21 Şubat 2014 Cuma

Samsung, Hayalinin Peşinden Gidenleri Arıyor

Samsung,dünya çapında ses getiren “Hayalinin Peşinden Git” kampanyası ile  tutkusunun peşinden koşanları başvuruya davet ediyor.

İstanbul, 07 Şubat 2014 - Samsung Electronics, tüm dünyada hayallerini ve tutkularını hayata geçirmek için teknolojiyi kullanan insanların sahip oldukları potansiyeli keşfetmeyi, paylaşmayı ve desteklemeyi hedefleyen “Hayalinin Peşinden Git” kampanyasını Türkiye’de başlattı. Başarılı mesleki kariyerleriyle tanınan ünlü mentorların da, başvuranlara fikir önderliği yapacağı kampanyaya başvuru için  www.hayalininpesindengit.com adresi ziyaret edilebilir. Kampanyaya başvurular 28 Şubat 2014 tarihine kadar devam ediyor.



“Hayalinin Peşinden Git” kampanyasının kazananları, Samsung ve mentor desteğiyle potansiyellerini açığa çıkararak, hayallerini gerçeğe dönüştürme fırsatını yakalıyor.
Her gün, heyecan verici şeyler yapmak için Samsung ürünlerini kullanan insanlardan ilham alan kampanya; tutkulu kullanıcıları hayallerini ve fikirlerini paylaşmaya davet ediyor. Fotoğrafçılık, mutfak sanatları, spor ve girişimcilik alanlarında başvuruların kabul edildiği kampanyanın kazananları  projelerini hayata geçirme evresinde Samsung’un teknoloji desteğinin yanı sıra, aralarında Fotoğrafçı ve eğitmen Muammer Yanmaz, Kantin’in sahibi ve şefi Şemsa Denizsel, Spor spikeri ve yazarı Caner Eler ve B-Fit’in kurucu ortağı, girişimci ve Schwab Vakfı tarafından “2013 Yılının Sosyal Girişimcisi” seçilen Bedriye Hülya’nın da bulunduğu mentorlerin tecrübelerinden faydalanma fırsatı da bulacak.  

Samsung Electronics Türkiye Başkanı Yoonie Joung projeyle ilgili olarak;  “Samsung olarak teknolojinin, hayal gücüyle bir araya geldiğinde insanların hayatına anlam kazandırdığına inanıyoruz. Dünyanın dört bir yanında insanlar, Samsung teknolojisini kullanarak farklı ve yenilikçi başarılara imza atıyor. Ortaya çıkan hikayelerin yarattığı ilham doğrultusunda geliştirdiğimiz “Hayalinin Peşinden Git”  kampanyasını Türkiye’de hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Diliyoruz ki bu proje ile, Türkiye’deki tüketicilerimizin sadece kişisel tutkularını keşfetmelerine değil, aynı zamanda dünya üzerindeki diğer tüketicilere de ilham vermelerine yardımcı olacağız” dedi.

Katılım koşulları
“Hayalinin Peşinden Git” kampanyasına  www.hayalininpesindengit.com adresinden ya da Samsung Türkiye Facebook sayfasındaki “Launching People” uygulamasından başvurmak mümkün. Başvurular, 28 Şubat 2014 tarihine kadar gerçekleştirilebilecek.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

9 Aralık 2013 Pazartesi

Emir Preldzic: "Obradovic inanılmaz bir öngörüye sahip"


Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın oyuncularından Emir Preldzic, Fenerbahçe Gazetesi’nin 120. sayısında yer alan röportajında Obradovic’in kendisini en çok etkileyen tarafının inanılmaz bir öngörüye sahip olması ve kazanma hırsı olduğunu söyledi. Röportajın tamamı şöyle:

Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımının yetenekli oyuncusu Emir Preldzic; "Herkesi yenebilecek bir takım olduğumuzun bilincindeyiz!"
O, 20 yaşından bu yana Fenerbahçe formasını ıslatan bir isim. Türk Milli Basketbol Takımı’nda da görev alan Emir Preldzic; hırsıyla, mücadele azmiyle ve yetenekleriyle adeta basketbol severlerin hayranlık duyduğu bir isim. Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın formasını giyen Emir Preldzic ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. İşte o röportaj;

-Basketbola nasıl başladın?
"Babam eski bir basketbolcu zaten.. Basketbolu bıraktıktan sonra koçluk yapmaya başladı. Çalıştırdığı takımda basketbol ile tanıştım. Bana öğrettikleriyle basketbol hayatımda çok önemli ve değişilmez bir yere sahip oldu."

-2007 yılından bu yana Fenerbahçe forması giyiyorsun. Camiasıyla, taraftarıyla Fenerbahçe nasıl bir kulüp?
"Fenerbahçe’den önceki kariyerime şöyle bir baktığımda küçük takımlarda oynadım. Fenerbahçe’ye geldikten sonra buranın büyüklüğünü anladım. Bu kadar fazla taraftar kitlesi olması adeta büyüledi beni, bayıldım. Fenerbahçe’ye olan sevgim, bağlılığım her gün daha da artıyor. Burada olduğum için çok mutluyum."

-Geçmişte kenardan gelip katkı vermeye çalışan genç bir isimdin. Şimdi ise takımın ağabeylerinden olmuş durumdasın, bu konuda neler söylemek istersin?
"Fenerbahçe’ye geldiğimde takımın en küçüğüydüm. Takımdaki büyüklerim bana yardımcı her konuda yardımcı oldular o zaman. Şu an da takımımızın en büyüğü Ömer Onan ama ben de takımdaki herkese elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyorum. Takım ruhu böyle bir şey çünkü!.."

-Bu sezon Avrupa’nın en önemli koçlarından biri olan Obradovic geldi. Onun hakkında neler söylemek istersin? Seni etkileyen yönü nedir koçun?
"Obradovic gibi Avrupa’nın en iyi antrenörüyle çalışmak muhteşem bir duygu. Her gün yeni bir şeyler öğreniyoruz ondan. Beni en çok etkileyen tarafı ise; İnanılmaz bir öngörüye sahip olması ve kazanma hırsı."

-Obradovic’in gelişiyle paralel olarak sende oyun anlamında ne gibi değişimler oldu?
"Obradovic bireysellikten çok takım oyununa önem veren bir koç. Ben de daha fazla sayı atmaktan çok, takımda bulunan birçok skorer isime topu taşıyorum. Kısacası takıma oyununa olan katkım daha da arttı."

-Koç Obradoviç, Kenan Sipahi, Metecan Birsen ve Melih Mahmutoğlu gibi genç isimlere şans veriyor. Bu konudaki düşüncelerin nelerdir?
"Bu çok önemli bir şey. Aynı şansı bana ve Vidmar’a Tanjevic tanımıştı. Birçok antrenör, takıma yeni gelen genç oyunculara bu kadar fazla şans tanımaz. Çok yetenekli oyuncular ve eminim ki Obradovic ile birlikte yeteneklerini daha da geliştirerek, çok daha büyük oyuncu olacaklardır." "

-Maçın kırılma anlarında, son toplarda sorumluluk almayı seven bir yapıya sahipsin. O an neler hissediyorsun?
"Genelde çalıştığım antrenörler bana o sorumluluğu verdi. Ben de o sorumluluğu almayı seviyorum çünkü o son topu sayı yaparsam inanılmaz büyük bir mutluluk yaşıyorsun ama atamazsan da başkalarına hata ya da kusur binmektense bu sorumluluğu ben üstleniyorum genelde."

