28 Eylül 2012 Cuma

Ya Cantu ya Le Mans


Turkish Airlines Euroleague'de son bilet bu akşam sahibini bulacak. Fenerbahçe Ülker'i de yakından ilgilendiren bu karşılaşma sonucunda, kazanan takım Euroleague'de A Grubu'na adını yazdıracak. Bu takım ya Cantu ya da Le Mans olacak. 

Cantu eleme turu ilk maçında Lukoil Sofia'yı 87-79 yenerek adını yarı finale yazdırdı. Yarı Finalde ise Telenet Osstende'yi 83-65 ile geçen CEZ Nymburk ile eşleşti. Dün gece oynanan karşılaşmada ise Cantu sahadan 89-83'lük skorla galip ayrıldı ve son bileti kazanma şansını yakalayıp adını eleme turu finaline yazdırdı.

Le Mans ise Cantu'ya oranla çok daha ciddi bir eşleşmeden galip gelip adını finale yazdırdı. Eleme turundaki ilk maçında BC Donetsk'i 61-55 yenerek Unics Kazan'ın rakibi oldu. Eleme turundaki iki favori takımdan biri olarak gösterilen Unics Kazan ile dün gece çok kritik bir maça çıktılar. Başabaş giden ilk üç çeyreğin ardından son çeyrekte vites arttıran Le Mans rakibine karşı yaptığı iyi savunma ile maçta yeterli skor üstünlüğünü ele geçirdi. Bu skor üstünlüğünü koruyan ve karşılaşmadan da 86-78'lik skorla galip ayrılan Le Mans eleme turundaki en büyük sürprizi yaparak adını finale yazdırdı.

Kazananın Fenerbahçe Ülker'in de yer aldığı A Grubu'na adını yazdıracağı Mapooro Cantu - Le Mans Sarthe karşılaşması bu akşam saat 21:30'da başlayacak. Karşılaşma, Euroleague'in internet üzerinden resmi yayın organı olan euroleague.tv'den de canlı olarak yayınlanacak.

Blogumuzda yaklaşık üç hafta süren oylamada sizlere; Euroleague Eleme Turu'ndan grubumuza hangi takımın gelmesini istediğinizi sormuştuk. Oylamada toplam 414 oy kullanıldı. Bu akşam final oynayacak olan iki takımın sizlerden aldığı oy oranları ise şöyle:

Mapooro Cantu: 42 oy (%11)
Le Mans Sarthe: 95 oy (%23)

21 Eylül 2012 Cuma

Euroleague'e katılacak son takım belli olacak


Turkish Airlines Euroleague'e katılacak son takımın belirleneceği Eleme Turu maçları önümüzdeki hafta içi oynanacak. Eleme turunu kazanarak son Euroleague biletini alacak olan takım Fenerbahçe Ülker'in de yer aldığı A Grubu'na gelecek. Fenerbahçe Ülker'i de yakından ilgilendiren eleme turu maçları 25-28 Eylül 2012 tarihlerinde İtalya'daki Paladesio Arena'da oynanacak.

Eleme Turunda; Çek Cumhuriyeti'nden CEZ Basketball Nymburk, Belçika'dan Telenet Oostende, İtalya'dan Pallacanestro Cantu, Bulgaristan'dan PBC Lukoil Academic Sofia, Rusya'dan Unics Kazan, Almanya'dan Ratiopharm Ulm, Fransa'dan Le Mans Sarthe Basket ve Ukrayna'dan BC Donetsk takımları son Euroleague bileti için mücadele edecek.

Turkish Airlines Euroleague Eleme Turu Maç Programı şöyle:

25 Eylül Salı
QR1C - CEZ Basketball Nymburk vs. Telenet Oostende
QR1D - Pallacanestro Cantu vs. PBC Lukoil Academic Sofia
26 Eylül Çarşamba
QR1A - Unics Kazan vs. Ratiopharm Ulm
QR1B - Le Mans Sarthe Basket vs. BC Donetsk
27 Eylül Perşembe
QR2B - Winner Quarterfinal 1C vs. Winner Quarterfinal 1D
QR2A - Winner Quarterfinal 1A vs. Winner Quarterfinal 1B
28 Eylül Cuma
FİNAL: Winner Semifinal QR2B vs. Winner Semifinal QR2A

Eleme turunda yapılacak olan müsabakalar; -tek maç eleme usulüyle- oynanacak. Müsabakalar Euroleague'in internet üzerinden resmi yayın kanalı olan www.euroleague.tv'den de -ücretsiz- olarak yayınlanacak.

