleague seviyesine çekmeyi başaran takımımız bu sıkıntılı dönemden kurtulmayı başardı. Bu sert savunma sayesinde tekrardan farkı açmaya başlayan takımımız final periyoduna 19 sayılık üstünlükle 61-42 önde girmeyi başardı. Bu periyot için söyleyebileceğim tek eleştiri Koç Spahija'ya.. Erdemir'in skoru eritmeye başladığı dakikalarda o zamana kadar maçın en skorer oyuncusu olan ve Erdemir pota altını çok rahat geçen Oğuz Savaş'ı 7 dakika kenarda tutmasıydı. Koç kenara aldığı oyuncuları bazen unuyor sanırım.. Burada da devreye yardımcı antrenör Ertuğrul Erdoğan'ın girmesi ve Spahija'yı uyarması gerekiyor. Sonuçta yardımcı koçunda görevi kenarda oturup maçı izlemek değil..

Son periyoda Jerrells'ın üçlüğü ve Bogdanovic'in basketi ile 5-0'lık seriyle başladık. Bu sezon üçüncü periyotların tersine son periyotlara hep iyi başladık. Kaybettiğimiz maçlarda ise ya son topu iyi kullanamadık yada daha önce açılan farkı kapatmak için zamanımız kalmamıştı. Son periyot boyunca Erdemir'le aramızdaki sayı farkını korumayı başaran oyuncularımız sahadan da 77-60'lık skorla galip ayrıldı. Takımımız bu galibiyet ile ligdeki 6. galibiyetini alırken, Erdemir ise 3. mağlubiyetini aldı. Takımımızda Oğuz Savaş 21 sayı, 9 ribaund, 2 asist'lik performansıyla maçın ve takımımızın en skorer ismi olurken, maçın son saniyesinde potadan dönen ve önüne düşen topu Ukic'in almasıyla double-double'ı kaçırmış oldu. Sarı-Lacivertli Ekibimizde Bojan Bogdanovic ise 10 sayılık bir skor katkısıyla Oğuz dışında çift haneli sayılara ulaşan tek oyuncumuz oldu.

Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Beko Basketbol Ligi'nin 9. haftasında 10 Aralık Cumartesi günü saat 15:00'te deplasmanda Aliağa Petkim ile karşılaşacak. Bu mücadele İzmir Enka Spor Salonu'nda oynanacak.