- Euroleague’de Avrupa’nın önemli takımlarını yendik. Bu galibiyetlerin anahtarları nelerdi sana göre?
"Geçen sezona göre kıyaslarsak bu muhteşem salonu tekrar doldurmayı başardık. Geçen sezonun özellikle 2. Yarısında bomboş salona oynuyorduk, takım kimyamız yoktu. Bu sezon hem antrenörümüzle hem de takımdaki diğer arkadaşlarımla birlikte müthiş bir takım kimyası oluşturduk. Herkesi yenebilecek bir takım olduğumuzun bilincine vardık. Bu konuda Obradovic’in katkısı oldukça büyük. Çok önemli takımları yendik, şimdi onların evinde oynayacağız ama hepimizin inancı çok yüksek, onları yenebileceğimize inanıyoruz."

-Takımda çok yönlü forvet oyuncuları var Kleiza, Bjelica, Bogdanoviç ve sen.. Oyuncuların özellikle hücumda sürekli pozisyon değiştirdikleri bir sistemde oynamayı nasıl buluyorsun?
"Takımımızda aynı pozisyonda oynayan birçok oyuncu var. Obradovic’in en büyük özelliklerinden bir tanesi de; Aynı pozisyonlarda oynayan oyuncuları farklı pozisyonlarda da kullanması. Herkes aynı pozisyonda oynasaydı eğer hem bu kadar süre alamazdık hem de oyuna olan katkımız yeterli derecede olmazdı. Farklı pozisyonlarda oynayabilmek oyuna olan katkımızın artmasını sağladı."

- Başkanımız, yöneticilerimiz ve diğer branşlardan sporcular maçlara gelerek sizleri  izliyor. Bu durumdan nasıl etkileniyorsun?
"Oyuncular olarak bu salonun tıklım tıklım dolmasından oldukça mutlu oluyoruz. Maçta yorulduğumuz an da kafamızı şöyle bir kaldırıp baktığımızda başkanımızı, yöneticilerimizi, taraftarımızı ve diğer branştan sporcu arkadaşlarımızı görmek bize extra güç veriyor."

-Türkiye Ligi, Euroleague ve Türkiye Kupası olmak üzere 3 kulvarda da yolumuza devam ediyoruz. Gelecek hakkında neler söylemek istersin?
"Sağlıklı olduğumuz sürece her kulvarda en iyiyi gerçekleştirme gücümüzün olduğunu biliyoruz. Maşallah bu sene sakatlık sorunu yaşamadık pek fazla. Türkiye Ligi’nde iyi gidiyoruz. Euroleague’de TOP 16’yı garantiledik, Türkiye Kupası’nda da en üst noktaya çıkacağımıza inanıyorum."

- Fenerbahçe’de basketbol oynamaya başladığı günden bu yana unutamadığın bir anın var mı?
"Çok özel bir anım yok. Fenerbahçe formasını çok genç yaşlardan beri giyiyorum. Bu formayı giydiğim her an benim için zaten unutulmayacak bir anıdır."

-Son olarak Fenerbahçe Ülker Sports Arena ve taraftarlarımız hakkında ne söylemek istersin?
"Burası muhteşem bir salon, inanılmaz bir mimarisi var. Rakibi baskı altına alabiliyoruz. Taraftarımız maçlara gelmeye devam etsinler, biz onlarla çok daha güçlüyüz. Bizlerden beklentilerini biliyoruz ve bu beklentilere en iyi karşılığı vermek için çalışıyoruz."

22 Kasım 2013 Cuma

Obradovic: "Bağırmayı bırakırsam; o oyuncu artık benim için var olmaz"


Fenerbahçe Ülker Başantrenörü Zeljko Obradovic, Radikal gazetesinden Uğur Ozan Sulak ile bir röportaj gerçekleştirdi. Efsane antrenör ile samimi bir şekilde gerçekleştirilen ve coach'un verdiği samimi cevaplarla daha da renklenen röportaj şu şekilde;

Malum, memleket sporseverlerinde bir ‘Obradoviç-mania’ başladı. Futbol diliyle ifade edersek basketbolun Mourinho’suyla Ferguson’u tek bedende ve artık İstanbul parkelerinde nefes tüketiyor. Tüm ‘sonradan sevme’ler gibi ben de heyecanlandım. Söylemesi ayıptır beyefendinin icraatlarını görmek için Fenerbahçe’nin her Eurolig maçına gitmeye çalışıyorum. Maçı değil, onu izlemek için. Oyuncular yanlış anlamasın ama bambaşka bir cevher var karşımızda.