Eleme turu ile ilgili bizi de yakından ilgilendiren bir konuda da açıklama yapalım. Bildiğiniz üzere takımımızın yer aldığı A Grubu'nda bir Rus takımı (BC Khimki) bulunuyor. Eleme turunda mücadele edecek olan bir Rus takımı daha (Unics Kazan) var. Eğer Unics Kazan eleme turunu kazanıp Euroleague'e kalmayı başarırsa bizim grubumuza gelecek. Euroleague kuralları gereğince normal sezonda aynı ülkeden iki takım aynı grupta yer alamıyor. Ancak bu eşleşme durumu çekilen kurada geçerli olduğu için eleme turundan Unics Kazan'ın gelmesi durumunda başka bir gruba geçme şansı yok. Yani Unics Kazan, Euroleague gruplarına kaldığı taktirde BC Khimki'nin de yer aldığı A Grubu'nda mücadele edecek. Diğer gruplardan bir başka takımla değişme söz konusu olmayacak.

23 Aralık 2011 Cuma

Lider geliyor lider...


Turkish Airlines Euroleague'in 10. haftasında Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız Top 16 için çok kritik bir maça çıktı. Bu sezon Euroleague'de kendi sahasında hiç yenilmeyen ve potasında 69 sayıdan fazla sayı görmeyen Bennet Cantu'ya konuk olduk. Bu maç bizim için ya tamam ya devam maçıydı. Karşılaşmanın büyük bir bölümüde tahmin ettiğimiz gibi başa baş gitti. Son periyotta tecrübemizi ve fizik avantajımızı iyi kullanmamız sayesinde bu ölüm kalım maçından 83-76'lık skorla galip gelmeyi başardık ve adımızı Top 16 gruplarına yazdırdık. Gescrap Bilbao'nun kendi evinde Caja Laboral'i yenmesiyle birlikte, Sarı-Lacivertli Ekibimiz Top 16'ya grup lideri olarak gitme hakkı elde ettik. Grup liderliği bize Top 16 kuralarına 1. torbadan katılma hakkı kazandırdı.

Daha öncede söylediğim gibi dün akşam oynanan maçın büyük bir bölümü başa baş gitti. İlk periyoda 5-0'lık Cantu serisiyle başlanmışken, ardından oyuncularımızdan gelen iyi savunma ile 10-0'lık bir seri yakaladık ve skorda üstünlüğü ele geçirdi. Bu seride en büyük pay şüphesiz Emir Preldzic ve Gasper Vidmar'ındı. Cantu pota altını kullanarak yaptığımız hücumlar bize sürekli avantaj sağlamaya başladı. Fakat periyodun sonlarına doğru hücumdaki skorerliğimizin kaybolması ve ilk yarının en kötü yüzdesi olan dış atışlara yönelmemiz farkın azalmasına neden oldu. Periyot sonunda Curtis'in basket faulü ile öne geçen takımımız ilk periyodu 1 sayılık farkla önde tamamladı.

Düşük skorlu geçeceğe benzeyen maçın ikinci periyodu da ilk periyottan farksızdı. Periyot boyunca karşılıklı basketlerle geçilmesi iki taraf adına da farkın açılmasını engelleyen en büyük faktör oldu. Bu periyotta Cantu'nun dar hücum rötasyonundaki en büyük silahı olan dış atış hücumlarını uzunlarımızın yardımıyla minumum seviyeye indirmeyi başardık. Fakat bu seferde ikili oyun savunmasında rakibe verdiğimiz boş alanlardan sayılar yememizi engelleyeöedik. Hücumda ise Cantu pota altını çok etkili bir şekilde kullanmaya bu periyotta da devam etti. Cantu takımı yaşlı ve yavaş ayaklı oyunculardan oluşmasının dezavantajını bu maçta bizden fazlasıyla çekti. Pota altında oyuncularımızı durduramayınca da faul yapma yoluna gittiler. Kısa oyuncularımızın da pota altı penetrelerinde etkili olmasına rağmen bireysellikten bir türlü vazgeçemememiz farkın açılmasına engel oldu ve devre 31-31 berabere sonuçlandı.

İkinci yarıyada Cantu üç sayılık atışlarda bulduğu isabetlerle başladı. Biz ise maçın başından beri uyguladığımız rakibin en zayıf bölgesini işlemeye devam ettik. Onlar üç sayı isabeti buldukça bizde rakip pota altından isabet bulduk ve oyunu sürekli başabaş götürdük. Bu dakikalarda Oğuz'u hücumda çok iyi kullanan takımımız her hücumda ya sayı buldu ya da faul çizgisine gitti. Cantu'nun zaten dar rotasyonda oynamasına birde çok fazla faullü oynamaları eklenince oyuncu değişikliği sayıları da arttı. Neredeyse her hücumumuzda faul yapmaları önemli oyuncularını zor durumda bıraktı. Bu periyotta da çok iyi savunma yaptık. Kaya'nın ve Gist'in savunmadaki büyük gayreti ve çabaları bize büyük katkı sağladı. Bu periyotta karşılıklı basketlerle 55-55 beraberlikle tamamlandı.