İbrahim Kutluay bir sohbette ilginç bir şey söyledi: “Maç sırasında kenarda onu izlemelisin. Özellikle de sahada biri hata yaptığında. Önce gider onun yedeğine bağırır. Sanki hatayı o yapmış gibi. Hem yedeksindir hem azar yersin. Bu yüzden onun takımında her oyuncu sahada olmak ister.”


Gördüğünüz gibi, karşımızda sıradan değil, derinlikli bir karakter var: Zeljko Obradoviç. İşbu nedenle genç kuşak acar basketbol uzmanlarından Uğur Ozan Sulak çatkapı “Bi ben Obradoviç’le röportaj yaptım” deyince haliyle Radikal Spor olarak gözlerimiz parladı. Mülakatı okuyunca hepten mest olduk. Uğur Ozan iyi sorgulamış Obradoviç’i. Eski defterleri de açmış, Sırp, Yunan basınında onun için söylenenlere de bakmış. Futbolda benzerini yapmaya kalksak söyleşi yarım kalır. Ama Obradoviç’in de hakkını yemeyelim. O da iyi cevaplamış, bazen de iyi savuşturmuş. Rol çalmayı bırakayım, en iyisi okuyun, okutun. Bu adam nerede konuşursa, ne söylerse de dinleyin. {BAĞIŞ ERTEN} 

Bu kadar kusursuz sezon başlangıcı bekliyor muydunuz? ‘12’de 12’lik seride öne çıkan kilit nokta neydi? 
Hayır çünkü böyle bir düşünce yapısına sahip değilim. Sezona “Şu maçları kazanmak zorundayız. Şunları kaybetsek olur” gibi bir mantıkla giriş yapmam. Önemli olan, oyuncularıma ‘nasıl basketbol 
oynamaları gerektiğine dair’ aklımdaki felsefeyi aktarabilmek. Kazanmak ya da kaybetmek… Bunlara önem vermiyorum. Çok çalışmanın ve iş ahlakına bağlı 
kalmanın nazarımda artı getirileri vardır, galibiyet ya da yenilginin değil. 

Ülkede pek mutabakata varılamayan bir konu; Türkiye Basketbol Ligi’ni kalite açısından Avrupa’da nereye koyarsınız? Ligimizin, ‘ACB’nin -İspanya Ligi- ardından en kaliteli ikinci lig’ olduğu varsayımına karşı; son üç yılda ilk 6 dışındaki takımlara sadece üç kez kaybeden bir Fenerbahçe Ülker örneği mevcut… 
Şu ana kadarki gözlemim mi? Daha sağlıklı bir cevap için biraz daha zaman geçmesi lazım. Yine de ilk izlenimlerim, Türkiye’nin oldukça kaliteli bir basketbol ligine sahip olduğu yönünde. İnsanlar karşılaştırma yapmayı seviyor, bunun farkındayım. Ancak şöyle bir durum var, ben mukayese etmeyi sevmem. Bu sebeple Beko Basketbol Ligi’ni Avrupa’daki basketbol organizasyonları arasında bir yere koymam doğru olmaz.

En ciddi rakip Galatasaray mı? Galatasaray koçu Ergin Ataman “Kim şampiyonluğa ulaşırsa ulaşsın, Obradoviç’in 1 numara olduğu gerçeği değişmez” demişti... 

Öncelikle Ergin’e ince sözleri için teşekkür ederim. Biz çok yakın iki arkadaşız. Sezonun daha başında olduğumuz malum, yapılacak tüm yorumlar haliyle prematüre. Ligdeki her takıma eşit gözle bakıyorum. 