Herşeyin belli olacağı son periyoda coach Spahija, Engin'i ilk beş olarak başlattı. Bu maça kadar Euroleague'de 1 saniye bile süre alamayan Engin bu maçta çok kritik bir görev üstlendi. Ardarda bir penetre basketi ve bir de üçlükle skora 5 sayılık bir katkı yaptı. Savunmada da gayretli oyunu ile bu maçta coach'a "Seni daha önce oynatmamam hataymış" dedirtti. Bu seri ile morallenen takımımız hücumda da rakibine sayı şansı vermeyip Bojan Bogdanovic'le basket-faul'den bulduğu üç sayı ile 8-0'lık bir seriyle başladı kader periyoduna. Ancak bu dakikadan sonra İtalyan ekibi Markoishvilli’den 3 sayısılık bir isabet bulmuşken topu pota altından oyuna çıkartırken yaptığımız top kaybı ile Shermadini’nin basketleriyle skor 61-63’e geldi. Tam rahatlamış, bu iş olacak demişken yine bir girdaba sürüklendik. Ancak oyuncularımızın bu kritik anda farkın azalmasına rağmen morallerini bozmamaları ve aynı konsantrasyonla mücadeleye devam etmeleri kaosa gidebilecek bir maçı tekrardan bize getirdi. Son beş dakika içerisinde Bojan Bogdanovic'in sorumluluk alması ve uzak mesafeden bulduğu kritik üçlük ile tekrar havaya giren takımımız, Oğuz ile basket-faul kazanmaya devam etti. Pota altında Gist ile muazzam anlaşan Oğuz, bir de Gist'e alley-opp pası vererek güzel oyununu bir de jeneriklik bir hareketle süslemiş oldu. İlk yarıda 0/3 üç sayı isabetiyle oynayan takımımız ikinci yarı 5/9 isabetle oynadı. Bundaki en büyük etken de ilk yarıda pota altından çok fazla sayı yiyen Cantu'nun ikinci yarıya pota altına yaslanarak başlaması ve bunun sonucunda dış şutörlerimizin boş kalmaları oldu. Bu önemli mücadeleyi son periyottaki akıllı ve üstün oyunumuzla 83-76 kazanmasını bildik ve adımızı Top 16'ya yazdırdık.

Bu maç için ilk parentez Engin'e açılmalı. Bu maçta gösterdi ki bu takımda Euroleague rotasyonuna girebilecek kaliteye fazlasıyla sahip. Bunu zaten bizler biliyorduk ama bu maçtan sonra coach Neven Spahija'da görmüştür. Son zamanlarda Curtis'ın da formunu yakalaması kısa rotasyonumuza çok büyük bir zenginlik kazandırdı. Oğuz ise dün akşam hem savunmada hem hücumda çok istikrarlı oynadı. Ayak çabukluğunu, Cantu uzunlarına karşı çok iyi kullanan Oğuz, dün akşam kullandığı serbest atışların tamamında (9/9) isabet sağladı. Uzun bir oyuncu için serbest atışlarda bu yüzde inanılmaz bir istatistik. Ayrıca hücumda aldığı 5 ribaund ile de çok önemli bir istatistiğe daha imza attı. Dün akşamda 21 sayı, 5 ribaund ve 1 asist ile 27 verimlilik puanı alarak Euroleague'de 10. Hafta'nın en verimli (MVP) 5. oyuncusu oldu.

Gist ve Bogdanovic'e de kısaca değinmek gerek. Bogdanovic çok kritik anlarda sorumluluk alarak 2 tane önemli üç sayılık isabet buldu. Ayrıca pota altında birebirleri çok iyi oynadığı bir maçta 3/6 iki sayılık atış, 3/4 üç sayılık atış, 4/5 serbest atış ortalaması ile oynadı. Bu maçta skorer kimliğini konuşturdu Bogdanovic. Gist ise belki çok fazla istatistiki bir katkı yapmadı ama özellikle savunmadaki inanılmaz bezdiriciliği ve hırsıyla takımın görünmeyen yıldızı oldu. Ukic'te bu formunu umarım devam ettirir. Dün gece o alışkın olduğumuz Ukic'i bizlere izlettirdi.