Bogdan Tanjeviç, Emir Preldziç’i Türkiye’ye getirdiğinde “Emir, şu anda Avrupa’da Dejan Bodiroga’nın potansiyeline en yakın oyuncu” demişti. Dönem boyunca hayal kırıklığı yaratan Preldziç, şimdi hiç olmadığı kadar konsantre görünüyor... 
Emir çok çalışıyor. Bu sezon iyi maçlar çıkardı ve gelişimini devam ettirmesi gerek. Bu noktada da olay en başta söylediğime geliyor; “Daha iyi” olmak için yeterli kapasitesi var; ne çapta bir gelişim göstereceği, basketbola kendisini adamasıyla alakalı. Kendisine yapılan övgülerin yerinde olduğunu ispatlayabilir. Avrupa’da çok fazla oyuncunun sahip olmadığı fiziksel özellikler Emir’de mevcut. Çok uzun ve alışılmışın aksine, Emir bir perimetre oyuncusu. Birçok farklı pozisyonda oynayabiliyor. Bu tip özellikler ‘bazı’ oyuncuları ‘diğerlerinden’ farklı kılar. Ancak burada altını çiziyorum; Emir, ara vermeksizin, sürekli çalışmayı alışkanlık haline getirmeli. Bazı günler ya da bazı aylar değil. Bu yıl. Devamlı, ara vermeden. 

Bo McCalebb’in ilk akla gelen özellikleri arasında “üst düzey bir ikili oyun kabiliyeti” yok. Rus ve Yunan medyası da bu durum ve sizin yarı sahadaki basketbol anlayışınızdan yola çıkarak Nick Calathes’i transfer etmek istediğinizi yazmıştı. Dedikodulardan pek hoşlanmadığınızı biliyorum ama… 
Yunan ve Rus medyasının ne dediği umurumda değil. Sezon başında bu isimleri gündeme getirenlerin aptal olmadıklarını biliyorum. Yunan medyasını ara ve böyle dediğimi söyle. 
Bo’dan çok memnunum ve defalarca belirttiğim gibi; bu takım benim, bana göre hepsi de pozisyonlarının en iyi oyuncuları. Neden aklımda böyle bir düşünce olsun? Neden? Sadece kendi oyuncularımı düşünür ve onların en yüksek seviyede basketbol oynayabilmeleri için çözüm yolları üretmeye çalışırım. Bir kez daha söylüyorum ki bu konu iyice anlaşılsın: Benim aklımda başka oyuncuların isimleri yok. Sezon sonuna kadar da olmayacak. 

Andrea Trinchieri’yle -Dönemin Bennet Cantu, şimdinin Yunanistan Milli Takımı ve Unics Kazan koçu- geçen yıl söyleşi yaptığımızda, “Avrupa’da bence iki okul var. Biri Ettore Messina, öbürü de Zeljko Obradoviç. Ayasofya ve Sultanahmet gibi” demişti. Metafora katılıyor musunuz? 
Bence öyle değil. Avrupa’da çok fazla üst düzey koç var ve “Ettore Messina ile Zeljko Obradoviç iki farklı okul, iki farklı ekol” gibi bir nitelendirmeyi doğru bulmuyorum. Öncelikle bizler oldukça sade ve basit koçlarız. Ben zamanımın büyük bir bölümünü basketbola adayan, anlaşılması kolay bir antrenör ve insan olduğuma inanıyorum. Bundan fazlası değil. Böyle bir tanımlamayı 
kabul edemem.

THY Eurolig’de Budivelnyk maçında Melih Mahmutoğlu dipten üçlüğü attıktan sonra yumruğunu sıkmış, oldukça mutlu bir şekilde kenara geliyordu ki… Kızmış Zeljko Obradoviç’i gördü. Melih’e bağırdığınız anları sosyal medyada kolaj yapanlar bile mevcut. Durumun farkında mısınız? 

(Gülerek) Bu büyük bir yalan. Ben herkese bağırıyorum ve açıkçası o an hangi oyuncuysa, yüzünün aldığı şekil beni ilgilendirmiyor. Benim için önemli olan oyuncunun ona verdiğim rolü ne kadar uygulayıp ne kadar uygulamadığı. Kleiza, Melih, Bojan, Emir ya da Kenan… Bağırdığım zaman o anki yüz ifadeleri umurumda değil. Oyuncularıma şunu söylemiştim: “Size bağırmayı bıraktığım zaman anlayın ki artık yaptıklarınız beni ilgilendirmeyecek. Bağırmayı bırakmam, sizleri önemsemekten de vazgeçtiğime dair işarettir.” Yani eğer birine bağırıyorsam, bu sadece onun daha iyi bir oyuncu ve insan olmasını istediğim için. Çünkü ben sadece basketbol koçu değilim. Aynı zamanda bir öğretmenim ve onlara birçok şeyi öğretiyorum. 
Özet: Bağırmam iyidir. Genelde herkes için. Bağırmayı bırakırsam… O oyuncu artık benim için var olmaz. 

2009 Final Four’un şampiyonluk maçında Ramunas Siskauskas şutu kaçırdıktan sonra Ettore Messina’nın yanına gidip ‘parmak sallayışınızın’ nedeni neydi? Ne dediniz? 
2009’daki bir olayı şu anda konuşmanın mantığı yok. Bana Fenerbahçe Ülker ve İstanbul’daki geleceğimle ilgili istediğiniz soruyu sorabilirsiniz ve açıkçası mevcut durumda Ettore Messina’yla 2009’da yaşadığım bir olay benim için önem teşkil etmiyor. Ettore çok iyi arkadaşım. Hepsi bu. 

Haziran 2012’de Anadolu Efes Genel Menajeri Engin Özerhun’un “Obradoviç bize teklif edildi. Görüşmeler sürüyor” ifadesi doğru mu? Görüştünüz mü? 
Cevabım yine üstteki soruyla ilintili olacak. Benim için geçmişte yaşanların tamamı, geçmişte kaldı. Teklifler, şampiyonluklar, spekülasyonlar… Hepsi. 

Yakın zamanda çıkacak olan belgeselinizde içerik sizi tatmin etti mi? Bir gün kitap yazmayı düşünür müsünüz? 
Belgesel konusunda gelişmelerden haberim yok. Bir film, video ya da her neyse bir şeyler olduğunu biliyorum ama hiç izlemedim. İnsanlar beni arıyor “Zelimir, belgesel ne zaman yayınlanacak?” diyorlar. Aynı şekilde bahsettiğin gibi kitap yazma teklifleri de alıyorum. Açıkçası, bunlar benim için pek önemli değil. Ek olarak, zamanım da yok. Benim tüm vaktim oyuncularım, teknik ekibim ve Fenerbahçe’ye ait. 

“Vassilis Spanoulis’i sokakta görsem selam vermem” ifadenizden sonra Spanoulis, “Zeljko benim Panathinaikos’tan neden ayrıldığımı biliyor. Bilmiyormuş gibi davranmasın” demiş ve bu konu uzun süre Yunanistan’da gündem oluşturmuştu. Suçlamalara hiç cevap vermediniz, Spanoulis’le ilişkinizde herhangi bir değişiklik var mı? 
Cevap vermeyeceğim. Yorum yok. 

1992 İstanbul ile ilgili -İlk Euroleague şampiyonluğu- aklınızda ne kaldı? 
Hayatımın çok önemli bir yılı. Ne mi hatırlıyorum? Koçlukta ilk senem idi. Yerel lig, kupa ve en önemlisi Eurolig’i, İstanbul’da kaldırdık. Bazen düşünmek bile zor geliyor. Bir rüya gibi, tam tasvir edemiyorum. 
Bak, şimdi anlatacağımı sanırım hiçbir röportajda söylemedim. Djordjeviç’in basketinden hemen sonra yanıma profesörüm, akıl hocam Aleksandar Nikoliç gelmiş ve “Oğlum tebrik ederim. Daha nice şampiyonluklara” demişti. O an “Tamam, Zeljko bu ilk ve son Euroleague şampiyonluğun. Tadını çıkar. Profesör Nikoliç neden bahsediyor?” diye düşünüyordum. Ancak… Evet, Aca her zaman olduğu gibi yine haklı çıktı. Ne diyebilirim ki?