Sonuç olarak çok kritik bir maçı kazanmasını bildik ve bu galibiyet ile sadece Top 16 biletini değil, grup liderliği avantajını da elimize geçirdik. Şimdi 28 Aralıkta çekilecek kurayı bekleyeceğiz. Orada da kura şansı yanımızda olur ve dişe diş rakipler gelirse Final-Four yolundaki avantajımızı çok iyi kullanırız. Bu arada Euroleague'e verilecek olan yaklaşık 1 aylık arayıda iyi değerlendirip, Mirsad'ın da takıma döneceğini varsayarak iyi hazırlanıp, geçen sezon Top 16'da yaşadığımız şanssızlıkları bu sezon yaşamadan Top-8'e kalırız inşallah.

Bizlere bu büyük gururu yaşatan Oyuncularımıza ve Teknik Heyetimize, 30 Aralık Cuma günü Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanacak olan Galatasaray Medical Park maçında salonda boş koltuk bırakmayarak, tezahüratlarımızla teşekkür etmeliyiz..
Şimdi Sıra Fenerbahçe Taraftarında.. 30 Aralık Cuma günü Sinan Erdem "Şampiyon Fenerbahçe" tezahüratlarıyla inlesin...

17 Kasım 2011 Perşembe

Mücadele var, takım oyunu yok!


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Turkish Airlines Euroleague'deki 5. maçına, dün akşam Sinan Erdem Spor Salonu'nda Bennet Cantu karşısında çıktı. Normal süresi 73-73 berabere biten mücadeleyi, 5 dakikalık uzatma devresinin ardından 85-83'lük skorla Sarı-Lacivertli Ekibimiz kazandı. Takımımız bu galibiyet ile kötü başlangıç yaptığı Euroleague'de ardarda üç maç kazanmış ve liderlik yolunda tekrardan iddialı konuma gelmiş oldu.

Bu maça kadar Bennet Cantu oynadığı 4 maçın üçünü kazanmış birini kaybetmişti. Bu maçların büyük bölümünde hep iki uzunla oynamış ve bu sistemi takım olarak çok iyi kullanan bir ekip. Biz ise bu zaman zarfında oynadığımız 4 maçın ikisini kazanmış ve ikisini de kaybetmiştik. Bu maç hem iç sahada oynadığımız hem de kazanmamız durumunda liderlik için tekrardan iddialı konuma geleceğimiz için önemliydi. Bu maçın önemini düşündüğümüzde de bu sezonki en yüksek taraftar desteğide Sinan Erdem'in tribünlerindeydi. 8355 Fenerbahçe taraftarı maçı tribünden izlemek ve takımına destek vermek için salondaki yerini almıştı.

Maç bizim için yine çok parlak geçmedi. Oyunun içerisinde zaman zaman dalgalanmalar yaşadık. Oyunun bazı bölümlerinde iyi oynayıp farkı tam açacak gibi olurken, yine oyundan düşmeler yaşadık. Bu Euroleague'de oynayan bir takım için çok büyük bir tehlike. Euroleague'de başarı hedefleniyorsak oyun disiplininden 40 dakika boyunca taviz vermemek lazım. Aksi halde, çok tehlikeli takımların olduğu bu arenada işimiz çok zor! Cantu'da takım oyununu iyi oynayan, oyunu yavaşlatmayı seven bir takım. Tempolu oynayan rakiplere karşı büyük zaafları var. Dün akşamki maçta tempoyu arttırdığımız anlarda Cantu'yu hücumda kitlerken, onların oyununa ayak uydurduğumuz dakikalarda ise potamızda sayılar görmeye başladık. Geçtiğimiz sezonki büyük başarımızda en önemi silahımız olan sert savunmayı, bu sezon için ilk defa, kısa sürelerde de olsa yaptık. Ömer Onan'ın ve Sefolosha'nın savunmayı canlandrıması, Koç Spahija'nın bu maça kadar sürekli kenarda unuttuğu Vidmar'ın da bu savunmaya destek vermesi, ikili sıkıştırmalarda çok doğru zamanlaması ve pota altını iyi kapatmasıyla rakibe oyunun belli bölümlerinde sayı bulma şansı vermedik. Maçta skor anlamında birçok seri yakaladık.