Basketbolda son dönemde ileri düzey istatistikler kabul görmeye başladı. Eski ESPN yazarı John Hollinger’ın PER sistemine ya da hücum verimliliği, asist yüzdesi gibi istatistiğin alt kategorilerine inanıyor musunuz? 

Hayır inanmıyorum. Eğer istersen sana şu anda ileri düzey istatistikten daha önemli 100 farklı şey sayabilirim. İstatistik tabii ki antrenörler ve oyuncuların, hatta izleyenlerin basketbolu daha kolay anlamlandırması için önemli bir veri kaynağı olabilir ama fazlası değil. İşimizin gereği oyunu okumak ve bu salt istatistikle mümkün olmuyor. 

Detroit Pistons’ta Joe Dumars’la çalışmak nasıldı? Görüşmeler ciddi boyuta ulaştı mı? 
Joe Dumars’a hiçbir zaman NBA’de koçluk yapmak istediğimi söylemedim ya da o bana böyle bir teklifle gelmedi. Kendisi çok iyi bir dostum, geçen yıl Detroit Pistons’ın yaz kampına katılmamdan memnuniyet duyacağını belirtti. Konuyu Dimitris’e açtım, ikimiz de böyle bir deneyim yaşamak için ABD’ye gitmeye sıcak baktık ve gittik. NBA’de koçluk düşüncem yok. Teklif de yok. 

“Zeljko Obradoviç, Panathinaikos, Partizan, Real Madrid ve Badalona’daki ilk sezonlarının tümünde Eurolig şampiyonluğunu kazandı.” Bu detayı, Fenerbahçe’nin mevcut sezonu üzerinden nasıl yorumlarsınız? Eurolig şampiyonluğu bu takvim yılı için gerçekçi hedef mi? 
Bakın, buna benzer soruları daha önce cevapladım. Adım adım, aşama aşama ilerlemeliyiz. Başka çözüm yolu yok. Eurolig şampiyonluğunu telaffuz edince şampiyon olmuyorsunuz. İlk hedefim bu takımı izleyen Fenerbahçe taraftarını mutlu etmek. Bu olumlu reaksiyon salonun da tamamen dolmasını beraberinde getirir. Mesela Anadolu Efes, Barcelona ve CSKA maçlarında taraftarın varlığı, atmosfer beni çok sevindirdi. Yine de bu denklemin ilk aşaması. Bir sonraki safhayı konuşmak bazen çok kolaydır, bazen ise çok zor. Kişisel olarak ben, mayıs ayını, kasımda konuşmayı tercih etmem. Edenler olabilir ama ben böyle biri değilim. 


Panathinaikos’ta görevi bıraktıktan sonra yardımcınız Dimitris Itoudis’in sizden sonraki yeni başantrenörü olmasını bekliyor muydunuz? Onun yerine takımın başına Pedoulakis’in getirilmesi şaşırttı mı? 
Evet, bekliyordum. Dimitris Itoudis’in başantrenörlük yapabilecek kalitede olduğunu elime her fırsat geçtiğinde söyledim. O çok özel biri. Birlikle çalışmaya başladığımız ilk gün ona “Her konuda benimle hemfikir olan bir yardımcı istemiyorum. Senin fikirlerini duymak istiyorum” dedim. Dimitris de 13 yıl boyunca bana ‘kendi fikirlerini’ söyledi. İlişkimiz hiç değişmedi, değişmez de. Çok başarılı bir başantrenör olacağı konusunda ondan hiç şüphe duymadım. Dimitris’i çok seviyorum ve Banvit’teki kariyerinde başarılar diliyorum.