Ancak karşımızdaki rakip asla küçümsenmeyecek bir takımdı. Özellikle üç sayı çizgisinin gerisinden boş kaldığı zaman çok rahat sayılar bulabilen oyunculara sahip. Dördüncü periyodun son saniyelerinde beraberliği getiren basket ve ondan önce atılan Nancy'nin oyuna geri dönüşünü sağlayan üçlük boş atışlardan geldi. 36 yaşında olmalarına rağmen hala basketbolu yaşayan Basile ve Mazzarino'nun skor yükünü çektiği Nancy, aslında dış atışlarda gününde olduğu maçlardan birini oynadı. Öyleki bizim sadece 1 üç sayılık basket bulduğumuz maçta rakibin 8 üç sayılık basket bulması onların ne kadar dış atışlarda gününde olduğunun göstergesiydi.

Dün takım halinde toplam 6 asistle oynadık. Takımımızda maç boyunca herşey bireysellik üzerineydi. Sefolosha, Oklahoma City’de sezon boyunca belki 4-5 kez bire bir oynamışken dün akşamki maçta tek başına 6 defa bire bir oynadı. Ömer keza aynı şekilde, sorumluluk alarak pota altını tek başına kullandı. Oğuz'un bu sezonki hücum-savuma ikilisinde de oynadığı en iyi oyundu. Curtis, hücumda etkisiz bir maç çıkartırken, üçüncü periyodun bir bölümünde yaptığı bezdirici baskı takımımıza sağladığı tek pozitif girişimiydi. Bogdanovic ise gün geçtikçe takım oyuncusu olma yolunda ilerliyor. Dün rakibe yaptığı baskılı savunması ve hücumdaki akıllı oyunu kendisi ve takımımız adına bir artı. Skor katkısını biraz daha yukarıya çıkarttı mı tam bir takım youncusu olacak.

Maçta en verimli oyuncularımız 16 verimlilik puanıyla oynayan Ömer Onan ve Gasper Vidmar'dı.
Spahija'nın düne kadar oynanan maçlarda 10 dakikadan fazla sahada tutmadığı Vidmar, takımın ayağa kalmasında çok etkili oldu. 23:35 dakika sahada kaldı. Koçun Vidmar'ı kazanması gerektiğini, pota altı savunmamız için çok önemli bir sigorta olduğunu daha önce yazdığım birçok yazıda belirtmiştim. Vidmar'da beni dünkü maçta haksız çıkarmadı. Oyunda kaldığı sürece hatasız oynadı diyebilirim. Oğuz'a da kısaca değinmek istiyorum. Çünkü uzun oyuncularımızın formsuzluğu bizim bu sezonki en büyük sıkıntılarımızdan biri. Oğuz için dünkü maçın bir başka önemi daha vardı. Dün Oğuz, Euroleague kariyerindeki 100. maçına çıktı. Kendi adına 100. maçına yakışır bir oyunda ortaya koydu. Umarım Oğuz bu iyi oyununu sürdürmek için bir sonraki dalyasını (200. maç) beklemez ve gelecek haftalarda da bu başarılı performansını sürdürür.

Euroleague'de ardarda üçüncü kez kazandığımız bir maçı mücadele ederek kazandık ama ne yazıkki takım oyununu bir türlü oynayamadık. Üç maç kazandık ama bu maçları 2,3,4 sayılık farklarla aldık. Bu grupta her takımın birbirini yenebilecek seviyede olduğunu göz önüne aldığımızda inşallah bu az sayı farkları başımıza ileride dert açmaz. Önümüzde oynayacağımız 5 maç kaldı. Bu 5 maçın 3'ü deplasmanda 2'si ise kendi sahamızda. Eğer grupta ilk ikiyi hedefliyorsak; kendi evimizde oynayacağımız Olympiacos ve Bizkaia Bilbao maçlarını kazanmamız, en azından bir deplasman maçından galip ayrılmamız gerekiyor. Grubumuz öyle bir hal aldı ki, ilk üç sıranın 3/2, son üç sıranın ise 2/3, galibiyet/mağlubiyet oranları var. Bu demek oluyorki şu anda grup sonuncusu olan takımın bile Top 16'ya gitme ihtimali varken, grup lideri olan takımın ise bu potanın dışında kalma riski var.

Bundan sonra oynayacağımız maçlara çok daha dikkat etmeli, oyunumuzu istediğimiz seviyeye en azından yaklaştırmalıyız. Bu hafta kendi evinde Bizkaia Bilbao'ya yenilen Caja Laboral'i, haftaya bizde kendi evinde yenersek, grup liderliği için çok ama çok büyük bir avantaj sağlayacağız.

Önümüzdeki hafta oynanacak Caja Laboral maçında ve hafta sonu Beko Basketbol Ligi'nde oynayacağımız Pınar Karşıyaka maçında takımımıza sonsuz başarılar... Potaya attığınız her top, basket olsun...